DÜNYA - 30 Nisan 2025 Çarşamba 17:15 | Son Güncelleme : 30 Nisan 2025 Çarşamba 17:16

Türkiye Petrolleri (TPAO), Macaristan'da petrol ve doğal gaz arayacak

A
A
A
Türkiye Petrolleri (TPAO), Macaristan'da petrol ve doğal gaz arayacak

Türkiye Petrolleri (TPAO) ile Macaristan ulusal petrol şirketi MOL Group arasında, petrol ve doğal gaz alanlarında arama ve üretim hakkı veren imtiyaz anlaşması imzalandı. TPAO böylece, MOL Group ile birlikte Macaristan'ın iki bölgesinde petrol ve doğal gaz arayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye Petrolleri'nin Avrupa'daki ilk yatırımı diyebileceğimiz bir imzayı atmış olduk. Bu iş birliği güçlenerek devam edecek" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Budapeşte'de Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Türkiye Petrolleri (TPAO) ile Macaristan ulusal petrol şirketi MOL Group arasında petrol ve doğal gaz alanlarında arama ve üretim hakkı veren bir imtiyaz anlaşması imzalandı. Bakan Bayraktar ve Szijjarto'nun refakat ettiği törende anlaşmaya Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu ile MOL Group CEO'su Zsolt Hernadi imza koydu.

"Avrupa'daki elektrik kesintisi enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi"
Bayraktar ve Szijjarto, imza töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Bayraktar, Türkiye Petrolleri'nin Avrupa'daki ilk yatırımı için imzaların atıldığını dile getirerek, "MOL ile Türkiye Petrolleri arasındaki iş birliği Macaristan'da güçlenerek bundan sonra da devam edecek" dedi. İki ülkenin benzer zorlukları olduğunu, dışarıdan enerji ithal ettiğini ifade eden Bayraktar, "Batı Avrupa'daki elektrik kesintisi, bize bir kez daha enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi" dedi.

Karadeniz mesajı
Bayraktar, bu nedenle iş birliklerini arttırarak devam etmek gerektiğini vurgulayarak Karadeniz'de Sakarya Gaz Sahası'nda üretimin ilk fazını tamamladıklarını, yeni keşifler için de çalıştıklarını vurguladı. Bu alanlarda MOL'un ilgisini desteklediklerinin altını çizen Bayraktar, "MOL ve Türkiye Petrolleri belki Karadeniz sahalarında bir ortaklık geliştirebilir" ifadelerini kullandı.

Enerji güvenliği
Türkiye'nin enerji güvenliğini sağlamak için çeşitlendirmeye önem verdiklerini belirten Bayraktar, "Yani kaynaklarımızı ve rotalarımızı farklılaştırıyoruz. Bunun dışında elektrik, petrol ve doğal gaz konusunda çok yoğun bir altyapı yatırımı yapıyoruz. Bir diğer husus da komşularımızla olan enterkonneksiyon kapasitelerimizi arttırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

Stratejik ortaklık
Güneydoğu Avrupa'nın arz güvenliğine destek olduklarını belirten Bayraktar, "Bugün imzasını attığımız, MOL ile birlikte ortaya koyduğumuz stratejik ortaklık ile upstream de yani kendi kaynaklarımızı Türkiye'de, Macaristan'da veya diğer ülkelerde geliştirerek bu anlamda ülkelerimizin arz güvenliğine katkı yaparken dışarıya olan bağımlılığımızı da azaltıyoruz" dedi.

"Türkiyesiz olmaz"
Macar Bakan Szijjarto ise enerji arz güvenliği konusunda zor günlerden geçtiklerine işaret ederek Macaristan'ın enerji güvenliğinin Türkiye olmadan söz konusu olamayacağını ifade etti. TürkAkım Projesi'nden günlük 20 milyon metreküp doğal gazın Macaristan'a geldiğini dile getiren Szijjarto, Macaristan'ın Türkiye'nin komşusu olmadığı halde doğal gaz ihraç ettiği ilk ülke olduğunu söyledi. Szijjarto, sözleşme doğrultusunda MOL ve TPAO'nun Macaristan'ın iki bölgesinde ortak arama ve üretim yapacağını belirterek bu anlaşma ile iki şirketin üçüncü ülkelerde de ortak çalışma yürütebileceğini kaydetti.

