DÜNYA - 06 Haziran 2025 Cuma 12:07 | Son Güncelleme : 06 Haziran 2025 Cuma 13:42

Yüzbinler hacı oldu

A
A
A

Hac menasiklerini yerine getirmek için mübarek beldelerde bulunan yaklaşık 1 milyon 800 bin kişi, Zilhicce ayının 9. Günü Arafat Vakfesinden sonra, Müzdelife’ye inip vakfelerini sıkıntısız yaptı. Tekbirler ile Mina bölgesinde yürüyen hacı adayları, şeytanı taşlayıp, kurban ve traştan sonra ihramdan çıktı. Ziyaret tavafını ve Say’ı da tamamlayan yüzbinler hacı ünvanını aldı.

Mekke-i Mükerreme’de Hicri 1446 yılının en ihtişamlı günü yaşanıyor. Arabistan’a hac vizesi alarak gelen 1 milyon 800 bin Müslüman ile ülke içerisinden yaklaşık 100 bin kişi dün akşam saatlerinde Arafat meydanından, yaklaşık 11 kilometre uzaklıktaki Müzdelife mevkiine otobüslerle indiler. Müzdelife mevkiinde gece yarısı veya sabah ezanına kadar bekleyen Müslümanlar, daha sonra 7-8 kilometre aşağıdaki Mina’da bölgesinde yer alan Cemerat (şeytan taşlama) binasına tekbirler haykırarak aktılar. 4 katlı olarak tesis edilen ve küçük orta ve büyük şeytanın temsili olarak yer aldığı binada ilk gün 7 taşı büyük şeytana atan hacı adayları, daha sonra Mekke-i Mükerreme’deki otellerine geçtiler. Sabah bayram namazından sonra kurbanlarını kestiren hacı adayları, traş olup ihramdan çıktılar. Daha sonra Kabe’ye giden binlerce Müslüman, ziyaret tavafını gerçekleştirip, vacip olan Safa ile Merve arasındaki say ibadetini de yaparak hacı ünvanını aldılar. Bazı yorgun hacı adaylarının bayramın birinci günü akşam saati Kabe’ye gitmeyi beklemeleri dikkat çekti.

Yüzbinler hacı oldu

Türk hacı adayları yine aynı çileyi çektiler

Bu sene de Müzdelife ile Cemerat arasında 6 tüneli kullanarak 8 kilometre yol yürüyen çoğunluğu yaşlı Türk hacı kafilesi, çalışmayan yürüme bantları sebebiyle perişan oldular. Senede sadece 1 gece çalıştırılması (12 saat) beklenen Türklere tahsisli yolda yaklaşık 10 sene önce yapılan eski yürüme bantlarının bu sene de çalışmaması yaşlı hacıların çok yorulmasına sebep oldu. Kafilede onlarca kişi tünellerde yorgunluktan baygınlık geçirdi. Hac organizasyonu yapan firmaların sahipleri, gerekir ise Türkiye Cumhuriyetinin yürüyüş bantlarını yeniden yaptırıp, artık bu teknolojiyi Türk hacıların hayatlarını kurtarmak için Suudilerin çalıştırması gerektiğini söylediler. Yıllardır çalışmayan yürüyüş bantları yüzünden şimdiye kadar binlerce kişi şeytan taşlamaya giderken kalp krizi geçirerek vefat etti.
Bu arada birçok hacı adayının sırtlarında müzdelife dönüşü ağır çantalar olması da dikkat çekti. Bu yüklerin Arafat’da yenilmeyen gıdalar olması, yaşlı hacı adaylarının lüzumsuz yere yorulduklarını gözler önüne serdi. Çok zorlanarak da olsa Şeytana taş atabilen yaşlı hacı adayları, Cemarat’tan çıkışta yine baygın halde görüldü. Aziziye bölgesine kadar yaşlıları taşıyacak golf arabası, tekerlekli sandalye tarzı hizmetin de verilmemesi Suudi Arabistan Hac Bakanlığı nezdinde yapılan en fazla şikayet olduğu öğrenildi. Şişe tarafından bayram günlerinde Cemerat’a çıkacaklardan yaşlı olanlar için golf arabaları ile bir taşıma hizmetinin verilip verilmeyeceği de henüz belli değil. Suudi Hac Bakanlığı’nın bu hizmetleri deruhte etmesi beklenirken, Mekke’i Mükerreme de hacca gelecekler için 70 üst yaş sınırı getirilmesi konuşuluyor.

