ASAYİŞ - 12 Şubat 2026 Perşembe 13:51

İskenderun’da aranan 3 şahıs yakalandı

A
A
A
İskenderun’da aranan 3 şahıs yakalandı

Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları sonucu çeşitli suçlardan aranan 3 kişi İskenderun’da yakalandı. Şahıslardan biri tutuklanarak cezaevine gönderildi.


İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince aranan şahısların yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmada; başkasına ait banka veya kredi kartlarının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan aranan Y.Y., kasten öldürme olayının şüphelisi O.K. ve bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan hakkında 3 yıl hapis cezası bulunan A.G. adlı kişi gözaltına alındı.


Emniyetteki işlemlerinin ardından Y.Y. serbest kalırken, O.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. A.G. ise sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi.



İskenderun’da aranan 3 şahıs yakalandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de Sarıkamış ruhu yeniden canlandı: Şehitler dualarla yad edildi Sarıkamış Harekatı’nın 112. yıl dönümü dolayısıyla Arnavutköy’de düzenlenen anma programı, duygu dolu anlara sahne oldu. "Beyaz Hüzün" olarak hafızalara kazınan Sarıkamış’ta, binlerce Mehmetçiğin vatan uğruna şehadete yürüdüğü destan; Arnavutköy’de dualar, türküler ve anlamlı etkinliklerle yeniden hatırlandı. Arnavutköy’de Sarıkamış Harekatı’nın 112. yıl dönümünde anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Arnavutköy Belediyesi, Arnavutköy Erzurumlular Derneği ve Şenkaya ve Köy Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle Avlu34 AVM Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Sarıkamış Şehitlerini Anma Günü" programı, ilçe protokolü ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Programa İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, Arnavutköy Belediye Başkan Yardımcıları Ahmet Altay ve Fatih Bozdemir’in yanı sıra siyasi parti temsilcileri, Arnavutköy Erzurumlular Derneği Başkanı Rıfat Aba, Şenkaya Dernekler Federasyonu Başkanı Osman Şeker, sivil toplum kuruluşu başkanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hersanlıoğlu: "Sarıkamış Şehitlerimiz Olmasa Bugün Bu Gücü Konuşamayacaktık" Programda konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, Sarıkamış’ın Türk tarihinin "en acı ve en onurlu" sayfalarından biri olduğunu belirterek, bu destanın özellikle genç kuşaklar tarafından doğru anlaşılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sarıkamış’ta yaşananların, devletin ve milletin bekası için göze alınan büyük bir fedakârlık olduğunu ifade eden Hersanlıoğlu, on binlerce Mehmetçiğin şehadete yürüdüğünü hatırlattı. Türkiye’nin bugün bölgesinde söz sahibi bir devlet konumunda olduğuna dikkat çeken Hersanlıoğlu, "Sarıkamış şehitlerimiz olmasa belki bugünkü anlamda gücümüzü konuşamayacaktık; okullarımızı, eğitim kurumlarımızı bu şekilde açamayacaktık" dedi. Gençlere de seslenen Hersanlıoğlu, öğrencilerin bilimle ve teknolojiyle buluşmasının, ahlaki değerlerle yetişmesinin ve kardeşlik duygusunu güçlendirmesinin en büyük beklenti olduğunu ifade ederek programın hazırlanmasında emeği geçen kurumlara teşekkür etti. Altay: "Sarıkamış yalnızca bir tarih başlığı değildir" Programda konuşan Arnavutköy Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Altay, Sarıkamış’ın yalnızca bir cephe ya da tarih başlığı olmadığını vurgulayarak, "Sarıkamış; vatan uğruna yürüyen bir milletin, imkânsızlıklar içinde bile geri dönmeyen evlatlarının destanıdır" ifadelerini kullandı. 22 Aralık 1914’te başlayan o büyük yürüyüşte binlerce Mehmetçiğin kar ve tipinin içinde şehadete yürüdüğünü hatırlatan Altay, "Sarıkamış’ta donan bedenler değil; donmayan bir iman, vazgeçmeyen bir yürek vardır" dedi. Sarıkamış’ı anmanın sadece geçmişi hatırlamak değil, bugün huzurla yaşanan vatanın hangi bedellerle emanet edildiğini bilmek anlamına geldiğini belirten Altay, özellikle gençlere seslenerek, "Birlik olmak, kardeşliğe sahip çıkmak ve bu emaneti daha güçlü yarınlara taşımak" mesajını verdi. Resim Sergisinin Açılışı Yapıldı Program kapsamında, Sarıkamış şehitlerinin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla hazırlanan resim sergisinin de açılışı