DÜNYA - 10 Mart 2026 Salı 07:35 | Son Güncelleme : 10 Mart 2026 Salı 07:38

Trump’tan İran’a Hürmüz Boğazı uyarısı: "Yirmi kat daha sert şekilde vururuz"

A
A
A
Trump’tan İran’a Hürmüz Boğazı uyarısı: "Yirmi kat daha sert şekilde vururuz"

ABD Başkanı Donald Trump, "İran, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını durduracak herhangi bir şey yaparsa, ABD tarafından bugüne kadar aldığı darbelerden yirmi kat daha sert bir şekilde vurulacaktır" açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden Hürmüz Boğazı’ndaki durum ile ilgili açıklamalarda bulundu. İran yönetimini uyaran Trump, "İran, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını durduracak herhangi bir şey yaparsa, ABD tarafından bugüne kadar aldığı darbelerden yirmi kat daha sert bir şekilde vurulacaktır" dedi. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde İran’ın yeniden inşasını zorlaştıracak hedefleri de vuracaklarını belirten Trump, "Ölüm, ateş ve öfke onların üzerine çökecek. Ama umarım ve dua ediyorum ki bu olmaz" ifadelerini kullandı. Trump, "Bu, ABD’nin Çin'e ve Hürmüz Boğazı'nı yoğun olarak kullanan tüm ülkelere bir hediyesidir. Umarım bu, büyük takdir görecek bir jest olur" dedi.

Trump’tan İran’a Hürmüz Boğazı uyarısı:

ABD Başkanı Trump: "Hürmüz Boğazı, güvende kalacak"

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırılar devam ederken enerji ve petrol akışının dünyaya ulaşmasına odaklandıklarını ifade ederek, "Hürmüz Boğazı güvende kalacak" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından ilk resmi basın toplantısını Florida’da gerçekleştirdi. Buradaki açıklamasında ABD’nin İran’da askeri hedeflerini tamamlama yolunda büyük ilerlemeler kaydettiğini söyleyen Trump, "Hatta, bunun neredeyse tamamlandığı söylenebilir. İran’daki her gücü, son derece kapsamlı bir şekilde yok ettik. İran’ın deniz gücünün büyük bir kısmı battı. Neredeyse 50 gemi, şu anda denizin dibinde. Bana az önce, bu sayının 51 olduğu bildirildi" dedi.

"Şu ana kadar 5 binden fazla hedefi vurduk"

İran’ın dron ve füze kabiliyetlerini hedef almaya devam ettiklerini söyleyen Trump, "Dron üretimleri bugün itibarıyla vurulmaya başlandı. Üretim yaptıkları bütün yerleri biliyoruz ve bu tesisler birbiri ardına vuruluyor. Füze kapasitesi yaklaşık yüzde 10, belki de daha altına indi" dedi. Trump, "Şu ana kadar 5 binden fazla hedefi vurduk. Bunların bazıları çok büyük hedeflerdi. Ve en önemli hedeflerin bazılarının vurulmasını, eğer gerekirse diye sonraya bıraktık. Bunları vurursak, yeniden inşa etmeleri yıllar alır. Bu hedefler arasında elektrik üretimi ile ilgili olanlar ve daha birçok şey var. Mecbur kalmadığımız sürece, bunu yapmak istemiyoruz" dedi.

İran’ın füze rampalarında yüzde 90, dron rampalarında yüzde 83’lük düşüş olduğunu söyleyen Trump, "İran’ın dron ve füze üretmek için kullandığı üretim altyapısını da imha ediyoruz. Hem de kimsenin mümkün olduğunu düşünmediği bir hızla" dedi.
İran’ın lider kadrosunu iki kez, belki üç kez ortadan kaldırdıklarını söyleyen Trump, "Belki benden sonra gelip benim dünya ve ülkemiz için yapmaya hazır olduğum şeyi yapmaya istekli olmayacak bir başkan, beş ya da on yıl sonra bir sorunla karşılaşsın istemiyoruz. Bu yüzden, İran’ın başına barışçıl bir şekilde çalışabilecek bir lider getirmeleri gerektiğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

