DÜNYA - 07 Nisan 2024 Pazar 15:06 | Son Güncelleme : 07 Nisan 2024 Pazar 15:49

İsrail'in Gazze saldırılarında 6 ay geride kaldı

A
A
A

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına başlamasının üzerinden 6 ay geçerken, Gazze'de hastane, okul, yerleşim alanı demeden saldırılarını sürdüren İsrail, 6 ayda en az 13 bini çocuk 33 bin 137 sivilin ölümüne neden oldu.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine girerek Aksa Tufanı Operasyonu’nu başlatmasının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılarda 6 ay geride kaldı. Gazze’deki sivilleri hedef alan İsrail 6 aydır hastane, okul, yerleşim alanı demeden saldırılarını sürdürüyor. Gazze Şeridi’nde büyük yıkıma neden olan İsrail, Gazze Şeridi'ni bombalayarak nüfusun büyük çoğunluğunu yerinden etti, çok sayıda sivilin Gazze'nin en güneyindeki Refah kentine kaçmasına neden oldu. İsrail, saldırılarının yanı sıra yıkıma neden olduğu Gazze Şeridi’nde yardımların gelmesini engelleyerek de Filistin halkına soykırım yapıyor. Dünya genelinde geniş kitleler tarafından protesto edilen İsrail, dizginlenemeyen saldırıları ve son eylemleri nedeniyle uzun süreli müttefiki ABD ile ilişkileri de geriliyor.

İsrail'in Gazze saldırılarında 6 ay geride kaldı

İsrail, 6 ayda 33 bin 137 Filistinlinin ölümüne neden oldu

İsrail’in 6 aydır ara vermediği saldırılarında en az 13 bini çocuk 33 bin 137 sivilin ölümüne neden oldu. 75 bin 815 kişinin yaralandığı İsrail’in saldırılarında nüfusun yüzde 70’ine denk gelen 1.7 milyon Filistinli yerlerinden edildiği Gazze’de yüzde 55.9 bina, yüzde 60 ev yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi. Yüzde 90 okulun saldırılarda hedef alınarak yıkıldığı Gazze’de 69 hastaneden yalnızca 10’u kısmi olarak hizmet verebiliyor. Birleşmiş Milletlere göre, Filistinli 1.1 milyon Filistinli sivil “felaket boyutunda” gıda güvensizliğiyle, Gazze’nin kuzeyinde ise 2 yaş altı çocukların yüzde 31’i akut yetersiz beslenme karşı karşıya. Çocukların yüzde yüzü yani hiçbir çocuk okula gidemiyor. Bu da Gazze’de eğitimin devam etmediği anlamına geliyor. İsrail’in 6 aydır devam eden saldırılarında 227 caminin yerle bir olduğu Gazze’de 3 kilise de yıkıldı.

İsrail 604 asker kaybetti

İsrail ordusunun yayınladığı son verilerde ise, 7 Ekim’den bu yana 204’ü Gazze içinde 604 İsrail askeri öldü. Sivilleri hedef alan İsrail ordusu, 41 İsrail askerini kendi saldırılarında öldürdü.

7 Ekim 2023’te İsrail'e karşı “Aksa Tufanı Operasyonu” başlatıldı

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail'e karşı “Aksa Tufanı Operasyonu” başlatıldığını, ilk 20 dakikada 5 bin roket ve havan fırlatıldığını duyurdu. Hamas, İsrail’in güneyinde düzenlenen Supernova Festivalini basarak bazı İsraillileri rehin aldı. Alarm geçildiğini duyuran İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hamas'ın Aksa Tufanı Operasyonu'na karşı "Demir Kılıçlar Operasyonu" başlatıldığını duyurdu. İsrail’e ait savaş uçakları Gazze'ye saldırılarına başladı. Bir gün sonra savaş ilan eden İsrail, saldırılarına ara vermedi.

İsrail, 9 Ekim’de Gazze’ye tam kuşatma ilan etti

Saldırılarını sivilleri hedef alarak gerçekleştiren İsrail, 9 Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik "tam kuşatma" ilan etti. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant "ne elektrik, ne gıda, ne de yakıt" girişine izin verilmeyeceğini söyledi.

11 Ekim’de Gazze’nin elektrik santrali faaliyetlerini durdurdu

Savaş durumuna geçen İsrail’de Netanyahu hükümeti savaş kabinesini kurdu. İsrail’de 360 bin yedek askeri göreve çağrılırken, İsrail saldırılarında Gazze İslam Üniversitesi’ni vurdu. Gazze’de faaliyet gösteren tek elektrik santrali, İsrail’in kuşatması nedeniyle yakıtın tükenmesi sonucu faaliyetlerini durdurdu. İsrail ordusu, Gazze’nin Mısır sınırındaki Refah sınır kapısını vurdu.

