DÜNYA - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 20:35 | Son Güncelleme : 06 Mayıs 2026 Çarşamba 20:39

Saraybosna’daki "savaş turizmi" katılımcıları, en güzel kadınları vurmak için birbiriyle yarışmış

A
A
A
Saraybosna’daki "savaş turizmi" katılımcıları, en güzel kadınları vurmak için birbiriyle yarışmış

Hırvat gazeteci Domagoj Margetic'in yazdığı kitapta, Bosna Hersek’teki savaş sırasında kuşatma altındaki Saraybosna’da para karşılığında keskin nişancı tüfeğiyle sivillere ateş açan sözde "savaş turizmi" katılımcısı zengin yabancıların, "en güzel kadını kimin vuracağı" konusunda birbirleriyle yarıştıkları iddia edildi.

Yugoslavya’nın dağılma sürecinde "Büyük Sırbistan" kurulması hedefi doğrultusunda Bosna Hersek’te Müslümanlara karşı soykırım ve savaş suçları işleyen işgalci Sırp güçlerinin, kuşatma altındaki Saraybosna’da büyük kısmı Müslüman olan sivilleri hedef alan kan dondurucu "savaş turizmi organizasyonuna" ilişkin yeni iddialar gündeme geldi. Hırvat gazeteci Domagoj Margetic, "Plati i Pucaj!" (Öde ve Ateş Et!) başlıklı kitabında Saraybosna kuşatması sırasında Sırp güçlerin organizasyonu ile büyük meblağlar karşılığında Saraybosnalı sivillere ateş eden silah meraklısı zenginlerin işledikleri suçlara ilişkin yeni iddialara yer verdi.

"En güzel kadınları vurmak için yarışıyorlardı"

Yeni kitapta, sözde "savaş turizmi" ile şehre hakim noktalardaki Sırp mevzilerine gelen sapkın yabancıların "en güzel kadını kimin öldüreceği" konusunda birbiriyle yarıştıkları yer aldı. Kitaba göre, varlıklı silah meraklıları, 1992 ile 1996 yılları arasında "insan safarisi" organizasyonunun bir parçası olarak, Saraybosna’daki orta yaşlı kadınları öldürmek için Sırp bağlantılarına 80 bin Alman markı (o dönemde yaklaşık 53 bin dolar) para ödüyordu. Kitaba göre genç kadınları vurmanın bedeli 95 bin marka, hamile kadınları vurmanın bedeli ise 110 bin Alman markın (72 bin dolar) kadar yükseliyordu.
Kitapla ilgili basına konuşan Margetic, söz konusu iddiaların 1996 yılında öldürülen Bosnalı istihbarat görevlisi Nedzad Ugljen tarafından ölmeden önce kendisine anlatılanlar ve teslim edilen belgelere dayandığını kaydetti. Margetic, "Ugljen ayrıca yabancıların en güzel kadınları vurmak için birbirleriyle yarıştığını da yazmıştı" ifadelerini kullandı.
Bosnalı Sırp milislerle yaptığı görüşmeye ilişkin Ugljen, "Birçoğu bana, ateş edenler arasında bir Avrupalı Kraliyet ailesi mensubunun da bulunduğunu anlattı. Buraya helikopterle geldiğini, Saraybosna yakınlarında Vogosca’da kaldığını ve çocuklara ateş etmek istediğini anlattılar" dedi.

"Faaliyetler güvenlik servisleri tarafından yürütülüyordu"

Saraybosna’da "insan safarisine" katılan yabancılar ödemeyi şehri kuşatma altında tutan Sırp güçlerine yapmış olsa da, bu sapkın organizasyona ilişkin fikrin Sırbistan’da değil Hırvatistan’da ortaya çıktığı ve bu işin 1990’lı yıllardaki savaşlardan önce Hırvatistan’daki Yugoslav istihbarat servislerinde çalışan Zvonko Horvatincic ile bağlantılı olduğu da belirtildi.

Margetic, "Yabancıların da işin içinde olması nedeniyle bu faaliyetler, güvenlik servisleri tarafından yürütülüyordu. Saraybosna’daki kuşatma başladıktan sonra 1992 yılı yazında zengin İtalyanlar, Horvatincic’e oraya gitmelerinin mümkün olup olmadığını sordular" şeklinde konuştu.