"Nükleer silah üretmeye devam etmek istiyoruz dediler"

İran’ın nükleer hedeflerinden vazgeçmesi için sahip olduğu sayısız fırsatı kullanmadığını savunan Trump, "(ABD Özel Temsilcisi) Witkoff’a açık bir şekilde "İnşa etmeye devam etmek istiyoruz" dediler. Yani, kısaca ifade etmek gerekirse, "Nükleer silah üretmeye devam etmek istiyoruz" dediler. Eğer Geceyarısı Çekici ile potansiyellerini imha etmemiş olsaydık, nükleer silah elde edeceklerdi. Onu da şimdiye kadar çoktan kullanmış olurlardı. En azından İsrail yok edilmiş olurdu" dedi.

Geceyarısı Çekici operasyonu ile İran’ın üç nükleer tesisini imha ettiklerini söyleyen Trump, "Ama başka bir yerde yeni bir tesis kurmaya başlamışlardı. Bu tesis, granit kaya tarafından korunuyordu" ifadelerini kullandı. İran'ın balistik füze programını da eleştiren Trump, "Her şeyi aynı anda yapacaklardı. Bu durum, yurt dışındaki üslerimizi tehdit ediyordu. Hatta yakında ABD anakarasına ulaşabilecek duruma dahi gelebilirlerdi" dedi.

"Lazer teknolojisi devreye girecek"

ABD’nin hava savunma teknolojisinden övgüyle bahseden Trump, "Patriot sistemleri olağanüstü. Ayrıca sahip olduğumuz lazer teknolojisi inanılmaz. Çok yakında devreye girecek. Patroit'ların yaptığı işi lazerler, kelimenin tam manasıyla yerine getirecek ve bunu çok daha düşük bir maliyetle yapabilecek" dedi.
ABD’nin saldırmaması durumunda İran’ın saldıracağına inandığını söyleyen Trump, "Eğer o anda müdahale etmeseydik, bize saldıracaklardı. Ayrıca çok aptalca bir şey yaptılar ve komşularına saldırdılar. Oysa komşularının çoğu tarafsızdı. Ya da en azından savaşa katılmayacaklardı. Ama saldırıya uğradılar ve bu durum, ters etki oluşturdu" dedi.

Petrol akışının engellenmesi halinde İran'ın elektrik altyapısını vurmakla tehdit etti

İran’a yönelik saldırılar devam ederken enerji ve petrol akışının dünyaya ulaşmasına odaklandıklarını ifade eden Trump, "Bir terörist rejimin dünyayı rehin almasına ve küresel petrol arzını durdurmaya çalışmasına asla izin vermeyeceğim. Eğer İran, bu yönde bir şey yaparsa, çok daha sert bir şekilde vurulacak. Az önce bahsettiğim, kolay vurulabilecek hedefleri tamamen ortadan kaldırırım. Onları öyle hızlı bir şekilde imha ederiz ki, bir daha asla toparlanamazlar" dedi.
İran’ın füze ve dron tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla bölgenin daha güvenli olacağını söyleyen Trump, "Hürmüz Boğazı güvenli kalacak" dedi. Trump, "Bunun sonucu, Amerikan aileleri için daha düşük petrol ve doğal gaz fiyatları olacak" şeklinde konuştu.

"Boğazın açık kalması gerekiyor"

Bugün farklı vesilelerle operasyonun kısa sürede tamamlanacağına ilişkin açıklamalarını yineleyen Trump, "Bu, yapılması gereken bir operasyon ve kısa süreli bir aksama olarak düşünebilirsiniz. Onu da bitirmeye çok yakınız. Eğer İran bir şey yaparsa, ödeyecekleri bedel hesaplanamayacak kadar büyük olur. O kadar büyük olur ki, bunu yaptıklarına pişman olurlar. Boğazın açık kalması gerekiyor. Çünkü bu durum, ABD’den çok diğer ülkeleri etkiliyor" şeklinde konuştu.

