ASAYİŞ - 02 Şubat 2026 Pazartesi 10:54

Depremde eşini, 2 çocuğunu ve bacaklarını kaybeden acılı anne, yaptığı alışverişin borcunu ödeyemeyince mahkemelik oldu

A
A
A

Hatay’da depremde eşini, iki evladını ve bacaklarını kaybeden Ebru Çevikkol, depremden sağ kurtulan 2 çocuğunu mutlu etmek için yaptığı alışverişten kalan 5 bin TL’lik borcu istenilen tarihte ödeyemeyince borcu katlanarak 25 bin TL’ye çıktı. Depremin acısını yaşayan ve tek geliri engelli maaşı olan Çelikkol, katlanarak artan borcunu ödeyemeyince firma tarafından mahkemeye verildi.

 

 

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde yakalanan Ebru Çevikkol’un; eşi Ahmet, kızı Havva ve oğlu Metin enkaz altında kalarak hayatlarını kaybettiler. Depremde eşini ve 2 evladını kaybeden Çevikkol’un kızı Eylül ile kendisi ve oğlu Eren depremin 4’üncü gününde enkazdan kurtarıldı. Depremde iki bacağını kaybeden Çevikkol’un oğlu Eren ise sol bacağını kaybetti. Depremi derinden hisseden Çevikkol, Mersin’de bir mağazada çocuklarını mutlu etmek için yaptığı giysi alışverişini taksit yaptırarak ödemek istedi. Aldığı ürünlerin toplamı 50 bin TL olan Çevikkol, geçtiğimiz yıl Kasım ayında borcun büyük kısmı olan 45 bin TL’yi ödedi ve geriye 5 bin TL’yi 15 Ocak’ta ödemek için firmayla iletişime geçti. Firmayla yaptığı görüşmede 5 bin TL’lik borcunun 2026 yılına sarkmasından dolayı 25 bin TL’ye yükseldiğini öğrenen Çevikkol, borcundan dolayı mahkemelik olduğunu öğrenince üzüntü yaşadı. Depremden geriye kalan 2 evladını mutlu edebilmek adına yaptığı alışverişle mahkemelik olan acılı anne Çevikkol, şimdiyse artan borcunu nasıl ödeyeceğini düşünüyor.

 

 

 

"Son taksitin borcunu ödemek için iletişime geçtiğimde, yeni yıla girmesiyle taksitlendirmenin iptal olup daha fazla borcum olduğunu söylediler"

 

Depremde eşini ve 2 evladını kaybeden Ebru Çevikkol, kendisinin 2 bacağının ve evladının 1 bacağının ampute edildiğini anlatarak, "6 Şubat depreminde Cumhuriyet Mahallesi’nde oturuyordum. Depremin ilk esnalarında arkamızdaki binanın üzerine yıkılması sonucu enkazda, eşim ve iki çocuğumu kaybettim. Ben ve oğlum enkazdan dördüncü gün çıktık. Ben iki bacağımı ve oğlum da sol bacağını kaybetti. Ondan sonra çok zor süreçler yaşadık. Depremden sonra 15 defa ameliyat oldum ve geride kalan iki çocuğum için hayata tutunmaya çalıştım. Onlar için umut olmaya çalışıyorum. Depremden bu yana Çilem abla bize çok destek oldu. Depremden sonra çocuklarıma alışveriş yapmam gerekiyordu. Alışverişi yaptım, ödemesini yaptım ve son bir taksiti kalmıştı. Son taksitin borcunu ödemek için iletişime geçtiğinde, yeni yıla girmesiyle taksitlendirmenin iptal olup daha fazla borcum olduğunu söylediler. Engelli maaşı alıyorum. Bu şekilde geçim sağlamaya çalışırken borçlarımı kapatmaya çalışıyorum. Ben iki çocuğumla beraber hayata tutunmaya çalışıyorum. Engelli bir anne için zor ama başarmak istiyorum" dedi.

