POLİTİKA - 29 Mayıs 2021 Cumartesi 11:33

TADDEF: “28 Mayıs toprağın “Can” vatanın Azerbaycan oluşudur”

A
A
A
TADDEF: “28 Mayıs toprağın “Can” vatanın Azerbaycan oluşudur”

Merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonuna (TADDEF) bağlı Dernekler adına Genel Sekreter Mehmet Azeritürk, Azerbaycan Cumhuriyetinin 103.

Merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonuna (TADDEF) bağlı Dernekler adına Genel Sekreter Mehmet Azeritürk, Azerbaycan Cumhuriyetinin 103. Kuruluş yılı nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı.


28 Mayıs’ın sıradan bir bağımsızlık günü olmadığı vurgulanan bildiride, 28 Mayıs; toprağın Can, vatanın Azerbaycan olduğunun da ilanıdır denildi.


TADDEF ve bağlı dernekler adına Genel Sekreter Mehmet GıyasAzeritürk imzası ile yayınlanan bildiride şu görüşlere yer verildi:


Türk Dünyasının ilk Demokratik Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyetinin 103. Yılı başta Azerbaycan Halkı olmak üzere tüm Türk Dünyasına Kutlu olsun. 28 Mayıs sıradan bir devletin kuruluşu değildir. Sadece bir bağımsızlık ilanı da değildir.  28 Mayıs 1918 günü Mehmet Emin Resulzade şöyle diyordu: Biz bu gün sadece bağımsızlığımızı ilan etmedik. Aynı zamanda Azerbaycan adını da kazandık. Bu sözlerle,  bir devlet doğarken birde ülke doğmuş oluyordu. Bu gerçekle, 28 Mayıs sadece Milletin bağımsızlık ilanı değil aynı zamanda toprağın “CAN”, vatanın Azerbaycan oluşunun dünyaya ilanı olarak tarihe geçti. Azerbaycan Halkı 70 yıl süren Sovyet Emperyalizminden de, 30 yıl süren Ermeni İşgalinden de, 28 Mayıs ruhu ile kurtuldu. 28 Mayıs bu bakımdan bir halkın Millet olma sevdası, bir toprağın vatan olma gerçeğidir. Bu gün hür dünyanın şerefli bir üyesi olan Azerbaycan 44 gün süren çetin vatan muharebesi sonucunda 1918 ruhunu yeniden canlandırarak üç renkli Ay Yıldızlı al bayrağını Azerbaycan’ın her karış toprağına dikmenin onurunu yaşamaktadır. Bu kutlu gün 103 yıllık bir sevdanın aşk ile bütünleşmesi ve sonsuzluğa doğru kanat açmasıdır. Bu duyguları bizlere yaşatan, başta Mehmet Emin Resulzade olmak üzere, Cumhuriyetin aziz kurucularına, Sovyet Emperyalizmine karşı özgürlük meşalesini ateşleyen Ebulfez Elçibey ve bağımsızlık savaşçılarına, Azerbaycan’ı hür dünyanın üyesi olmak için devlet aklını kullanan inkişafın mimarı Umum Milli Lider Haydar Aliyev’e Allahtan rahmet diliyoruz. 103 yıl sonra ilk defa kaybedilmiş toprakların vatana katılmasını sağlayan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e ve canlarını ortaya koyarak, bedenlerinin yarısını vatana veren değerli gazilerimize, cephede savaşan asker sivil tüm vatan evlatlarına, tüm kalbimizle teşekkür ediyor, sağlıklı ömürler diliyoruz.


Bu uğurda canlarını veren aziz şehitlerimiz;  Vatan size minnettardır. Bu vatan sizin kanlarınız üzerinde sonsuza kadar yaşayacak, bu bayrak sizin üzerinizde sonsuza kadar dalgalanacaktır. Uğruna can verdiğiniz topraklarda rahat uyuyun. Biz; Her zaman Azerbaycanlı olmak ile fahr ettik, sonsuza kadar da edeceğiz.