İki şirket güçlerini birleştirecek
Anlaşma ile Türkiye Petrolleri ve MOL Group, Macaristan'da petrol ve doğal gazda arama ve üretim için güçlerini birleştirecek. TPAO-MOL konsorsiyumu, Güneybatı Macaristan'da bulunan Buzsak ve Tamasi bloklarında ortak faaliyetlerde bulunacak. Anlaşma, Türkiye Petrolleri'nin ilk kez Avrupa kıtasında petrol ve doğal gaz arama noktasında bir operasyon gerçekleştirecek olması nedeniyle de önem taşıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Acil çağrıda saniyelerle kazanılan başarı Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 112 Acil Çağrı Merkezi 2025 yılı verilerine göre ortaya koyduğu performansla Türkiye’nin en hızlı ve en verimli itfaiye teşkilatlarından biri olduğunu kanıtladı. Saniyelerin hayati önem taşıdığı acil yardım hizmetlerinde Denizli İtfaiyesi, hem reaksiyon hızı hem de çağrı karşılama oranlarında Türkiye ortalamalarını geride bırakarak zirveye yerleşti. İçişleri Bakanlığı’nın 2025 Yılı Çalışma Planı kapsamında belirlediği performans kriterlerine göre; acil çağrı yönlendirici reaksiyon süresinde Türkiye hedefi 5 saniye olarak belirlenmişken, Denizli İtfaiyesi personeli bu süreyi 2,82 saniyeye indirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye ortalaması 4,65 saniye olan reaksiyon süresinde Denizli İtfaiyesi 2,82 saniye ile Türkiye genelinde 11. sırada, Denizli 112 Acil Çağrı Merkezi bünyesindeki kurumlar arasında ise 1. sırada yer aldı. Denizli İtfaiyesi çağrı karşılama oranında Türkiye ikincisi Vatandaşların yardım çağrısına anında refleks gösteren Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı çağrı personeli, cevaplanan çağrı sayısının toplam çağrı sayısına oranında %97,02 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türkiye ortalaması yüzde 88,40 olarak kayıtlara geçerken, Denizli İtfaiyesi bu alanda en başarılı 2. kurum olma başarısını gösterdi. "Halkımızın en zor anında, en hızlı şekilde yanındayız" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Vatandaşımızın en zor anında uzanan ilk el olmanın sorumluluğuyla, her ihbarda saniyelerle yarışıyoruz. Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı personelimizin sergilediği bu yüksek disiplin ve özveri, şehrimizi acil çağrı hizmetlerinde Türkiye’nin parlayan yıldızı konumuna taşımıştır. 2,82 saniye gibi rekor bir sürede çağrıya cevap verip, yüzde 97’yi aşan bir oranla halkımızın sesine ses olan tüm mesai arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir özveriyle görev yapan çağrı personelimizden sahada alevlere karşı mücadele gösteren ekiplerimize kadar tüm kahramanlarımızı yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Şehrimizin huzuru ve güvenliği için biz buradayız, her an yanınızdayız" ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır IBAN mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona gelindi Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN’ın kullandırılması sebebiyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona yaklaşıldığını belirtti. Uzun yıllar Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde ve dolandırıcılık suçları ile görevli Ağır Ceza Mahkemelerinde görev yapmış olan Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik düzenlemenin bitme aşamasına geldiğini söyledi. Çakmakkaya, "Suç örgütleri yanında dolandırıcılık suçunu işleyen kişiler suça konu haksız kazancın izlerini başkalarına ait IBAN’lar ve banka kartları kullanarak kaybettiriyorlar. Hesabının üzerinde bloke olduğu, iş arayan mağdurun işe alınacağı ancak şirket için gerekli olduğundan hesaplarına ihtiyaç bulunduğu, hesap kiralamanın yasal olduğu gibi beyanlarla kişiler kandırılarak hesapları kullanılıyor. Dolandırıcılar bunun yanında masum kişileri arayarak kendilerini hakim, savcı, polis gibi unvanlarla tanıtarak anılan hesaplara para aktarımını sağladıktan sonra elde edilen parayı kiraladıkları