 

 

 

"Elimden ne geldiyse hem çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum hem de borçları ödemeye çalışıyorum ama olmuyor"

 

Mersin’de çocukları için yaptığı alışveriş sonrası borcunun katlanarak arttığını ifade eden Ebru Çevikkol, "İlk başlarda 90 bin TL dediler 50 bin TL’ye düşürdük ve bir kısmı olan 45 bin TL ödedik. Geri kalan 5 bin TL’yi taksitlendirme yaptık ama iptal oldu. Taksitlendirme iptal olduğu an 5 bin TL borç şimdi ise 25 bin TL oldu. Mersin’den bir mağazadan giysiler almıştım, avukatlık olduk. Avukat dosya masrafları derken başka avukata verildi ve bu şekilde bunun gibi borç çıktı. Bu borcu ödemeye çalışıyorum ama gücüm yetmiyor. Depremde yaşadıklarımı izah ettim. Engelli olduğumu, eşimi kaybettiğimi ve çok kötü durumda olduğum için çocuklarına bir şeyler almam gerekiyordu. Onlar da benim gelirimin olduğunu söyledi. Devletimiz bize çok destek oluyor. Bana dosya indirimi yapacağını söylediler sonra avukatın yıl geçtiği için taksitlendirmenin iptal olduğundan dolayı güncel borcumun olduğunu söylediler. Güncel borcum 25 bin TL’lik bir ödemem var. Onun için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Elimden ne geldiyse hem çocukların ihtiyaçlarını hem de borçları ödemeye çalışıyorum ama olmuyor" ifadelerini kullandı.