USS Gerald R. Ford uçak gemisi Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldı

İsrail, 12 Ekim’de ise Gazze’nin kuzeyinde yaşayan 1 milyondan fazla Filistinliye Gazze’nin güneyine gitmeleri için 24 saat süre verdi. Ancak 24 saat dolmadan bu kez de güneye hareket eden sivilleri vurdu. Bu sırada, ABD’den İsrail’e destek gecikmedi. ABD donanmasına ait USS Gerald R. Ford uçak gemisi İsrail’e destek amacıyla Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldı.

17 Ekim’de İsrail hastaneleri hedef almaya başladı

İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi’nde bulunan Baptist Hastanesi’ni (Al Ahli Arab Hastanesi) vurdu. En az 500 kişinin hayatını kaybettiği hava saldırısı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kınandı.

Refah sınır kapısı yeniden açıldı

İsrail saldırılarına maruz kalan Filistinlinin dünya ile tek bağlantısı Mısır sınırındaki Refah sınır kapısı 21 Ekim’de yeniden açıldı. Mısır, sınır kapısını açarak Gazze Şeridi’ne kısıtlı da olsa yardımların girmesini sağladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Abu Zeid, Gazze Şeridi ve Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açık olduğunu belirterek, “Mısır, üçüncü ülke vatandaşlarının çıkışını engellemekten sorumlu değildir” dedi.

İsrail’den Şifa Hastanesine baskın

İsrail Savunma Kuvvetleri, 15 Kasım’da yüzlerce hastaya ve yerinden edilmiş binlerce insana ev sahipliği yapan Şifa Hastanesi'ne baskın düzenledi.

Husiler, Kızıldeniz’de gemiye el koydu

Yemen'deki İran destekli Husiler, 19 Kasım’da İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına tepki olarak Kızıldeniz'de İsrail’e ait gemileri hedef alacaklarını açıkladı. İsrail’e ait olduğu iddia edilen ve 25 mürettebatı bulunan bir kargo gemisine Kızıldeniz'de Husiler tarafından el konuldu.

Gazze’de 4 günlük insani ara başladı

Katar’ın arabuluculuğu sonucu İsrail ile Hamas arasında varılan 4 günlük insani ara, 24 Kasım’da yerel saatle 07.00’de yürürlüğe girdi. Anlaşma kapsamında İsrail hapishanelerindeki 4 gün boyunca toplam 150 Filistinli ile Gazze’deki 50 İsrailli esir takas edildi.

15 Aralık: İsrail güçleri "yanlışlıkla" üç rehineyi öldürdü

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından 12 Aralık’ta yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'nde kara operasyonunun başladığı 27 Ekim'den beri 105 İsrail askerinin hayatını kaybettiği, askerlerden 20'sinin "dost ateşi" sonucu öldüğü belirtildi. Hedef gözetlemeden saldırı düzenleyen İsrail güçleri, 15 Aralık’taki açıklamasında ise Gazze'de 3 İsrailli rehineyi "yanlışlıkla" vurarak öldürdü.

Güney Afrika, İsrail’e dava açtı

Güney Afrika Cumhuriyeti, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail’e 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım dava açtı. Davanın ilk duruşması 11 Ocak’ta Lahey’de görülmeye başlandı.

26 Ocak: İsrail’in soykırım ile yargılanması kararı

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın İsrail aleyhinde açtığı “Gazze’de soykırım davası” başvurusunu kabul ederek İsrail’in davanın reddi talebini ise reddetti. İsrail’in soykırım suçu ile yargılanması kararı alınırken, İsrail'in soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına hükmetti.

Gazze’ye ilk havadan yardım

İsrail’in şiddetli bombardımanına maruz kalan Gazze’nin kuzeyine, 22 Şubat’ta 7 Ekim’den bu yana ilk kez havadan insani yardım indirildi.

Ölü sayısı 30 bini geçti

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki yerleşim bölgelerine, hastanelere, mülteci kamplarına yönelik saldırıları devam ederken Filistin Sağlık Bakanlığı 29 Şubat’ta yaptığı açıklamada İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bin 35’e, yaralı sayısının ise 70 bin 457’ye yükseldiğini duyurdu.

Güney Kıbrıs’tan Gazze’ye ilk yardım gemisi 12 Mart’ta yola çıktı

Gazze’ye 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, açlık ve susuzlukla mücadele eden Gazze halkı için denizden yardım koridoru açılmasına izin verildiğini açıklamıştı. İsrail’in açıklamasının ardından Gazze’ye denizden ilk yardım yola çıktı. İspanyol sivil toplum kuruluşu Open Arms’a ait gemi, ABD merkezli yardım kuruluşu World Central Kitchen (WCK) tarafından sağlanan ve Birleşik Arap Emirliklerinin finanse ettiği 200 tonluk yardımı 15 Mart’ta Gazze’ye ulaştı. Daha sonra GKRY’den yola çıkan 3 yardım gemisi ise 1 Nisan’da akşam saatlerinde Gazze’ye vardı. İsrail Şifa Hastanesi'ne bir kez daha saldırı düzenleyerek, can kayıplarına neden oldu.

