DİĞER SPORLAR - 05 Ocak 2020 Pazar 18:36

Alexandra Ceylan EC Boxing Organizasyonu için çalışmalara başladı

A
A
A
Alexandra Ceylan EC Boxing Organizasyonu için çalışmalara başladı

EC Boxing’in bir numaralı ismi yaptığı açıklama ile Türkiye ve Türk pazarına daha fazla yatırım yapacaklarını dile getirdi. Hatta öyle ki artık Türkiye de bir ofis açılışı da yapılacak. Bunun için çalışmalar başladı. EC Boxing kurucusu ve patronu Erol Ceylan ile birlikte eşi Alexandra Ceylan’da bu konuda çalışmalara başlamış durumda.

EC Boxing faaliyetlerinde Erol Ceylan’a en büyük destekçisi her zaman eşi Alexandra Ceylan oluyor. Model ve dizayner olan güzel isim eşinin Türk pazarına girecek olmasından dolayı çok heyecanlı olduğunu söyledi. Organizasyonlar başta olmak üzere Türkiye de açılacak ofis için Alexandra Ceylan da çalışmalar gerçekleştiriyor. Öyle ki ikili sık sık Türkiye’ye gelerek ofisin son aşamasını da gördü. Ayrıca yapılan son organizasyon Instagram da büyük ses getirdi. Hem güzel bir reklam olması nedeniyle hem de yeni Türk boksörler için iyi bir oluşum olduğu düşünülüyor. Yapılan etkileşim sayesinde EC Boxing ve güzel gece Instagram da birçok insan tarafından beğenildi.

Premier 25 Ekim'de Volkswagen Arena'da
Türkiye de olacak ofisin ne zaman açılacağı ve organizasyon tarzı da bir çok insan tarafından merak ediliyor. Bununla alakalı önemli bir açıklama geldi. Alexandra Ceylan açılış için 25 Ekim gecesini işaret etti. Muhabirler çok fazla detay almak istese de sürpriz gece hakkında şuanda çok fazla bilgi yok.

Ancak gelen ve sızan bilgilere göre 25 Ekim gecesinde Volkswagen Arena da yapılacak olan boks şöleninde bir çok isim yer alacak. EC Boxing patronu Erol Ceylan ise Türk pazarına girerek boksör olarak görev yapmak isteyen çok sayıda gence ulaşmak istediklerini duyurdu. 2020 yılı hem EC Boxing için hem de Türk boks pazarı için son derece hareketli bir yıl olacak.

