GENEL - 08 Şubat 2019 Cuma 11:21

Başkan Gülbey Müftü Tekin’i ziyaret etti

A
A
A
Başkan Gülbey Müftü Tekin’i ziyaret etti

Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey, 22 Şubat 2019 Cuma günü Azerbaycan Hocalı şehitlerini anma programı yapacaklarını belirterek, Iğdır İl Müftüsü Mustafa Tekin’i makamında ziyaret etti.

Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey, 22 Şubat 2019 Cuma günü Azerbaycan Hocalı şehitlerini anma programı yapacaklarını belirterek, Iğdır İl Müftüsü Mustafa Tekin’i makamında ziyaret etti. ASİMDER Genel Başkanı Gülbey, 1992 yılında Ermeni devleti tarafından işgal edilen ve 613 sivilin katledildiği Azerbaycan vatandaşları için yapacakları anma programı hakkında bilgi verdi.


ASİMDER Genel Başkanı Gülbey, “26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından Azerbaycan Karabağ bölgesinde Hocalı kasabasında 613 Azerbaycanlı kardeşimizi katlettiler. Bu katliamın yıl dönümünde ASİMDER Genel Merkezinin genel sekreterliğini yaptığı Iğdır’da faaliyet gösteren 70 sivil toplum kuruluşları platformunun Merkezinin sekretaryalığını yaptığı ve Iğdır’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının düzenleyeceği programa İl Müftülüğü olarak katılım sağlanması ve destek olunması konusunda yardımınıza ihtiyacımız bulunmaktadır. Dünya kamuoyu önünde gerçekleşen bu insanlık dışı vahşete sessiz kalınmasını halen anlamış değiliz. Camilerimizde Müslüman Azerbaycanlı kardeşlerimize yapılan bu katliam anlatılmalı ve kuranlar okutulmalıdır. Iğdırlı STK’lar olarak 22 Şubat 2019 Cuma namazı sonrası Iğdır Belediyesi meydanında soykırım çadırı açarak temsili Hocalı katliamını canlandıran sokak tiyatrosu oyunu sergilenecek. Aynı gün saat 17:00’de ise Iğdır Devlet Hastanesi önünden Ermeni çetelerinin katlettiği Müslüman Türklere ait anıt ve müzesine (Kılıçlara) kadar ‘Hocalı Şehitleri’ için yürüyüş yapılacaktır. Bu programın halkımıza duyurulması için camilerimizde ki hocalarımız destek olmalıdır. Hocalı yetim çocuğun dediği gibi ‘İnsanlık Nerede’ bizde bu programla burada diyelim” dedi.


Iğdır İl Müftüsü Mustafa Tekin ise, “ASİMDER Genel Merkezinin ziyareti şahsımı çok mutlu etmiştir. Ermeniler tarafından şehit edilen Azerbaycanlı kardeşlerimiz sadece Azerbaycan’ın değil tüm İslam aleminin şehitleridirler. Camilerimizde şehitlerimiz için her seferinde dualarımızı eksik etmiyoruz. 22 Şubat 2019 tarihinde sivil toplum kuruluşlarının yapacağı anma programına sonuna kadar Valiliğimizin vereceği izinler dahilinde elimizden gelen desteği vereceğiz. Ayrıca tüm sivil toplum kuruluşlarıyla da toplantı yapmak isteriz” şeklinde konuştu.


Ziyaretin sonunda ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey, Iğdır İl Müftüsü Mustafa Tekin’e Türk-Azerbaycan bayrakları ile dernek logosunun bulunduğu masa bayrağı ve Ermeni çetelerinin bölgede yaptığı katliamları içeren tarihi kitapları hediye etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.