"Bazı petrol yaptırımlarını geçici olarak kaldırıyoruz"

Trump, "Petrol fiyatlarını düşürmek için bazı petrol yaptırımlarını geçici olarak kaldırıyoruz. Bazı ülkelere yaptırım uyguluyoruz. Ama bu durum düzelene kadar bazılarını kaldıracağız. Belki sonrasında geri koymamıza bile gerek kalmaz. Belki o zamana kadar barış olur" dedi. Trump, "Eğer gerekirse ABD Donanması ve müttefikler, tankerleri boğazdan askeri refakat ile geçirecek. Umarım buna gerek kalmaz. Ama gerekirse onlara eşlik ederiz" ifadelerini kullandı.

Savaşın bu hafta bitmesi ihtimalini reddetti

Trump, basın toplantısında İran’daki savaşın yakında biteceği açıklamalarından sonra savaşın bu hafta bitme ihtimaline ilişkin bir soruya, "Hayır, ama yakında" ifadeleriyle cevap verdi.
Trump, "Çok yakında. Sahip oldukları her şey yok edildi. Liderleri de dahil" şeklinde konuştu.

Küba’nın anlaşma yapmak zorunda kalacağını söyledi

Küba ile anlaşma konusunda bir soru alan Trump, "Küba, uzun süre Venezuela’nın desteğiyle ayakta kaldı. Artık Venezuela’dan destek almıyorlar. Venezuela artık onlara enerji, yakıt, petrol ve para göndermiyor, hiçbir şey göndermiyor. Venezuela olmadan ayakta kalmaları mümkün değil. Biz de onları diğer tüm kaynaklardan kestik. Dolayısıyla ya bir anlaşma yapacaklar ya da biz aynı sonucu zaten kolay bir şekilde elde ederiz" dedi.

"Petrol fiyatlarını düşük tutmak istiyoruz"

Petrol yaptırımlarının askıya alınmasına ilişkin detay talep eden bir muhabirin sorusuna Trump, "Petrol fiyatlarını düşük tutmak istiyoruz. Bu olay nedeniyle fiyatlar, yapay bir şekilde yükseldi. Ama bu, yapılması gereken ve çok olumlu bir şey için yaptığımız kısa süreli bir müdahaleydi" şeklinde cevap verdi. Trump, "Eğer bunu yapmasaydık, iki ila dört hafta içinde nükleer silaha sahip olacaklardı. Ve bu bunu, bu basın toplantısından çok daha önce kullanmış olurlardı. O zaman bugün çok farklı bir basın toplantısı yapıyor olabilirdik. Hatta belki hiç basın toplantısı yapmayabilirdik" dedi.
İran’ın ABD içinde bir uyuyan hücreyi aktive ettiğine dair bilgi olup olmadığına ilişkin bir soru alan Trump, "Uzun zamandır bunu yapmaya çalışıyorlar. Bu konuyla çok yakından ilgileniyoruz. Hepsini izliyor, her birini takip ediyoruz. Onlar hakkında çok şey biliyoruz" dedi.

Mücteba Hamaney’in seçiminin hayal kırıklığına uğrattığını söyledi

Hamaney’in yeni dini lider seçilen oğlu Mücteba Hamaney’in hedef alınıp alınmayacağı yönündeki bir soruya Trump, "Bunu söylemek istemem. Ama açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Çünkü bunun ülke için aynı sorunların devamı anlamına geleceğini düşünüyoruz. Bu yüzden, böyle bir seçim yaptıklarını görmek beni hayal kırıklığına uğrattı" dedi. İran’ın yeni lideri olarak nasıl bir profil aradığına ilişkin soruya Trump, "İçeriden biri olması bana daha mantıklı geliyor" dedi.

