Çorlu ilçemizdeki dün meydana gelen asayiş olayına müdahale ederken şehit düşen polis memurlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına, Türk Polis teşkilatına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
Bugün Mersin Tarsus'ta yaşanan silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah'tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum.
"ÇOK KATMANLI BİR BELİRSİZLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarla başlayan krizin artçı sarsıntıları bir çok alanda devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyona dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır. Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken, bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran savaşıyla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkâr boyutlara ulaşmıştır.
"MUHALEFET SAVAŞI BİR İSTİSMAR ARACINA DÖNÜŞTÜRMEYİ TERCİH ETTİ"
Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında tarafları uzlaşmazlığa sürükleyen, huzursuzluk üzerinden krizden menfaat devşiren tufeylilerin çok büyük rolü, etkisi ve sabotaj girişimi vardır. Ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ettik. Topluma karamsarlık, ümitsizlik aşılayarak bu olaydan siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Muhalefet bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve yapıcı bir üslup belirlemek yerine süreci bir istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına teessül etmiştir. Bu dönemde dahi iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye yıpransın mantığından kendilerini kurtaramadılar. Bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar, Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye geçemiyorlar. Daha kötüsü bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görünecek şekilde yaralayıcı, yıkıcı ve çirkin bir üslupla yapılmasıdır. Muhalefet demek çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomi tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak hiç değildir. Yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak, son derece ucuz ve bayat bir siyasettir.
"BAŞKA VATANIMIZ YOK"







