DÜNYA - 08 Nisan 2025 Salı 19:16 | Son Güncelleme : 08 Nisan 2025 Salı 19:19

Bakan Memişoğlu: "Biz Türkiye olarak son 20 yılda esasında sağlıkta büyük bir değişim süreci yaşadık

A
A
A

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Sağlık Alanına Yatırım Çekme ve Teşvik konulu panelde gerçekleştirdiği konuşmada "Biz Türkiye olarak son 20 yılda esasında sağlıkta büyük bir değişim süreci yaşadık. Bu değişim sürecini yaşarken de özellikle ulaşılabilir sağlık sistemini kurmaya çalıştık" dedi.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Astana programının ikinci gününde Kazakistanlı mevkidaşı Akmaral Alnazarova ile bir araya geldi. Ardından Türk Devletleri Teşkilatı Sağlık Bakanları Toplantısına katılan Bakan Memişoğlu, öğleden sonra da Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Sağlık Alanına Yatırım Çekme ve Teşvik konulu panele konuşma yaptı. Bakan Memişoğlu, "Biz Türkiye olarak son 20 yılda esasında sağlıkta büyük bir değişim süreci yaşadık. Bu değişim sürecini yaşarken de özellikle ulaşılabilir sağlık sistemini kurmaya çalıştık. Çünkü 2002 yılında bizler, bu dönüşümden önce her bir vatandaşımız yılda sadece iki kez sağlık sisteminden hizmet alabiliyordu. Şu anda her bir vatandaşımız 11'in üzerinde sağlık hizmeti alabiliyor ve bunu tamamen sağlık güvencesi kapsamında yapabilir hâle gelmiş durumda. Bunun yanında bugün 3-4 milyar doları rahatlıkla bulan bir sağlık turizmini başarabilir hâle geldik. Peki bunu yaparken nasıl bir yapılanmaya gittik ve ne yaptık? Sadece kamu eliyle bunu yönetme şansınız yok. Bir girişimcinin de olması, risk sermayesinin olması gerek, onu düşündük" dedi.

Bakan Memişoğlu:

İkinci olarak insan faktörünün çok önemli olduğunu kaydeden Bakan Memişoğlu, "Bu insan faktörünün eğitiminin kalitesinin çok iyi hâle gelmesi gerektiğini biliyoruz. Türkiye'de özellikle hekim grubu, Türkiye'nin en çalışkan, en hedef odaklı, en zeki insanlarından oluşan, Türkiye'deki esasında en zeki insanların çalıştığı grup. Bu bizim büyük avantajımız oldu. Bunun yanında sağlıkla ilgili yıllardan beri tecrübeyle bu grubu da aktive etmeye başladık. Neyle? Bunun esasında performansa dayalı ödeme sistemi getirdik. Fazla çalışanını çalışmayanı ayırdık esasında sistemimizde. Ve bunların hepsini de daha başlangıçtan itibaren standardize ettik. Ödeme sisteminden tanı yöntemlerine, tedavi yöntemlerine bunların faturalandırmasına kadar her şeyi elektronik sisteme taşıdık. Kontrol edebilir ve yönetilebilir hâle getirdik" ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu:

"Yaşadığımız tecrübeleri bütün üye ülkelerle paylaşmaya hazırız, desteğe de hazırız"

