ASAYİŞ - 26 Şubat 2026 Perşembe 08:56

Yedi gündür kayıp olan gence ait eşyalar arazide bulundu

A
A
A
Yedi gündür kayıp olan gence ait eşyalar arazide bulundu

Hatay’da penceredeki sinekliği parçalayarak evden ayrılan psikolojik rahatsızlığı olan genç 7. gününde de aranıyor. Günlerdir kaybolan kardeşini ararken kayıp gence ait eşyaları arazide bulduklarını ifade eden ağabey Tarık Çalışkan, gelecek umutlu haberi beklediklerini söyledi.


Van’dan çalışmak için Hatay’a gelen ve Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’a 3 yıl önce bipolar bozukluğu tanısı konmuştu. Psikolojik rahatsızlığını atlatmak için ilaç kullanan Çalışkan, 7 gün önce sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısına ait evin penceresindeki sinekliği parçalayarak evden ayrılmış ve sırra kadem basmıştı. Aile tarafından yapılan kayıp başvurusu sonrası Çalışkan’ı bulmak için AFAD liderliğinde arama çalışması başlatıldı. Ekiplerin sahadaki çalışmaları 7. gününde devam ediyor. Kardeşinden gelecek umutlu haberi bekleyen Tarık Çalışkan, Uğur’a ait eşyaları arazide bulduklarını belirterek gelecek umutlu haberi beklediklerini söyledi.



"Pazar gününden itibaren herhangi bir ize rastlanmadı ve kardeşim için çok endişeliyiz"


Kaybolan kardeşini ararken ona ait eşyalardan başka ize rastlamadıklarını ifade eden ağabey Tarık Çalışkan, "Ben kaybolan Uğur Çalışkan’ın abisiyim. Kardeşim Uğur, 7 günden beri kayıp ve en son Pazar günü dağın zirvesinde ona ait; tişört, hırka, telefon, cüzdan ve şarj aleti her şey düzgün bir şekilde katlanmış bir halde AFAD ekipleri tarafından bulundu. AFAD, jandarma, ve kendi akrabalarımızla arama çalışmaları devam ediyor. Pazar gününden itibaren herhangi bir ize rastlanmadı. Kardeşim için çok endişeliyiz. Devlet yetkililerinden daha geniş çaplı destek istiyoruz" ifadelerini kullandı.