Depremde eşini, 2 çocuğunu ve bacaklarını kaybeden acılı anne, yaptığı alışverişin borcunu ödeyemeyince mahkemelik oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Uludağ, yarıyıl tatilinde yüzbinlerce kişiyi ağırladı Kış turizminin önemli merkezlerinden olan Uludağ, yüzde 100 dolulukla hizmet veren otellerinde konaklayanlar ve günübirlik gelenlerle yarıyıl tatilinde yüzbinlerce kişiyi ağırladı. Uludağ’da son yağan kar yağışlarıyla kar kalınlığı 116 santimetreye ulaştı. Yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan, kar kalınlığının 1 metreyi aştığı zirvede, hem otel işletmecileri hem de bölge esnafı sezonun en yoğun günlerini yaşadı. Bursa kent merkezine kara yoluyla 40 kilometre uzaklıkta bulunan, aynı zamanda 9 kilometrelik dünyanın en uzun kesintisiz teleferik hattıyla da ulaşılabilen Uludağ, tatilcilere eşsiz imkanlar sundu. Uzunlukları 300 ile 1980 metre arasında değişen 20 ayrı pistte kayak ve snowboard yapan turistler, kış sporlarının tadını çıkardı. Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GÜMTOB) Uludağ Sorumlusu Burak Beceren, Uludağ’daki yaklaşık 8 bin yatak kapasiteli tesislerin tamamının sömestir boyunca dolduğunu belirterek, "Tatil süresince zirveyi günlük 35 bin ile 50 bin arasında kişinin ziyaret ettiğini düşünüyoruz. Günlük 50 bin kişi inanılmaz bir rakam." dedi. Uludağ’ın sadece Bursa için değil, tüm Marmara Bölgesi için önemine işaret eden Beceren, "Uludağ, dünyada nadir görülen bir erişim avantajına sahip. 2,5 saatlik sürüş mesafesinde yaklaşık 25-30 milyonluk bir nüfusa hitap ediyor. İstanbul başta olmak üzere Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bolu gibi illerden yoğun ziyaretçi ağırlıyoruz. Sömestir tatilini yüzde 100 dolulukla geçirdik, şimdi üniversite tatil haftasıyla bu ivmeyi sürdürüyoruz." diye konuştu. İlkokul ve lise öğrencilerinin ders başı yapmasıyla birlikte zirvede bayrağı üniversite öğrencilerinin devraldığını aktaran Beceren, "29 yıldır geleneksel olarak düzenlenen gençlik festivali ’Winterfest’ ile yoğunluk 8 Şubat’a kadar sürecek. İlk ve orta okullar ile lise öğrencilerinin taili bitti sıra üniversite öğrencilerinde. Tesislerimiz yüzde 100’e yakın dolulukla devam ediyor" ifadesini kullandı.
Manisa Manisalı Deniz Erol milli takım yolunda Antalya’da düzenlenen Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Satranç Şampiyonası’nda mücadele eden Manisalı Deniz Erol, gösterdiği üstün performansla milli takım havuzuna girerek Manisa’ya büyük gurur yaşattı. Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) tarafından 24-31 Ocak tarihleri arasında Antalya Belek’te düzenlenen 2026 Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Satranç Şampiyonası’nda Manisa adına sevindirici bir başarı elde edildi. Manisalı genç sporcu Deniz Erol, turnuvada sergilediği performansla milli takım havuzuna girerek Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etme hakkı kazandı. Türkiye’nin 81 ilinden binlerce sporcunun katıldığı dev organizasyonda, Manisa’nın tanınmış avukatlarından Ömer Faruk Erol ve Seda Solmaz Erol çiftinin kızı olan Deniz Erol, 8 yaş kızlar kategorisinde rakiplerine karşı üstün bir mücadele ortaya koydu. Zorlu geçen 11 turun ardından başarılı sonuçlar elde eden genç sporcu, Milli Sporcu unvanını alarak önemli bir başarıya imza attı. Toplam 2 bin 884 sporcunun katılım sağladığı şampiyonada, Küçükler (7-12 yaş) ve Yıldızlar (13-18 yaş) kategorilerinde yoğun bir rekabet yaşandı. Sporcular, aileler ve antrenörlerle birlikte yaklaşık 10 bin kişinin takip ettiği organizasyon, Avrupa’nın en büyük satranç turnuvalarından biri olarak dikkat çekti. 2026 yılı içerisinde Türk bayrağını uluslararası turnuvalarda temsil edecek 216 sporcu arasına giren Deniz Erol’un başarısı, Manisa spor camiasında sevinçle karşılandı. Genç sporcunun disiplini ve azmiyle geleceğin başarılı satranç ustaları arasında yer alması bekleniyor.
Malatya Malatya’nın sanayi koridorunda yer alması teknik bir zorunluluk Malatya İş İnsanları Platformu Başkanı Ahmet Özköse, Sanayi Alanları Master Planı kapsamında Malatya’nın adının yer almamasına ilişkin yaptığı basın açıklamasında, kentin lojistik, coğrafi ve ulaşım altyapısı dikkate alındığında sanayi planlamasında yer almasının bir tercih değil, teknik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Özköse, açıklamasının başında mübarek Berat Kandili’nin ülkeye, millete ve Malatya’ya hayırlar getirmesini temenni etti. Son günlerde basına yansıyan Sanayi Alanları Master Planı’nda Malatya’nın isminin geçmemesinin dikkat çekici olduğunu ifade eden Özköse, sahadaki coğrafi ve lojistik gerçeklerin Malatya’nın bu planlamanın doğal merkezlerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Malatya’nın lojistik merkez olmasının nedenlerini sıralayan Özköse, kentin Doğu-Batı ile Kuzey-Güney