25 Ekim gecesi 2 dünya şampiyonluk maçı olacak ve o gecede çeşitli sürprizler de olacak. Bununla alakalı açıklamalar yapan Erol Ceylan Türk boksörlerini gerçekten zor maçlar bekliyor. Umarım onlarda gereken başarıyı bir an önce yakalarlar ve başarılı olurlar.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Demir İpek Yolu’nda görsel şölen: Karlar içinden süzülerek Kars’tan Avrupa’ya binlerce kilometrelik yolculuk Asya’yı Avrupa’ya bağlayan "Demir İpek Yolu" olarak adlandırılan Orta Koridor’da, Türki cumhuriyetlerden yola çıkan yük treninin karlar içindeki yolculuğu havadan görüntülendi. Tarihi Benliahmet İstasyonu mevkisinde çam ağaçları ve beyaz örtünün arasından süzülen tren, belgesel karelerini aratmayan görüntüler oluşturdu. Beyaz örtü üstünde dev lojistik hamlesi Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattı, kış mevsiminin tüm güzelliğiyle birleşince ortaya eşsiz manzaralar çıktı. Orta Asya’nın derinliklerinden yüklenen vagonlar, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan binlerce kilometrelik yolculuğun en zorlu ve en görkemli etaplarından birini Kars’ta geride bırakıyor. Tarihi istasyon ve çam ormanları arasında bir dev Kars’ın Selim ilçesi sınırlarında yer alan tarihi Benliahmet İstasyonu, bu devasa yolculuğun en önemli duraklarından biri oldu. Gökyüzünün masmavi rengiyle birleşen bembeyaz kar örtüsü, yeşil çam ağaçlarıyla birleşince ortaya çıkan kontrast, dron kamerasınca saniye saniye kaydedildi. Adeta karların üzerinde dans edercesine ilerleyen yük treni, Doğu Anadolu’nun sert ama mağrur coğrafyasında yoluna devam ediyor. "Orta Koridor"un kalbi burada atıyor Stratejik önemi her geçen gün artan Orta Koridor’un en kritik noktası olan Kars güzergahı, sadece bir nakliye yolu değil; aynı zamanda kültürleri ve coğrafyaları birbirine bağlayan bir köprü niteliği taşıyor. Bölgedeki çam ormanlarının içinden kıvrılarak geçen raylar, kışın gelişiyle birlikte fotoğraf sanatçıları ve doğaseverler için de eşsiz bir görsel şölene dönüşüyor. Dron ile kuş bakışı takip Hızla değişen lojistik dünyasında Türkiye’nin kilit rolünü simgeleyen o anlar, havadan çekilen görüntülerle taçlandırıldı. Rayların üzerinde süzülen vagonların karla kaplı ağaçlar arasındaki ritmik ilerleyişi, Demir İpek Yolu’nun ne denli etkileyici bir güzergah olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bursa Nilüfer Belediyespor Avrupa’da çeyrek finale yükseldi EHF Avrupa Kupası Son 16 Turu rövanş maçında Çekya temsilcisi SKKP Handball Brno’yu 32-28 mağlup eden Nilüfer Belediyespor, kulüp tarihinde ilk kez Avrupa kupalarında çeyrek finale çıkma başarısı gösterdi. Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, EHF Avrupa Kupası’ndaki mücadelesini başarıyla sürdürüyor. Son 16 Turu eşleşmesinin ilk maçında deplasmanda 29-26 mağlup olduğu SKKP Handball Brno takımını Nilüfer Belediyesi Üçevler Spor Salonu’nda ağırlayan Bursa temsilcisi, seyircisi önünde sahadan 32-28 galip ayrılarak tur biletini alan taraf oldu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or’un da tribünden takip ederek takıma destek verdiği karşılaşma, baştan sona büyük bir çekişmeye sahne oldu. Maçın ilk yarısı karşılıklı sayılarla geçildi ve devre arasında 16-16’lık eşitlikle girildi. İkinci yarıda taraftarının yoğun desteğini arkasına alan Nilüfer Belediyespor, hem savunmada hem de hücumda oyunun kontrolünü eline aldı. İkinci devrede rakibine 16-12’lik bir üstünlük kuran ev sahibi ekip, maçtan 32-28’lik skorla galip ayrılmayı bildi. Çekya deplasmanında aldığı üç sayılık mağlubiyetin rövanşında rakibini dört sayı farkla yenen Nilüfer Belediyespor, toplamda 58-57’lik skora ulaşarak adını EHF Avrupa Kupası çeyrek finaline yazdırdı. Bursa temsilcisi bu sonuçla, tarihinde ilk defa Avrupa kupalarında son 8 takım arasına kalma sevinci yaşadı.