Bosnalı istihbarat görevlisi Ugljen, Bosnalı Sırp milislerle görüşmüştü ve iddialara göre Saraybosnalı sivillere ateş edenler arasında Avrupalı bir kraliyet ailesi mensubu da bulunuyordu.

İtalya’da soruşturma başlatılmıştı

İtalya’daki Milano Savcılığı, geçtiğimiz yıl Bosna Savaşı sırasında keskin nişancı tüfeğiyle "insan avı" için Saraybosna’ya giden İtalyan vatandaşlarının belirlenmesi için soruşturma başlatmıştı. Soruşturma, İtalyan araştırmacı yazar Ezio Gavazzeni’nin "Almanlar, Fransızlar, İngilizler ve Batı dünyasının tamamından varlıklı insanlar, sivillere ateş etmek için büyük paralar ödeyerek oraya gidiyordu" şeklindeki iddiasının ardından açılmıştı.

Keskin nişancı turizmine katılan İtalyan vatandaşlarının tespiti için başlatılan soruşturma kapsamında, Şubat ayında 80 yaşındaki eski bir kamyon şoförü hakkında inceleme başlatılmıştı. Şahıs, birden fazla cinayetteki rolüne ilişkin suçlamalarla karşı karşıya bulunuyor.
Kuşatma altındaki Saraybosna’daki kan dondurucu eyleme, Rusya, ABD, Kanada ve birçok Avrupa ülkesinden de katılanların olduğu öne sürülüyor.

ABD’li eski deniz piyadesi, uluslararası mahkemeye ifade vermişti

ABD’li eski deniz piyadesi John Jordan’ın 2007 yılında Hollanda’nın Lahey kentindeki uluslararası mahkemede verdiği ifade de Saraybosna’daki insan safarisine ilişkin iddiaları destekler nitelikteydi. Saraybosna’daki kuşatma sırasında Birleşmiş Milletler (BM) itfaiye görevlisi olarak görev yapan Jordan, savaş sırasında şahit olduğu sahneleri mahkemeye anlatmıştı.

Jordan ifadesinde, "Eğer bir yetişkin ve bir çocuk birlikte yürüyorsa, vurulan çocuk oluyordu. Eğer bir aile yürüyorsa, en küçük çocuk hedef alınıyordu. Genç kızlardan oluşan bir grubun içinde ise vurulan, en çekici görünen oluyordu" demişti.
Jordan ayrıca, yerli rehberlerin Sırp Cumhuriyeti ordusu kontrolündeki mevzilere silahlı yabancılar getirdiklerini gördüğünü de anlatmış ancak bunların ateş açtıkları bir anı doğrudan görmediğini söylemişti.

Dehşeti "Sarajevo Safari" ortaya çıkarmıştı

Batılı zenginlerin Bosna Savaşı sırasındaki dehşet verici "eğlencesi", 2022 tarihli "Sarajevo Safari" isimli belgesel filmine konu olmuştu. Korkunç katliamlardan yıllar sonra Slovenyalı yönetmen Miran Zupanic’in çektiği belgesel filminde ismini vermeyen görgü tanıkları, savaş sırasında yaşanan olaylara ilişkin detaylar paylaşmıştı. Sırp eski milisler ise bu suçlamaları reddetmiş ve Saraybosna kuşatması sırasında sözde "safari" organize edildiği iddialarını inkar etmişti.