IBAN üzerinden başka hesap ve kripto varlıklara aktarmak suretiyle veya diğer ortakları vasıtası ile çekerek aklıyorlar. Bu durumda hesabı kullanılan kişi suçun faili olarak ilk ulaşılan kişi oluyor. Kolay para, komisyon veya kısa süreli kullanım vaatlerine aldanan kişiler, bilgi sahibi olmasa da IBAN bilgilerini veya kredi kartlarını üçüncü kişilere kullandırmaları sebebi ile nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması gibi nitelikli suçlardan yargılanabiliyorlar. Kişilerin hesap bilgilerini bir kez vermeleri üzerine birden fazla suça iştirak etmekten yargılanmaları, dolandırıcılık suçunun yüz kızartıcı suçlardan olması sebebi ile hesabın da suçta kullanılması sonucu doğal olarak hesap bilgilerini kullandıran kişiler lekelenmeme hakkının ihlal edilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Bu bağlamda yasada yer alan dolandırıcılık suçuna iştirak ile suç gelirlerinin aklanması arasında ince çizgide kalan kişilerin bulunması yanında suç kastı olduğuna dair şüphe bulunan kişilerin varlığı ve bunların yargılama sürecine dahil edilmesi kişilerin kendi hak ve özgürlükleri açısından ciddi risk teşkil ediyor. Süreç içerisinde dolandırıcıların doğrudan veya yardım eden sıfatı ile ile ortağı olarak bilerek suça iştirak edenle ile sahte satış vaadi ile kaparo alınması, sahte internet sitesi, sigorta süresinin bittiği yenilenmesi gerektiği, adının örgüt soruşturmasına karıştığı suçüstü yapılması için kolluğun paraya ihtiyacı olduğu gibi yöntemlerle kandırılan kişiler ile hesapları kullanılan kişiler yüz yüze kalıyor. Sahte ilanların uzun süre internet üzerinde kalması çağrı merkezlerine ait hatların uzun süre kullanımda tutulması, teknolojik ilerlemeler karşısında teknik ve personel altyapısının yetersiz kalması sonucu etkin soruşturma yapılmaması gibi parası elde edilen kişiler ile hesapları kullanılan bireyler yüz yüze kalabiliyor. Anılan durum mağduriyet oluşturabiliyor" dedi. "Gençler ve öğrenciler hedef alınıyor" Cumhuriyet Savcısı Çakmakkaya, özellikle gençlerin ve öğrencilerin hedef alındığını söyledi. Çakmakkaya, "Acil para göndereceğim, hesabını kısa süreli kullanabilir miyim, komisyon kazanacaksın gibi ifadeler çoğunlukla dolandırıcılık ağlarının tuzaklarıdır. Bu tekliflere itibar edilmemesi gerekir. Kolay para vaadine itibar edilmemeli. Emek sarf etmeksizin hesap kiralama veya benzer tekliflere karşı dikkatli olunmalıdır. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı bünyesinde 2025 yılında Doç. Dr. Cuma Ece ile yürütülen akademik bilgilendirme ve 2026 yılında etkinlik temelli bilgilendirmeye dayalı faaliyetlerin farkındalık çalışmalarına örnek olması açısından özel bir önemi bulunuyor. Bilişim ve dolandırıcılık suçları konusunda proje temelli akademik çalışmalar sürmektedir. Konu ile ilgili Hakimler Savcılar Kurulu ile YÖK’ün başsavcılıklar ve üniversitelere gönderdikleri iş birliği ve farkındalık faaliyetlerinin artırılmasına yönelik yazılar sonrası konu hakkındaki bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir ivme kazanmıştır" diye konuştu. Yasal düzenlenenin önemi ve kapsamı Teknolojik gelişmelerin dijital finansal işlemlerden çevrimiçi platformlara kadar toplumsal yaşamın her alanını dönüştürmesi ve hızlı değişimin hukuki düzenlemelerin de yeni ihtiyaçlara göre şekillenmesini gerekli kıldığını, bilişim ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin yasal düzenlemelerin bu bağlamda hukukun uyum süreçlerini ve norm üretim hızını anlamak açısından somut bir örnek sunduğunu belirten Çakmakkaya, mevcut yasaların hem bireysel hakları koruma hem de toplumsal güvenliği sağlama ihtiyacına dayalı olarak oluşturulduğuna, bilişim suçları ve dolandırıcılık alanındaki düzenlemelerin, teknolojik yeniliklerin getirdiği riskler ve boşluklar göz önünde bulundurularak geliştirilmesi gerektiğine, hukuki çerçevenin bu suçları kapsayacak şekilde