DÜNYA - 27 Kasım 2025 Perşembe 16:30 | Son Güncelleme : 27 Kasım 2025 Perşembe 17:03

Rusya'dan güvercinlerin uçuşuna yön veren "biyodron" projesi

A
A
A
Rusya'dan güvercinlerin uçuşuna yön veren "biyodron" projesi

Rusya merkezli nöroteknoloji şirketi Neiry, güvercinlerin beynine yerleştirilen mikroçipler aracılığıyla uçuşlarına yön verilebilen "biyodron" projesinde son evreye yaklaşıldığını ve kuş sürülerinin deneme uçuşlarına başlandığını açıkladı.

Rusya merkezli nöroteknoloji şirketi Neiry, beynine mirkoçipler yerleştirilen güvercinlerin insansız hava araçları (İHA) ve dronlarla kıyaslanabileceği "biyodron" projesini duyurdu. Şirketin basın açıklamasında, proje kapsamındaki çipli güvercin sürülerinin uçuşa başladığı belirtildi. Güvercinlerin beyinlerine yerleştirilen nöral arayüzler aracılığıyla kuşların beyinlerinin farklı kısımlarına uyarılar gönderilebildiği ve uçuşlarına yön verilebildiği, rotalarının değiştirilebildiği belirtildi. Bu süreçte kuşun araştırmacılar tarafından belirtilen yönlere "kendi isteği" doğrultusunda uçtuğu aktarıldı. Güvercinler üzerinde gerçekleştirilen cerrahi operasyonların, hassas güdümlü bir sistemin hayvanların beyninde belirli bölgelere elektrotlar yerleştirdiği bir üretim hattı üzerinde yapıldığı belirtildi. Bu elektrotlar, kuşların sırtında yer alan bir "çanta" içindeki uyarıcılara bağlanıyor ve bir kontrol mekanizması ile uçuş bilgileri bu devreye aktarılıyor. Uyarıcıdan gönderilen sinyaller aracılığıyla güvercine uçuş sırasında sağa ve sola yönelmek gibi dürtüler iletilebiliyor.

"Biyodronlar, geleneksel İHA'lara kıyasla daha uzun menzile sahip"

Araştırmacıların operasyona tabi tutulan kuşlar için "yüzde 100 hayatta kalma oranı" beklentisinde bulunduğu aktarıldı. Ancak şimdiye kadar yürütülen çalışmalardaki hayatta kalma oranına ilişkin bir bilgi verilmedi. Buna ek olarak, beynine mirkoçip yerleştirilen kuşların yaşam süresinde diğer kuşlarla karşılaştırıldığında bir değişim gözlenmemesinin beklendiği belirtildi. Ayrıca, projede kullanılan kuşların konumu, sırtlarına yerleştirilen güneş enerjisiyle çalışan elektronik sistem ve GPS teknolojisi yardımıyla takip edilebiliyor. Açıklamada, biyodronların fiyat açısından geleneksel insansız hava aracı (İHA) ve dronlar ile kıyaslanabileceği ancak, bu unsurlardan daha uzun çalışma menzili ve sürelerine sahip olduğu belirtildi.

"Herhangi bir kuş taşıyıcı olabilir"

Neiry'nin açıklamasında, "biyodron" projesinin son evrelerinde olduğu ve yakında pilot uygulamalara başlanabileceği duyurularak, çipli kuşların elektrik ve doğalgaz dağıtım hatları ile çeşitli altyapıların gözlemlenmesinde kullanılabileceğinin altı çizildi. Neiry'nin Kurucusu Alexander Panov, "Proje şimdilik sadece güvercinler üzerinde yürütülüyor ancak herhangi bir kuş taşıyıcı olabilir" dedi. Panov ayrıca, daha ağır faydalı yükler taşınması için kargaların, kıyısal gözlemleme çalışmaları için martıların ve açık denizlerdeki daha büyük bölgelerin incelenmesi için ise albatrosların projeye dahil edilmesinin planlandığını bildirdi.

