ÇEVRE - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:17

Sümbül Dağı mayısta beyaza büründü

A
A
A
Sümbül Dağı mayısta beyaza büründü

Hakkari’de akşam saatlerinde etkili olan yağmur, yüksek kesimlerde yerini kar yağışına bıraktı.


Kentte gün boyunca aralıklarla devam eden yağış, hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte yüksek rakımlı bölgelerde kara dönüştü. Sümbül Dağı zirvesi ile yüksek kesimlerde bulunan mahalleler beyaza büründü. Mayıs ayına rağmen kış mevsimini andıran bir gün yaşadıklarını belirten vatandaşlar, özellikle yüksek kesimlerin karla kaplanmasını mevsim değişikliğine bağladı.


Kar yağışıyla birlikte dağlık alanlarda güzel görüntüler de oluştu.



Sümbül Dağı mayısta beyaza büründü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara IMO Deniz Çevresini Koruma Komitesi’nin kararları açıklandı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Çevresini Koruma Komitesi’nin (MEPC) 84’üncü oturumunda alınan kararlar açıklandı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Çevresini Koruma Komitesi’nin (MEPC) 84’üncü oturumu, 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Londra’da gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Türkiye’yi temsil ettiği komitede alınan kararlar paylaşıldı. Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, komitede gemilerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması (NZF) konusu ele alındı. Avrupa Birliği (AB), mevcut NZF yapısının korunması ve teknik rehberlerle güçlendirilmesi görüşünü desteklerken, Arap Ligi ülkeleri sistemin daha kapsamlı şekilde revize edilmesi görüşünü destekledi. ABD ise karbon fiyatlandırması içeren mekanizmalara karşı olan tutumunu sürdürdü. Konuya ilişkin Gemilerden Sera Gazı Emisyonlarının Azaltılmasına Yönelik Oturumlararası Çalışma Grubu’nun 23 Eylül ve 23 Kasım’da yeniden toplanmasına karar verildi. Komite toplantısında Türkiye ise, kombine çevrim gaz türbinleri için NOx emisyon tanımının yapılması, gemiden LNG’den mavi hidrojen üretimi GFI sicili yıllık idari ücretlendirmesi ve IMO Net-Sıfır Fonu dağıtım kriterleri hakkında 5 öneri sundu. Türkiye tarafından kombine gaz çevirim gaz türbinlerine (CCGT) ilişkin yapılan öneride, CCGT emisyon tanımı sırasında mevcut ‘MARPOL Annex VI’’nın yalnızca dizel motorları kapsadığı ve gaz türbinlerinin dahil edilmemesinin ciddi teknik ve hukuki değişiklik gerektireceği ifade edildi. Gemide LNG’den mavi hidrojen üretimine ilişkin ise Türkiye tarafından bu sistemle ilgili bilgilendirme kağıdı ve yine bu sistem için IMO LCA rehberine ilişkin kağıtlar incelenmesi için GESAMP-LCA Çalışma Grubu’na iletildi. Bir başka konu olan Net-Sıfır Fonu dağıtım kriterlerine ilişkin gelirlerin dağıtım kriterleri için sadece geminin bayrağına değil, bunun yanında ülkelerin gemi sahipliği üzerinden dağıtımdan pay alması önerisinde bulunuldu. IMO tarafından konunun bir sonraki toplantıda konuşulması kararı alındı. Hava kirliliği ve enerji verimliliği Hava kirliliği ve enerji verimliliği kapsamında NOx Teknik Kodu’nda (NTC 2008) güncellemeye gidildi. Karbonsuz yakıt kullanan motorlara ilişkin yeni düzenlemeler kapsamında emisyon hesaplamalarında yakıt türüne göre katsayı belirleme yöntemi güncellendi. Yakıt sınıflandırmasında doğal gaz kategorisine biyometan eklendi. IMO DCS kapsamında veri erişimi ve anonimleştirme hususlarındaki detaylı düzenlemeler MEPC 85’e ertelendi. Yeni veri gereksinimlerinin IT maliyetleri ve teknik etkileri için Sekretarya’dan analiz yapılması istendi. Yakıt doğrulama yöntemine (ECI) ilişkin öneri ise yeterli destek bulmadığı için kabul edilmedi. CH4, N20 ölçümleri ve OCCS, metan ve N20 emisyonlarına yönelik onboard ölçüm rehberleri (2026) kabul edilirken, gemi üzerinde karbon yakalama sistemlerine ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesi için revize iş planı kabul edildi. Teknik çalışmaların sürdürülmesi için Correspondence Group yeniden oluşturuldu. EEDI/EEXI kapsamında dual-fuel motorlara yönelik düzenlemeler genişletilirken, metanol ve etanol kullanan sistemler EEDI hesaplamalarına dahil edildi. Sertifikasyon sürecinde 2026 EEDI Sörvey ve Sertifikasyon Kılavuzu kabul edildi. Rüzgar destekli gemiler için performans doğrulamasına yönelik yeni yöntemler geliştirilirken; feribotlar, hibrit sevk sistemlerine ilişkin teknik detayların netleşmesi için ek çalışma talep edildi. Balast suyu yönetimi G4 Kılavuzu 2026 versiyonu tamamlanırken, arıtılmış balastın regülasyon yerine rehber üzerinden düzenlenmesi tercih