POLİTİKA - 01 Nisan 2026 Çarşamba 12:47 | Son Güncelleme : 01 Nisan 2026 Çarşamba 15:21

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ve Özgür Özel'e sert sözler

A
A
A

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletime havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi.

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi.

"Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz"

Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı'nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak'tan niyaz ediyorum" dedi.

Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi.

"Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi.

"Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık"

Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu.

"Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu.
"5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"
Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye'de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi.

"Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir"

Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı.

"Darbecilik; CHP'nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"

Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP'yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP'nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat'ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP'dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP'dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP'nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu.

"Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur"

"Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin milli sporudur" diyen Erdoğan,
"CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP'nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz."

"Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu.

"Belediye kaynakları CHP'li başkanların han-ı zi-sefası değildir"

CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP'li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye'de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu.

"Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz"

Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur"

İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

"Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye'nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur."

"Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir"

Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi.

"İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir"

Diğer bir önemli hususun ise İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kızılcahamam’da eğitim çalışanlarının sorunları konuşuldu Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 67. Başkanlar Kurulu toplantısında eğitim çalışanlarının sorunları, eğitimdeki güncel gelişmeler, önümüzdeki döneme ilişkin sendikal politikalar, revize edilmesi talep edilen 4688 Sayılı Kanun ile ülke ve dünya gündemi ele alındı. Memur-Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, Kızılcahamam’da düzenlenen Eğitim-Bir-Sen 67. Başkanlar Kurulu Toplantısı ile 146 şubenin kadın komisyonu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması’na katıldı. Toplantılarda eğitim çalışanlarının sorunları, eğitim gündemindeki güncel gelişmeler, önümüzdeki döneme ilişkin sendikal politikalar, revize edilmesi talep edilen 4688 Sayılı Kanun ile ülke ve dünya gündemi ele alındı. Miran, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başkanlığında düzenlenen 67. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda görüşülen başlıklara ilişkin düşüncelerini dile getirdi. "Eğitim çalışanlarının görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki farkın dayanılmaz boyutlara ulaştığını" söyleyen Miran, emekliliğe yansımayan ek ödemelerden kaynaklanan bu durumun düzeltilmesi için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. Miran, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’ndaki eksikliklerin giderilmesi ve eğitimcilerin talepleri doğrultusunda geliştirilmesi için önerilerini tüm platformlarda dile getirmeye devam edeceklerini söyledi. 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayan Miran, akademik zam ile bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini belirtti. Miran, üniversite öğretim üyelerine verilen ücretlerin Türkiye’nin uluslararası öğrenci çekme vizyonuyla çeliştiğine dikkat çekti. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin ardından mevcut sendika yasasının yetersiz kaldığını ifade eden Miran, 4688 Sayılı Kanun’un yerine daha çağdaş bir sendika yasası için çalışmalarını sürdüreceklerini dile getirdi. Miran, kamu personel sisteminde köklü bir reformun artık kaçınılmaz olduğunu belirterek, bu konuda nitelikli katkılar sunmaya devam edeceklerini söyledi. Eğitimde şiddet konusuna da değinen Miran, öğretmen Fatma Nur Çelik’in yaşadığı acının henüz taze olduğunu belirterek, yalnızca kınama mesajlarıyla yetinilen bir dönemin geride kalması gerektiğini ve şiddet yasasının tavizsiz uygulanması için mücadele edeceklerini ifade etti. Ayrıca görev başında uğradığı şiddet sonucu hayatını kaybeden kamu görevlilerinin yasal olarak "şehit" sayılması ve ailelerinin bu kapsamda haklardan yararlandırılması için hazırladıkları düzenleme talebini Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne ilettiklerini açıklayan Miran, bu talebin hayata geçirilmesi için sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.
Gaziantep Gaziantep Büyükşehir, 16’ncı GAPTARIM Fuarı’nda yerini aldı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 16’ncı GAPTARIM Tarım, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı’nda bu yıl da yerini aldı. Bölgesel ve ulusal ölçekte düzenlenen, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu ürün, hizmet ve teknolojilere erişim imkânı sunan fuar, Gaziantep Ortadoğu Fuar Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilere açtı. Tarımsal kalkınma çalışmalarında kilit rol üstlenen 16’ncı GAPTARIM Fuarı’nda, tarımsal destekleriyle dikkat çeken Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, açtığı stantlarla fuarda yer aldı. Çiftçilere sağlanan destekler ve hayata geçirilen projeler hakkında bilgilendirme yapılan stantlarda, alanında uzman ekipler yürütülen çalışmaları ziyaretçilere aktarıyor. Fuar alanındaki son hazırlıkları yerinde incelemek amacıyla alanı ziyaret eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Büyükşehir Belediyesi standında vatandaşlarla bir araya geldi. Yetkililerden bilgi alan Başkan Fatma Şahin, fuara katılan firma ve kurumların stantlarını da ziyaret ederek sektör temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı tarafından kurulan stantlarda; mazot desteklerinden fide dağıtımlarına, modern tarım projelerinden akıllı sulama uygulamalarına kadar birçok çalışma ziyaretçilere tanıtılıyor.
Samsun Türkiye’de ilk: Uçan sinema vatandaşların ayağını yerden kesti Samsun Büyükşehir Belediyesince Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirilen Flying Theater projesi "Astorya" (uçan sinema), vatandaşların seyir zevkini tavana çıkartıyor. İlk günden beri yoğun ilgi gören sinema, vatandaşların ayağını yerden kesiyor. Kente yeni sosyal alanlar kazandırmak, gençlerin, çocukların ve ailelerin sosyal hayatına renk katmak ve etkinlik alanlarını artırmak adına çalışmalarını sürdüren Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilk olarak Flying Theater projesi "Astorya"yı Samsun’a kazandırdı. Tamamı yerli mühendislik imkânlarıyla DOF Robotics firması tarafından geliştirilen projeyi şehre kazandıran Samsun Büyükşehir Belediyesi, dünyanın farklı şehirlerinde kullanılan uçuş simülasyonu konseptini Astorya ile Samsun’a taşıyor. İlkadım ilçesindeki Panorama Samsun Dijital Gösterim Merkezi bünyesinde kurulan Astorya’da kullanılan yüksek çözünürlüklü kubbe ekran ve hareketli platform sisteminin yanı sıra rüzgâr, koku ve su buharı gibi çoklu duyusal efektlerle de ziyaretçiler, kendilerini gökyüzünde süzülen bir yolculuğun içinde hissediyor. Sinemayı aşan gerçek bir uçuş deneyimini vatandaşlara yaşatan Astorya’da şu anda 2 salonda aynı anda 3 film gösteriliyor. Her gün açık olan Astorya’da 20 dakikada bir grup olmak üzere 6 dakika uzunluğundaki Uzay Savaşları, Kurtuluş 1919 ve 80 Günde Devri Âlem filmleri gösteriliyor. Filmler 1 saatte bir değişiyor. İnternetten ve fiziki olarak bilet alınabilen Astorya’da 27 Mart’tan itibaren gösterimler ’kapalı gişe’ ve ilgi yoğun. İnternette son 3 güne kadar rezervasyonların dolu olduğu belirtiliyor. "Astorya’nın açıldığını duyunca hemen geldim" İlk kez uçan sinema deneyimi yaşayan Edanur Özdemir, "İyi bir aktivite oldu. Daha önce de başka bir yerde denemiştim. Ben 80 Günde Devri Âlem’i izledim. Merkez, bütün olarak çok güzel olmuş. Sinemaya girene kadar resim sergisini gördük ve bilgiler edindik. Bu merkezin eski hâline gelmemiştim. O zaman ilgimi çekmemişti. Astorya yeni açıldı, yoğun ilgi var. Ben de açıldığını duyunca arkadaşlarımla birlikte hemen gelmek istedim. Daha önce hiç bu sinemayı deneyimlemeyen kişilerin gelmesini tavsiye ederim. Çok güzel bir duygu" dedi. Uçan sinema deneyimini ilk kez yaşayan diğer vatandaşlar da Astorya’nın daha önce gittikleri hiçbir sinemaya benzemediğini, birçok çeşitli simülasyon ile gerçekten uçuyormuş hissine kapıldıklarını ve herkesin en az bir kere bu deneyimi yaşaması gerektiğini söylediler. Astorya’da bir seans ücreti yetişkinlerde 400 TL, öğrencilerde ise 300 TL olarak fiyatlandırılıyor.