DÜNYA - 03 Mayıs 2025 Cumartesi 21:27 | Son Güncelleme : 03 Mayıs 2025 Cumartesi 21:38

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak biz, bu topraklarda ev sahibiyiz"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlenen TEKNOFEST KKTC 2025’in ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak biz, bu topraklarda ev sahibiyiz. Bunu bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun. Her karışında bir Mehmetçik veya Mücahidin naaşı olan bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlenen, TEKNOFEST KKTC 2025’in ödül töreninde konuşma yaptı. Konuşmasına Kıbrıs Türk halkını selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akdeniz'in kalbinde, geçmişle geleceğin buluştuğu bu güzel topraklarda sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığı içindeyim. Bugün Akdeniz'in incisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz. Tarihle, bilimle, teknolojiyle yoğrulmuş bir coşkuyu hep beraber yaşıyoruz" dedi.

TEKNOFEST öncesi Cumhuriyet Yerleşkesi, Cumhurbaşkanlığı Binası ile Meclis Binasının açılışını yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi de dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST vesilesiyle sizlerle bir aradayız. Bu alanı hınca hınç dolduran, coşkusuyla, enerjisiyle, sevdasıyla, Kıbrıs'ta muhteşem bir teknoloji rüzgarı estiren siz gençlerimizin her birine ayrı ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu iftihar tablosu için Rabb'ime sonsuz hamdediyorum. Heyecanınız, coşkunuz, tutkunuz daim olsun. Bizleri böylesine güzel bir atmosferde buluşturan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı T3 Vakfımıza, festivale emek veren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teknolojide bir dünya markası haline gelen TEKNOFEST'in 11'incisini, Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleştiriyoruz. Her sene yeni rekorlar kıran TEKNOFEST'in Kıbrıs etabına 22 ülkeden 15 bin 750 takım ve 47 bin 865 yarışmacı başvurdu. Farklı kategorilerde düzenlenen bu yarışmalarda 6 ülkeden 268 takım ve bin 83 yarışmacı ise finalist olma başarısı gösterdi. Ödül alan gençlerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Yarışmaya katılan, fikirleriyle, eserleriyle, projeleriyle TEKNOFEST'e güç katan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizlerle gurur duyduğumu özellikle bilmenizi isterim" diye ekledi.

"Bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dron Şampiyonası'ndan Uçan Araba Simülasyon Yarışması'na, Sosyal İnovasyondan Turizm Teknolojilerine, Robotik ve Yazılımdan Kontrol Mekanizmalarına sergilenen eserlerin, başarılan işlerin gençlerin teknolojide aldığı mesafeyi net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, "Her birinin gerisinde büyük emekler, fikir ve alın teri olan bu çalışmaların Kıbrıs'ta sergilenmesi bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü bu sadece bir festival değil aynı zamanda bir milletin, iki devletin, tek yüreğin ortak istikbaline doğru attığı kararlı bir adımdır" ifadelerini kullandı.
Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak bu topraklarda ev sahibi olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun. Her karışında bir Mehmetçik veya Mücahidin naaşı olan bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Biz millet olarak en zor, en sancılı zamanlarımızda dahi hayal kurmaktan asla vazgeçmedik"

Ada'nın her metrekaresinde izleri, eseri ve silinmez hatıraları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yüzyıllardır buradaydık, 51 yıl önce buradaydık, yine buradayız. Geleceğin teknolojilerine yön veren TEKNOFEST gençliğiyle, Kuzey Kıbrıs'ın dört bir yanında yükselen eserlerimizle, büyük bir vizyonla hayata geçirdiğimiz stratejik projelerimizle inşallah daha nice asırlar boyunca burada olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, kanlarıyla destan yazan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyor, hayatta olan gazilerimize, Mevla'dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Şüheda yurdu bu toprakları, gerekirse canımız pahasına müdafaa ve muhafaza etmeye hazır olduğumuzu bugün tekrar ilan ediyorum. Bir milletin büyüklüğü, kurduğu hayallerle ölçülür. Biz millet olarak en zor, en sancılı zamanlarımızda dahi hayal kurmaktan asla vazgeçmedik" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu uğurda sayısız bedeller ödedik ama hedeflerimizden kopmadık. Piri Reislerin, Mimar Sinanların, Ali Kuşçuların, Cezerilerin, Ferganilerin, Hezarfen Ahmet Çelebilerin yolundan sapmadık. Uçağını kendi elleriyle yapan Vecihi Hürkuş'un, 'Milletimiz tayyaresiz yaşayamaz' diyerek uçak fabrikası kuran Nuri Demirağ'ın, savunma sanayiine ömrünü adayan Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Killigil Paşa'nın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için gecemizi gündüzümüze kattık. 'Tam bağımsız Türkiye' idealimizi kuvveden fiile çıkarmak için yerli ve millî teknoloji hamlemizi başlattık. Bu zorlu mücadelenin yol başçılarından biri olan merhum dünürüm, Özdemir Bayraktar abimizdi. İnsansız hava araçlarında bugün geldiğimiz noktada en büyük paylardan biri, şüphesiz merhum Özdemir Bayraktar'ındır. Kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum, ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Dünyada SİHA teknolojisinde en gelişmiş ilk 3 ülke arasında yer alıyoruz"

"Bu yola revan olduğumuzda bize 'boşuna heveslenmeyin, yapamazsınız, başaramazsınız' diyenlere bugün en güzel cevabı sizlerle veriyoruz" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli muharip uçak KAAN, insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma, muharip insansız uçak ANKA-3, jet motorlu eğitim ve taarruz uçağı Hürjet, yeni nesil temel eğitim uçağı Hürkuş, ağır sınıf taarruz helikopteri ATAK-2 ve daha nicelerinin Gök Vatan'da, çok maksatlı amfibi gemisi TCG Anadolu'nun ise Mavi Vatan'da bayrağı gururla dalgalandırdığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, SİHA teknolojisinde en gelişmiş ilk 3 ülke arasında yer aldığına işaret ederek, "Bundan sonra da aynı azimle, aynı heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Sizlerden aldığımız ilhamla, sizlere duyduğumuz güvenle, sizlerin ürettiği teknolojilerle çok daha güçlü bir Türkiye, çok daha müreffeh bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni hiç hafife almayın, inşa edeceğiz. İstikbalin taşlarını şimdiden döşüyoruz. Eğitim, teknoloji ve spor alanında sizlerin yanındayız. Yeni okul projelerinin yanı sıra mevcut okulların tamir, tadilatı, ilave derslikleri ve diğer çalışmalarla depreme dayanıklılığını artırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gençlerimizin hakkının yenilmesinin önüne kalıcı ve kati biçimde geçmiş oluyoruz"

YÖK ve YÖDAK arasında ilerlettikleri projeyle Ada'yı bir eğitim merkezi hâline getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belge güvenliği ve dijital altyapı noktasında Türkiye'de hangi imkânlar varsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de aynısının olacağını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde kamuoyumuzu da rahatsız eden İstanbul'daki diploma sahtekarlığı gibi utanç verici skandalların hiçbiri tekerrür etmeyecek. Gençlerimizin hakkının yenilmesinin önüne kalıcı ve kati biçimde geçmiş oluyoruz. Ülkemizde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de gençlerin ve her yaştan insanın spor yapmasını arzu ediyoruz. Bu kapsamda halı sahalar, kapalı spor salonları, çok amaçlı spor tesisleri ve öğrenci yurtları inşa ediyoruz. 4 adet spor tesisinin yapımı tamamlandı. Açılışa hazır hâle geldi. Bir diğer önceliğimiz yurtlardır. Halihazırda Ada genelinde 5 binada toplamda 7 bin 26 öğrenciye barınma hizmeti veriyoruz. Tüm kamu kurumlarında e-Devlet projelerimiz devam ediyor. Buradan şu müjdeyi de vermek isterim, elektronik Devlet mobil uygulamasının hayata geçirilmesi için çalışmalarda son aşamaya gelindi. Çok kısa sürede uygulamanın lansmanı gerçekleşecek" şeklinde konuştu.