edildi. Öte yandan D-4, D-2 geçiş korunarak teknik konular yazışma grubuna devredildi. Dayanıklılık testinin ise ayrı bir bölüm olarak tanımlanmasına karar verildi. Sistem değişikliklerinde minör/major tanımları netleşti. Zorlu su koşullarına ilişkin geçici rehberin korunmasına karar verilirken, dezenfeksiyon yan ürünlerine yeni çalışma başlığı eklendi. MARPOL Annex VI değişikliği MARPOL Ek VI kapsamında yeni Emisyon Kontrol Alanı’nın (ECA) Kuzey-Doğu Atlantik olarak belirlenmesi kararlaştırılırken, NOx düzenlemesi ile yeni gemiler için Tier III zorunluluğu getirildi. Ayrıca IMO yakıt tüketim veri tabanına erişim genişletilerek, raporlama süreçlerinde tarih aralıkları netleştirildi. Motor operasyonu ile çoklu operasyon profilleri sisteme dahil edildi. IAPP sertifikası ile yeni kayıt alanları eklenerek, NOx test döngüleri ve ağırlıklandırmalar yeniden tanımlandı. Düzenlemelerin 1 Mart 2027’de kabul edilmesi, 1 Eylül 2027’de yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Adana Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, Rota virüsünün 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebildiğini belirterek, "Bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir" dedi. Rota virüsü, özellikle 5 yaş altındaki çocukları etkileyen en yaygın ishal nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aşı takviminde zorunlu olmaması nedeniyle bazı aileler tarafından göz ardı edilerek önlemi alınmayan bu enfeksiyon, küçük yaş grubunda ciddi sıvı kaybına yol açarak hayati risk bile oluşturabiliyor. Hastalığın yalnızca ishal ile sınırlı kalmadığını; ateş, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin de tabloya eşlik ettiğini belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin bilinçli olması ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyerek bilgiler verdi. Salgına yol açıyor Uzm. Dr. Çiğdem Şenol, toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen rota virüsünün kısa sürede birden fazla çocuğun etkilenmesine yol açabildiğini belirterek, "Hastalığın belirtileri genellikle kısa bir sürede ortaya çıkar ve ilk olarak ateş ve kusma ile başlar. Ardından sık tekrarlayan, sulu ve kötü kokulu ishal gelişir. Karın ağrısı da bu sürece eşlik edebilir. Şikayetler birkaç gün ile bir hafta arasında sürebilir. Virüs; hasta kişilerle temas, ortak kullanılan eşyalar ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi sonucu kolayca bulaşır. Kreş, okul ve hastane gibi kalabalık ortamlarda yayılım riski daha da artar. Özellikle 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebilen bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir. Pirinç, patates, yoğurt, muz ve anne sütü bu dönemde tercih edilebilecek besinler arasında yer alır. Gerekli durumlarda, doktor önerisiyle özel sıvı destekleri kullanılabilir. Sıvı kaybının ileri düzeyde olduğu durumlarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı verilmesi de gerekebilir" diye konuştu. Anne sütü korunmada yardımcı oluyor Anne sütü ile beslenen bebeklerin bu enfeksiyonu genellikle daha hafif geçirdiği iade eden Dr. Şenol, "Bu nedenle bebeklerin mümkün olduğunca anne sütü ile beslenmeye devam etmesi önerilir. Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem ise aşıdır. Aşı, belirli bir yaştan itibaren ağız yoluyla uygulanır ve birkaç doz şeklinde tamamlanır. Uygulamanın zamanında yapılması, hastalığa karşı güçlü bir koruma sağlar. Rota virüsü aşısı, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocukları ağır ishal ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sıvı kaybına karşı korur. Aşı uygulandıktan sonra en yüksek koruyuculuk ilk 2 ila 3 yıl boyunca görülür. Bu dönem, çocukların hastalığı en ağır geçirme riskinin bulunduğu süreçtir. İlerleyen yaşlarda koruyuculuk etkisi azalsa da aşılı çocuklar hastalığı genellikle daha hafif belirtilerle atlatır. Aşının temel amacı, enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaktan çok, hastalığın ağır seyretmesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engellemektir" dedi. Aileler bilinçli olmalı Uzman Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin hem hijyen kurallarına dikkat etmesi hem de koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilinçli hareket etmesinin rota virüsünün oluşturabileceği riskleri önemli ölçüde azalttığını kaydederek şunları söyledi: "Özellikle küçük çocuklarda görülen ishal ve kusma durumlarında vakit kaybetmeden uzman görüşü almak, muhtemel sorunların önüne geçilmesi açısından kritik bir adımdır."