demiryolu hatlarının kesişim noktasında yer aldığını, aynı zamanda D300 ve D850 karayollarının kavşak merkezi konumunda bulunduğunu söyledi. Depolama ve dağıtım kapasitesine de değinen Özköse, Malatya’nın Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük antrepo ve depo altyapısına sahip olduğunu belirterek, bölgede üretilen ürünlerin büyük bölümünün Malatya üzerinden depolanarak dağıtıldığını kaydetti. Ulaşım altyapısının güçlü olduğuna vurgu yapan Özköse, "Bölgenin en büyük havalimanlarından biri Malatya’dadır. Ayrıca Malatya, Mersin Limanı’na en yakın Doğu Anadolu şehri olma özelliğiyle önemli bir lojistik avantaja sahiptir" dedi. Malatya’nın ihracat verilerinin de bu kapasiteyi ortaya koyduğunu ifade eden Özköse, yıllık yaklaşık 335 milyon dolarlık ihracat hacminin, şehrin lojistik gücünün somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Açıklamasının sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında bu teknik gerçekliğin planlamalara yansıyacağına olan inançlarının tam olduğunu belirten Özköse, Malatya’nın sanayi koridoru ve sanayi alanları planlamasında mutlaka yer alması gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum Türkiye ve Mısır Ticaretinde yeni dönem: Dev iş birliği protokolü imzalandı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğündeki Türk iş dünyası heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Kahire’de kritik temaslarda bulundu. Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’na, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın da katılarak iki ülke arasındaki ticari bağların güçlendirilmesi sürecine katkı sağladı. Mısır Maliye Bakanı Ahmed Kouchouk’un çevrim içi katılım sağladığı forumda; T.C. Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Başkanı Ahmet Al Wakil ve her iki ülkenin önde gelen iş insanları yeni yatırım imkanlarını görüştü. Toplantıda özellikle lojistik maliyetlerini düşürecek olan Mersin-İskenderiye ve İskenderun-Dimyat Ro-Ro seferlerinin yeniden başlatılması stratejik bir hedef olarak belirlendi. Sanayiden tarıma geniş kapsamlı ortaklık Forumun sonunda sanayi, ticaret, tarım, balıkçılık, turizm, lojistik ve inşaat sektörlerini kapsayan kapsamlı iş birliği anlaşmalarına imza atıldı. TOBB ve Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ile her iki ülkenin oda ve borsaları arasında imzalanan bu protokollerle, ticaret hacminin kısa sürede en üst seviyeye taşınması amaçlanıyor. Başkan Özakalın: "Tarım ve hayvancılığa kadar her alanda iş birliği değerli" Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, imzalanan protokollerin önemine dikkat çekti. Başkan Özakalın, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti öncesinde, TOBB Başkanımız Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğünde Kahire’de oldukça verimli bir süreç geçirdik. İmzalanan protokoller; sanayiden turizme, inşaattan tarım ve hayvancılığa kadar bu iş birliğinin ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır" dedi. Özellikle bölgesel kalkınmada tarım ve hayvancılığın önemine değinen Özakalın, "Sanayi ve inşaat sektörlerindeki gücümüzü, Mısır ile kuracağımız bu köprülerle taçlandıracağız. Lojistik anlamda Ro-Ro seferlerinin canlandırılması ihracatımız için hayati bir adımdır. Bu iş birliği sürecinin ülkemize ve camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Malatya Yeşilyurt’ta büyükler baş tacı olmaya devam ediyor Yeşilyurt Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirdiği ‘Baştacı’ Projesi ile yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde yürütülen proje kapsamında, yaşlı vatandaşların evlerinde düzenli olarak temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Yeşilyurt Belediyesi, "Varlıklarıyla bize güç veren, yol gösteren büyüklerimizin her zaman yanındayız" anlayışıyla, sosyal hizmet çalışmalarını artırarak sürdürmeyi hedefliyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde devam eden ‘Baştacı’ Projesi ile ilçedeki büyüklerin daha sağlıklı şartlarda, huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmeleri için çalışmalar kararlılıkla devam ediyor. Alanında uzman ekipler tarafından titizlikle yürütülen çalışmalarla, yaşlı vatandaşların yaşam alanları hijyenik, sağlıklı ve güvenli hale getiriliyor. Ev temizliği hizmeti sayesinde hem fiziksel sağlık korunurken hem de yaşlıların günlük yaşamlarını daha huzurlu ve konforlu bir şekilde sürdürebilmelerine katkı sağlanıyor. Yeşilyurt Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yetkilileri, toplumun temel direği olan büyüklerin her zaman baş tacı olduğunu vurgulayarak, onların yalnız olmadıklarını hissettirmek ve hayatlarını kolaylaştırmak adına sosyal destek projelerine büyük önem verdiklerini ifade etti. ‘Baştacı’ Projesi’nin sadece bir temizlik hizmeti değil, aynı zamanda vefa, dayanışma ve gönül belediyeciliğinin bir yansıması olduğunu ifade ettiler. Proje kapsamında düzenli aralıklarla sürdürülen çalışmalarla, yaşlı bireylerin ihtiyaçları yerinde tespit edilerek gerekli destekler sağlanıyor. Belediye ekipleri, hizmet sunumu sırasında büyüklerle yakından ilgilenerek moral ve motivasyonlarını da yükseltiyor. Ev temizliği ve temel ihtiyaçlara yönelik hizmetlerle büyüklerin hayatını kolaylaştıran ‘Baştacı’ projesi, vatandaşların takdirini topluyor. Hizmetten memnun kalan yaşlılar, her zaman yanlarında olan Yeşilyurt Belediyesi’ne teşekkür etti.