Yedi gündür kayıp olan gence ait eşyalar arazide bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Döner ustası motosiklet sürücüsü: "Kaza sonrası kaçıp gittiler" Adana’da motosikletiyle seyir halindeyken üç tekerlekli motorlu bisikletle çarpışan 22 yaşındaki döner ustası Mehmet Yılmaz yaralandı. Kazanın ardından motorlu bisiklette bulunan kişilerin olay yerinden ayrıldığını öne süren Yılmaz, "Kazadır, herkesin başına gelir ama keşke gelip bana baksalardı" dedi. Kaza, 24 Şubat günü Adana’nın merkez Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi Ahmet Cevdet Yağ Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre döner ustası Mehmet Yılmaz (22), motosikletiyle seyir halindeyken karşı yönden gelen ve bir kadın sürücünün kullandığı üç tekerlekli motorlu bisikletin aniden dönüş yapması sonucu araca çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrularak yere düşen Yılmaz kafasından yaralandı. Yaralı Yılmaz, çevredekilerin ihbarı üzerine hastaneye kaldırıldı. Tedavisinin ardından taburcu edilen Yılmaz, kazanın ardından motorlu bisikletten inen bir erkeğin kendisine kızdığını ve daha sonra kadın sürücüyle birlikte olay yerinden ayrıldıklarını iddia etti. Bu anlar ise saniye saniye güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Yaşadıklarını anlatan Mehmet Yılmaz, kazanın bir anda meydana geldiğini belirterek, "Kendi yolumda 30-40 kilometre hızla giderken karşı yoldan gelen 3 tekerlekli motosiklet aniden döndü ve ona çarptım. Gelip başımda durup bana baktılar ve kaçtılar. Kadın sürüyordu 3 tekerlekli motosikleti. O panikle kaçıp gittiler. Kazadır, her insanın başına gelir ama keşke gelip bana bakıp hastaneye kadar gelseydi. İnsan gibi gelselerdi keşke, biz bir şey talep etmiyorduk" dedi. Kadın sürücünün dikkatsiz olduğunu öne süren Yılmaz, "Tek dileğim kadın sürücülere motosiklet vermesinler. Ben kendi şeridimde giderken sağına, soluna bakmadan sinyal verip yola atladılar. Ben onların peşini bırakmayacağım. Benim ehliyetim, her şeyim var. Sadece kaskımı takmamıştım, muhtemelen onların ehliyeti yok o şekilde panik yaptılar. Ben dönerciyim ancak şu anda çalışamayacağım" diye konuştu. Kazayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi.
İzmir "Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir Süt üretiminin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman "süt bolluğu" olarak yorumlandığını ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti. Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengedir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir" dedi. Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1-2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Özge Yendur, "Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, "Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır" ifadelerini kullandı. En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerine şöyle devam etti: "Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır." Anne ve bebekte görülen belirtiler Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Özge Yendur, "Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir." Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hale getirmek olması gerektiğini ifade etti. "Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir" diyen Uzm. Dr. Özge Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, "Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye şartlandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır."
Adana Adana’da 17 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı: 2 şüpheli tutuklu, diğerleri firar Adana’da 17 yaşındaki çocuk, kafede başlayan tartışmanın büyümesiyle 7-8 kişilik grubun saldırısına uğradı. Karnından ve bacağından bıçaklanan çocuk ağır yaralanırken, kavga anı güvenlik kameralarına yansıdı. Çocuğun avukatı olan babası Vedat Ö., "Basit yaralama değil, açıkça adam öldürmeye teşebbüs" diyerek tepki gösterdi. Olayla ilgili 2 şüpheli tutuklanırken, diğer saldırganların yakalanması için çalışma sürüyor. İddiaya göre, Çukurova ilçesine bağlı Güzelyalı Mahallesi’nde 14 Şubat günü yaşanan olayda 17 yaşındaki B.Ö., kafede karşılaştığı husumetlisi E.A. (17) ile konuşmayı başladı. Bir süre sonra aralarında gerilim artınca çocuklar kafeden dışarı çıktı. Bu sırada B.Ö., aralarında E.A. ve Ç.U. (17)’nun da bulunduğu 7-8 kişilik grubun saldırısına uğradı. E.A. ve Ç.U., B.Ö.’yü karnından ve bacağından bıçaklayarak ağır yaraladı. Kavgaya karışan kişiler kaçarak izlerini kaybettirdi. Hastaneye kaldırılan B.Ö., 7 günlük tedavisinin ardından taburcu edildi. Olaya ilişkin E.A. ve Ç.U. yakalanıp tutuklanırken diğer kavgaya karışan diğer kişiler henüz yakalanamadı. B.