Sanayi ve istihdam alanında çalışmaların sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, organize sanayi bölgelerini geliştirerek, yeni sanayi bölgelerinin inşasını planlayarak Kıbrıs Türkü'nün dışa bağımlılığını azalttıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"TEKNOFEST ruhundan, buradaki şu muhteşem ve muazzam tablodan vazgeçmeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sayamadığı nice yatırım, eser, hizmet ve projenin aydınlık yarınlara giden yolda birer kilometre taşı olduğunu belirterek, "Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a denizin altından suyu getirdik mi? Şimdi ikinci etap. İnşallah elektriği de getireceğiz ve bununla su, elektrik konusunda Kuzey Kıbrıs'ın ihtiyaçlarını gidermiş olacağız. Gözleri karanlığa alışmış olanlar elbette aydınlıktan korkacaklardır. Kıbrıs Türkü'nün varlığına tahammül edemeyenlere taşeronluk yapanların TEKNOFEST'ten rahatsız olması doğaldır. Çağdaşlaşmayı, bilimde, teknolojide, kültür ve sanatta ileri gitmekte değil de kılık kıyafet yasaklarında arayan faşizan zihniyetin buradaki teknoloji şöleninden korkuya kapılması gayet tabiidir" değerlendirmesinde bulundu.

Sendikacılık yapmaya kimsenin mani olamayacağına dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yap sendikacılığını. Biz bu işlere alışmışız. Türkiye'de sendikacılığın mazisi çok eskidir. Ama STK'ler, STK'lik nasıl yapılır bunu bilmesi lazım. Burada kalkıp da eğer sen Kuzey Kıbrıs'ta kızlarımızın başörtüsüyle uğraşmaya kalkarsan kusura bakma karşında bizi bulursun. Çünkü biz bunun mücadelesini çok verdik. Bu mücadeleyi vere vere bir yere geldik. Nasıl birilerinin gözleri kamaşacak diye güneş doğmaktan vazgeçmezse 3-5 marjinal rahatsız olacak diye biz de TEKNOFEST ruhundan, buradaki şu muhteşem ve muazzam tablodan vazgeçmeyiz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC'nin yıllardır olduğu gibi gelecekte de çok kültürlülüğün, hoşgörünün, barışın merkezi olmaya devam edeceğini, bu güzel iklimi hangi bahaneyle olursa olsun kimsenin dinamitlemesine izin vermeyeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gençler, başarılarınızla çığır açan projelerinizle onlara hak ettikleri cevabı vermeye devam edeceksiniz"

TEKNOFEST'i boykot çağrısı yapan marjinal tiplerin, Türkiye'de olduğu gibi KKTC'de de hayal kırıklığına uğradıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Boykot dediniz, ne oldu, meydan tıklım tıklım dolu. Aynen Türkiye'de olduğu gibi boykot dedikçe satış yaptık. Burada da boykot dedikçe meydanlar doldu. Gençler, gençler olarak başarılarınızla çığır açan projelerinizle onlara hak ettikleri cevabı vermeye devam edeceksiniz. Sizlerden inancınıza, imanınıza, ahlakınıza, tarihten süzülüp gelen kültür ve medeniyet değerlerimize sıkı sıkıya sarılmanızı bekliyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah nidalarıyla şehadete yürüyerek bu toprakları bizlere vatan yapan aziz şehitlerimizin ruhlarını şad etmenizi, onların hatıralarına sahip çıkmanızı sizlerden rica ediyorum. Ben sizlere güveniyorum" ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder için başsağlığı