Biliyoruz ki; Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez. Bayramın bir daha kutlu olsun Azerbaycan” denildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kadıköy vapurunda kaybolan yabancı uyruklu kadının görüntüleri ortaya çıktı Kadıköy’de bindiği vapurdan inmemesi üzerine kaybolduğu tespit edilen yabancı uyruklu kadının cansız bedeni Üsküdar açıklarında bulunurken, şahsın vapura bindiği son görüntüler ortaya çıktı. Olay, 2 Mayıs günü saat 22.00 sıralarında Kadıköy’de meydana geldi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nce, 2 Mayıs tarihi saat 22.04 sıralarında bir şahsın kayıp olduğu ve en son Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan yolcu gemisinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine inceleme başlatıldı. Gemi ve iskelelerde yapılan incelemelerde; kimlik bilgileri belirlenen M.H. (44) isimli kadın şahsın saat 20.20’de Kadıköy iskelesinde bulunan turnikeden geçerek vapura bindiği; yolcu gemisinin Beşiktaş iskelesine varış yaptığında şahsın kayıp olduğu belirlendi. Çantasını olay yerinde bırakarak kaybolan şahsa ait bir çanta ise muhafaza altına alındı. Elde edilen görüntülerin kayıp şahsın kızı N.Y. (23) isimli şahsa izletilmesinin ardından, görüntülerdeki şahsın annesi olduğu teşhis edildi. Gemi içerisindeki kamera sistemlerinin ise 14 Nisan tarihinden itibaren çalışmadığı tespit edildi. Kayıp şahsın bulunmasına yönelik yürütülen arama çalışmaları neticesinde şahsın cansız bedeni Üsküdar Selimiye açıklarında tespit edilirken, şahıs otopsi işlemleri için Haydarpaşa GATA’ya kaldırıldı. Öte yandan şahsın son görüldüğü anlar da ortaya çıktı. Görüntülerde M.H.’nin Kadıköy vapuruna bindiği anlar yer aldı.
Diyarbakır Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
Van Doğu Anadolu Kariyer Fuarı kapılarını açtı Doğu Anadolu Bölgesi’nin en kapsamlı kariyer organizasyonlarından biri olan Doğu Anadolu Kariyer Fuarı (DAKAF’26), Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde kapılarını ziyaretçilere açtı. Bu yıl "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla düzenlenen DAKAF’26, İŞKUR koordinasyonunda ve bölgedeki 8 üniversitenin paydaşlığıyla Tuşba ilçesindeki Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde başladı. İki gün boyunca sürecek olan fuar, binlerce öğrenciyi ve mezunu sektör temsilcileriyle bir araya getirdi. Kamu kurumları ve özel sektör firmalarının stant açtığı organizasyon kapsamında, iki gün boyunca çeşitli paneller, atölye çalışmaları ve mülakat simülasyonları gerçekleştirilecek. "Van, istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır" Fuar’da açılış konuşması yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Van’ın sadece kadim tarihi ve kültürel derinliğiyle değil, arkasına aldığı genç nüfusun enerjisiyle de ülkenin kalkınma vizyonunda müstesna bir kale olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Aydın, "Bugün Van, sınır ticaretinin kalbinde; Doğu Anadolu bölgemizin üretim ve istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır. Bu yönüyle Van, gençlerimizin üretim, istihdam ve kariyer fırsatlarıyla buluşması açısından son derece önemli bir merkezdir. Genç istihdamı bizim için sadece bir istatistik değil, aynı zamanda milli bir meseledir. Rakamlar bu konuda bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. TÜİK verilerine göre genel işsizlik oranımızı yüzde 8,1 seviyesine çekmiş bulunmaktayız. Ancak asıl odak noktamız olan yüzde 15,3’lük genç işsizlik oranını çok daha aşağı seviyelere çekmemiz gerekmektedir" dedi. 2013 yılından bu yana düzenlenen 489 istihdam fuarının önemine değinen Aydın, "Bugün ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerimizin sayısı 15-24 yaş grubunda 2,5 milyon, 15-29 yaş grubunda ise 4,5 milyona ulaşmış durumdadır. Bu tablo, gençlerimizi istihdamla daha güçlü bir şekilde buluşturmanın önemini açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim 2002’den 2026 yılı Mart ayı sonuna kadar İŞKUR aracılığıyla toplamda 16 milyon 802 bin kişinin işe yerleşmesine aracılık edilmiştir. İşe yerleşenlerin yaklaşık 5,5 milyon genç kardeşlerimiz oluşturmaktadır. Ancak