MAGAZİN - 14 Nisan 2022 Perşembe 11:12

Muhabire hakaret ettiği iddia edilen Emre Kınay’a 2 yıla kadar hapis talebi

A
A
A
Muhabire hakaret ettiği iddia edilen Emre Kınay’a 2 yıla kadar hapis talebi

Bir mekan çıkışında kendisini görüntülemek isteyen muhabire hakaret ettiği iddia edilen oyuncu Emre Kınay yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Mütalaada, Kınay’a haksız tahrik indirimi uygulanarak 2 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Duruşma çıkışı Kınay, "Ağzım açık olsun ki biplemeyin’’ dedi.

Cihangir'de gittiği bir mekan çıkışında kendisini görüntülemek isteyen televizyon muhabirine hakaret ettiği öne sürülen oyuncu Emre Kınay ile mekanda oturan doktor Baha Toygar'ın 2 yıl 4 aya kadar hapis talebiyle yargılanmalarına devam edildi. İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, müşteki Mustafa Ağdağ’ın avukatı ve tutuksuz sanıklar Baha Toygar ile Emre Kınay, avukatlarıyla birlikte hazır bulundu.

"Bir bayanın düşmesi üzerine çekim yapmaya başladıklarını anladım’’

Duruşmada savunma yapan sanık Baha Toygar, müştekiyle de sanıkla da tanışmadığını söyleyerek, "Arkadaşlarla otururken basın mensuplarının yuvalanmış vaziyette olduklarını gördüm. Bir süre sonra basın mensuplarının, bir bayanın düşmesi üzerine birden hareketlenip, çekim yapmaya başladıklarını anladım. Akabinde arkadaşlara ‘oradan ayrılalım’ dedim. Saat gece yarısına yaklaşmıştı, evim de bulunduğumuz mekana yakındır. Sakin bir şekilde kalkarak evime doğru gittim. Kimse ile karşılaştığımı da hatırlamıyorum, çevrede birçok insan vardı ve birçok insan bu tartışmaya müdahil oldu. İddia edildiği şekilde hakaret içerikli söz söylediğimi hatırlamıyorum’’ dedi.

"Aşırı derecede tahrik içeren tutum sergilediler’’

Duruşmada tanık olarak dinlenen Dilara Sezgin ise olay anında dezenfektandan akan sulara basarak kaydığını belirterek, ‘’Yere düştüğüm sırada diz üstü giymiş olduğum eteğim açıldı, bana en yakın konumda bulunan sanık Emre Kınay, insani olarak yardım amaçlı yanıma geldi. Beni kaldırmaya yeltendiği sırada kameralar hareketlenerek içeriye doğru zoom yaptılar ve çekime başladılar. Bunun üzerine sanık, ‘ayıptır, yapmayın’ dedi ve dışarıya çıkarak, ‘arkadaşlar bu benim avukat arkadaşım, ne sorunuz varsa cevaplayayım’ şeklinde konuştu. Sonrasında müştekinin de içinde olduğu kameraman grubu, kışkırtıcı sorular sordular, aşırı derecede tahrik içeren tutum sergilediler. Sanığın ‘yeter ben istediğim yere istediğim zaman çıkarım, size mi soracağım’ dediğini hatırlıyorum’’ dedi.

"Toygar’ın basın mensuplarıyla da herhangi bir iletişime girmediğini söyleyebilirim’’

Diğer sanık Baha Toygar’ın kendi arkadaş gruplarına dahil olmadığını söyleyen tanık Dilara Sezgin, ‘’Sanık Baha Toygar 2 masa ötede, 3 kişilik ayrı bir masada oturuyordu. Herkes ayağa kalktığında, sanık Toygar da ayağa kalktı. Herkes birbirine ‘hay Allah ne oldu’ şeklinde vücut diliyle eylemlerde bulunuyordu, sonrasında da yol açıldı ve sanık evine döndü. Ayrıca sanık Baha Toygar’ın basın mensuplarıyla da herhangi bir iletişime girmediğini de söyleyebilirim, ayrı bir yerden evine gitti’’ ifadelerini kullandı.

Haksız tahrik indirimi uygulanması talep edildi

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, iddianamedeki söylemlerin onur, şeref ve haysiyeti rencide eden söylemler olarak değerlendirildiğini ve hakaret suçunu oluşturduğunu belirtti. Açıklanan mütalaada, olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak sanık Emre Kınay’ın ‘hakaret’ suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, ayrıca sanığa haksız tahrik indirimi uygulanması veya ceza verilmekten vazgeçilmesi de talep edildi.

Mütalaada ayrıca, sanık Baha Toygar’ın ise ‘hakaret’ suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Mahkeme, taraflara esasa ilişkin mütalaaya karşı yazılı olarak savunma yapabilmeleri için süre verilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.

"Ağzım açık olsun ki biplemeyin’’

Duruşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlamak istemediğini belirten Emre Kınay, ‘’Ağzım açık olsun ki biplemeyin’’ ifadesini kullanarak mahkeme salonunun önünden ayrıldı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, şüpheli Emre Kınay'ın şikayetçi Mustafa Ağdağ'a yönelik ‘geri zekalı', diğer şüpheli Baha Toygar'ın ise hakaret içerikli söylemi nedeniyle kamuya açık olan caddede sövme suretiyle alenen hakaret ederek üzerlerine atılı suçu işledikleri aktarıldı. İddianamede, şüphelilerin ‘hakaret' suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Sema Demir
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Etimesgut Belediyesi’nde 11 milyon 990 bin liralık usulsüz aktarım iddiası Ankara’da Etimesgut Belediyesi ve belediyeye ait iştirak şirketi ETİMKENT Yapı Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de yürütülen iki ayrı zimmet soruşturması kapsamında, ETİMKENT A.Ş.’nin yürüttüğü ‘Aşevi Yemek Alım ve Dağıtım İşi’ ile ‘Aşevi Malzeme Alımı İşi’ çerçevesinde kamu kurumlarına ödenmesi gereken 11 milyon 990 bin 750 liranın mevzuata aykırı şekilde mutemet olarak görevlendirildiği öne sürülen S.K.’nın hesabına aktarıldığı ve söz konusu bedelin ilgili kurumlara yatırılmadığı ileri sürüldü. Edinilen bilgilere göre, Etimesgut Belediyesi bünyesinde personele sunulan yemek hizmeti karşılığında tahsil edilen 745 bin 830 liranın ilgili hesaba yatırılmayarak zimmete geçirildiği iddiası üzerine başlatılan soruşturmada, Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nde görevli Bilgisayar İşletmeni S.K.’nın parayı uhdesinde tuttuğu öne sürüldü. Soruşturma kapsamında, ETİMKENT tarafından "Aşevi Yemek Alım ve Dağıtım İşi" ile "Aşevi Malzeme Alımı İşi" ihalelerine ilişkin kamu kurumlarına ödenmesi gereken toplam 11 milyon 990 bin 750 liranın da usulsüz şekilde görevlendirildiği iddia edilen S.K.’nın hesabına aktarıldığı, ancak paranın ilgili kurumlara yatırılmayarak zimmete geçirildiği öne sürüldü. Soruşturma çerçevesinde Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdür Vekili A.C, Bilgisayar İşletmeni S.K. ve ETİMKENT Genel Müdürü M.Ç. hakkında 29 Mart’ta arama ve el koyma kararı alındı. Bugün şüphelilerin ikametleri ve çalışma ofislerine düzenlenen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. "222 bin 610 lira belediye hesabına yatırılmadı" İddialara göre, 29 Ocak 2025 tarihinde ortada ihale ve hak ediş bulunmamasına rağmen mevcut bir tahakkuk fişinin bilgileri değiştirilerek oluşturulan belgeyle kasa sorumlusu H.B.’ye 284 bin 750,60 lira nakit ödeme yapılarak, şirket zarara uğratıldı. Ayrıca "2025 Yılı Ekmek Alım ve Dağıtım İşi" kapsamında ödenmesi gereken 222 bin 610,50 liralık damga vergisi ve ihale karar pulu bedelinin belediye hesabına yatırılmak üzere kasadan çıkarılıp teslim edilmesine rağmen ilgili kuruma yatırılmadığı öne sürüldü. Bu kapsamda ETİMKENT Genel Müdürü M.Ç., Sosyal Yardım İşleri Müdür Vekili A.C. ve şirket kasa sorumlusu H.B. hakkında da arama ve el koyma kararı verildi. Eş zamanlı düzenlenen operasyonla şüpheliler gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadelerinin alınacağı belirtilirken, soruşturmanın genişletilebileceği öğrenildi.
Adana Kozan’daki kavşak düzenlemesine vatandaşlardan tepki Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan kavşak düzenlemesiyle iki kavşağın kapatılmasına muhtarlar, mahalle sakinleri ve esnaf tepki gösterdi. Kısa süreliğine trafiğe kapatılan yol polisin iknasıyla yeniden ulaşıma açılırken, mahalle temsilcileri Kozan Kaymakamı ile görüşerek taleplerini iletti. Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nün mevzuatı kapsamında çevre yolunda başlatılan düzenleme çalışmaları çerçevesinde Üniversite Kavşağı ile Çanaklı Kavşağı kapatıldı. Kavşaklar arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle alınan karar, bölgede yaşayan vatandaşlar ve esnafın tepkisine neden oldu. Çanaklı Mahallesi Muhtarı Burak Çürümez, Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ve çok sayıda vatandaş, Üniversite Kavşağı’nda bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Vatandaşlar kısa süreliğine yolu trafiğe kapattı. Bölge halkı, daha önce söz verilen trafik ışığı uygulamasının hayata geçirilmesini ve kavşağın kontrollü şekilde yeniden açılmasını istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, vatandaşları ikna ederek, yolun yeniden ulaşıma açılmasını sağladı. Kozan İlçe Emniyet Müdürü Fatih Alptekin de vatandaşları dinleyerek, Kozan Kaymakamı Bahattin Alparslanköylü ile bir araya getirdi. "Büyük mağduriyet oluşturuyor" Mahalle muhtarlarından Burak Çürümez, yapılan düzenlemeye tepki göstererek, "Burada üniversite var, üniversite yolu kapanamaz. Yapılan uygulama vatandaş için büyük mağduriyet oluşturuyor" dedi. Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ise daha önce yapılan görüşmelerde kavşağa trafik ışığı konulmasının gündeme geldiğini belirterek, "Servisçilerden ve vatandaşlardan yoğun şikayet var. Bu şekilde çözüm olmaz" ifadelerini kullandı. Bazı vatandaşlar, alternatif güzergahların uzaması nedeniyle özellikle yaşlı ve hastaların hastaneye ulaşımında zorluk yaşandığını, ulaşım maliyetlerinin arttığını dile getirdi. Yaşanan gerginliğin ardından mahalleden seçilen temsilciler, Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü ile görüşerek taleplerini iletti. Kaymakam Arslanköylü, vatandaşların taleplerinin değerlendirileceğini ve gerekli incelemelerin ardından kamuoyuna bilgi verileceğini belirtti.
Sivas Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.