"İstanbul milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder'in vefatından duyduğum üzüntüyü burada ifade etmek istiyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malum Sayın Önder'i ve Sayın Buldan'ı geçen ay Külliyemizde kabul etmiş, yürüttükleri temaslarla ilgili verimli bir görüşme yapmıştık. Kendisine Allah'tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve DEM Parti camiasına başsağlığı diliyorum. Merhum Önder'in de son dönemde büyük emek verdiği terörsüz Türkiye menziline vasıl olacağımıza yürekten inanıyorum. Rabb'im hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. TEKNOFEST 2025'in bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, ödül kazanan tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. TEKNOFEST'e emeği geçen herkese, ülkemizin bu yüz akı projesine ilk günden beri katkı sunan her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Erdoğan, TEKNOFEST Yarışması'nda dereceye giren gençlere ödüllerini verdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra TEKNOFEST Yarışması'nda dereceye giren gençlere ödüllerini verdi. TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a hediye takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Tatar ile TEKNOFEST pozu verdi, ardından T3 Vakfı Yönetim Kurulu ile fotoğraf çektirdi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Veteriner hekimler Tekirdağ’da buluştu: Kritik başlıklar masada Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde düzenlenen toplantıda veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde bulunan bir otelde, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Oda Başkanları Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya farklı illerden oda başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Burada Türk Veteriner Hekimleri Birliği kendisine bağlı odalarla ikinci bölge toplantısını yapıyoruz. Trakya Veteriner Hekimler Odası ev sahipliğinde Tekirdağ’la birlikte 8 oda başkanımız buraya iştirak ettiler. Mesleki konuları, çalışmalarımızı, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve odalarımızla karşılıklı daha detaylı olarak istişare etmek konuları değerlendirmek buradan alacağımız düşünceleri, istişare sonucunu uygulamaya koymak amacıyla geçen hafta Niğde’deydik. Bugün buradayız. 7 bölgemizde 7 bölge toplantısı yapacağız. Hem veteriner hekimlik mesleğinin sorunlarına çözüm bulabilmek için hem de veteriner hekimlerin çalışma alanları özellikle tabii hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hastalıkları konusu ve Ülkemizde ileri bir hayvancılığın gerçekleştirilmesi için ileri veteriner hekimlik uygulamaları gerekiyor. Sahadaki sorunları veteriner hekim arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın sorularını da burada masaya yatıracağız. Bu vesileyle bu toplantının mesleğimiz, ülkemiz ve bölgemiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Toplantıda, veteriner hekimlik mesleğinin sahadaki sorunları, hayvan sağlığı ve refahı ile hayvancılık sektörünün geliştirilmesine yönelik çözüm önerileri ele alındı. Bölge toplantıları kapsamında farklı illerde yapılacak görüşmelerle elde edilecek sonuçların uygulamaya geçirilmesi hedefleniyor.
