DÜNYA - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 17:44 | Son Güncelleme : 14 Mayıs 2025 Çarşamba 17:48

Merz: "Gazze'de kıtlığın önlenmesi tüm taraflar için insani bir yükümlülüktür"

A
A
A

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Gazze'de çocukların, kadınların ve yaşlıların çektiği acıları gördüğünü belirterek, "Bölgedeki kıtlığın en kısa sürede önlenmesi tüm taraflar için insani bir yükümlülüktür" çağrısında da bulundu. Merz ayrıca Alman ordusunun Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu olması gerektiğini vurguladı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, başkent Berlin'deki Federal Meclis'te ilk hükümet açıklamasını gerçekleştirdi. Almanya Başbakanı Merz, yeni hükümetin hedeflerine ilişkin yol haritasına, Rusya-Ukrayna savaşına, Avrupa'nın güvenlik ve savunma politikalarına, Avrupa'ya yasa dışı göçün önlenmesine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Ukrayna'da 3 yılı aşkın bir süre önce başlayan savaşı işaret ederek Merz, "Rusya, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana özellikle de Avrupa'daki bölünmenin üstesinden gelinmesinden bu yana Avrupa'da egemen birlikte yaşamı düzenleyen tüm kuralları ihlal etti" dedi. Merz, "Biz savaşa taraf değiliz, taraf olmak da istemiyoruz. Ama olaya müdahil olmayan üçüncü taraflar değiliz. Biz 'şayet ve fakat' olmaksızın Ukrayna halkının yanındayız" ifadelerini kullandı. Merz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile mücadelesinde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'e desteklerinin devam edeceğini vurguladı.
Merz, geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü, Rusya Ukrayna arasında 30 günlük şartsız ateşkes girişimine verdiği destekten dolayı kendisini minnettar olduğunu kaydetti.

"Alman ordusunun Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu olması gerekiyor"

Merz, "Biz kendi savunma kapasitemizi ve hazırlığımızı genişletmeliyiz ve genişleteceğiz. Güç saldırganlığı caydırır, zayıflık ise saldırganlığı davet eder. Bu nedenle Alman ordusunun Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu olması gerekiyor" diye konuştu. Askerlik konusuna da değinen Merz, "Öncelikle yeni ve cazip bir gönüllü askerlik hizmeti oluşturacağız. Ordunun personel durumu acilen iyileştirilmelidir. Almanya'nın savunma kabiliyeti ve güvenliği konusunda sorumluluk almak isteyen çok sayıda genç var. Bunu teşvik etmek istiyoruz ve edeceğiz" dedi.

"Gazze'de kıtlığın önlenmesi insani yükümlülük"

Dış politika başlığında İsrail'e de yer veren Merz, İsrail'in varlığının ve güvenliğinin Almanya'nın devlet meselesi olduğunu yineleyerek, "İsrail'in yanındayız" ifadelerini kullandı. Merz, Gazze'de çocukların, kadınların ve yaşlıların çektiği acıları gördüklerini belirterek, "Bölgedeki kıtlığın en kısa sürede önlenmesi tüm taraflar için insani bir yükümlülüktür. Bölgedeki kıtlığın en kısa sürede önlenmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Almanya bir göç ülkesidir, öyle kalacaktır"

Konuşmasında göç politikasına da değinen Merz, "Almanya bir göç ülkesidir. Durum böyleydi, durum böyle ve böyle kalacaktır. Dost canlısı ve saygılı bir ülke olarak kalmak istiyoruz. Ancak son on yıldaki gelişmeler, çok fazla kontrolsüz göçe izin verdiğimizi ve çok fazla düşük vasıflı göçe imkan sağladığımızı da gösterdi" diye konuştu. Merz, "Ülkemizin refahı adına yeni bir göç politikasına ihtiyaç var" ifadelerini kullandı. Almanya'nın Avrupa'ya yasa dışı göç konusunda tek başına hareket etmediğini de sözlerine ekleyen Merz, "Avrupa Birliği iltica reformunun tutarlı bir şekilde uygulanmasının yanı sıra Avrupalı ortaklarımızla birlikte üçüncü ülkelerde iltica prosedürleri için şartları oluşturmak istiyoruz" dedi.

"Almanya'nın temel endüstrilerinde işler tehlikede"

Alman ekonomisine ilişkin karamsar bir tablo çizen Merz, "Ülkemiz tarihinde ekonomik büyümenin bu kadar uzun olmadığı bir dönem yaşamadık. Otomotiv, kimya ve makine mühendisliği gibi Almanya'nın temel endüstrilerinde işler tehlikede" dedi. Hükümetin yeni süreçte sektörlere yönelik yatırımlarını artıracağını belirten Merz, atılacak adımların sonuçlarını yaz aylarında hissedileceğini ifade etti.
Merz konuşmasını, "Tüm zorlukların üstesinden tek başımıza gelebiliriz. Birlikte çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur" sözleriyle tamamladı.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.