Yüzbinler hacı oldu

Hacıların aklındaki soru: Kurban kesimi

Bu arada İslam Kalkınma Bankasına verilen 690 Suudi Riyali ücret ile vacip olan şükür kurbanının kesilerek fakir Müslüman ülkelere gönderilmesi organizasyonu da halen daha şeffaflığa kavuşmadı. Teknolojik imkanların geliştiği bir ortamda, birçok hacı adayı, kesimin nasıl ve hangi süre ile yapıldığı, toplamda kaç vekalet ile ne kadar kurban kesildiği, kesilen kurbanların hangi müslüman ülkelere kaçar adet olarak, ne ile gönderildiğine ilişkin detaylı bilgilerin hac kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşünüyorlar. Türk hacı adayları, Müzdelife’ye kurbanlıkların kokusunun geldiğini, şeytan taşlamaya giderken de birkaç yüz kurbanlık keçiyi uzaktan gördüklerini belirterek, "Ancak 1 milyonu aşkın vekaletin nasıl kesildiği, paketlenip nereye gönderildiği konusunda Suudi yetkililer şeffaf olmalıdır. Çok sınırlı sayıda hayvanı geçerken görmek bizi tatmin etmiyor" dedi.

İrfan Altıkardeş - Muhammed Akif Arvas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında Ebubekir Akın ve Mehmet Karataş savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında ilk duruşmanın 12. oturumunda, sanıklar iş insanı Ebubekir Akın ve eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 12. oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada iş insanı Ebubekir Akın savunma yaptı. İddianamede Ebubekir Akın’ın örgüt üyesi İbrahim Bülbüllü’ye bağlı hareket ettiği ve yüklenici firmalar tarafından verilen rüşvet paralarının bir kısmını temin ettiği belirtilmişti. İddianamede Akın’ın HTS kayıtlarında örgüt üyesi Bülbüllü ile yoğun irtibat halinde olduğu, Florya Başkanlık Konutu’nda sıklıkla bir arada bulunduğu, diğer yüklenici firma sahipleriyle de irtibatlı olduğu ifade edilmişti. "Tutuklanma sebebim baz kayıtlarıymış" Ebubekir Akın, iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Yaşadığım sürece hiçbir suça karışmadım. Ailemle birlikte sahip olduğumuz 2 tane İETT otobüsümüz çalışmaktadır. Hak edişlerimiz ayda iki kere yatırılmaktadır. Yaklaşık 1 yıldır tutukluyum. Neden tutuklu olduğumu bilmiyorum. Aylar sonra öğrendiğim kadarıyla tutuklanma sebebim baz kayıtlarıymış. Hakkımda yapılan suçlama anladığım kadarıyla rüşvete aracılık etmek. Ben uzun yıllardır belediye ile çalışmaktayım. Kendi hak edişlerimi gecikmeli alan biriyim. Kendi alacaklarımı bile alamamışken, bir başkasının alacağı için rüşvete aracılık etmem ne kadar akla yatıyor? Ben Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum. Bir araya gelmedik, bir temasımız olmadı, suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. "Mustafa Mutlu ifadesinde benden bahsetmese belki tutuklu olmayacaktım" Eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı tutuklu sanık Mehmet Karataş ise savunmasında, "28 Temmuz 2025 tarihinde Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü soruşturmasından gözaltına alındım. Polis sorgusunda adını ilk defa duyduğum Aktaş’ı tanıyıp tanımadığım soruldu. Daha sonra tutuklandım. Söz konusu davada 4 ayrı eylemden ’ihaleye fesat karıştırma’ suçundan yargılanmaktayım. Hakkımda tahliye kararı verilmiştir. 18 Eylül 2025 tarihinde infaz memuru koğuşuma gelerek, saat 06.00 gibi hazır olmamı, Çağlayan Adliyesi’ne gideceğimi söyledi. Sabah adliyeye giderken Aziz İhsan Aktaş davasının sanığı Mustafa Mutlu da yanımdaydı. Mutlu, ’8 ay önce doğan çocuğumu hala görmedim. Ben yandıysam elimden geldiği kadar herkesi yakacağım’ dedi. Mutlu’nun yalan beyanları ve iftiraları neticesinde yıldırım hızıyla ’örgüt üyesi’ olarak tutuklandım. Mustafa Mutlu ifadesinde benden bahsetmese şu anda burada belki tutuklu olmayacaktım" ifadelerini kullandı. Duruşma, sanık avukatlarının savunmasının ardından yarına ertelendi.