DÜNYADAN FUTBOL - 29 Şubat 2012 Çarşamba 10:12

Dünya Kayak Seven Gazeteciler Şampiyonası

A
A
A
Dünya Kayak Seven Gazeteciler Şampiyonası

Erzurum'da, Dünya Kayak Seven Gazeteciler Şampiyonası etkinlikleri kapsamında, "Milletler Gecesi" düzenlendi. Gecede gazeteciler ülkelerinden getirdikleri yiyecek ve içecekleri tanıttı.

AHMET AKBUĞA
ERZURUM

 

Palandöken Dağı'ndaki Dedeman Otel'de gerçekleştirilen Milletler Gecesinde, olimpiyata katılan gazeteciler, ülkelerinden getirdikleri yiyecek ve içecekleri, kurdukları masalarda donuklara ikram ettiler. Türkiye Kayak Seven Gazeteciler Derneği ve Organizasyon Komitesi Başkanı Yazgülü Aldoğan, organizasyonun en neşeli ve en folklorik gecelerinden birisinin milletler gecesi olduğunu belirtti. Şampiyonaya katılan her ülkenin, kendi ülkesinden getirdiği yiyecek ve içecekleri kendi elleriyle hazırladıkları masalarda sunarak diğer konuklara ikram ettiklerini söyledi. Gecede 36 ülkenin masa kurduğunu vurgulayan Aldoğan, "Bu yıl Türkiye'de düzenlenen Olimpiyata rekor bir katılım var. Bununla gurur duyuyoruz" dedi.


Türk mutfağını ise Erzurum Girişimci Kadınlar Derneği yaptığı birbirinden güzel yemeklerle tanıttı. Geceye damgasını vuran Türk masasının çevresinden ayrılmayan konuklar 10 tepsi su böreği, 40 kilo etli yaprak sarma, bir tencere kuru fasulye, dut çullaması, ayran aşı çorbası, mercimekli bulgur pilavı kısa sürede tüketildi. Konuklar hemen hemen her masada ikram edilen içkilerden alınca kendini pistin ortasında buldu. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar eğlenen gazeteciler Türkiye'yi çok sevdiklerini söyledi.