Eskişehir Kamış kalemin sabırla imtihanı: Tek eser için aylarca emek veriliyor Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde usta öğretici olarak gelecek nesillere hat sanatını aktarmak için çalışan hattat Serap Tepedelen, kamış kalemle yazdıkları her harfin altın orana bağlı olduğunu ve büyük eserleri yapmanın yaklaşık 4-5 ay emek istediğini söyledi. Sabır, ruh disiplini ve estetik anlayışın birleştiği çok derin bir dal olarak öne çıkan hat sanatı, Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde yaşatılıyor. Yaklaşık 9 yıldır enstitünün hat atölyesinde görev yapan ve 15 yıldır bu sanat ile uğraşan 53 yaşındaki Serap Tepedelen, İslam kültüründe de önemli yeri olan hat ile ilgili bazı bilinmeyen detayları anlattı. Enstitü olarak gençlere ulaşabilmek için gayret ettiklerini vurgulayan Tepedelen, hat sanatının oldukça gayret gerektirdiğini ve bazı eserleri tamamlamak için aylarca emek verildiğini dile getirdi. "Hat sanatını gençlerimize duyurmak istiyoruz" Enstitüde yürütülen çalışmalara değinen Tepedelen, "Farklı projelerde, sergilerde enstitümüz olarak çalışmalarımız devam ediyor. Hem genel ve karma sergilerimiz var hem de ulusal boyutta olan çalışmalarımız var. Aynı zamanda hat sanatını gençlere duyurabilmek, onlara öğretebilmek adına gayretlerimiz var. Çünkü geleneksel sanatlarımız en ufak bir açığı maalesef kaldırmıyor. Dolayısıyla bu sanatı ne kadar aktarabilirsek bizim için o kadar iyi. 15-20 tane talebemiz olsa ama 1 tanesini kazanabilsek o çok büyük kazançtır" dedi. "Bu sanata başladığınız zaman aşkı içinize düşer" Tepedelen, sözlerinin devamında, "Geleneksel sanatlarımız aslında bizler için hiçbir zaman ölmez. Biz her zaman, ’Geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez’ deriz. Burada en büyük amacımız; geleneksel sanatlarımızı ileriye taşımak, en güzel hallerini icra edebilmek, bunları sunabilmek ve aynı zamanda gençlerimize tanıtabilmek. Onlara bizden en ufak bir heves kırıntısı dahi geçse, bizim için ne ala. Çünkü her zaman için bunun devamı geliyor. Hat sanatı için üstadlarımız şöyle bir tabir kullanır: ’Aşk olmadan meşk olmaz.’ Biz derslerimize meşk deriz. Gerçekten buna başladığınız zaman aşkı içinize düşer. 1-2 sene yazamamış olsanız dahi siz gönlünüzü verdiğiniz zaman o kalem mutlaka gelir, bir yerde sizi bulur" ifadelerini kullandı. "Bazı eserler yaklaşık 4-5 ay gibi bir zaman alabiliyor" Hat sanatının inceliklerine değinen Tepedelen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Her harf altın orana ve ölçülere bağlı olduğu için gözümüze bu kadar hoş, bu kadar güzel geliyor. Eserlerimizi oluştururken ilk olarak nasıl yapacağımızı, hangi yazı çeşidiyle yazacağımızı aklımızda tasavvur ediyoruz. Onu belirledikten sonra istif aşaması var. Bu aşama yazının büyüklüğüne veya içeriğinin genişliğine göre 1-2 hafta sürebiliyor. İstif aşaması çok önemli. Bu aşama tamamlandıktan sonra yazıyı yazmaya başlıyoruz. O da epeyce sürüyor. Kimi yazılarımız 1-2 haftada bitiyor, kimi 1 ay bile sürüyor ama Hilye-i Şerif gibi büyük bir eser ile uğraşıyorsak yaklaşık 4-5 ay gibi bir zaman alabiliyor." "Hat sanatçıları olarak sayımız artmaya başladı" Kendisi gibi kadın hat sanatçı sayısının az olduğunu da dile getiren Serap Tepedelen, "Eskiye göre sayımız artmaya başladı. Üstadlarımızın Anadolu’ya açılmalarının bu noktada etkisi var. Şu anda çok daha eskilere nazaran düşünürsek hem erkek hem de kadın hattatlarımızda merak ve istek çok fazla artmaya başladı. Bir ara maalesef bir kısır döngü içine girmiştik. Hem tezhip hem de ebru alanında sayılarımız arttığı için şükrediyoruz" diye konuştu.