Ö.’nün babası ve aynı zamanda avukatı olan Vedat Ö., olayın "basit yaralama değil, açıkça adam öldürmeye teşebbüs" olduğunu söyledi. "Konuşma bahanesiyle dışarı çıkardılar" Olay gününü anlatan baba Vedat Ö., "14 Şubat günü oğlum dershane çıkışı, kafe önünde geçerken tanıdığını arkadaşları görünce içeri giriyor. Kafeye girdikten sonra arkadaşlarını görürken yanlarında daha önce husumetli olduğunu bildiği E.A. ve Ç.U var. Benim oğlumu ‘dışarıya davet’ etmişler. Oğlum ‘Tamam çıkalım bir sorun varsa’ diyor" dedi. "Yaklaşık 7-8 kişi birden saldırdı" Baba, "Kapının dışarına çıkar çıkmaz, grubun hazırlıklı olduğu ve kendisine saldıracağını görmesi üzerine olay yerinden uzaklaşmaya çalışıyor. Tekrar olay yerine çağrılıyor ‘konuşacağız’ diyerek. Kamera kayıtlarında açıkça görüldüğü üzere olay yerine çağrıldığı an 7-8 kişinin birden saldırdığı net gözüküyor" şeklinde konuştu. "Vahşice, acımasızca, kalleşçe saldırıyorlar" E.A. ve Ç.U. elinde bıçak olduğunun polis tespitiyle belirlendiği söyleyen baba, "7-8 kişilik grup bazen sayı 10-12’ye çıkarıyor kamera kayıtlarında gözüküyor. Vahşice, acımasızca, kalleşçe saldırıyorlar. Yaşı küçük başarılı bir öğrenciyi öldürmeye teşebbüs ediyor. Karın bölgesinden ve bacak bölgesinden yaralanan oğlum, tesadüfen oradan geçen birinin arabaya almasıyla özel bir hastaneye götürüldü. Acilen ameliyata aldı, ardından servise çıktı" sözlerini aktardı. "Bu olaylar Türkiye’de kangren haline geldi" Bu tarz olayların ülkemizde kangren haline geldiğine değinen baba, "Büyük bir yara haline geldi. Veliler çocuklarını dışarı çıkaramaz oldu. Bu sorunların önlenmesinin en önemli yolu, suç vasıflandırılmasının doğru yapılması lazım" diye konuştu. "Basit yaralama değil öldürmeye teşebbüs suçuna girer" Yaşanan bıçaklı kavga olaylarının basit yaralama olmadığını dile getiren baba, "Bıçak darbeleri, şiddettin uygulama şekli ve boyutu. Bıçakların vurulduğu bölgeler ölümcül. Tamamen adam öldürmeye teşebbüs suçu kapsamına girer. O nedenle yargı ve adliyeye makamlarının da bu suç yönünden adam öldürmeye teşebbüs suçundan değerlendirme yaptığında daha doğru bir sonucu ortaya çıkacağını söylemek istiyorum" dedi. "İki kişi dışında herkes firar" Bıçağı kullanan iki kişi dışında diğerlerinin firar olduğunu belirten baba, "Olaya karıştığı açıkça belirli olmasına rağmen 7-8 kişinin olay üzerinden 10-12 gün geçmesine rağmen yakalanmamış olması gerçekten bizi üzüyor. Yeni olayların yaşanmasından kaygı duyuyoruz. Mutlak suratla emniyetin yapacağı araştırmayla, 7-8 kişilik grubun hızlı şekilde tespit edilerek yargı makamlarına teslim edilmesi ve doğru bir sevk maddeleriyle doğru kanun uygulanmasıyla sonuca gidilmesi gerekiyor" sözlerine yer verdi.
Muğla Muğla 5 gün soğuk havanın etkisinde olacak Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezinden yapılan uyarıda, Muğla’nın soğuk ve yağışsız hava bir hava kütlesine gireceği açıklandı. Yapılan uyarıda, "Yapılan son meteorolojik değerlendirmelere göre; Ülkemizi etkilemekte olan soğuk ve yağışlı havanın, bölgemiz genelinde etkili olacağı tahmin edilmektedir. Yağışların kıyı kesimlerde yağmur, iç kesimlerde ise karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülmesi beklenmektedir. Yağışlı havanın önümüzdeki günlerde doğuya doğru hareket etmesiyle birlikte, 27.02.2026 Cuma günü itibarıyla yerini soğuk ve yağışsız bir hava kütlesine bırakacağı öngörülmektedir. Bu periyotta özellikle pus ve sis gibi görüş mesafesini azaltan meteorolojik hadiselerin görülmesi beklenmektedir. Bu durumlara bağlı olarak atmosferdeki kirletici maddelerin artışı nedeniyle oluşabilecek sağlık sorunlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Hâlen mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının, azalarak mevsim normallerinin altına düşeceği tahmin edilmektedir. Yağışsız dönemde gündüz sıcaklıklarında bir miktar artış beklenmesine rağmen, gece sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında seyredeceği öngörülmektedir. Düşük sıcaklıklar ve kar yağışına bağlı olarak buzlanma ve don olayları meydana gelebileceğinden, ulaşımda aksamalar ile zirai faaliyetlerin sürdüğü bölgelerde zirai don riskine karşı tedbirli olunmalıdır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından kuvvetli yağış, kuvvetli rüzgâr ve fırtınaya ilişkin hazırlanacak ve yayımlanacak meteorolojik tahmin ve erken uyarıların takip edilmesi önem arz etmektedir. İl merkezlerimizde, 26 Şubat-03 Mart 2026 tarihleri arasında beklenen en düşük hava sıcaklıklarının Muğla’da 12 derecelere kadar düşeceği tahmin edilmektedir" denildi.