MAGAZİN - 04 Şubat 2018 Pazar 23:24

Nükhet Duru’dan, Tazelenme Üniversitesi öğrencilerine konser

A
A
A
Nükhet Duru’dan, Tazelenme Üniversitesi öğrencilerine konser

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, yaşlılığın kimlikte değil akılda olduğunu dile getirerek, "Emekli hayali ile yaşamıyorum ama belki yaşadığımız tecrübeleri aktaracak bir kitap yazabilirim, ya da müzikle uğraşabilirim" dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde hayata geçirilen Tazelenme Üniversitesi, “Öğrenmenin yaşı yoktur” sloganıyla 60 yaş üzeri öğrencileri bir araya getiriyor. Özellikle yaşlıların hayatını kolaylaştırmak ve onların hayata daha sıkı tutunmalarını sağlamak için projeler üreten Antalya Büyükşehir Belediyesi, ünlü pop sanatçısı Nükhet Duru’yu, yaklaşık 600 Tazelenme Üniversitesi öğrencisiyle Antalya AKM Aspendos Salonu’nda buluşturdu. “Beni Nükhet Duru Sanıyorlar” isimli müzikal tiyatroyu seyirciyle paylaşan Nükhet Duru, sahne performansıyla büyük beğeni topladı. Yaklaşık 1 saat sahnede kalan Duru’ya, sevilen parçalarında tazelenme öğrencileri de eşlik etti.

Programdan önce konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Tazelenme Üniversitesi’nin bir hayat üniversitesi olduğunu kaydetti.

“Hayat hem bilim hem bir sanattır” diyen Türel, “Hayatı severek, öğrenerek, bilerek, yaşamak gerekir. Tazelenme Üniversitesi’ne giden yaşlı gibi görünse de öyle değildir. Buraya giden yaşlı olmaz, yaşlılık kafada olur. Fiziksel olarak genç, kafası yaşlı olan o kadar insan var ki. Asıl gençlik ruhun gençliğidir. Bu nedenle sizler hepiniz gençsiniz. Tazelenme Üniversitesi’nin artık hazırlık sınıfında olacak bir aday olarak bende kendimi sizler kadar genç hissediyorum. Bu çağda öğrenmenin yaşı yoktur. Bu nedenle sizin üniversiteniz çok önemlidir. Yaşamın her konusu bir bilgi ve sanat konusudur. Bende biraz daya yoğunluğum azalırsa yaşım müsait olursa bende inşallah Tazelenme Üniversitesi öğrencisi olurum, buranın keyfini yaşarım” dedi.

"HAYAL DENİLEN PROJELERİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"

Antalya’da her yaştan her kesime en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarının altını çizen Türel, “Yaşlı, engelli ve çocuklara yönelik hizmetler benim için önceliklidir. Bana göre devlet ve yerel yönetimler kimsesizlerin kimsesidir. Belediye başkanı olarak bütün çocukların amcası, bütün yaşlıların evladıyım. 19 ilçede herkese eşit hizmet veriyoruz. Tazelenme Üniversitesi, gerçek bir üniversiteye de dönüştürebilir. Hatta içinde hastanesi olan bir kampus neden olmasın. Projelerimi açıkladığımda, ‘Menderes Türel hayal görüyor diyorlardı’, hayal görmek güzeldir. Bakıyoruz ki beni hayal görmekle suçladıkları bütün projelerin bir kısmı gerçeğe dönüştü diğerleri de dönüşüyor. Antalya’da sizlerin hizmetkarıyız” ifadelerini kullandı.

“TASARRUF YAPIYORUZ”

Konuşmaların ardından Başkan Menderes Türel ve Tazelenme Üniversitesi Kurucusu İsmail Tufan, öğrencilerin sorularını cevapladı.

"19 ilçeye götürülen hizmetlere nasıl kaynak buluyorsunuz?" sorusuna Türel, “İyi yöneticinin birinci şartı finans yönetimidir. Bunu başaramazsanız diğer işlerin hiçbirini başaramazsınız. Biz tekeden süt çıkarıyoruz desek yeridir. Tüm işlerimizi dikkatli bir tasarruf politikasıyla yürüyoruz. Daha önce ilçe 5 belediyesinden oluşuyorduk, bu 2014’de 19 ilçeye yükseldi. Coğrafyamız 10 kat arttı. Bizim belediyemizde çalışan personel sayısı 8 bin 500’dü, bugün coğrafyamız 10 kat artmasına rağmen personelimizi 8 in 400’dür. Bu bile tasarruf politikamızın en güzel örneğidir. Geri oluşturabilecek projeleri hayata geçirirseniz o zaman kaynağı içinde yerel yönetimler olabilirsiniz. Bütün çalışmaları gece gündüz yapıyoruz ama kaynaklarımızı en iyi şekilde değerlendirerek, mazeret üretmeden çözüm üreterek sonuca gidiyoruz. Belediye başkanlığı makamı çözüm makamındır, mazaret makamı değildir. Borç edebiyatının arkasında sığınma bahanemiz olamaz” cevabını verdi.

