BASKETBOL - 16 Ağustos 2012 Perşembe 11:05

FIBA Türkiye'yi örnek gösterdi

A
A
A
FIBA Türkiye'yi örnek gösterdi

FIBA Genel Sekreteri Patrick Baumann, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun (TBF) tecrübesi ve elde ettiği başarılarla diğer ülkelere örnek olması gerektiğini söyledi.

İSTANBUL

Son yıllarda ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlar ve elde ettiği başarılarla Türkiye Basketbol Federasyonu’nun diğer federasyonlara örnek olması gerektiğini vurgulayan FIBA Genel Sekreteri ve aynı zamanda Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Üyesi Patrick Baumann, TBF’nin güçlü liderliğin ve yönetimin saha içinde iyi sonuçları da beraberinde getirdiğini belirtti.

Patrick Baumann ‘Türkiye son 10 yıl içinde dünya basketbolunun güç merkezlerinden biri haline geldi. Sizce Türkiye Basketbol Federasyonu’nun bu başarısının arkasındaki en önemli etken nedir?’ sorusuna, “Bence bu başarı birçok etkenin bir araya gelmesiyle sağlandı. TBF içindeki iyi liderlik, 2010 FIBA Dünya Şampiyonası da dahil olmak üzere önemli uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapmak ve hükümetin bu çalışmalara sağladığı destek bir araya gelince basketbola olan ilgi, oyuncu sayısı ve basketbolun seviyesi çok önemli şekilde arttı. TBF bu yönüyle, diğer federasyonlar için mükemmel bir örnek oldu” cevabını verdi.

“TÜRKİYE EV SAHİPLİĞİ YAPTIĞI TÜM ŞAMPİYONALARDA ÇOK İYİ İŞ ÇIKARDI”

Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı tüm şampiyonlarda çok iyi iş çıkardığına dikkat çken Patrick Baumann, “Türk misafirperverliğinin dünyaca ünlü olduğunu zaten biliyoruz ama bu başarının arkasında çok daha farklı bir etken yatıyor. TBF, ev sahipliği yaptığı uluslararası turnuvalar aracılığıyla, bu tür organizasyonları düzenleyecek tecrübeli ve geniş bir takım kurmayı da başardı. Bu süreçte FIBA’nın tecrübelerinden de faydalanacak bir yaklaşım içinde oldular. Bu işbirliği FIBA’nın da bilgi birikimine önemli katkılar sağladı. TBF ile yaptığımız işbirliği karşılıklı bilgi akışının en iyi örneklerinden biri oldu. Son olarak, maçların oynandığı salonlar ve atmosfer, özellikle Türkiye maçlarında şahaneydi. Önümüzdeki 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda dikkat etmemiz gereken konulardan biri, Türkiye’nin oynadığı maçlar dışında da yüksek seyirci sayısını ve benzer atmosferi sağlamak olacak. Üst seviye kadın basketbolunu canlı olarak izleyeceğimiz bu şampiyonada, şimdiye kadarki en üst düzey basketbolun oynanacağına inanıyorum” dedi.

Türkiye’nin FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapma hakkını kazanmasının sebeplerini açıklayan Patrick Baumann, “Üst düzey organizasyonlara ev sahipliği yapacak tesis altyapısına sahip olmak tabii ki önemli bir faktördü, TBF’nin bu tür organizasyonları düzenlemekteki yüksek bilgi birikimi de öyle. Ama, bana göre, adaylığın en etkileyici kısmı TBF’nin kadın basketboluna olan ilgi ve katılımı arttırmak için hayata geçireceği projelerden oluşan 10 yıllık kadın basketbolunu geliştirme planıydı. Türkiye, son dönemde kadın basketbolunun en popüler olduğu ülkelerden biri haline geldi. Özellikle derbi karşılaşmalarındaki yüksek seyirci sayıları, altyapılardaki sporcuların ve lisanlı basketbolcuların sayıları her yıl artmaya devam ediyor. Kadın sporlarında Türkiye’nin hem bölge ülkelerine hem de dünya ülkelerine çok güçlü bir örnek haline gelebileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.