hedefimiz, gençlerimizi sadece sıradan bir işle buluşturmak değil; onları nitelikli, sürdürülebilir ve katma değer üreten kalıcı işlerle buluşturmaktır. Ayrıca şunu özellikle ifade etmek isterim ki; İŞKUR aracılığıyla 2013 yılından bu yana düzenlediğimiz 489 istihdam fuarı, yaklaşık 29 bin firmanın ve 8,5 milyon vatandaşımızın katılımıyla önemli bir birikim ortaya koymuştur" diye konuştu. "İş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartalım" Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise genç yeteneklere kapılarını açan iş dünyası temsilcilerine seslenerek, "Gelin, bu iki gün boyunca üniversite-sanayi ve sektör iş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartıp somut projelere ve uzun soluklu yol arkadaşlıklarına dönüştürelim. Kamu kurumlarımızdan özel sektör temsilcilerimize kadar uzanan bu geniş iş birliği ağıyla, ülkemizin istihdam hedeflerine Van’dan en güçlü desteği hep birlikte verelim. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki; Doğu Anadolu Kariyer Fuarı, yalnızca bir buluşma zemini değil, aynı zamanda bölge gençliği ile Türkiye’nin önde gelen kurum ve kuruluşları arasında güçlü ve sürdürülebilir bir network köprüsüdür" diye konuştu. Açılış töreni, fuara destek veren firmalara plaket takdimiyle son buldu.
Kayseri Karamustafa: "KAYÜ, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, 8. kuruluş yıldönümü kutlayan KAYÜ’nün hikayesinin güçlü bir temele dayandığını söyleyerek, "Kayseri Üniversitesi, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" dedi. Kayseri’nin asırlardır "Makarr-ı Ulemâ" ünvanıyla anıldığını kaydeden KAYÜ Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, KAYÜ’nün bu sağlam temeller üzerine kurulduğunu dile getirerek, "Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan bu köklü mirasın üzerine, tam sekiz yıl önce, 18 Mayıs 2018’de yepyeni bir vizyon doğdu Kayseri Üniversitesi. Bugün Erciyes Dağı’nın eteklerinde yükselen bu genç kurum, Türk yükseköğretiminde "uygulamalı eğitim" denince öne çıkan ilk adreslerden biri hâline geldi. Teorik bilgi ile sanayi pratiğinin aynı masada buluştuğu, öğrencilerin kampüs sınırları içerisinde değil, üretim hatlarının yanı başında yetiştiği bir model inşa edildi. Ahilik kültürü ile bezenen bu model, tam sekiz yıldır "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna hem Kayseri özelinde hem de ulusal ölçekte somut ve güçlü katkılar sunmaktadır. Kayseri Üniversitesi’nin hikâyesi, güçlü bir temele dayanmaktadır. Kuruluşunda Erciyes Üniversitesi’nin deneyimli akademik birimlerini stratejik ortak olarak devralan KAYÜ, bu birikimi kendi özgün vizyonuyla harmanladı. 2018’de 4 fakülte ve 11 meslek yüksekokuluyla eğitime başlayan üniversite, bugün 6 fakülte, 13 meslek yüksekokulu, 12 uygulama ve araştırma merkezi ile Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’ne sahip daha güçlü bir kurum hâline geldi. Yaklaşık 14 bin öğrenciye ev sahipliği yapan kurum, dünyanın dört bir yanından gelen 300’ü aşkın uluslararası öğrenciyle küresel bir hüviyete sahip olabilme potansiyeli de taşımaktadır. Mühendislikten gastronomiye, tarımsal ve hayvansal üretimden yapay zekâya uzanan geniş bir yelpazede, reel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmış programlarda, bilgi ve becerilerle donatılmış mezunlar vermekte olan Kayseri Üniversitesi’nde amacımız, öğrencilerimize yenilikçilik odaklı eğitim sunarak onları istihdam edilebilirliği yüksek bir şekilde hayata hazırlamak. Bu dinamik yapının kalbinde "Öğrenci Merkezli Üniversite" anlayışı yer almaktadır. Akademik gelişimin yanı sıra öğrencilerimizin sosyal ve kültürel gelişimini de önceleyen üniversitemiz, bünyesindeki 64 aktif öğrenci kulübü aracılığıyla öğrencilerimize kendilerini ifade etme, liderlik vasıflarını geliştirme ve hobilerini profesyonel bir disipline dönüştürme imkânı da sunulmaktadır" ifadelerini kullandı. KAYÜ’ye ’5 yıllık tam kurumsal akreditasyon’ statüsünün verildiğini hatırlatan Rektör Karamustafa, "KAYÜ ailesi, sekiz yıllık emeğinin en özel karşılığını, Mart 2026’da aldı. Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından Üniversitemize "Beş Yıllık Tam Kurumsal Akreditasyon" statüsü verildi. Bu karar, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve yönetim süreçlerimizin ulusal standartların en üst seviyesinde gerçekleştiğinin resmi tescili oldu. Artık Kayseri Üniversitesi, yalnızca bölgesel bir değer değil; kalitesi tescillenmiş, ulusal çapta referans gösterilen bir kurum olarak değerlendirilmektedir. Bu başarının arkasında yatan temel güçlerden biri de "sektörel çeviklik" kabiliyetimizdir. Değişen pazar ihtiyaçlarını ve teknolojik dönüşümleri yakından takip ederek müfredatımızı sürekli güncelliyor, sektörün güncel beklentilerine anında cevap verebilen esnek bir eğitim yapısı sunabiliyoruz. Programlarımızın yaklaşık yüzde 40’ının akredite olması, bu kalite ve adaptasyon yeteneğimizin önemli bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Üniversitemizin en ayırt edici özelliği, sloganımızda gizli: "Kampüste Değil, Sahada Eğitim." Bu felsefeyi yalnızca bir söylem değil, işleyişin ana ekseni kılan Üniversitemize özgü geliştirilen ve tüm kurumu kapsayan işyerinde mesleki eğitim [İME] [3+1 meslek yüksekokullarında] ve [7+1 fakültelerde] uygulamalarımızdır. İş yerinde mesleki eğitimi tercihe bağlı kılan bu sistemle öğrencilerimiz, eğitim sürelerinin tam bir dönemini doğrudan sektörde, sahanın içerisinde geçirebilmektedirler. Bu felsefenin en somut yansıması ve zirve noktası ise Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde [OSB] planlanan Teknik Kampüs’tür. Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’ni sanayinin kalbine taşıyan bu proje, Türkiye’de üniversite-sanayi iş birliğinin en ileri örneklerinden biri olmaya aday. OSB Meslek Yüksekokulumuz ise istihdam garantili programlarıyla mezuniyet sonrası geçiş için bir köprü vazifesi görmektedir. Öğrencilerimiz, teoriyi gerçek üretim süreçlerinde test edebilmekte, mezun olduklarında ise iş dünyasının ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerilerle mücehhez olarak iş hayatına başlayabilmektedirler" diye konuştu. Dijital gelecek ve yeşil dönüşümün öncüsü Karamustafa, "KAYÜ, yalnızca uygulamalı eğitim modeli odaklı olmakla kalmıyor aynı zamanda geleceğin teknolojilerine de öncülük ediyor. Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ile Bilişim Meslek Yüksekokulu bünyesinde yürütülen yapay zekâ ve büyük veri çalışmaları, üniversitemizi dijital dönüşümün öncülerinden biri hâline getiriyor. Öte yandan "Sürdürülebilir Kampüs" vizyonu kapsamında yürütülen sıfır atık ve yeşil dönüşüm projeleriyle gençlerimiz, teknolojiyi doğayla uyumlu kullanma bilinciyle yetişiyor. Kayseri Üniversitesi eğitimi hiçbir zaman mekânla sınırlandırmadı; şehirden ve reel sektörden kopuk programlar tasarlamadı. Aksine, yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve şehir dinamikleriyle kurulan organik bağlar, üniversitemizi şehrin kalkınma lokomotifi hâline getirdi. Yerel mutfağın dünyaya tanıtıldığı gastronomi projelerinden sosyal sorumluluk çalışmalarına kadar her alanda Kayseri Üniversitesi, kampüs sınırlarının ötesine uzanarak ve tüm paydaşlarla bütünleşerek toplumsal fayda üretmektedir" şeklinde konuştu. 8 yılın ardından daha büyük hedeflere doğru KAYÜ’nün başarılı bir model haline geldiğini dile getiren Prof. Dr. Karamustafa, "8 yıl, bir üniversite için kısa bir süre olsa da, KAYÜ bu zaman diliminde "yeni kurulmuş" sıfatını aşarak "başarılı bir model" hâline geldi. "İyiye, daha iyiye; geçmişten ve bugünden öğrenerek, geleceği planlayarak" ilkesiyle hareket eden üniversitemiz, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır. Bu başarı hikâyesinin mimarları olan akademik ve idari personelimize, heyecanlarıyla bizlere güç veren öğrencilerimize ve desteklerini esirgemeyen hayırseverlerimize ve paydaşlarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; YÖK Başkanımıza, Bakanlarımıza, Valimize, Milletvekillerimize, başta Büyükşehir olmak üzere tüm Belediye Başkanlarımıza ve tüm Kayserili hemşehrilerimize verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz. Kayseri Üniversitesi’nin sekizinci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Daha büyük hedeflere, daha güçlü yarınlara. Hep birlikte.