"YAŞLI VE ENGELLİLERİN EVİNDE BÜYÜKŞEHİR ELİ"

"Yaşlı ve engellilerin evlerinin asansörsüz,onları indirip çıkarma ve ulaşımı konusunda nasıl destek verirsiniz?" şeklindeki soruya Türel, şu cevabı verdi:

“Büyükşehir Belediyesi olarak Engelsiz Ev projemiz var. Engelli ve yaşlıların yaşadığı evlere belediye olarak müdahale ederek onları engelsiz hale getiriyoruz. Örneğin tuvaletini, rampasını, lavabosunu hastalarımızın için kullanılacak hale getiriyoruz. Antalya’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek.”

"YAŞLILARIN DA İHTİYAÇLARINI GÖRECEK"

"Konyaaltı Sahil Projesi’nden yaşlılar için bir çalışmanız olacak mı?" sorusuna Türel, “Çalışmamız var dersem doğru olmaz. Orada tamamen engellilerin istifade edeceği plajlar sosyal tesisleri sadece engelliler değil bütün herkes istifade edebiliyor. Halka açık bir proje. Haziran ayında tamamlayacağız. Yaşlılarımızın da ihtiyaçlarını görecek mekanlar olacak” cevabını verdi.

Başkan Türel, AÜ Gereontoloji Bölümü’nün bahçesine ihtiyaç kadar bankların gönderileceğini bildirdi.

“YAŞLILIĞIMDA KİTAP YAZIP, BESTE YAPABİLİRİM”

"Nasıl bir yaşlılık düşünüyorsunuz?" sorusunu ise Türel, şöyle yanıtladı:

“Yaşım kaç olursa olsun genç kalacağım. Çalışan insan yaşlanmaz. Yaşlılık kimlikte değildir, zekadadır, akıldadır. Allah bana ne kadar sağlık verirse sağlığım el verdiği sürece bir işin uçlarından tutarım. Emekli hayali ile yaşamıyorum ama belki yaşadığımız tecrübeleri aktaracak bir kitap yazabilirim. Yada müzikle uğraşabilirim. Aileme yönelik bestelerim var. İlerde yeni besteler yapabilirim. Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinden biride olmak hedeflerimden biridir.”

Türel, Çanakkale’ye gitmek için kaç adet otobüse ihtiyaçları olursa tahsis edeceklerinin sözünü verdi.

“TÜREL ÇİFTİNE, ERKEK ÖĞRENCİLERDEN KAZAK”

Konuşmaların ardından Başkan Menderes Türel ve Eşi Ebru Türel’e, Tazelenme Üniversitesi’nin 60 yaş üzeri erkek öğrencilerinden Erdal Türker ve Resul Korkmaz’ın ilk kez ördükleri birer kırmızı kazağı hediye edildi.

Tazelenme Üniversite öğrencilerinin alkışları arasında siyah bir abiye ile sahneye çıkan ünlü pop sanatçısı Nükhet Duru, sevilen şarkılarını seslendirdi.

