MAGAZİN - 03 Mayıs 2018 Perşembe 12:59

Gönül Nagiyeva, Almıla Hatun karakteriyle izleyiciyi etkiledi |Gönül Nagiyeva kimdir?

A
A
A
Gönül Nagiyeva, Almıla Hatun karakteriyle izleyiciyi etkiledi |Gönül Nagiyeva kimdir?

Diriliş Ertuğrul dizisine Almıla Hatun karakteriyle giriş yapan güzel oyuncu Gönül Nagiyeva, yeni tarzıyla izleyiciyi etkiledi. Almıla Hatun karakterine benzemesi için saçı makineyle sıfıra vurulan Nagiyeva, canlandırdığı karakterle tüm dikkatleri üzerine çekti.

Diriliş Ertuğrul dizisinde Almıla Hatun’un hangi oyuncu olduğu izleyicilerin en çok merak ettiği konu oldu. Sosyal medya ve arama motorlarından ‘Almıla Hatun kimdir’ şeklinde araştırma yapan izleyiciler, Almıla Hatun’un gerçekte güzel oyuncu Gönül Nagiyeva olduğunu öğrenince şaşırdı. Canlandırdığı karakter sebebiyle saçı sıfıra vurulan güzel oyuncunun ‘savaşçı kadın’ tarzı büyük beğeni aldı. 

Almıla Hatun karakterine benzemesi için saçı makineyle sıfıra vurulan Nagiyeva, canlandırdığı karakterle tüm dikkatleri üzerine çekti. Oyunculuğuyla göz dolduran Almıla Hatun, izleyiciye de kendini sevdirdi. Almıla Hatun’un pazara giriş sahnesindeki performansı, sosyal medyada en çok paylaşılan ve yorum yapılan bölüm oldu.

Pazardaki hareketiyle Ertuğrul’a kendini sevdirdi 

Diziye 116. bölümünde giriş yapan Almıla Hatun, Ertuğrul’la karşı karşıya gelmiş ve pazardaki satıcının sattığı kötü malları şikayet etmiştir. İşin nasıl yapılması gerektiğini de anlatan Almıla Hatun, kendisini Ertuğrul’a sevdirmiştir. Ancak Ertuğul bir yandan da şüphe duymaktadır.
Tabakhane kuracak olan Almıla Hatun’un pazardan tezgah isteği de Ertuğrul tarafından kabul edilir. Dizinin ilerleyen dakikalarında Almıla Hatun’un ajan olarak sızdığı, Ertuğrul’un baş düşmanı Noyan’ın kızkardeşi olduğu anlaşılır. Almıla Hatun’un gerçek adının da Alangoya olduğu ortaya çıkar.

Gönül Nagiyeva kimdir? 

Gönül Nagiyeva, 1982 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de doğdu. Çocuk yaşlarda oyunculuğa merak saldı. Küçük yaşlarda bale eğitimi aldı. Üniversite yıllarında radyo ve televizyonda sunuculuk yaptı. Üniversitenin Kamu Akademisi bölümünden mezun oldu.

2011 yılında Aramızda Kalsın, 2012 yılında Mahkumlar, 2013 yılında Kanun Namına adlı dizilerde oynadı. 2014 yılında Türkiye’den bir yapım şirketinden teklif aldı ve Terkedilmiş adlı sinema filminde başrol oynadı. 2015 yılında Zaman Adlı Tren adlı filmde oynadı. Türkiye’de film sektöründe ciddi teklifler gelmeye başlayınca İstanbul’a taşınmaya karar verdi. 2016 yılında yönetmen Korhan Uğur’un teklifiyle Kızkaçıran adlı komedi filminde oynadı.

Başrolünde oynadığı bazı kısa filmler şöyle: 2014 yılında Yansıma, 2015 yılında Azerbaijan Heart and Health Association, 2015 yılında Dönüş, 2017 yılında Yüzme Öğreniyorum, yine 2017 yılında Merhaba-Hoşçakal. Şu an reyting rekoru kıran Diriliş Ertuğrul dizisinde Almıla Hatun (Alangoya) karakterini oynamaktadır.

Ayrıca; Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin Ege Denizi’nden Yunanistan’a kaçışını konu alan Yüzme Öğreniyorum filmi, dünya çapında ses getirdi. Kısakes Film Festivali’nden Yapım Desteği Ödülü, SETEM Akademi, BAK Ödülleri, Kurmaca Dalı, Jüri Özel Ödülü, İzmir Kısa Film Festivali, Ulusal Kurmaca Dalı, Migros Gençlik Ödülü, İKFD Ulusal Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Dernek Özel Ödülü aldı. Ayrıca Nagiyeva, 2018 yılı başında da ‘Yılın En İyi Yabancı Aktrisi Ödülü’ne layık görüldü.
Sanatçı; dans, jimnastik, bale, şarkı söylemek, spor, yüzmek, atıcılık ve binicilik profesyonel anlamda ilgilendiği ve eğitim alığı spor dallarıdır. Türkçe, İngilizce, Azerice, Rusça ve Farsça bilmektedir.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.