Çipli kuşların uçuş özelliklerine yönelik testler sürerken, ilerleyen süreçte kuşların bir kısmının başkent Moskova'da kalması ve bazılarının da operatörler tarafından farklı yönlerdeki çeşitli bölgelere gönderilmesi planlanıyor. Aynı zamanda, biyodronların düşme ihtimalinin bir kuşun düşme ihtimaline eşit olduğu belirtilerek, projenin şehir ortamlarında kullanımının güvenli olduğu öne sürüldü.

Neiry'nin diğer çalışmaları

2017 yılında kurulan ve 250'den fazla çalışana istihdam sağlayan Neiry şirketindeki geliştiriciler, 2024 yılının sonbaharında Moskova Devlet Üniversitesi'nden bilim insanları ile birlikte yürütülen çalışmalarda bir farenin beynini yapay zeka ortamına bağlamıştı. Farenin, beynine yerleştirilen ve yapay zeka ile eş zamanlı çalışan nöral arayüz aracılığıyla çeşitli sorulara cevap verebildiği iddia edilmişti. Ayrıca, şirketten bu yıl daha önce yapılan bir açıklamada da ineklerin süt üretiminin artırılması için nöroçipler ile çeşitli çalışmalar yürütüldüğü duyurulmuştu.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Ankara AK Parti Bursa Milletvekili Varank ve MİT Başkanı Kalın, sahurda vatandaşlarla bir araya geldi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. MİT Başkanı Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Varank, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bir Ramazan-ı Şerif ayının daha sonlarına yaklaşıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları yaptığınız ibadetleri kabul eylesin. İnşallah en güzel şekilde Ramazan bayramına kavuşmayı tabii ki Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. En güzel şekilde Kadir Gecesi’ni idrak etmeyi de bizlere nasip eylesin. Her sene Ramazan-ı Şerif ayında bir güzellik olarak vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Ben bir Bursa’da bir de Ankara’da bunu yapmaya çalışıyorum. Hemşerilerimizi sahura davet ediyoruz. Sağ olsun hemşerilerimiz de bizleri yalnız bırakmıyorlar. Bu güzel ortamı oluşturmak için, bizlerle beraber olmak için bizimle buluşuyorlar. Ben gelen her bir kardeşimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Ramazan-ı Şerif demek, birlik demek, beraberlik demek. Aslında aynı değerler etrafında buluşabilmek demek. İşte sahur sofraları da sahur birliktelikleri de aslında bu toplumun en güzel değerlerinden bir tanesi. İşte bu güzellikle de biz sizlerle beraber buluşmuş olduk. Rabbim inşallah bu güzellikleri yaşamaya devam etmeyi bizlere nasip eylesin" dedi. Coğrafyanın içinde bulunduğu zor şartlara değinen Varank, şunları kaydetti: "Tabii zor bir coğrafyada yaşıyoruz değerli kardeşlerim. Etrafımız adeta bir ateş çemberi ve bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’yi salimen rotasında tutabilmek büyük mücadeleler büyük fedakarlıklar gerektiriyor. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımız da aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni o rotada tutabilmek, tam bağımsız büyük Türkiye’yi inşa edebilmek için büyük bir mücadele içerisinde inşallah bizler de bir olursak, beraber olursak, hep birlikte birbirimize tutunursak işte Sayın Cumhurbaşkanımıza en büyük desteği vermiş oluruz. Biz öyle inanıyoruz ve biz bir olduğumuzda da Türkiye’nin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmaz. Biz yeter ki beraber olabileceğimiz fırsatları çoğaltalım. İşte kendi değerlerimize sahip çıkalım. Bu Ramazan-ı Şerif’i çok farklı bir şekilde yaşıyoruz. Hepiniz etrafınızda görüyorsunuzdur. 7’den 77’ye adeta herkes bu Ramazan-ı Şerif’in havasını yaşamaya devam ediyor. İnşallah önümüzdeki Ramazanlar da böyle olsun diyoruz. Rabbim birlik beraberliğimizi daim etsin diyor. Geldiğiniz için tekrar teşekkür ediyor sizlere." Varank’ın konuşmasının ardından, MİT Başkanı Kalın ve vatandaşlar hep beraber sahur yaptı.