Kamu özel ortaklıklarla, şehir hastaneleri gibi veya ilaç sektörünün teşviki gibi uygulamalarla esasında sağlık sektörünü kendine neredeyse yetebilir hâle getirildiğini kaydeden Bakan Memişoğlu, "Şimdi COVID-19'dan sonra dünya bunu esasında fark etmeye başladı. Kendi kendine yetebilir sağlık sistemleri kurmamız lazım. Ve acil durumlarda bunun müdahale edilip koordine şekilde birlikte çalışabilmesi lazım. Ben demin toplantıda söyledim; esasında Türk Devletleri Teşkilatı hepimiz için bir şans. Çünkü bizim birlikte hareket etmemiz, birlikte bu işleri yönetebilmemiz, 250 milyona yaklaşmış bu devletlerin ve milletin, tek bir millet olarak düşündüğümüz topluluğun sağlık sistemini kendi kendine yönetebilir hâle getirmemiz lazım. Bunun için yaşadığımız tecrübeleri bütün üye ülkelerle paylaşmaya hazırız, desteğe de hazırız. Bunu sadece ekonomik ve finansal olarak düşünmemek lazım. Bunu insani olarak düşünmek lazım, sosyal olarak düşünmek lazım. Çünkü bugün insanların mutluluğunun en önemli sebebi sağlığı. Yüzde 75-80 oranında insanlar mutluluğu sağlıkla eşleştiriyorlar. Yani bugün sağlığınız yoksa, sağlıkla ilgili bir sıkıntınız varsa istediğiniz kadar zengin olabilirsiniz, istediğiniz kadar makamınız olsun ama sağlığınız yoksa mutlu değilsiniz. Fakir olursanız mutlu olabilirsiniz veya bir makamda oturmuyorsanız yine mutlu olabilirsiniz, köyde yaşayan insanlar da mutlu olabilir ama sağlığı olmayan bir insan mutlu olamaz. Onun için bizler yöneticiler, en önemli şey insanların sağlıklı kalmasını sağlamak veya sağlığını temin edecek imkânları vermektir. Ve bunu zengin, fakir veya makamı var makamı yok diye ayırmadan insan olduğu için vermemiz gerekir. Onun için biz bu 250 milyonluk kendi aynı kandan gelmiş, aynı yerden gelmiş insanların sağlığını öncelikli olarak düşünüyoruz. Onun için elde ettiğimiz bütün tecrübeleri paylaşmaya hazırız" ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu:

"Temel sağlık sistemimizi aile hekimliği ile güçlendirdik"

Bakan Memişoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bunun yanında, biz sağlığın ulaşılabilirliğinin yanında özellikle temel sağlık, koruyucu sağlık sistemimizi aile hekimliği ile güçlendirmiş durumdayız. Bunu nasıl yaptık? 1960'ların sonunda esasında bölge bazlı sağlık sisteminden 2008-2009'larda toplum bazlı, nüfus bazlı, kişi bazlı sağlık sistemine geçtik ve bunu aile hekimliği ile yaptık. Böylece her bir vatandaşımızın kendisinin primer hekimini tespit ettik ve onunla hekimi eşleştirdik. Böylece sadece koruyucuyu değil, aynı zamanda önleyiciyi de yapmaya çalıştık. Ne gibi? Anne çocuk sağlığını, bebeklerimizi -daha hamile kalındığından itibaren- bu sistemin içine dahil ederek takiplerini sağlattık ve böylece esasında hem anne ölümlerinde hem de bebek ölümlerinde, enfeksiyon oranlarında aynı zamanda toplumun sağlık kültürünün artması konusunda büyük bir yol katettik."

"Birlikte hareket edersek sağlıkla ilgili çok önemli yol kat ederiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yeni bir politika oluşturulduğunu kaydeden Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı diyoruz. Bu hedefimizde ne var? Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık sistemini oluşturacağız dedik. Neden dedik? Çünkü siz üretmezseniz, siz bilgiyi, fikri üretecek bir model geliştirmezseniz bugün dünyada sağlıkla ilgili kendi kendinizi yönetemezsiniz. O nedenle biz Türk toplumları olarak kendi kendimize yeterli üretim ve teknolojiyi sağlamak durumundayız. Bugün dünya globalizmden bölgesel kutuplara dönüşüyor. Bu dönüşmeyi biz Türk toplumları olarak bir araya getirip bizim güçlü bir yapıya dönüştürmemiz gerekir. Bu fırsat hepimizin önünde duruyor. Onun için Türk toplumları olarak bu fırsattan hep beraber yararlanmamız gerekir. Birbirimizin güçlerini birleştirip birlikte hareket edersek bu işin sonunda sağlıkla ilgili çok önemli yol kat ederiz" açıklamasını yaptı.