Erzurum yemeklerini 57 ülkeden gelen yaklaşık 200 gazeteciye tattıran Erzurum Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı Zekiye Çomaklı, yemeklerin tamamını yönetim kurulu üyelerinin evlerinde yaptığını söyledi. Yabancıların yaptıkları her yemeğe büyük ilgi gösterdiğini belirten Çomaklı, "Gazeteciler böyle bir lezzeti bir daha bulamazlar" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü Muğla’nın Marmaris ilçesinde 3 yıl önce "kaza" olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın cinayet olduğu ortaya çıkartıldı. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Muğla’nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023’te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu’nun ölümü, yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller, olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi. "Kaza denilerek kapatılmıştı" 3 yıl önce Marmaris’te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu’nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma" kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik kararı Muğla 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı tespit edildi. Maktulün eşi S.U., komşuları H.A. ve E.A. ile iletişim kayıtlarında adı geçen Y.K. da dosyada şüpheli olarak yer aldı. "Silah raporu: ‘Kendiliğinden ateş almaz’" 18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan biri oldu. Raporda, silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığı yer aldı. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle "kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü. "Olay yeri incelemesi: Her şey anlatılanın tersini söylüyor" Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık 151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı. "Adli Tıp: Yakın mesafeden ateş" Adli tıp bulgularıyla; Abdullah Uslu’nun 20-40 cm mesafeden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen çürüttü. "Atış artıkları: Şüpheliler olayın içindeydi" Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: H.A.’nın yüz ve iki el, S.U.’nun sol el ve E.A.’nın yüz üzerinde atış artığı bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı, üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi. "Kayıp güvenlik kamerası bulundu" İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin, sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na gönderildi. "Dinlemelerde şüpheli konuşmalara ulaşıldı" CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi. Şüpheli Y.K. ile şüpheli H.A. arasında geçen bir görüşmede, Y.K.’nin "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı. Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya", "En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın planlı olabileceğini ortaya koydu. "Şüpheli tapu hareketleri" Olaydan sonra S.U.’ya ait bazı taşınmazların, H.A.’nın kızı A.T. üzerine devredildiği tespit edildi. "Eşi konuştu, olay aydınlatıldı" Maktulün eşi 47 yaşındaki S.U.’nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, H.A. tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı. Komşusu ile eşi arasında arbede yaşanmış S.U., olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti. Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu H.A. ile birlikte içeri götürdüklerini anlatan S.U., olay gecesini şöyle anlattı: "Bu sırada yemek masasındaki silahı H.A., eşimin sarhoş halde sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. H.A.’nın Abdullah Uslu’nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim silahın H.A.’nın elinde olduğunu fark etti." S.U., Abdullah Uslu’nun silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne sürdü. "Eşimin yüzünden kan geldi" S.U., yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu’nun mermiyi silahın ağzına verdiğini ifade etti. "O sırada ikimiz de ‘Apo ne yapıyorsun?’ dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin bel hizasında patladı" diyen S.U., silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirterek, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını savundu. S.U., olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, H.A.’dan ‘ay’ diye bir ses duyduğunu, ardından H.A.’nın içeri girdiğini ifade etti. "Olay yerinde temizlik yapmadım, yapanı görmedim" S.U., olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren S.U., "Ben olay yerinde herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim" dedi. "Kameralar bozuk dediler" İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen S.U., olay günü evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah Uslu’nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini belirten S.U., "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın açık olması lazım" dedi. "Kamera kayıtı komşuda çıktı" S.U., H.A.’nın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu söylediğini, ancak daha sonra cihazın H.A.’nın elinde olduğunun ortaya çıktığını iddia etti. S.U., "Ben asla kamera kayıt cihazını H.A.’ya vermedim. Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile yoktu" ifadelerini kullandı. "Ağız birliği yapmışlar" Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da S.U.’ya soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan S.U., savcılıkta "Şimdi hatırladığım kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda bulundu. S.U., önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce H.A.’nın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını söylediğini öne sürdü. S.U., "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde o şekilde belirttim" dedi. Ayrıca S.U., silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce H.A.’nın söylediğini, ancak H.A.’nın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde anlatılmasını istediğini savundu. "Komşuları ile ortak arazi almışlar" Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren S.U., söz konusu arazinin olaydan önce Abdullah Uslu ile H.A.’nın kızı A. tarafından ortak alındığını, hissenin yüzde 50’sinin Abdullah Uslu’ya, yüzde 50’sinin ise A.’ya ait olduğunu öne sürdü. S.U., H.A.’nın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin nedeninin Abdullah Uslu’nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia etti. "Uslu’nun cep telefonu satılmış" Olaydan 15 gün sonra Marmaris’ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus’a, ardından Ankara’ya gittiğini anlatan S.U., bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu’ya ait cep telefonunun ise kendisinde olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun da daha sonra telefonu Samsun’da bir telefoncuya sattığını beyan etti. "Yuvarlak masada yemek yedik" S.U., olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde masa çelişkisi belirlendi. "Avukatını suçladı" Şüpheli S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatının bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin ‘katil’ diye içeri atılacağını belirten S.U., "Bu sebeple avukatı müdafim olmaktan azlediyorum" dedi. S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti. "Derin suç şüphesi var" Marmaris’teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildi. Şüpheliler H.A. ve S.U., hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi. Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla uyumlu olmadığı, S.U.’nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi. "İkisi tutuklu, ikisi adli kontrolde" Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu’nun eşi ev hanımı S.U., komşuları fırıncı E.A. ve eşi H.A. ile teknisyen yardımcısı Y.K.’yi gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı. Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 4 Mayıs 2026 itibarıyla S.U. ve H.A. tutuklandı. E.A. ve Y.K. adli kontrolle serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla işlem yapıldı. "Sonuç: Kaza değil, cinayet" Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı. Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya geldiğinde, Abdullah Uslu’nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris’teki aydınlatılan olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Van Bahçesaray yolunda çalışmalar devam ediyor Van’da kış mevsiminin çetin geçtiği bölgelerden biri olan Bahçesaray’da, yaklaşık 5 aydır kapalı olan yolun açılması için çalışmalar devam ediyor. Yoğun kar yağışı, tipi ve çığ tehlikesi nedeniyle ulaşıma kapanan yol, ekiplerin zorlu mücadelesi başladı. Çetin kış şartları ve bitmek bilmeyen kar yağışı nedeniyle yaklaşık 5 aydır dünyayla bağlantısı kesilen Van-Bahçesaray kara yolunda, ekiplerin hummalı çalışmasıyla yol açma mücadelesi başladı. Her yıl kış aylarında metrelerce karla kaplanan ve çığ tehlikesi nedeniyle güvenlik gerekçesiyle kapatılan 3 bin rakımlı Karabet Geçidi, Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekiplerinin iş makineleriyle bölgeye girmesiyle yeniden gün yüzüne çıkıyor. "Kar kalınlığı bazı noktalarda 5 metreyi buluyor" Aralık ayından bu yana kapalı olan yolda, ekipler devasa kar yığınları ile mücadele ediyor. Yolun en kritik noktalarında kar yüksekliği yer yer 4-5 metreye ulaştığı görülüyor. Çığ riskine karşı kontrollü bir şekilde ilerleyen ekipler, yolun ulaşıma açılmasıyla Bahçesaray ilçesinin Van merkez ile olan bağlantısını tekrar sağlayacak. Yol kapalı olduğu süre boyunca vatandaşlar Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden çok daha uzun bir rotayı kullanmak zorunda kalıyordu. "Sendika bakanından üyelerine ziyaret" Türk-İş Van İl Temsilcisi ve Yol-İş Sendikası Şube Başkanı Mehmet Salih Çalımlı, beraberindeki bazı yöneticiler ile birlikte Van-Bahçesaray yolunda kar çalışması yürüten sendika üyelerini ziyaret etti. Mesai arkadaşlarından çalışmalar hakkında bilgi alan Çalımlı, "Bahçesaray Van’ın ilçelerinden biri. Bu ilçemize bir diğer adıyla 9. gezegen diyoruz. Bu ilçemizin yolu maalesef 2 ay kadar kapalı kalabiliyor. Sebebi de 3-4 sene önce gelen çığ felaketinden dolayı 41 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Tedbir amaçlı kısmen kapalı tutuyorlar. Bazen de çığ felaketlerinin yoğun olduğu dönemlerde mecbur kapalı tutulmaya çalışılıyor. Ancak alternatif yolumuz var. Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden alternatif yolu kullanabiliyorlar vatandaşlar. Bu bahar mevsimi ile beraber bu sene de çok yoğun kar kışın geçmesi nedeniyle yoğun bir çalışma başlatıldı. Kurumumuz tarafından Karayolu 11. Bölge Müdürlüğü tarafından üyelerimiz, arkadaşlarımız çalışıyor. Bugün biz de arkadaşlarımızı yerinde görmek amacıyla ziyaret etmek istedik. Onun için buradayız. Desteğimiz kardeşlerimiz, arkadaşlarımızın arkasında. Onlar da görevlerini yapıyorlar. Kendilerine kazasız belasız çalışmalar diliyoruz" dedi. "Zor bir coğrafyada yaşıyoruz" Zor bir coğrafyada yaşadıklarını ifade eden Çalımlı, "Yaklaşık 15 gün önce Hakkari yolunda çok büyük bir felaket oldu. Tabiri caizse dağ aşağı inmiş heyelandan dolayı. Orada çok yoğun bir çalışmalarımız var. Hatta karayollarının dışında da işte özel firma araçları, Devlet Su İşleri, İl Özel İdaresi araçları da çalışmalarını beraber sürdürüyor. Öbür taraftan dün Çatak yolunda bir sel felaketi yaşanmış. Arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyor. Dediğim gibi zor bir coğrafyadayız ama yoğun bir çalışmayla arkadaşlarımızın özverili, kahramanca, fedakarca çalışmaları neticesinde bu sıkıntıları en aza minimize etmek amacıyla 7/24 çalışıyorlar" diye konuştu. (EKİP-ŞAK-