DÜNYA - 07 Eylül 2025 Pazar 11:19 | Son Güncelleme : 07 Eylül 2025 Pazar 11:21

Norveç'ten Gazze'ye yürüyen Kim: "Herkes Filistin halkı için en azından bir şey yapmalı"

A
A
A

Norveç'ten beş ay önce yürüyerek Filistin'e doğru yola çıkan Kim Zen, nihai hedefinin Filistin ve özellikle de Gazze olduğunu belirterek, "Eğer bu soykırımın olmasına izin verirsek, gelecekte bunun sonuçları ne olacak? İşte en korkutucu olan bu. Bu durmalı. İnsanlar korkmayı bırakmalı. Herkes Filistin halkı için en azından bir şey yapmalı" dedi.

Norveç'ten 5 ay önce Filistin'e gitmek için yürüyerek yola çıkan Kim Zen, Almanya'nın Bonn kentine ulaştı. Nihai hedefi Filistin ve özellikle de Gazze olan Kim Zen, Filistin halkına, özellikle de kadınlar ve çocuklara destek ve empati göstermek için yürüdüğünü söyledi. Kim, "Merhaba, benim adım Kim. Norveçliyim. Norveç'te, Telemark Dağları'nda yaşadım. Şimdi ise Almanya'ya geldim. Yürüyerek yol alıyorum ve Filistin'e doğru gidiyorum. Öncelikli amacım, alternatif bir yaşamın mümkün olduğunu kendime kanıtlamak. Hayatta bir sisteme bağlı olmadan da yaşayabileceğimi görmek. Ama bu yolculuğun en önemli sebebi, Filistin'e doğru bir yolculuk yapmak. Özellikle Filistin'deki, Gazze'deki çocuklara, kadınlara destek ve empati göstermek" dedi.

Norveç'ten Gazze'ye yürüyen Kim:

Dünyanın istikrarsız bir yer olduğuna vurgu yapan Kim Zen, "Pek çok şey oluyor. Ve ben parasız, hiçbir sistem desteği olmadan, sadece yolumda karşılaştığım insanlar ve Tanrı ile birlikte yalnız yaşıyorum. Tabii ki kaygılar oluyor ama ben idare ediyorum. İyi bir hayatım var. Şimdiye kadar da iyi geçti. Ailem de sanırım mutlu, çünkü görüyorlar ki bana insanlar maddeten ve manen yol boyunca destek oluyor. Yolumda karşılaştığım insanlar bu yolculuğun çok pozitif bir kısmı oldu" şeklinde konuştu.

"İyi insanlarla tanıştım, bunların arasında bazı Türk, Kürt insanlar da vardı"

Birçok insandan yardım gördüğünü dile getiren Kim, "Gerçekten Bonn, benim için en inanılmaz yerlerden biri oldu. Tam da insanlar yüzünden. Bonn'da yürürken ilk karşılaştığım şey, iyi insanlardı. Onlar bana iyi bir yön gösterdiler ve ben de başka iyi insanlarla tanıştım. Bunların arasında bazı Türk, Kürt insanlar da vardı. Onlar beni evlerine davet etti, amacımı duyunca beni misafir ettiler. Bana öyle çok şey verdiler ki inanamazsınız. Bonn'da çok harika insanlarla tanıştım. Özellikle de beni evinde ağırlayan aile sayesinde" ifadelerini kullandı.
Kendisini eve davet eden aile hakkında konuşan Norveçli Kim, "Bu sadece bir iki kişi değildi; kuzenler, kardeşler, ablalar, amcalar. Koca bir aileydi. Bonn benim için inanılmazdı. Bana yemek verdiler, yatacak yer verdiler, ihtiyacım olan şeyleri sağladılar. Kadınlardan bazıları kıyafetlerimi bile tamir etti. Bana çok ama çok şey verdiler. En önemlisi ise sevgi ve ilgi. Bu yolculukta en çok hissettiğim şey bu oldu" diye konuştu.

"Benim dileğim birçok kişinin bana katılması"

İnsanların kendisine katılmasını istediğini söyleyen Kim, "Filistin'e, inşallah Gazze'ye varmam için ne kadar zaman gerektiği bana bağlı değil. Bilmiyorum, umarım 1 yıl içinde, ama bu tamamen bana bağlı değil. Ne kadar gerekirse o kadar sürecek. İnşallah varacağım. Yüzde yüz kalbimde biliyorum ki, Tanrı izin verirse orada olacağım. Çünkü bu çok önemli. Ve benim dileğim, birçok kişinin de bana katılması. Sadece Batı'dan değil, dünyanın her yerinden insanlar ihtiyaç duyulan yere gitmeli. Çünkü birçok insan bana, bu yolculukta korkup korkmadığımı soruyor. "Orası tehlikeli, savaş var, çok sıcak, hastalanabilirsin, vurulabilirsin" diyorlar. Ama hayır, ben kendi canımdan korkmuyorum" dedi.

Norveç'ten Gazze'ye yürüyen Kim:

İsrail'in gerçekleştirdiği soykırımın durması gerektiğini dile getiren Kim, "Asıl en tehlikeli ve en ciddi mesele şu: Eğer bu soykırımın olmasına izin verirsek, gelecekte bunun sonuçları ne olacak? İşte en korkutucu olan bu. Bu durmalı. İnsanlar korkmayı bırakmalı. Herkes Filistin halkı için en azından bir şey yapmalı. Sadece onlar için değil ama özellikle onlar için. İsterse sadece akşam yemeğinde bu konuyu konuşmak olsun, isterse yerel politikacılara ulaşmak olsun Herkes kalbinden gelen bir şey yapmalı. Ben yürümeyi seçtim. Anlıyorum, bu herkes için değil. Ama herkes mutlaka bir şey yapmalı. Çünkü eğer gözlerimizin önünde bebekler öldürülürken, insanlar aç bırakılırken biz sessiz kalırsak, buna izin verirsek, sırada ne olacak? İşte en korktuğum şey bu. Bunun ne olabileceğini söylemeyeceğim, çünkü televizyon için uygun değil. Ama tek bildiğim, bunu önlemek zorundayız" şeklinde konuştu. Kim Zen ayrıca, tanımadığı birçok kişinin kendisine yiyecek, ayakkabı ve giysi vererek yolculuğuna katkıda bulunduğunu belirtti.

Sinan Karamurat

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.