"Sağlığın seni beni yok bizi olması gerektiğini düşünüyorum"

"Biz şu anda özellikle nadir hastalıklardan genoma kadar, moleküler tedavilerden CRISPR tedavilerine kadar, kanser tedavilerinden mRNA aşılarına kadar her türlü teknolojik gelişim için ‘fikirden ürüne' diye bir model geliştirmeye başladık" diyen Bakan Memişoğlu, "Bu modelde ne var? Hepiniz sektördesiniz. Bugün baktığınız zaman bilim insanları bilim üretirler, bilim söylerler. Bu bilimi eğer siz bir ticari ürüne, bir teknolojik ürüne, bunu finansal gelire dönüştürmediğiniz zaman sadece bilim olarak kalır. Bilim insanlarını da ticaretle uğraştırmamanız lazım. Bilim insanı bilimini yapacak, ticaret adamı ticaretini yapacak, bunun ekosistemini de devlet oluşturacak. Bizim ‘üçlü sarmal' dediğimiz bir sisteme dönüşüyoruz şu anda. Bu nedir? Fikri olanın o fikrini değerlendirip ürün hâline getirmek bir ekosistemle alakalı bir şeydir. Yoksa siz bunu ne yaparsanız yapın orada fikir olarak kalır veya yatırımcı nereye yatıracağını bilemediği için yanlış yönlendirilirse de o yatırım heba olur. Onun için bizlerin neye yatıracağımızı, nasıl bir sistem kuracağımızı iyi organize etmemiz lazım. Biz ülkemizde şu anda üçlü dediğimiz sarmal yapı oluşturuyoruz" ifadelerini kulandı.

"Sağlık, insan gücünün fazla olduğu, yönetsel kabiliyetlerin iyi olması gereken bir yerdir"

Hastanelerde Transfer Ofisleri'nin oluşturulduğunu kaydeden Bakan Memişoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu Teknoloji Transfer Ofislerindeki bilgiyi, fikri hukuki olarak da ona kişinin fikri mülkiyetini koruyarak eğer işimize yarayacak bir ürün varsa buna finansal olarak destek verecek yatırımcıyı bulmaya çalışıyoruz. Aynı şehir hastanelerimizi yaptığımız gibi. Biz kamu özel ortaklığıyla hastanelerimizin yüzde 84'ünü yeniledik. Bugün ülkemizde 177 bin yatak var, bunun 120 bini tek kişilik, çift kişilik. İnanılmaz otel konforunda hastaneler oluşturduk ve bunun sürdürülebilirliğini sağlıyoruz şu anda. Onun için sağlık maliyetli bir iştir. Sağlık, insan gücünün fazla olduğu, yönetsel kabiliyetlerin iyi olması gereken bir yerdir. Yoksa hem paranız hem de insanınız israf olur. Onun için bunu iyi planlamanız lazım. Bunu planlamanız için de iyi bir ekosistem oluşturmanız lazım. Yani siz bir yerden bir yeri alıp da bu çok iyiymiş deyip de sisteminize adapte etmeye çalışırsanız o sizde çalışmayabilir. Siz o ekosistemi, o altyapıyı oluşturmazsanız veya o bilgiyi bilmiyorsanız, nedenini gerekçesini bilmiyorsanız, hedefini bilmiyorsanız sağlıkta hüsran yaşarsınız. Onun için biz diyoruz ki, sağlıkta bu kadar insan gücü olan, bu kadar hevesli, üstelik de bu dünya üzerinde gerçekten iyi niyetli, düzgün çalışan insanlar olarak, toplum olarak, aynı kan bağı taşıyan insanlar olarak birlikte hareket edebiliriz. Bu konuda yatırımcıyı da bilim insanını da onun sistemini kuracak yönetimi de hep beraber oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Yazılı olarak söyleyeceklerimden çok sözlü olarak söyledim, kusuruma bakmayın. Ama bu çok önemli stratejik bir konudur sağlık. Sağlığın seni beni yok, bizi olması gerektiğini düşünüyorum."

"Çünkü maalesef sağlıkta bazen kullanılabilirsiniz" diyen Bakan Memişoğlu, "Bugün bir tedavi yönteminin 3 milyon 200 bin dolar olduğu sistemlerden bahsediyoruz, bir tedavi küründen. Eğer siz onu üretmezseniz sürdürülebilir bir sağlık sisteminiz olmaz. Üretebilmeniz için de gücümüzü birleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum" dedi.