Malatya İnönü Üniversitesi 51. yılında yeni hedeflerle ilerliyor İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Rektör Akpolat, üniversitenin yaklaşık 35 bin öğrencisi, 160 bini aşkın mezunu ve 7 bine yaklaşan akademik ve idari personeliyle başta sağlık olmak üzere bilim, teknoloji, sanat ve kültür alanlarında ülkenin gelişimine yön vermeye devam ettiğini söyledi. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, kuruluşunun 51. yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat mesajında, 3 Nisan 1975’te kurulan İnönü Üniversitesi’nin yarım asrı aşan köklü geçmişi ve güçlü gelecek vizyonuyla akademik eğitim, bilimsel üretkenlik ve toplumsal katkı misyonunu kararlılıkla sürdürdüğüne vurgu yaptı. "Depremlerden etkilenmemize rağmen çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük" Rektör Akpolat, mesajında, "Yarım asrı aşan kurumsal birikimimizi, geleceğe dönük vizyoner hedeflerle buluşturuyoruz. Bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve toplumsal faydaya dönüştürüldüğü bir üniversite anlayışıyla ekip ruhunu, kurumsal aidiyeti ve bilimsel sorumluluğu önceliyoruz. Katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışımız, yetkin akademik kadromuz ve öğrenci merkezli eğitim yaklaşımımızla, 21. yüzyılın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip, üretken ve nitelikli bireyler yetiştirmeyi temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. 6 Şubat depremlerinde merkez yerleşkemizdeki 20 binayı ve eğitim alanlarımızın yüzde 55’ini kaybetmemize rağmen akademik üretimimizden, kalite anlayışımızdan ve araştırma kültürümüzden asla taviz vermedik. Karşı karşıya kaldığımız bu zorlu süreci, büyük bir dayanışma ile ’yeniden inşa’ fırsatına dönüştürmekte kararlıyız. Bu inançla, üniversitemizi hak ettiği konuma taşımak amacıyla önümüzdeki iki yılı, stratejik yatırımlarla taçlandıracağımız bir ’hamle dönemi’ ilan ediyoruz" dedi. ’Araştırma Üniversitesi’ vizyonu doğrultusunda, sistemli ve kararlı adımlar attıklarını ifade eden Rektör Akpolat, Araştırma Koordinatörlüğü bünyesindeki proje destek, akademik izleme, laboratuvar altyapı, üniversite-sanayi iş birliği ve uluslararası derecelendirme ofisleriyle bu bilimsel ekosistemi her geçen gün daha da güçlendirdiklerini belirtti. "Times Higher Education (THE) sıralamasında önemli başarılar yakaladık" Akredite program sayısını artırdıklarını ifade eden Akpolat, "Kalite güvence sistemimizdeki kararlılığımız neticesinde, YÖKAK tarafından 5 yıl süreyle tam akredite edilmenin gururunu yaşıyoruz. Program akreditasyon çalışmalarımızda son bir yıl içinde önemli bir ivme yakalayarak akredite program sayımızı 9’dan 27’ye yükselttik. Bu güçlü ilerlemenin bir sonucu olarak mezunlarımız, uluslararası standartların bir göstergesi olan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosunu diplomalarında taşıma hakkı elde etti. Bu akademik yetkinliğimiz, uluslararası sıralamalara da güçlü bir şekilde yansımaktadır. Times Higher Education (THE) 2026 verilerine göre üniversitemiz üç farklı kategoride Türkiye’de ilk 10’da yer alırken Yaşam Bilimleri alanında 2’nci, Eğitim Araştırmaları alanında 4’üncü, Tıp ve Sağlık alanında ise 8. sıraya yükselmiştir. World University Rankings verilerine göre Türkiye’deki 109 üniversite arasında 23’üncü sırada yer almamız ve Stanford Üniversitesi ile Elsevier iş birliğiyle hazırlanan ’Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesinde 15 öğretim üyemizin bulunması, akademik gücümüzün ve uluslararası saygınlığının en somut göstergesidir" dedi. "Türkiye’de en fazla patente sahip 3. üniversiteyiz" Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin patent başarılarıyla öne çıktığını dile getiren Akpolat, Teknokent’in Ar-Ge kültürüne önemli katkılar sağladığına dikkat çekti. Mesajının devamında Akpolat, "Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezimiz, uluslararası standartlardaki ileri karakterizasyon altyapısı ve küresel iş birlikleriyle yürüttüğü stratejik projeler sayesinde, Türkiye’nin enerji depolama ve yeni nesil batarya teknolojilerinde bağımsız geleceğine yön veren güçlü bir Ar-Ge üssü konumundadır. Aynı zamanda sahip olduğumuz yüksek patent sayısıyla, bu alandaki üretkenliğimizi somut başarılarla ortaya koyuyor, Türkiye’de en fazla patente sahip üçüncü üniversite olmanın gururunu yaşıyoruz. Bilimsel birikimi yüksek katma değerli teknolojiye dönüştüren Teknokentimiz, bugün 84 firmaya ev sahipliği yaparak Ar-Ge kültürümüzü her geçen gün güçlendiriyor. Girişimcilik ekosistemimizi daha ileriye taşımak amacıyla temelini attığımız yeni ek bina, "Tekno Kampüs" vizyonumuzun somut bir adımıdır. Bu yatırımla daha fazla girişimciye alan açacak, inovasyonu ve üretimi büyüterek geleceğin teknolojilerini birlikte geliştireceğiz" şeklinde konuştu. "Uluslararası standartlarda şifa dağıtmayı sürdürüyoruz" Önemli kurumlarıyla sağlık alanında da şifa merkezi olduklarını söyleyen Akpolat, "Sadece eğitimde değil, sağlık hizmetlerinde de küresel bir sorumluluk üstleniyoruz. Turgut Özal Tıp Merkezi, Karaciğer Nakli Hastanesi, Onkoloji Hastanesi ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi ile uluslararası standartlarda şifa dağıtmaya devam ediyoruz. Mühendislikten sosyal bilimlere, temel bilimlerden yapay zekâ ve dijital dönüşüm projelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, geleceği inşa eden bilimsel üretimi destekliyoruz" ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesini araştırma odaklı, yenilikçi ve öncü bir bilim merkezi olarak geleceğe taşımaya aynı azimle devam edeceklerini belirten Akpolat, üniversitesinin bugünlere gelmesinde emeği olan geçmiş dönem rektörlere, akademik ve idari personele, öğrencilere ve mezunlara, paydaş kamu kurum ve kuruluşlara, iş dünyasının temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına, basın mensuplarına ve tüm Malatyalılara şükranlarını sunarak mesajını tamamladı.
Konya Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarımızla yöneteceğiz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarla yöneteceklerini belirterek, suyu verimli kullanarak ve gıdayı israf etmeyerek bunu taçlandıracaklarını söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bir otelde düzenlenen Ulusal Hububat Konseyi 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "2023 yılında bütün bu destekler, teşvikler, birlikte çalışmalar, AR-GE programları Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunun kırılmasıyla sonuçlandı. Hepimiz gurur duyduk. Üreticilerimize o alın terini ve akıl terini dökenlere şükranlarımızı sunduk, gururlandık. Ama geçen sene çok önemli bir kuraklık ve aynı zamanda zirai don hadisesi yaşadık. Buradaki azalış pek çoğumuzu belki tedirgin etti ama ben şunu altını çizerek ve bütün samimiyetimle tekrar ifade etmek istiyorum; altyapımız sağlam. Bu yıl yağışları hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Herhalde Türkiye’de yağışların bu kadar yakından takip edildiği başka bir yıl olmamıştı. Hepimiz mutluyuz. Herhangi bir problem olmazsa geçen yıl kaybettiğimizi misliyle geri alacağız. Emek, gayret netice itibariyle katma değerli bir hale dönüşmüş olacak. Bir rekor kıracağımıza da inanıyorum. Toprak Mahsulleri Ofisimiz hazır. Hiçbir şekilde üreticilerimizin problem yaşayacağı herhangi bir olaya müsaade etmeyeceğiz ve alım fiyatlarında üreticilerimizi koruyacağız, tüketicimizi kollayacak bir çalışmayı bütüncül halde gerçekleştireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İçinde bulunduğumuz sürecin özellikle maliyetlere olan etkisi herkesin acaba ne olacak diye kafasında soru işaretleri oluşturdu. Ben süreçten kaynaklanan maliyet artışlarının da mutlaka göz önüne alınacağını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bunun başka türlü olması da mümkün değil. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün bu süreçleri biz etkin politikalarımızla yöneteceğiz, geliştireceğiz ve suyu verimli kullanarak gıdayı da israf etmeyerek bunu taçlandıracağız" dedi. "2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" ve "Su Verimliliği, Seferberliği" başlıklı iki proje yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, "Bu sadece iki projeden ibaret değil ama 2024 yılının Eylül ayında hayata geçirdiğimiz bitkisel üretim için söylüyorum, üretim planlamasında verdiği destek için öncelikle güzel ülkemin güzel insanlarına, çiftçilerimize, üreticilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. Eğer onlar olmasaydı bu ilk yılı hakikaten çok önemli bir başarıyla geçemezdik. Şimdi yeni faza geçme zamanı. Ne demek istiyorum? Bu fazla üretimi biraz daha disiplinli bir şekilde kontrol edeceğiz. Çünkü bu ihtiyacı gördük. Hep birlikte karar verdik. Uygulamaya başladık. İlk yılını geçtik. Taraflı tarafsız herkesin bu kadar önemli ve devasa bir konuda böyle bir sonuç alınabileceğine dair beklemediklerinin yorumlarını da aldık. Buradaki aslan payı yine söylüyorum üreticilerimizdir. Türk üreticisinin, Türk çiftçisinin bilincini, tecrübesini hafife alanlara bence en büyük derstir bu. Ama bunu daha da geliştirmek artık bizim elimizde. Dolayısıyla bu fazlar özellikle planlama kurallarından taviz vermeyeceğimizi bunun hayatiyeti bağlamında buradan ifade etmek istiyorum. Bu üretim planlamasının en önemli ayaklarından birisi kayıtlılıktı. Bunun için Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kaydedilen ürün ve parsel bilgilerini coğrafi bilgi sistemleriyle ve uydu görüntüleriyle netleştirdik. Böylece hem verimliliği hem de kayıtlılığı artırmış olduk. Şunu söylemek istiyorum; artık hangi parselde hangi ürünü üretildiğini görmek için bizim o tarlaya, o parsele gitmemize gerek yok. Uydu görüntüleriyle ayrıştırabiliyoruz. Dolayısıyla destek ödemelerini de buna göre yapıyoruz. Yine başka bir konu vardı, işlenmeyen araziler konusu. Bunun bu sürecinde ilk dönemini geçirdik. Hatırlarsanız çok akıllara ziyan yorumlar yapılmıştı bununla ilgili. Devlet arazilerinize el koyacak, işte bir başkasına şöyle yapacak, böyle yapacak. Bunların hiçbirisinin gerçek olmadığı uygulamayla ortaya çıktı. Bu uygulamadaki amacımız devletin bir şeyleri alıp kiralaması değildi. O arazilerin boş kalmasını engelledik veya engellemeye çalıştık. Şöyle dedik, 2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım. Bir kazanımı, bir sonucu buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz bu uygulamayı duyurduktan sonra yani 2 yıl üst üste ekilmeyen arazilerin bakanlığımız tarafından belirlenen koşullarda üretime kazandırılacağını duyurduktan sonra tespit ettiğimiz arazilerin yüzde 65’i sahipleri tarafından ya işlendi ya da işletildi" ifadelerini kullandı. "Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" Destekleme sistemini değiştirdiklerini de ifade eden Bakan Yumaklı, "Tabii bu önümüzdeki dönemlerde çok daha farklı hissedilecek. Çünkü destek dediğimiz husus yönlendirme etkisi olması gerekir ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlaması gerekir. Yani şu ürünü destekledik, bunu desteklemedik, şurayı destekledik, burayı desteklemedik değil. Üretim planlamasıyla bağlantılı bir şekilde verdiğimiz destekleri, verdiğiniz kredileri, verdiğiniz fonları entegre şekilde uygulamanız gerekiyordu. Biz de bunu yaptık. Burada tek bir amacımız var. Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, Konya’nın tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada 145 milyar lirayı aşan üretim değeriyle Türkiye’de birinci sırada yer aldığını belirterek, "Toplam tarımsal üretim değeri bakımından da Türkiye’de ilk sırada yer alan şehrimiz; geniş üretim havzaları, güçlü tarımsal sanayi altyapısı ve üretim kapasitesiyle ülkemizin gıda güvenliğinde hayati bir rol üstlenmektedir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü verilerine göre Konya, Türkiye’nin en geniş arazi varlığına sahip ili olmasının yanında, tarım alet ve makine sektörünün yaklaşık yüzde 65’ine ev sahipliği yapan bir üretim merkezidir. Yani Konya sadece tarımsal üretim yapan bir şehir değil; aynı zamanda tarımın sanayisini, teknolojisini ve ekipmanını da üreten bir şehirdir" şeklinde konuştu. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan da, "Ticaret Bakanlığı olarak üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan, ülkemiz ticaretinin gelişimi ve dönüşümü için çalışan ve hep daha iyisine ulaşmak için gayret gösteren iş insanlarımızın azmini, heyecanını, enerjisini takdir ediyoruz. Bu anlamda var gücümüzle çalışıyor, ’sürdürülebilir ihracat artışı ve dış ticaret dengesi’, ’adil, rekabetçi ve istikrarlı bir iç ticaret ortamı’ ve ’etkin, hızlı ve güvenli bir gümrük anlayışı’ ilkelerimiz ışığında Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesi, bu yolla toplumsal refahın artması için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" diye konuştu. Programa Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, belediye başkanları, protokol mensupları ve sektör temsilcileri katıldı.
İstanbul Giresunlu fırıncıdan İstanbul’da doğal köy ekmeği hamlesi Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, Şebinkarahisar’ın geleneksel lezzetini İstanbul’a taşıdı. Sultanbeyli’de kurduğu ağla 7 ilçeye katkısız köy ekmeği ulaştıran Koç, doğal yöntemlerle üretilen ve sindirim kolaylığı sağlayan ekmeğiyle İstanbulluların sofralarına konuk oluyor. Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, İstanbul’da kurduğu üretim ağıyla katkısız ve geleneksel yöntemlerle hazırlanan köy ekmeğini tüketiciyle buluşturuyor. 1993 yılından bu yana fırıncılık sektöründe faaliyet gösteren Koç, 2008 yılında İstanbul’da açtığı işletmesini, 2013’te köy ekmeği üretimine yönelerek farklı bir konseptle büyüttü. Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine özgü ekmek yapım geleneğini İstanbul’a taşıdıklarını belirten Koç, üretim sürecinin tamamen doğal yöntemlere dayandığını ifade etti. Hamurun yaklaşık 1 saat yoğurulduğunu ve 1 saat mayalandırıldığını aktaran Koç, ekmeklerin kara fırında 5-6 dakika içerisinde pişirildiğini kaydetti. Ürünlerinde katkı maddesi kullanmadıklarının altını çizen Koç, doğal üretim sayesinde ekmeğin sindiriminin kolay olduğunu ve tüketici tarafından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Karadeniz ve İç Anadolu’nun bazı bölgelerinde yaygın olarak bilinen köy ekmeğinin İstanbul’da yeterince tanınmadığını dile getiren Koç, farklı ilçelerden gelen müşterilerin ürüne yoğun ilgi gösterdiğini ve kısa sürede müdavim kitlesi oluştuğunu belirtti. Üretimini Sultanbeyli’de sürdüren işletme, Anadolu Yakası’nda Sancaktepe, Ümraniye, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere geniş bir dağıtım ağıyla hizmet veriyor. Artan talep doğrultusunda Avrupa Yakası’nda da yeni bir şube açılması planlanıyor. Doğal ve yöresel lezzet arayan tüketiciler ise köy ekmeğinin hem lezzeti hem de sağlıklı yapısıyla öne çıktığını belirterek, özellikle kahvaltılarda tercih edildiğini ifade ediyor.