GENEL - 24 Nisan 2021 Cumartesi 16:06

Ermenilerin katlettiği Hakmehmet köyü şehitleri anıldı

A
A
A
Ermenilerin katlettiği Hakmehmet köyü şehitleri anıldı

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal, “Ermenilerin bu bölgede Türklere yaptığı katliamı Naziler bile yapmamıştır” dedi.

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal, “Ermenilerin bu bölgede Türklere yaptığı katliamı Naziler bile yapmamıştır” dedi.


Iğdır’ın Merkeze bağlı Hakmehmet köyünde 1919 yılında Ermenilerce katledilen şehitler anıldı. Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Iğdır Azerbaycan Evi Derneği tarafından Hakmehmet köyüne yapılan ziyarette şehitler haftası nedeniyle Hakmehmet köyü şehitleri Kur’an-ı Kerim okunarak anıldı.


Köyde bulunan ve 1989 yılında yapılan kazı sonucunda ortaya çıkarılan toplu mezardan 51 köylünün ifadesine göre 83 kişinin cesedi çıkarılarak yapılan anıt mezarı ziyaret eden vatandaşlar burada Fatiha okuyarak dua ettiler. Anıt önünde yapılan tören saygı duruşu ve Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı.


Törende konuşan Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal, "Sözde soykırım yalanları ile dünyayı kandıran Ermeniler, bugün yine yalanları ile dünyayı meşgul ediyor.Türk milletini suçluyor. Asıl katliamı yapan Ermeniler soykırıma uğrayan Türk milleti olmuştur. 1919 yıllarında Ermeni Çetecileri Taşnak ve Hınçak Komitecileri tarafından Gedikli, Hakmehmet ve Oba Köylerinde çoluk çocuk yaşlı genç demeden yüzlerce Müslüman Türk insanını hunharca katletmişlerdir. Bu toplu mezarlar Anadolu’nun birçok yerinde mevcuttur. Oysa bir tek Ermeni mezarına rastlanmamıştır. Bu da gösteriyor ki asıl soykırımı yapan Ermenilerdir. Gerçek Ermeni katliamına uğrayan Hakmehmet köyündeyiz. Bunun belgesi de buradadır. Ermeniler insanları tandır damına doldurup kuyulara atıp öldürmüşlerdir. Ermeniler katil bir millettir. Doğu Anadolu bölgesinde katliam yapmışlardır. 1919 yılında burada katliam yapan Ermenilerin torunları 1992 yılında Azerbaycan Hocalı’da aynı katliamı yapmışlardır. Ermenilerin yaptığı zulmü katliamı Almanya’da Naziler bile yapmamıştır. Hür dünyayı Amerika, Fransa, Almanya ve İtalya’yı Ermenilerin yalanlarına inanmamaya çağırıyoruz, gelsinler bu katliamı görsünler gerçek katil Ermenilerdir. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.