Bakan Memişoğlu, Astana temasları kapsamında Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı Oljas Bektenov ile bir toplantı gerçekleştirecek. Bakan Memişoğlu, toplantının ardından Cumhuriyet Hastanesini ziyaret edecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Tunceli’de engelli bireylerin aileleri "Bir Soluk, Bir Nefes" projesi ile nefes alacak Tunceli’de hayata geçirilen Bir Soluk, Bir Nefes Projesi ile engelli bireyler, haftanın belirli günlerinde uygun bakım ve konaklama alanlarında misafir edilerek sağlık ve öz bakım ihtiyaçları profesyonel ekiplerce karşılanacak. Böylelikle ailelerin kısa süreli de olsa dinlenmeleri sağlanacak. Tunceli Valiliği koordinasyonunda; Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Tunceli İl Özel İdaresi ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü arasında "Bir Soluk, Bir Nefes" Projesi kapsamında iş birliği protokolü imzalandı. Proje ile evde bakım hizmetinden yararlanan engelli bireylerin, haftanın belirli günlerinde uygun bakım ve konaklama alanlarında misafir edilerek sağlık ve öz bakım ihtiyaçlarının profesyonel ekipler tarafından karşılanacağı bildirildi. Aynı zamanda engelli bireylerin bakımlarını üstlenen ailelerin kısa süreli de olsa dinlenmelerine imkan tanınarak, psikososyal yönden desteklenmeleri ve tükenmişliklerinin önlenmesinin hedeflendiği aktarıldı. Proje hakkında bilgi veren Tunceli Valisi Şefik Aygöl, "Evde bakım hizmetinden faydalanan yatağa bağımlı durumdaki hemşehrilerimizi evlerinden alıp tesislerimizde ağırlayacağız. Kurumlarımızda bakımları yapılırken, ailelerini bir haftalığına misafir edip nefes aldırmak istiyoruz. Akşamları ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Bu ziyaretlerde bazı vatandaşlarımızın yıl içerisinde bir gün dahi hastalarını bırakıp gidemediklerini görünce böyle bir empati yapma ihtiyacı hissettik. Devletimizin, kurumlarımızın imkanlarını bu vatandaşlarımızın lehine kullanmak istedik. Bundan dolayı 3 kurumumuzun birlikte bir iş protokolü yaparak böyle bir proje yapma ihtiyacı hasıl oldu. İsmini de ‘Bir Soluk, Bir Nefes’ projesi koyarak böyle bir hizmeti başlatıyoruz. Özellikle yatağa bağımlı olan hastalarımız, engellilerimiz evlerinden alınacak, profesyonel ekiplerimiz tarafından tedavileri ve bakımları yapılacak ve ailelerine bir haftalık nefes aldıracağız" diye konuştu.
Konya 7. Akıl ve Zeka Oyunları Karatay İlçe Finali gerçekleştirildi Konya’nın merkez Karatay ilçesinde düzenlenen 7. Akıl ve Zeka Oyunları İlçe Finalleri tamamlandı. Dereceye giren öğrenciler, Karatay’ı Konya finallerinde temsil etmeye hak kazandı. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen "Bizim Okulumuz- Okul Merkezli Gelişim Projesi" kapsamında düzenlenen 7. Akıl ve Zeka Oyunları Yarışması Karatay İlçe Finalleri Ödül Töreni tamamlandı. Karatay Kaymakamlığı, Karatay Belediyesi, Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karatay Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyon, yoğun katılım ve büyük bir heyecana sahne oldu. Turnuva; ilkokul ve ortaokul düzeyinde toplam 223 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Öğrenciler, zeka ve strateji becerilerini ortaya koyarak kıyasıya mücadele etti. Karatay Gençlik Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine; Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Konya İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Abdullah Yılmaz, Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürü Turan Kayacılar, Karatay Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Ömer Özçelik, öğretmenler, hakemler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürü Turan Kayacılar, organizasyonun öğrencilerin gelişimine önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Konya İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Abdullah Yılmaz