güncellenmesi, düzenleyici mekanizmaların teknolojiyle dengeli ilerlemesini desteklemesinin önemli olduğuna, yargı kararları ve uygulamaların hukuki süreçlerin teknolojik gelişmelerle uyumlu olması açısından önemini vurguladığına değindi. Açık kaynak araştırmasına göre 50 bin kişinin hüküm aldığı, 300 bin kişinin yargılama sürecinde olduğunun anlaşıldığını söyleyen Çakmakkaya, yasal düzenleme yapılırken çok sayıda kişinin konudan mağdur olduğunun iddia edildiği dikkate alınarak süratli ve kapsayıcı şekilde ele alınması gerektiğini belirtti. Çakmakkaya, dolandırıcılık dosyalarının yeniden ele alınması ile infaz süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inandığını belirterek, yasa çalışmasının hukukun gelişimi için olumlu bir adım olduğuna işaret etti. 2018 yılında uluslararası hakemli Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan "Bilişim Suçları ile Mücadelede Karşılaşılan Sorunlar", 2024 yılında "Sosyal Medyada Ökse Tuzağı: Dijital Dönüşümün Bireylere ve Kamuya Etkisi", 2025 yılında "Banka Hesapları ve Kredi Kartlarının Üçüncü Kişilere Kullandırılmasının Dolandırıcılık Suçu Olarak Nitelendirilmesi Üzerine Değerlendirme" başta olmak üzere makale ve kitaplarında konuyu irdelediğini belirten Çakmakkaya, bu bağlamda bilimsel araştırmalara dayalı çözüm önerileri sunduğunu söyledi. Çakmakkaya, bilişim ve dolandırıcılık suçlarında araştırma ve delil toplamanın tamamen kolluk tarafından yürütülmesi yerine adliyelerde suçları analiz edebilecek bilişim uzmanları aracılığı ile yapılması, katiplik sınav koşullarının güncellenmesi ile yıllar önce yerleşik uygulama olan üç dakikada 90 kelime yazma yerine bilişim suçları büroları için iki yıllık bilişim alanında yüksekokul mezunu ve bu alanda yeterliliği olanların alınması gerektiğini dile getirdi. Çakmakkaya, hukuk fakültelerinde bilişim alanında yan dal ve benzeri şekilde eğitim alanlarının ileride bilişim konusunda hakim savcı avukat olarak yetiştirilmesinin önünün açılmasının hakim ve savcı yardımcılarının da yardımcılık sürecinde bilişim ihtisas mahkemelerinde görev yapabilecekleri göz önüne alınarak, bu alanda yetiştirilmelerinin gerektiğine, itibar suikastlarının ayrı bir kanun maddesi ile düzenlenerek ayrı tutulmak şartı ile hakaret suçlarını gelir kapısı haline getiren kişilerin tespiti ile adliyeleri haksız ve kasıtlı meşgul eden eylemlerin önlenmesi, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar ile Bu Yayınlar ile İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi" hakkındaki yasanın güncellemesinin konunun çözümüne katkı sağlayacağına, bilişim ve dolandırıcılık alanında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu yanında konuyla ilgili 5651 sayılı yasa gibi yasalarla birlikte geniş kapsamlı olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. Organizasyonlarda insan kaynakları yönetiminin, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını beraberinde getirdiğine değinen Çakmakkaya, dijital teknolojilerde yaşanan baş döndürücü hızın suçlu profili ve suç tiplerine de yansıdığına dikkat çekerken, yasaların anılan gelişime ayak uydurmakta zorlandığını, süreçlerin iyileştirilmesi için Adalet Bakanlığı, Hakimler Savcılar Kurulu, YÖK, İçişleri Bakanlığı ve diğer kurumların birlikte çalışma yürütmesi gerektiğine, özellikle yasaların uygulanması esnasında karşılaşılan sorunların kürsüden anlık takibinin önem taşıdığına, bu amaçla merkezde ve taşrada çalışma komisyonları kurulması ile yeni suç türlerine karşı yasa önerilerinin il ve ilçe başsavcılıkları ile adalet komisyonlarının yapacakları istatistik, analiz, raporlama, öneri ile ivme kazanacağına dikkat çekti. 12. Yargı Paketi’nde yer alması beklenen yasa değişikliğinin toplumsal bir sorunu çözmek açısından oldukça önemli olduğuna değinen Çakmakkaya, bu alanda yasanın önemli bir boşluğu dolduracağına inandığını sözlerine ekledi.