İlk şarkısının ardından öğrencilere seslenen Nükhet Duru, ”Sizi bir kere daha tazelemeye geldim. Hani insan eski arkadaşını görünce sevinir ya neydi o günler ah demeye geldim. Ah canım benim. Size bahsedeceğim önemli bir konu var, beni Nükhet Duru sanıyorlar. Öyle havalı cıvalı assolist rüzgarlarında bir şey. Yok anam kendi halinde iyimser, kendi halinde bir insanım. Yine de süslendim, püslendim muhabbete geldim sizlerle. Var mısınız?” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Tekirdağ Çorlu’da silahlı kavga olayına müdahale ettikleri sırada şüpheli şahsın silahla karşılık vermesi sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız" 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin sarsıntılarının birçok alanda hala devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tufeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır" şeklinde konuştu. "Her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur" Her savaşın kendi ekonomisini ürettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran Savaşı’yla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında taraflarının uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tufeylilerin çok büyük rolü etkisi sabotaj girişimi vardır" ifadelerini kullandı. "Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir" Kriz sürecini Türkiye’de kullanmaya çalışanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım; Muhalefet bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran Savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi ‘iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin’ mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar." "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir" Muhalefet demenin ülkeye ateşe atacak kadar gözü karartmak demek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır. Oysa muhalefet demek çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir. Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. "Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" Türkiye’nin kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın sosyal medyada kesilen ahkamların kime yaradığı kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. ‘Muhalefet ediyorum’ bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" dedi. "Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır" Siyasi yelpazenin hangi kanadında olunursa olsun herkesin "önce milletim, önce memleketim" ilkesiyle hareket etmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sevgili vatandaşlarım burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum; Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başkan noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu’daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya’daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın 2008’deki Mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. Kovid-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomiyle bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu, olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor." "Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik" Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığı koruduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle askeri düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu dağda artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık. Türkiye’nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür" diye konuştu. "Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir" Türkiye’nin bölgenin istikrar adası olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye’yle daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye’nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son ‘SAHA EXPO 2026’da’ buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye’nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden bin 700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu" dedi. EFES 2026 tatbikatından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "50 farklı ülkenin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz EFES 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven, hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayii ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyasıyla ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız, merhum İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk dünyası vizyonuyla adım adım hayata biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal’ın 34 yıl önce söylediği ’Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21’inci asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor" dedi. "Yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü olacaktır" Kazakistan ziyaretinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Kazakistan’la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ebedi dostluk ve genişletilmiş stratejik ortaklık bildirisine imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayri resmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın on üçüncü zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı’nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye’sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye’sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026’nın Türkiye’si 2002’nin Türkiye’sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır." "Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır" Türkiye’nin terör prangasından kurtulmasının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye’nin önünde yepyeni bir yol açılacak terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime sağlığa üretime ulaştırmaya harcanacak Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye’nin inşası içindir. Bundan geri dönüş taviz yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye’nin ekonomisini büyütmek itibarını artırmak sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum" Vatandaşlardan hükümete güvenmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye’yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor. Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum. Aziz milletim bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim’de varılan ateşkese rağmen İsrail Gazze’ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor" diye konuştu. "Türkiye’nin Gazze halkının yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum" İsrail’in yaptıklarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail’in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu’nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye’nin Gazze halkının ve Gazze’ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecektir. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Vatandaşların Kurban Bayramı’nı da tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Bu bayramda Cenab-ı Allah’a karşı şükrümüzü ifa etmekle kalmayacak, milletçe birbirimize daha sıkı sarılacak, muhabbet ve kardeşlik bağlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Kurban Bayramı’nda mali durumu müsait olan kardeşlerimizin garip gurebayı ve ihtiyaç sahiplerini gözetmesini, kurban etlerinin dolaplarımızı değil, karşılıklı gönüllerimizi doldurmasını ve ruhlarımızı doyurmasını temenni ediyorum. Bildiğiniz üzere çalışanlarımızı hafta içindeki bir buçuk günü de idari izinli sayıp, dokuz günlük kesintisiz bir tatil yapma imkanı vermiştik. Bu bayramda seyahat edecek olan vatandaşlarımızın trafik kurallarına titizlikle uymasını, Kurban Bayramı’nı sevdiklerimize zehredecek kazalara sebebiyet verecek davranışlardan uzak durulmasını istirham ediyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum."
Zonguldak Miting ve açılışların unutulmaz ismi Seyfi Usta’nın heykeli açıldı Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde yıllarca miting, düğün, şenlik ve toplumsal etkinliklerin aranan ismi olan zurna sanatçısı Seyfullah Çetin’in heykeli açıldı. 1972 yılında Iğdır’dan Çaycuma’ya gelerek burada yaşam kuran ve "Seyfi Usta" adıyla tanınan sanatçı, 18 Mart 2024 tarihinde hayatını kaybetmişti. Çaycuma Belediyesi tarafından, Seyfi Usta’nın yaşadığı eve yakın bir noktada hizmete açılan Halk Lokantası’nın önüne yaptırılan heykelin açılışı bugün gerçekleştirildi. Çaycuma’nın kültürel yaşamına uzun yıllar renk katan Seyfi Usta; düğünlerden festivallere, 1 Mayıs kutlamalarından çeşitli toplumsal etkinliklere kadar birçok organizasyonda zurnasıyla yer aldı. Çaycuma,’nın hafızasında önemli bir yer edinen sanatçı, mütevazı kişiliği ve emek mücadelesine verdiği destekle de tanındı. Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, yaptığı açıklamada Seyfi Usta’nın Çaycuma için önemli bir değer olduğunu belirterek, "Seyfi Usta’nın hatırası Çaycuma’da yaşamaya devam ediyor" dedi. Akyol, Bülent Kantarcı’nın 29 Mart 2024 tarihinde Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği’ni ziyaretinde, Seyfi Usta’nın isminin yaşatılması yönündeki taleplerini ilettiklerini ifade etti. Çaycuma Belediyesi tarafından yaptırılan heykelin, Seyfi Usta’nın kent yaşamındaki izini ve halk nezdindeki değerini gelecek kuşaklara taşıyacağı belirtildi.
İstanbul AK Parti, İstanbul’da yeni nesil teşkilat modeli ’Her Site Bir Teşkilat’nı tanıttı AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, ’Her Site Bir Teşkilat’ programında yeni nesil teşkilat modelini tanıttı. Özdemir, "İstanbul’da mahalle hamilerimizle, sokak gönüllülerimizle ve şimdi de site temsilcilerimizle değişen hayat ritmine uygun yeni bir temas modeli inşa ediyoruz" dedi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda "Her Site Bir Teşkilat" programı gerçekleştirildi. Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul milletvekilleri, ilçe başkanları, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri katıldı. AK Parti’nin İstanbul’da hayata geçirdiği yeni nesil teşkilat modelinin detaylarının anlatıldığı programda, pilot ilçe Başakşehir’de yürütülen çalışmalar ele alındı. İlçedeki 659 sitenin 181’ine site temsilcisi atanırken, teşkilatlanma sürecine ilişkin yönerge ve eğitim materyalleri de tamamlandı. Site yönetim kurullarının oluşturulmasına devam edilen modelde, seçim işleri, teşkilat yapısı, sosyal faaliyetler ve idari süreçlere ilişkin görev dağılımları netleştirildi. "İstanbul yeni bir şehir sosyolojisinin merkezine dönüşüyor" Nüfusunun yüzde 70’inin sitelerde yaşadığı Başakşehir’in planlı şehirleşme yapısı ve genç nüfus profiliyle İstanbul genelindeki 8 bin 674 siteye örnek teşkil edecek modelin merkezi olarak seçildiği belirtildi. Programda yaptığı konuşmada İstanbul’un yalnızca fiziki olarak büyüyen bir şehir olmadığını belirten AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, "İstanbul, bugün yalnızca fiziki olarak büyüyen bir şehir değildir. Aynı zamanda yeni bir şehir sosyolojisinin merkezi haline gelmiştir. Yükselen her yeni siteyle birlikte şehirlerin silueti kadar insanların birbirine temas etme biçimi, komşuluk anlayışı ve toplumsal hayatın ritmi de değişiyor. Mahalle kültürüyle büyüyen nesillerin yerini ekranların içine sıkışan, dijital yalnızlık içerisinde büyüyen yeni kuşaklar almaya başladı. Oysa bizim medeniyetimizde komşuluk vardır. Selam vardır. Kapı çalma vardır. Birbirinin derdiyle dertlenmek vardır. ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diyen bir anlayışın mensupları olarak; bu gidişata kayıtsız kalamayız. İşte ‘Her Site Bir Teşkilat’ çalışması tam da bu ihtiyaçtan doğmuştur" ifadelerini kullandı. Pilot bölge Başakşehir Pilot uygulamanın Başakşehir’de başlatıldığını açıklayan Özdemir, "Metrokent Sitesi 20 dönüm arazi üzerinde, 8 bin 300 vatandaşımızın ikamet ettiği ve 15 seçim sandığı ile birlikte başlı başına değerli bir mahallemizdir aslında. Amacımız, yaşayan, temas eden, takip eden güçlü bir organizasyon modeli kurmaktır. Her 15 günde bir yapılacak toplantılarla sitelerde yalnızca siyasi değil. sosyal hayatta ele alınacak" dedi. "Önce İstanbul’a, ardından tüm Türkiye’ye yayılacak" Yeni modelin geleceğin şehir hayatına hazırlanmış güçlü bir teşkilat vizyonu olduğunu ifade eden Özdemir, "Her Site Bir Teşkilat modeli geleceğin şehir hayatına hazırlanmış güçlü bir teşkilat vizyonudur. Her siteyi bir temas noktası, her haneyi bir gönül kapısı, her komşuluğu güçlü bir dayanışma alanı olarak görüyoruz. Bugün İstanbul’da mahalle hamilerimizle, sokak gönüllülerimizle ve şimdi de site temsilcilerimizle; şehrin her noktasına dokunan güçlü bir saha ağı kuruyoruz. ‘Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul’ diyerek çıktığımız yolda mahallede hami, sokakta gönüllü, sitede temsilci anlayışıyla İstanbul’un değişen hayat ritmine uygun yeni bir temas modeli inşa ediyoruz" diye konuştu.