Saraybosna’da bin 601’i çocuk toplam 11 bin 541 kişi ölmüştü

Saraybosna’da 5 Nisan 1992’de başlayan ve modern savaş tarihinin en uzun kuşatması kabul edilen Saraybosna kuşatması sırasında bin 601’i çocuk toplam 11 bin 541 kişi ölmüştü. Kuşatma sırasında en az 53 çocuk keskin nişancı ateşiyle öldürülmüş, çocukların en sık hedef alındığı yerler ise oyun parkları olmuştu.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı Antalya’da meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsü kadın hurdaya dönen araçtan burnu bile kanamadan çıktı Kaza, saat 22.30 sıralarında Kepez ilçesi Ulus Mahallesi Gazi Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Gazi Bulvarı üzerinde seyir halindeki Esra G.’nin kullandığı 07 CKC 146 plakalı otomobile plaka ve sürücüsü öğrenilemeyen başka bir araç yandan çarptı. Aracın sıkıştırması ile direksiyon hakimiyetini kaybeden otomobil sürücüsü genç kadın refüjde bulunan bariyerlere çarptı. Esra G.’nin kaza yapmasına neden olan plakası öğrenilemeyen otomobil ise hızla olay yerinden uzaklaştı. Hurdaya dönen araçtan yara almadan çıktı Kazayı gören diğer sürücülerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekibin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen itfaiye ekipleri araç içerisinde her hangi bir sıkışma olmadığını belirleken, otomobil sürücüsü genç kadın kazayı burnu bile kanamadan atlattı. Sağlık ekipleri tedbir amacıyla Esra G.’nin sağlık durumunu kontrol ederken genç kadın durumunun iyi olduğunu ve hastaneye gitmek istemediğini belirtti. Kaza nedeniyle Gazi Bulvarı üzerinde uzun araç kuyrukları oluşurken, trafik kontrollü olarak sağlandı. Polis ekipleri kazaya sebep olarak olay yerinden kaçan otomobilin yakalanması için çalışma başlattı.
Bitlis "Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi" Ahlat’ta Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Bitlis’in Ahlat ilçesindeki etabı başladı. Adıyaman Nemrut Dağı’ndan yola çıkan ekip yaklaşık 7 saatlik yolculuğun ardından Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’na vardı. Burada tarihi Selçuklu Meydan Mezarlığını gezerek hatıra fotoğrafı çeken ekip, bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerine dikkat çekti. Tarihi alanda gazetecilere açıklama yapan Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, "Toplam yolculuğumuz 1,5 ay sürüyor. Arabalarımızın çoğunu Nepal’de yardım kuruluşuna hibe edeceğiz. Bu kullandığım aracı ise çekiciyle getirerek Cumhurbaşkanımıza hediye edeceğiz. Bu rotadan üçüncü geçişim. Ama Ahlat’a daha önce hiç girmedik. Doğubayazıt üzerinden İran’a gidiyorduk. Cumhurbaşkanlığından çıktıktan sonra Aksaray’a vardık. Orada muhteşem bir organizasyonla karşılandık. Burada gerçekten çok güzel misafirperverlik var. Benzinliklerde ücretsiz çay ikram ediyorlar. Tabii katılımcılar döndükten sonra gönüllü elçilerimiz olacak. Türkiye’nin yumuşak yüzünü gösterecekler. Almanya, İtalya, Belçika, Bulgaristan, İngiltere ve Türkiye’den katılımcılar var" dedi. Yarışmaya İstanbul’dan katılan Kıvanç Yaralı ise, "İstanbul’dan Almanya’ya uçakla gittim. Almanya’dan Bitlis Ahlat’a kadar araç sürdüm. Fiziksel olarak yorgun olsak da Ahlat Selçuklu Mezarlığında olmanın bize verdiği manevi huzur bizi doyurdu. Açıkçası burada olmak bizi çok mutlu etti. Burada atalarımızın mezarlarını gördük ve kültürel mirasımızla tanıştık. İlk defa buradayız. Daha öncesinde ralliye 4 kez katıldım fakat Bitlis’e ilk defa geliyoruz. Harika bir duygu. Umarım herkes bir gün buraya gelerek bu mirası görür" diye konuştu. Antalya’dan katılan Mustafa Karakimseliler de, "Bu ralliye üçüncü katılışım. Daha önce Doğubayazıt’tan ve Hopa’dan geçtim. Hayatımda ilk defa Ahlat’a geliyorum ve gerçekten çok beğendim. Selçuklu kabristanı da çok etkileyici. İnşallah tekrar gelirim. Şimdi kısa bir tur oldu ama umuyorum ki daha sonra birkaç günlüğüne Ahlat’a geleceğiz." İfadelerine yer verdi. Geceyi Ahlat’ta geçirecek olan ekip yarın Erzurum Palandöken’e doğru yola çıkacak. Almanya’dan 27 Nisan’da başlayan ralli, Türkiye etabının ardından İran ve Türkmenistan üzerinden ilerleyerek Orta Asya rotasını takip edecek ve Nepal’de son bulacak.