1 Nisan: İsrail saldırılarında 7 World Central Kitchen çalışanı öldü

1 Nisan'da İsrail'in saldırılarında 7 World Central Kitchen çalışanı öldü. İsrail hava saldırılarında yalnızca Filistinlileri değil yardım görevlilerini de hedef aldı. İsrail güçlerinin 1 Nisan’da gerçekleştirdiği saldırıda Deir el-Balah'ta “World Central Kitchen (WCK)” adlı insani yardım kuruluşu çalışanlarının bulunduğu araçları vurdu. Saldırıda yardım kuruluşunun 7 görevlisi hayatını kaybetti. IDF, yardım çalışanlarının hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Open Arms, İsrail’in düzenlediği saldırıda uluslararası yardım kuruluşu World Central Kitchen’a (WCK) bağlı 7 çalışanın hayatını kaybetmesinin ardından Gazze Şeridi’ne deniz yoluyla yardım ulaştırma operasyonlarını 4 Nisan’da askıya aldı. Saldırıya ilişkin 5 Nisan’da İsrail tarafından yapılan açıklamada soruşturmanın tamamlandığı kaydedildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi soruşturmanın ardından binbaşı rütbesindeki bir asker ile yedek albay rütbesindeki bir askerin görevden alınmasına karar verdi.

İsrail'in Gazze saldırılarında 6 ay geride kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Muğla Yalıkavakspor’dan Bodrum’da kritik zafer Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Yalıkavak Spor Kulübü, lider Bursa Büyükşehir Belediyespor’u Bodrum’da 29-24 mağlup ederek şampiyonluk yarışında kritik bir galibiyete imza attı. Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Bodrum’un temsilcisi Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü, Bodrum Binnaz Karakaya Spor Salonu’nda Bursa Büyükşehir Belediyespor’u ağırladı. Kamuoyunda "Denizin Kızları" olarak bilinen Bodrum ekibi, karşılaşmanın başından sonuna kadar üstün bir oyun ortaya koyarak salondan 29-24 galip ayrıldı. Mücadeleye etkili başlayan Yalıkavakspor, savunmadaki sert oyunuyla rakibine kolay sayı şansı tanımadı. Hücumda ise kanat organizasyonları ve hızlı hücumlarla skor üreten Bodrum temsilcisi, ilk yarıyı 14-11 önde tamamladı. İkinci yarıda da tempoyu düşürmeyen Denizin Kızları, Bursa Büyükşehir Belediyespor’un geri dönüş çabalarına izin vermedi. Son bölümlerde oyunun kontrolünü tamamen elinde tutan Yalıkavakspor, sahadan 5 sayı farkla galip ayrılarak taraftarına büyük sevinç yaşattı. Geçtiğimiz hafta Üsküdar Belediyespor karşısında alınan mağlubiyet sonrası moral arayan Yalıkavakspor, lider Bursa karşısında aldığı galibiyetle yeniden çıkışa geçti. Bodrum temsilcisi bu sonuçla hem play-off yarışında kritik bir virajı geçti hem de şampiyonluk iddiasını sürdürdü. Yalıkavakspor’da Gülcan Tügel ile Ceylan Aydemir attıkları 8’er golle galibiyetin mimarları oldu. Nurceren Akgün Göktepe 5 gol kaydederken, Sofiia Bezrukova 3, Ziva Copi 2, Edanur Burhan, Betül Karaarslan ve İlke Yıldız ise birer golle skora katkı verdi. Bursa Büyükşehir Belediyespor’da ise Cansu Akalın 5 golle takımının en skorer ismi olurken, Emine Gökdemir ile Joana Fortuna Da Costa 4’er gol kaydetti. Karşılaşmanın ardından değerlendirmede bulunan Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü Başkanı Emin Palalı, "Bugün sahada yalnızca bir galibiyet değil, Yalıkavakspor’un karakteri vardı. Oyuncularımız, teknik ekibimiz ve tribündeki taraftarlarımızla birlikte Bodrum’a yakışan bir mücadele ortaya koyduk. Denizin Kızları bu kentin en önemli spor markalarından biri. Şampiyonluk yarışı nasıl şekillenirse şekillensin Yalıkavakspor’un sahadaki duruşu, emeği ve mücadelesi Bodrum için gurur kaynağı olmaya devam edecek" dedi. Türkiye Hentbol Federasyonu müsabaka raporuna göre karşılaşmanın ilk yarısı 14-11 tamamlanırken, mücadeleyi Yalıkavakspor 29-24 kazandı. Karşılaşmada hakemlik görevini Gökhan Keskin ile Orhan Keskin yaptı.