ise yarışmaya katılan tüm öğrenci, öğretmen ve okulları tebrik etti. Kılca: "Geleceğin bilim insanları Karatay’dan yetişecek" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, dereceye giren öğrencileri tebrik ederek gençlerin eğitimine yönelik çalışmalara büyük önem verdiklerini vurguladı. Yarışmada başarı elde eden öğrencilerin önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Kılca, şampiyon olan öğrencilerin Karatay’ı ve Konya’yı en iyi şekilde temsil edeceklerini belirtti. Karatay İnsani Değerler Projesi (KAİDE) kapsamında gençlere yönelik çok sayıda çalışma yürüttüklerini belirten Kılca, sportif, kültürel, sanatsal ve bilimsel alanlarda önemli projelere imza attıklarını söyledi. Bu ay içerisinde üçüncüsü düzenlenecek robot yarışmasına da değinen Kılca, organizasyona yoğun ilgi olduğunu belirterek, "İnşallah Karatay’dan geleceğin elektronikçileri, robotik uzmanları ve yazılımcıları yetişecek" ifadelerini kullandı. Program, dereceye girenlere madalya ile çeşitli hediyelerin verilmesinin ardından sona erdi.
Muş Üniversite öğrencisi genç kızın el emeği çantaları gelir kapısı oldu Muş’ta üniversite öğrencisi Sibel Aslan, el emeği göz nuru ile ördüğü çantaları sosyal medya üzerinden satarak eğitim masraflarını karşılıyor. Genç girişimci, kurduğu markayı dünyaya tanıtmayı hedefliyor. Muş’ta yaşayan üniversite öğrencisi Sibel Aslan, el emeğiyle ördüğü çantaları satarak hem gelir elde ediyor hem de eğitim hayatını sürdürüyor. Sosyal medya üzerinden satışa sunduğu ürünlerle kısa sürede dikkat çeken Aslan, gördüğü ilgiden memnun. Halk Eğitim Merkezi kurslarında öğrendiği örgü çanta yapımını zamanla geliştiren Aslan, ilk olarak yakın çevresi ve ailesi için üretim yaptı. Ürünlerinin beğenilmesi üzerine öğretmenlerinin de tavsiyesiyle bu işi ticarete dönüştürmeye karar verdi. Açtığı sosyal medya hesapları üzerinden çantalarını paylaşan Aslan, gelen talepler doğrultusunda üretimini artırdı. Hem üniversite harçlığını çıkarmayı hem de ailesine yük olmamayı amaçlayan genç girişimci, el emeği ürünlere gösterilen ilgiden oldukça memnun. Kendi markasını oluşturma yolunda emin adımlarla ilerleyen Aslan, hedefinin sadece çanta üretimiyle sınırlı kalmayıp farklı ürünlerle markasını büyütmek ve uluslararası pazara açılmak olduğunu söyledi. Genç girişimci Aslan, "Aslında bu bir hevesle başladı. Halk Eğitim Merkezi kurslarında Hande hocamdan hevesle öğrendim. Öğrenip başladığım bir çantaydı. Çevremdekilere, aileme; ailemdekilere yaptım ve bayağı bir rağbet gördü. Herkes beğendi. Zeliha hocam, işletme hocam ve üniversitedeki hocamın tavsiyesi üzerine "Neden bunu bir ticarete dönüştürmeyeyim" diye konuştuk. Şimdi bir sosyal medya hesabı açıp yaptığım el emeği ürünleri oradan paylaşmaya, çantalarımı satmaya karar verdik. Bu süreçte hem gelir elde etmeye hem de üniversite harçlığımı çıkarmaya çalışıyorum. Aileme yük olmadan eğitim hayatımı sürdürmeye karar verdim. Şu anlık süreç bu şekilde, adım adım ilerliyoruz. Amacım markamı dünya çapında tanıtmak ve sadece çantayla sınırlı kalmayıp her türlü ürünü üreterek belli bir seviyeye gelebilmek. Bu alanda en büyük destekçilerim; kadınlar, ailem, öğretmenlerim ve arkadaşlarım. Hepsi bu konuda bana çok büyük destek sağlıyor" dedi.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta belediye personellerine ilk yardım eğitimi Kahramanmaraş’ta Büyükşehir Belediyesi İş Sağlığı ve Güvenliği Şube Müdürlüğü tarafından personellere yönelik ilk yardım eğitimi düzenlendi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, kurumsal kapasitesini güçlendirme ve vatandaşlara sunulan hizmet kalitesini daha üst seviyeye taşıma hedefi doğrultusunda hizmet içi eğitim faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda belediye personellerine yönelik düzenlenen ilk yardım eğitimleri sürüyor. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan personeller için organize edilen eğitim programı, Çamlıca Restoran’da gerçekleştirildi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı ile İş Sağlığı ve Güvenliği Şube Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda, personelin acil durumlara karşı bilinçli, hızlı ve doğru müdahale edebilme becerilerinin artırılması hedeflendi. İki gün süren eğitim boyunca katılımcılara; temel yaşam desteği, yaralanmalarda ilk müdahale, kanama kontrolü, yanık vakalarında doğru yaklaşım ile kırık ve çıkıklarda uygulanması gereken yöntemler gibi hayati öneme sahip başlıklar detaylı şekilde aktarıldı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen derslerde, özellikle ilk dakikaların hayati önemi vurgulanarak doğru müdahalenin yaşam kurtarıcı rolüne dikkat çekildi. Eğitimlerde ayrıca, acil durum anlarında yapılan doğru ve zamanında müdahalelerin hayati riskleri büyük ölçüde azaltabileceği örnek vakalar üzerinden anlatıldı. Katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra olay anında nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair kritik detaylar konusunda da bilinçlendirildi. Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise uygulamalı eğitimler oldu. Gerçeğe yakın senaryolar üzerinden gerçekleştirilen canlandırmalar sayesinde personeller, öğrendiği bilgileri sahaya yansıtma imkanı buldu. Kaza ya da acil durumun birebir simüle edildiği bu çalışmalar, katılımcıların kriz anlarında doğru refleksler geliştirmesine önemli katkı sağladı.
Niğde Filistin’deki idamlara Niğde’den tepki: "Bu zulme karşı sessiz kalmayacağız" Niğde’de cuma namazı sonrası Filistin’de yaşanan gelişmelere ve idam kararlarına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması düzenlendi. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Camii önünde gerçekleştirilen programa çok sayıda sivil toplum kuruluşunun yanı sıra Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ile Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu da katılarak destek verdi. Grup adına konuşan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin Fizik Bölümü yüksek lisans öğrencisi Halil İbrahim Gergin, Filistin’de yaşananların insanlık vicdanını derinden yaraladığını belirterek, uluslararası kamuoyunun sessizliğine tepki gösterdi. Açıklamada; Filistin başta olmak üzere Gazze, Lübnan ve İran’da yaşanan olaylara değinilerek, sivillere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı. İsrail’in Filistinlilere yönelik idam kararlarını yasallaştırmasının ’açık bir hukuk ihlali’ olduğunu ifade eden Gergin bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. Gergin konuşmasında, "İnsanlık adeta değerlerin yok sayıldığı bir dönemden geçmektedir. Filistin’de yaşanan zulüm karşısında sessiz kalmayacağız. Bu mücadele sadece bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın meselesidir. Gözü dönmüş, azgın bir grup Siyonist tarafından planlanmış ve ne yazık ki uygulamaya konulmuş, akıl almaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçmekteyiz. İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmıştır. Siyonist rejim şunu bilsin ki; zalimlerin topuna, canımızla başımızla, elimizle aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. Kıymetli Filistin Sevdalıları, Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. 165 İranlı öğrencinin, Siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarssa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz sesleri bir nebze olsun umudumuzu yeşertmektedir" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, farklı görüş, inanç ve kimliklerden insanların ortak bir vicdan hareketi etrafında birleşmesi gerektiği ifade edilerek, mücadele kararlılığının sürdürüleceği belirtildi. Program katılımcıların duaları ve sloganları eşliğinde sona erdi.