gerçekleştirildi. Sergide, öğrencilerin Sarıkamış’ı anlatan çalışmaları katılımcıların beğenisine sunuldu. Protokol üyeleri ve vatandaşlar sergiyi gezerek eserleri inceledi. Öğrenci Korosu Türkülerle Yürekleri Dağladı Protokol konuşmalarının ardından sahne, geleceğin teminatı olan öğrencilere bırakıldı. Öğrencilerin oluşturduğu koro, seslendirdiği türkülerle salonda duygu yüklü anlar yaşattı. Özellikle Sarıkamış’ı anlatan eserlerin yankılandığı bölümde, birçok vatandaşın gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Koro, performansının ardından uzun süre alkışlandı. Programda Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Sarıkamış Harekâtı’nın tarihî boyutunu ve bilinmeyen yönlerini ele aldığı konuşmasıyla katılımcılara önemli bilgiler aktardı. Sunum, Sarıkamış’ta yaşanan zorlukları ve o günün şartlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Dereceye Giren Öğrenciler Ödüllendirildi Anma programı kapsamında ilçe genelinde düzenlenen "Sarıkamış Şehitleri" konulu resim yarışmasında dereceye giren öğrenciler de unutulmadı. Başarılı öğrencilere ödülleri takdim edilirken, program; halk ozanları Nuri Çırağı, Ahmet Poyrazoğlu ve Erol Ergani’nin gerçekleştirdiği aşık atışmalarıyla sona erdi. (SB-
Samsun Aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat çekerek, "Bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır" dedi. ‘Aşk’ konusunun son yıllarda psikolojinin çalışma alanı içinde yer alan ana temalardan biri olduğunu belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla aşık olma duygusu hakkında bilgilendirmede bulundu. Dopamin hormonunu aşık olmayı etkilediğine dikkat çeken Psikolog Enise Öziç, "Aşkın tanımının kültürden kültüre ve kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Aşk; yakınlık, bağlanma, güven, saygı ve sevgi gibi duyguları beraberinde getiriyor. Aşk duygusunun bireyde duygusal değişimlerin yanı sıra hormonal değişimler de oluşturuyor. Örneğin aşık birinin karşısındaki insanı aklından çıkaramaması ve ona büyük bir tutkuyla bağlı olması, dopamin hormonu aracılığı ile meydana gelmektedir. Beyindeki bazı biyokimyasalların aşkla ilişkili olduğu ve insan beyninin sevdiği kişinin acısını algılayabildiği söylenebilir. Bu bakış açısına göre, aşk sürecinin genetik, hormonlar ve psikolojik deneyimlerle oluştuğu söylenebilir" diye konuştu. "Sağlıklı ilişkinin formülü bağımlı olmamak" Aşkın insanlarda birçok süreçte etkili olurken bireyin davranışlarına da yön verebildiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, "Aşkın mutluluğu, bir yandan bireye yaşama hazzı verirken öte yandan bireyin duygu hissettiği kişiye karşı bağımlı olması gibi bir sonuç da doğurabilmektedir. Bu durumun yoğunluğu elbette kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak sağlıklı olmaması sebebiyle bağımlı bir ilişki yaşanmaması adına bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır. Sevginin, aşkın bireyin yaşamında her daim var olabileceği, yılın birkaç gününe sığmayacağı ve hediyenin büyüklüğü ile ölçülemeyeceği de gözden kaçmaması gereken bir gerçektir" şeklinde konuştu.
Denizli Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi Heimtextil 2026 Değerlendirme Toplantısı, Denizli Sanayi Odası (DSO) ev sahipliği ve Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) iş birliği ile fuara katılan sanayicilerin katılımlarıyla M. Feridun Alpat Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun öncülüğünde düzenlenen ev tekstil sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve Denizli’den 57 firmanın katıldığı Heimtextil 2026 Fuarı’nın ardından gerçekleştirilen toplantıda, fuara ilişkin durumları paylaşılırken sektörün mevcut durumu ve geleceğine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. "2026’nın 2025’ten daha kötü olmasını beklemiyoruz" Toplantının açılışında konuşan Başkan Kasapoğlu, 2025 yılının sektör açısından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğunu belirterek, "Veriler de sahadaki gözlemlerimiz de 2025’in sektörel anlamda en kötü yıl olduğunu gösteriyor. Ancak 2026’nın daha kötü olmayacağı yönünde bir beklentimiz var. İSO Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) tekstil verisinin 31 ay sonra yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıkmasını da sektörün dayanıklılığı açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" dedi. Uygulanan dezenflasyon politikalarının özellikle emek yoğun sektörleri etkilediğini vurgulayan Başkan Selim Kasapoğlu, tekstil ve hazır giyimin bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Buna rağmen Denizli’nin, diğer illere kıyasla daha dirençli bir performans sergilediğini belirten Kasapoğlu, "Takipteki alacaklar ve karşılıksız çekler açısından Türkiye ortalamasının altındayız. Bu tablo, firmalarımızın güçlü yapısını ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıda istihdam verilerine de değinen Başkan Kasapoğlu, Denizli’de toplam istihdamda yatay bir seyir görülse de imalat sanayinde ve özellikle tekstil sektöründe son üç yıllık dönemde ciddi kayıplar yaşandığını belirtti. Son yıllarda tekstil ve hazır giyim sektöründe hem Denizli’de hem de Türkiye genelinde önemli ölçüde istihdam daralması yaşandığını ve kadın istihdamındaki düşüşün de dikkat çekici boyutta olduğunu vurgulayarak bu düşüşün sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da endişe verici olduğunu aktardı. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretindeki büyümeye dikkat çeken Kasapoğlu, "Dünya tekstil ihracatı artarken, Türkiye’nin gerilemesi rekabet gücümüz açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Üretim maliyetlerimizin yükselmesi nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyoruz. Türkiye üretim anlamında pahalı bir ülke haline geldi" dedi. Öte yandan, dünya genelinde tekstil imalatının 2024 yılında yüzde 2 artmasının ardından 2025 yılında yüzde 6 artış göstermesinin sektörün küresel potansiyelini ortaya koyduğu belirtilerek, Türkiye’nin bu büyümeden daha güçlü pay alabilmesi için yapısal adımların atılması gerektiği ifade edildi. Sektörün ayakta kalabilmesi için istihdam ve ihracat desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Kasapoğlu, 2026 yılında tüm firmaları kapsayacak şekilde istihdam desteğinin yükseltileceğini, Oda olarak ilgili Bakanlıklar ve kurumlar nezdinde girişimlerin sürdüğünü ifade etti. Avrupa pazarındaki rekabetin arttığına dikkat çeken Kasapoğlu, firmaların alternatif pazarlara yönelmesinin önemine değindi. Amerika’nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu hatırlatan Kasapoğlu, Denizli ihracatında da ABD’nin üst sıralarda yer aldığını belirterek, Amerika pazarında daha etkin olunması için sektör olarak stratejik adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Memişoğlu: "2026’nın ikinci yarısında daha dengeli bir süreç bekliyoruz" DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise 2025 yılının finansmana erişim zorlukları, küresel ekonomik şartlar ve ABD’nin uyguladığı ilave tarifeler nedeniyle sektör açısından oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 2026’da dengelerin daha yerine oturmasını temenni ettiklerini ifade eden Memişoğlu, yılın ilk yarısında temkinli bir sürecin devam edeceğini, ikinci yarıda ise enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak daha öngörülebilir ve istikrarlı bir tablo oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Fuara katılan firma sayısının korunmasının önemine dikkat çeken Başkan Memişoğlu, Heimtextil için önemli bir bütçe ayrıldığını ve devlet desteklerinden azami ölçüde yararlanılması gerektiğini vurgulayarak, 2026’nın sektör adına daha olumlu bir yıl olması temennisinde bulundu. Heimtextil 2026’ya katılan sanayicilerden fuar değerlendirmesi Heimtextil 2026 Fuarı’nın genel olarak nitelikli görüşmeler açısından verimli geçtiğini ifade eden sektör temsilcileri, ziyaretçi sayısında sınırlı bir düşüş gözlemlense de görüşmelerin kalitesinin arttığını dile getirdi. İstanbul’daki fuarların son yıllarda güç kazandığına da dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin fuarcılıkta daha güçlü bir konuma gelmesi için yeni ve büyük ölçekli fuar alanlarına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Toplantının sonunda Başkan Kasapoğlu, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerinin ilgili platformlarda dile getirilmeye devam edeceğini belirterek, "Zor bir dönemden geçiyoruz ancak birlikte hareket ederek bu süreci aşacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.