Bu yaklaşımın Venezuela’da başarılı olduğunu söyleyen Trump, "Irak’ta farklı bir şey yaptık. Herkesi görevden aldık, orduyu görevden aldık, polisi görevden aldık, politikacıları görevden aldık ve geriye kimse kalmadı. Sonuçta ne oldu biliyor musunuz? DAEŞ ortaya çıktı. Bunu istemiyoruz. Şah’ın oğlu gibi isimler de konuşuluyor lakin o kişiler uzun süredir İran’da yaşamıyor. Şu ana kadar oldukça iyi çalışan bir formülümüz var ve bunun iyi çalışmaya devam edeceğini düşünüyorum" dedi.

"Planlarının Orta Doğu’yu ele geçirmek olduğunu düşünüyorum"

İran’ın Orta Doğu’yu ele geçirmek istediği iddiasını yineleyen Trump, "Eldeki bilgiler ve değerlendirmelere dayanarak, planlarının Orta Doğu’yu ele geçirmek olduğunu düşünüyorum. Bunu gerçekten istiyorlardı. Eğer Geceyarısı Çekici operasyonu yapılmamış olsaydı, bu kesinlikle olacaktı. Çünkü sadece birkaç hafta içinde nükleer silaha sahip olacaklardı. Bu operasyon, planlarına büyük bir darbe indirdi. Son altı ay içinde ne kadar füze ürettiklerine ve satın aldıklarına bir bakın. Bu füzeler, farklı ülkelere hedeflenmişti. Birleşik Arap Emirlikleri’ne binin üzerinde füze fırlattıklarını düşünün. Bu gerçekten inanılmaz bir rakam. Orta Doğu’yu ele geçirmeye hazırlanıyorlardı ama biz onlardan önce harekete geçtik" şeklinde konuştu.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Orta oyununa çağdaş yorum Yunusemre Belediyesi ile Maksat Koop iş birliğiyle sahnelenen ‘Fotoğrafçı’ orta oyunu, Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’nda tiyatroseverlerle buluştu. Canlı ritmiyle dikkat çeken oyun, geleneksel orta oyununun neşesini bugünün temposuyla harmanlayarak izleyicilerden büyük beğeni topladı. Yunusemre Belediyesi, Ramazan ayı boyunca düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleriyle vatandaşları bir araya getirmeye ve geleneksel sanatları yaşatmaya devam ediyor. Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Cevdet Kudret Solok’un kaleme aldığı "Fotoğrafçı" adlı eser, Maksat Koop Sahne tarafından geleneksel orta oyunu formuna sadık kalınarak günümüz yorumuyla sahneye taşındı. Yapımda, Türk tiyatrosunun köklü miraslarından biri olan orta oyunu geleneği yaşatılırken, seyirciler Kavuklu Hamdi, Pişekâr ve klasik tiplerle yeniden buluştu. Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı İsmail Hakkı Tonguç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen oyunu izleyenler arasında Yunusemre Belediye Başkan Yardımcıları Emine Özge Arslan, Hakan Gürtunca ve Mehmet Mesut Doğan da vardı. Yoğun katılımın olduğu gecede sahnelenen oyun, izleyicilerden tam not aldı. Oyunlaştırmasını Cevdet Kudret Solok’un yaptığı eserin uyarlaması ve yönetmenliği Maksat Koop Sahne tarafından üstlenilirken, yönetmen yardımcılığını Selenay Doğan gerçekleştirdi. Müzik direktörlüğünü Ali Yerlikaya ve Gökhan Memiş’in yaptığı yapımda, dekor ve kostüm tasarımı Sama Ghavami Roudsari, ışık tasarımı ise Sezer Geçer imzasını taşıdı. Minik orkestrası ve sahne üzerindeki canlı ritmiyle dikkat çeken oyun, geleneksel orta oyununun neşesini bugünün temposuyla harmanlayarak izleyicilerden büyük beğeni topladı.