Ermenilerin Doğu Anadolu Bölgesinde yaptıkları katliam ortada olduğunu, Hakmehmet köyünde Ermenilerin katliamına maruz kalanların torunu olan Muhtarlar Derneği Başkanı Mikail Ud ise “Yıl 1919 Ermeni çeteleri silahsız masum olan Hakmehmet köyü halkını silah zoruyla bir gece toplayarak köyün meydanında bulunan 12 metreden su alınan kuyunun başına eli silah tutan erkekleri getiriyorlar. Birer birer hançerleyerek vurarak su kuyusuna atıyorlar. Şimdi dünyada yaygara koparıyorlar Türkler soykırım yaptı Ermenileri katletti diye. Aslında delilleri arşivleri bile yok, aslında bir yalan üzerine kurmuşlar bir senaryo onları devam ettiriyorlar. Avrupa’da diasporaları kuvvetli. Bizim Doğu Anadolu bölgesinde yaptıkları katliamlar bellidir. Iğdır’da Hakmehmet, Koçkıran, Oba, Gedikli, Kadıkışlak, Küllük’te yapılan katliamların delili ispatı var. Olayın canlı şahitleri daha düne kadar yaşıyorlardı. Canlı olarak görmüşlerdi. 1999 yılında su kuyusunu açarak Ermeni katliamını ispatladık. Dünya kamuoyunda sergiledik. Ermenilerin yaptığı katliamlar belli. Iğdır’da Doğu Anadolu bölgesinde Erzurum ve Van’da yapılan katliamlar belli. Benim köyümde de 83 şehidim vardır. Şimdi katliam yapılan bizler, mağdur olan bizler, su yüzüne çıkmaya çalışan hain Ermeniler. Ermenilerin 1992 yılında Hocalı’da yaptıkları katliam belli. Onun bile altından kaçmaya çalışıyorlar. Ermeniler her zaman yaptıkları hainliği yapmışlardır. Benim köyümün bir neslini ortadan tarihten silmişlerdir. Ermeniler her zamanki Ermeniliğini yapmıştır. Hain her zaman haindir. Avrupa’nın destek vermesinin bizim için hiçbir anlamı yoktur. Amerika’nın almış olduğu bir karar var sözde soykırımı tanıyan tabi ki, Türkiye açısından alınan bu karar yok hükmündedir. Bizim açımızdan da bir yalan furyasıdır. Türkiye’nin güçlenmesini istemiyorlar. Amerika, Ermenilerin doğuda, Azerbaycan’da yaptıkları katliamları bir gün olsun ağızlarına almış değillerdir. Alınan karar önemli değildir. Ne karar alırlarsa alsınlar bizim için yok hükmündedir. Türkiye eski Türkiye değildir. Güçlü bir Türkiye vardır. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” şeklinde konuştu.


7 amcası Ermenilerce öldürülen 77 yaşındaki Peri Ud, “Ermeni askerleri halka haber gönderiyor ki gelin konuşalım anlaşalım. İnsanları burada topluyor sonrada silahsız insanları vurarak öldürüyor. 80 kişiyi bu su kuyusunun içine doldurup öldürdüler. 7 amcam burada öldü. Ermeniler insanlar kuyudan çıkmasın diye bir öküzü de vurup kuyuya atmıştır. 80 adamı öldürüp kuyuya attılar. ABD yanlış konuşuyor. Doğru konuşmuyor. Amerika ne yapıyorsa kalleşlik yapıyor. Ermeni düşmandır, kötüdür, ahlaksızdır, katildir kalleştir. Bize barış yapacağız dediler insanları topladılar. Kuyuya attılar. Benim babam kardeşlerine ağlaya ağlaya gözleri tutuldu öldü. Babam diyordu ki gözlerimin önünde kardeşlerimi öldürdüler” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Nazilli’de bilim fuarında öğrenciler projelerini sergilendi Nazilli Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen bilim fuarında 19 proje sergilendi. Nazilli Anadolu Lisesi’nin Bilim Fuarı yoğun katılımla gerçekleşti. Fuarda sergilenen 19 proje ve resim sergisi katılımcıların takdirini kazandı. Nazilli’nin önde gelen eğitim kurumlarından olan Nazilli Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerinin Bilim Fuarı okulun yan tarafında bulunan Turan Kapalı Pazar Yeri’nde yoğun katılımla gerçekleşti. Okul Müdürü Zakir Tali’nin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, Şube Müdürleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Bilişim Öğretmeni Betül Öztürk’ün proje yürütücülüğünü üstlendiği fuarda 9’u tasarım, 10’u araştırma olmak üzere toplam 19 proje sergilendi. Oyunlaştırma, STEM, sıfır atık ve geri dönüşüm temalarının işlendiği projelerde 19 danışan öğretmen ve 100’e yakın öğrenci görev aldı. Kurdele kesiminin ardından stantları tek tek dolaşıp projeler hakkında bilgi alan Müdür Güner ve katılımcılar, emeği geçen öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti. Fuar girişinde yer alan ve öğrenciler tarafından hazırlanan resimler ise büyük beğeni topladı. Birbirinden ilginç hikayeleri anlatan resimlerle birlikte kültürümüzü yansıtan kopuz konseri ve zeybek gösterisi de zevkle izlendi. Fuarda açtıkları stantlarla ilgili bilgi veren öğrenciler de geçmişin izlerini gelecek nesillere taşımak adına projeler hazırladıklarını belirtti.
İstanbul L’Oréal’den Türkiye ekonomisine 40 milyar TL’lik etki L’Oréal Türkiye, ülkemizdeki 40’ıncı yılını, güzelliğin bireylerden topluma, ekonomiden sürdürülebilirliğe kadar uzanan dönüştürücü etkisini/gücünü merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. "Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Oluşturuyoruz" var oluş amacıyla hareket eden L’Oréal, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki oluştururken, 22 markası, yaklaşık bin çalışanı ve bugün Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketiciye dokunan ekosistemiyle Türkiye güzellik sektörünün dönüşümüne katkıda bulunmayı sürdürüyor. Şirket bu kapsamda 40’ıncı yılını özel bir etkinlikle kutladı. Şirket faaliyet gösterdiği kategorilerdeki yüzde 25 pazar payıyla, gerçekleştirdiği etkinlikte, güzelliğin kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarını tekno-güzellik vizyonu ve sürdürülebilirlik odaklı inovasyonlarıyla birlikte ele aldı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, "Yalnızca güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmuyor; insanların hayatına, hayallerine ve geleceğine eşlik ediyoruz. Güzelliği görünenin ötesinde bireyleri güçlendiren, toplumsal kalkınmayı destekleyen ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç olarak ele alıyoruz. Bugün tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi olarak inovasyon, bilim ve sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyor, geleceğin güzelliğini bugünden oluşturmaya devam ediyoruz" dedi. "Güzellik görünüşün ötesinde; özgüven, bakım ve toplumsal güçtür" Şirketin 40’ıncı yıl kutlamasında açılış konuşmasını gerçekleştiren Panayotova, "Güzellik sadece görünenle sınırlı değil; bireyleri güçlendiren, toplumsal fayda oluşturan ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç. Günlük bakım ritüellerinden bireylerin özgüvenli hissetmesine, toplumsal kalkınmadan ekonomik büyümeye uzanan geniş bir etki alanından söz ediyoruz. Tüketicilerimize her temas noktasında ‘Görülüyorsunuz, sizi anlıyoruz ve kendi benzersiz hikayenizde her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyoruz. "Her Şey Seninle Güzel" diyerek şirket olarak insanların hayatı güzelleştirdiği her ana 40 yıldır eşlik etmekten gurur duyuyoruz. Bu güvenle, bilimi, teknolojiyi, inovasyonu ve insanı odağımıza alarak geleceğin güzelliğini bugünden oluşturma kararlılığımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. 40 yılda Türkiye’de güçlü büyüme: Türkiye nüfusunun üçte birine dokunan marka Şirket, 1986’dan bu yana güzelliği herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla büyümeye devam ediyor. Bugün dört ana iş birimi; Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik ile faaliyet gösteren şirket, 22 markası ve 8 bin 500’den fazla ürün çeşidiyle Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında tüketicilere ulaşıyor. Yaklaşık 1000 çalışanıyla Türkiye nüfusunun 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketicinin hayatına dokunan şirket, bugün güzellik pazarının lideri konumunda bulunuyor. Şirket; dengeli marka portföyü ve inovasyon gücüyle her yıl pazar büyüme oranının yaklaşık 1.5-2 katı üzerinde büyümeyi hedefleyerek, bu başarıyı sürdürülebilir bir liderliğe dönüştürmeye devam ediyor. Güzellik ekonomisi: Her 1 istihdam, Türkiye’de 12 ek istihdam oluşturuyor Yapılan açıklamaya göre şirket, yalnızca güzellik sektörüne değil, Türkiye ekonomisine de güçlü katkı sağlıyor. Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki sağlarken, L’Oréal Türkiye’nin operasyonları doğrudan ve dolaylı olarak 10 binden fazla tam zamanlı istihdam oluşturuyor. Global bir araştırmaya göre şirket ekosisteminde oluşturulan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 12 ek istihdam oluşturuyor. Tedarikçilerden eczanelere, kuaförlerden perakende ortaklarına, STK’lardan start-up’lara kadar uzanan geniş ekosistem; büyümeyi ve sosyal kalkınmayı destekliyor. Tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi Açıklamaya göre şirket, bugün kendisini yalnızca bir güzellik şirketi olarak değil, "tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi" olarak tanımlıyor. Şirket, yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı, dünya genelinde 4 binden fazla bilim insanı, yılda 725 patent ve 5 bin 900 teknoloji ve veri uzmanıyla geleceğin güzelliğini bugünden inşa ediyor. İstanbul ise Grup’un dünya genelindeki 7 Açık İnovasyon Merkezi’nden biri. Türkiye’de ise 2014 yılında başlayan dijital güzellik yolculuğu, bugün 14’ü aktif olmak üzere toplam 22 dijital servis ile devam ediyor. Dijitalleşmeyi büyüme motoru olarak konumlayan şirket, 2025’te dijital servislerinde 7 milyon oturuma ulaştı. Kullanıcıların 6,3 milyon renk tonu denediği ve kişi başına ortalama 19 görünüm keşfettiği bu ekosistem, 1 dakika 8 saniyelik etkileşim süresiyle öne çıkıyor. Şirket, aynı yıl Avrupa Bölgesi’nde en yüksek ‘keşfedilebilirdik oranına’ ulaşarak başarısını uluslararası düzeye taşıdı. Bilim ve teknolojiden güç alan bu yapı; yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli servislerle tüketicilere ultra kişiselleştirilmiş güzellik deneyimleri sunuyor. Sanal cilt analizlerinden makyaj denemelerine, saç ve cilt bakım önerilerinden online güzellik danışmanlığına kadar uzanan bu ekosistem; e-ticaret, veri ve CRM gücüyle birleşerek tüketiciyle daha derin ve anlamlı bağlar kurulmasını sağlıyor. Güzelliğin geleceği sürdürülebilirlikte şekilleniyor Sürdürülebilirliği sadece çevresel bir hedef değil, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören şirket; bu yaklaşımını 2020 yılında başlattığı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 17 maddesinin 16’sını kapsayan "Gelecek İçin L’Oréal" programı üzerine kurguluyor. Türkiye’deki tesislerinde yüzde 100 yeşil enerji kullanan şirket, sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden son kullanıcıya kadar uzanan bütünsel bir dönüşüm alanı olarak ele alarak, teknoloji ve bilimi yalnızca inovasyon için değil, sürdürülebilirlik için de kullanıyor. Şirket, İstanbul içi lüks ve profesyonel ürün dağıtımlarında yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçerken, direkt e-ticaret sitelerinden yapılan tüm teslimatlarda ise sıfır plastik kullanımıyla fark oluşturuyor. Mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemine geçerek yıllık 400 ton su tasarrufu elde ederken; müşterilerine sunduğu yeşil dönüşüm desteğiyle bugün yeşil salon ve yeşil eczane projelerine destek veriyor. Garnier Sosyal ve Çevresel Etiketleme sistemi ile tüketicilere ürünleriyle ilgili şeffaflık sunmaya devam eden şirket, Impact+ iş birliği ile dijital medya kampanyalarında 41 ton karbon emisyonu azaltımı sağlıyor. Tedarik zinciri aracılığıyla yüzde 61’i kadın girişimci ve yüzde 39’u KOBİ’lerden oluşan toplam 146 kişiye istihdam desteği sağlıyor.