Van HAK-İŞ’in "Türkiye kadın buluşmaları" programı Van’da düzenlendi HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Türkiye Kadın Buluşmaları" programının ikincisi Van’da gerçekleştirildi. Kentte bir otelde düzenlenen programa sendika temsilcileri ve davetliler katıldı. Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci, HAK-İŞ’in gücünün yalnızca üye sayısıyla ölçülemeyeceğini belirterek, konfederasyonun çalışma hayatında ortaya koyduğu kararlı duruş ve çözüm odaklı yaklaşımıyla önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Değirmenci, kıdem tazminatından kayıt dışı çalışmalara ve vergi adaletsizliğine, iş sağlığı ve güvenliğinden çalışan kadın sorunlarına kadar HAK-İŞ, emekçileri yakından ilgilendiren konularda, her masada olduğunu belirtti. Genel Başkan Yardımcısı Değirmenci, "HAK-İŞ bugün sadece bir konfederasyon değil, aynı zamanda bir düşünce, fikir hareketidir. Kimi zaman emekçiler için, kimi zaman mağdur ve mazlumlar için HAK-İŞ her zaman tetiktedir, hazırdır, görevinin başındadır. HAK-İŞ, kimi zaman Van’da bir belediye işçisinin veya memleketin bir başka köşesindeki ev işçisinin yüreğinde, kimi zaman hastanede hasta bakıcının, kimi zaman bir metal işçisinin yanındadır. HAK-İŞ, kimi zaman Müslüman coğrafyasındaki bir yetimin gönlünde, kimi zaman da çaresizlikler içinde kıvranan bir mağdurun, gönül tahtının en baş köşesindedir. Nerede çözülmeyi bekleyen bir sorun varsa, çözüm merkezi olarak HAK-İŞ oradadır" dedi. "Dijitalleşme hızla etrafımızı sarıyor" Dijitalleşmenin hızla yayıldığına dikkat çeken Değirmenci, "Yapay zeka uygulamaları, adeta ışık hızında yaygınlaşıyor. Fabrikaların, işyerlerinin tabir-i caizse, akıllı fabrikalara-işyerlerine dönüştüğü bir sürece hep birlikte şahitlik ediyoruz. Gelişen teknoloji, iş yaşamından sosyal hayata kadar birçok alanı dönüştürüyor. Teknolojik gelişmeler, birçok sektördeki geleneksel uygulamaları tahtından indirmeye başladı. Dijitalleşme, birçok üretim sahasında, köklü değişikliklere neden olmaktadır. Dijitalleşmeyle birlikte, çalışma hayatını derinden etkileyen gelişmeler yaşanmakta ve yaşanması öngörülmektedir. Teknolojiyle birlikte her şey dönüşmekte, değişmekte ve yenilenmektedir" diye konuştu. "Küresel istihdamın yaklaşık yüzde 25’i yapay zekâdan etkilenecektir" HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı ve HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ise Dünya Ekonomik Forumu raporlarına göre, 2030 yılına kadar dijital teknolojiler sayesinde yaklaşık 170 milyon yeni iş imkânı oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Zengin, "Burada önemli olan yalnızca bazı mesleklerin ortadan kalkması değil, neredeyse tüm mesleklerin yapılış biçiminin değişmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre, küresel istihdamın yaklaşık yüzde 25’i yapay zekâdan etkilenecektir. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecektir. Özellikle ofis ve büro işleri, medya, yazılım ve finans sektörlerinin daha fazla etkilenmesi beklenmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte uzaktan çalışma, kısmi süreli çalışma ve platform çalışması gibi yeni nesil çalışma modelleri yaygınlaşmaktadır. Bu dönüşüm süreci, şüphesiz kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimleri daha derinden etkilemektedir. Böylesi kapsamlı bir dönüşümün, kimseyi geride bırakmayan, özellikle kadınları, gençleri ve kırılgan grupları gözeten adil bir geçiş anlayışıyla yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca yeni çalışma modellerin, kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-aile-sosyal yaşam dengesi ile birlikte ele alınması son derece önemli olduğunu belirtmek istiyorum" şeklinde konuştu. HAK-İŞ Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz de sendikal mücadeleyi sadece hak arayışı olarak değil; insan onurunu, emeği ve adaleti merkeze alan bir dava olarak gördüklerini belirterek, "Bu davanın en güçlü taşıyıcılarından biri başta Genel Başkanımız Mahmut Aslan ve kadın emeğidir. Kadınlar, çalışma hayatında olduğu kadar sendikal yapımızın da vicdanı ve gücüdür. Kadın komitelerimiz; sahada emek veren, sorunları dile getiren, çözümün bir parçası olan ve sendikal bilinci güçlendiren çok önemli bir görev üstlenmektedir" dedi.