İstanbul Türkiye’den 50 firma stratejik kompozit teknolojileriyle Paris’te sahneye çıktı Kompozit malzemeleri, ürünleri ve teknolojilerinin sergilendiği JEC World 2026 Paris Fuarında açıklamalarda bulunan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, "100 milyar dolarlık dünya kompozit pazarından aldığımız payı daha da artırmaya odaklanıyoruz. Türkiye’de 2025’te 2 milyar doları aşan kompozit malzeme pazarının ve 820 milyon doları bulan ihracatımızın daha da yukarı tırmanmasını öncelikli görüyoruz" dedi. İnsansız hava araçlarından, balistik füze gövdelerine, elektrikli otomobillerin batarya kutularından roketlere ve rüzgar enerjisi kanatlarına kadar ileri teknoloji gerektiren tüm sektörlerin odağında bulunan Türk kompozit sektörü, 50 firma ve kurumla katıldığı JEC World Paris fuarında yeteneklerini sergiliyor. Dünyanın en büyük kompozit malzemeleri, ürünleri ve teknolojileri fuarı JEC World 2026, Fransa’nın başkenti Paris’te kapılarını açtı. Türkiye, fuara İstanbul Ticaret Odası (İTO) koordinasyonunda 23’ü milli katılım alanında olmak üzere toplam 50 firma ve kuruluşla katıldı. Türkiye fuarda katılım alanı ile Çin ve Almanya’dan sonra en büyük 3’üncü ülke oldu. Bu yıl 61’incisi düzenlenen fuarda 27 ülke pavilyonu, 94 ülkeden bin 400’den fazla katılımcı firma ve start-uplar yer aldı. Küresel kompozit malzeme pazarı 100 milyar dolara yaklaşan büyüklüğe ulaşırken, JEC World’e katılan Türk şirketleri, havacılıktan otomotive, kimyadan makineye, yazılımdan biyoteknolojiye kadar Türk kompozit mühendisliğinin kabiliyetlerini dünyaya tanıttı. Türkiye’nin milli katılım organizasyonu 2013 yılından bu yana İTO tarafından gerçekleştiriliyor. Kompozit malzemeler, iki ya da daha fazla farklı malzemenin bir araya getirilmesiyle oluşturulurken bileşenlerinin tek başına sağlayamayacağı üstün özelliklere sahip oluyor. Hafiflik, yüksek mukavemet, korozyon direnci ve tasarım esnekliği sayesinde otomotivden havacılığa, savunmadan yenilenebilir enerjiye kadar birçok sektörün önemli bir girdisi olarak öne çıkıyor. Kompozitler son yıllarda "akıllı malzeme" işlevlerini de üstlenmeye başlarken enerji depolama, kendi kendini algılama ve termal düzenleme gibi yeni nesil özellikler sektörün sınırlarını genişletiyor. Hidrojen enerjisinde yakıt hücreli araçların yüksek basınçlı depolama tankları karbon fiber takviyeli kompozit basınçlı kaplardan üretilirken uzay sektöründe de SpaceX’in Starship’inden Rocket Lab’in Neutron’una kadar yeni nesil yeniden kullanılabilir roketlerin gövde yapıları ve yakıt tankları karbon fiber kompozitlerle inşa edilirken Fransa’da ise emekli yolcu uçaklarından geri kazanılan termoplastik kompozit parçalar, yeni nesil uçaklarda kullanılmasıyla öne çıkıyor. "Kompozitte bir merkez olma fırsatını değerlendirmeliyiz" Paris’teki fuarda yaptığı açıklamada kompozitin Türkiye’nin stratejik sektörlerinden biri olduğunu söyleyen İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye kompozit malzemede artık yalnızca üretici değil, döngüsel ekonominin kurallarını belirleyen ülkeler arasında yer alıyor. 2026’nın bu dönüşümün miladı olmasını öngörüyoruz. Küresel tedarik zincirinin yeniden şekillendiği, enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğin öne çıktığı günümüzde kompozitte bir merkez olma fırsatını değerlendirmeliyiz. Kompozit sektörü yüksek katma değer üretme kapasitesi ve stratejik önemiyle öne çıkıyor. Kompozit bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte hangi ülkenin daha gelişmiş olacağını belirleme gücüne sahip bir sektör" şeklinde konuştu. "Dünya kompozit pazarından aldığımız payı daha da artırmaya odaklanıyoruz" Türkiye’nin genç ve dinamik üretim altyapısı ile mühendislik kabiliyetinin kompozit alanında küresel rekabette önemli avantaj sunduğunu kaydeden Avdagiç, "Firmaların ise AR-GE ve inovasyon yatırımlarıyla katma değeri yüksek üst segment ürünlere yönelmesi sektör ihracatını güçlendirecektir. Kompozit sektörünün diğer sektörleri harekete geçiren yapısı var. Kompozit ileri teknoloji gerektiren tüm sektörlerin odağında bulunuyor. Türkiye’nin dünya kompozit pastasından aldığı payı artırması için JEC World Paris Fuarı’na Türk firmalarının katılımlarını organize ediyoruz. 100 milyar dolarlık dünya kompozit pazarından aldığımız payı daha da artırmaya odaklanıyoruz. Bu yoldaki ilerleyişimizi kalıcı adımlarla perçinlemek için çalışıyoruz. Türkiye’de 2025’te 2 milyar doları aşan kompozit malzeme pazarının ve 820 milyon doları bulan ihracatımızın daha da yukarı tırmanmasını öncelikli görüyoruz" ifadelerini kullandı. JEC World 2026 Fuarı, 12 Mart’a kadar Paris’te ziyaretçilerini ağırlayacak.
İstanbul Fenerbahçe, Bursaspor ve Fatih Tekke’ye fair play ödülleri takdim edildi Türkiye Futbol Federasyonu Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu’nun Şubat ayı değerlendirmesinde ödüllendirdiği Fenerbahçe, Bursaspor ve Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’ye ödülleri takdim edildi. Fenerbahçe’ye Sosyal Sorumluluk Ödülü’nü TFF İstanbul Bölge Temsilcisi Gür Onar takdim etti. Sarı-lacivertli kulüp adına ödülü Fenerbahçe Futbol A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Topbaş ile Sportif Direktör Devin Özek aldı. TFF Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu tarafından Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülen Nesine 2. Lig temsilcisi Bursaspor’a ödülünü TFF Bursa Bölge Temsilcisi Atilla Dönmez takdim etti. Yeşil-beyazlı kulüp adına ödülü Bursaspor Başkanı Enes Çelik, ligin 26. haftasında oynanan Kuzeyboru 68 Aksaray Belediyespor maçı öncesinde aldı. Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’ye Sosyal Sorumluluk Ödülü’nü TFF Trabzon Bölge Temsilcisi Hamdi Aslan verdi. Bordo-mavili ekibin teknik direktörü ödülü geçen perşembe günü antrenman öncesinde takdim edildi. Fenerbahçe, "Geleceğe Umut" projesi kapsamında yapacağı transferlerde oyuncu maaşlarının yüzde 1’ini dezavantajlı çocukların eğitim, gelişim ve geleceğine katkı sağlayacak özel bir programa ayırma kararı alarak toplumsal sorumluluk alanında güçlü bir etki oluşturmuştu. Kurul, Nesine 2. Lig’in 22. haftasında oynanan Adanaspor maçı öncesinde rakibinin Bursa’daki konaklama sorununu çözerek örnek bir dayanışma sergileyen Bursaspor’a da Sosyal Sorumluluk ve Fair Play Ödülü verilmesini kararlaştırmıştı. Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke ise Galatasaray ile Trabzonspor arasında 5 Ocak Pazartesi günü oynanan Turkcell Süper Kupa Yarı Finali öncesinde yaptığı açıklamada futbolun bir oyun olduğunu hatırlatmış; sporun insanları bir araya getiren, keyif alınması gereken yönüne vurgu yaparak sporun birleştirici gücünü öne çıkaran yaklaşımıyla Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülmüştü.