GÜNDEM
Deprem enkazından 4.günde kurtarılan kadın, 2 gün önce anahtarını teslim aldığı yeni yuvası için göz yaşları içerisinde devlete teşekkür etti 13 Mart 2026 Cuma - 13:14:46 Hatay’da depremde yaşadığı evi yıkılan ve enkazda 4. günde AFAD ekipleri tarafından kurtarılan Selva Zan, sol kolunu kaybetsede yaşama olan sevgisini ve devlete olan inancını kaybetmedi. Kurası çekilen yeni yuvasının anahtarı 2 gün önce teslim alan Zan’ın, Hatay Valisi Mustafa Masatlı’yla sohbeti esnasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve devlete teşekkür ederek göz yaşı içerisinde kaldığı anlar duygulandırdı. Kahramanmaraş merkezli depremlerin büyük yıkıma uğrattığı Hatay’da kent ihya ve inşa süreciyle yeniden inşa edilirken, vatandaşlar sosyal aktivitelerle hayata yeniden tutunduruluyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentte depremi yaşayan vatandaşlara umut olan ve Hatay Valiliği koordinasyonunda bir çok kurumun işbirliğiyle kurulan Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi’ni ziyaret etti ve merkezden faydalanan vatandaşlarla bir araya geldi. Vali Masatlı; depreme Antakya ilçesi Odabaşı Mahallesi’nde yakalanan ve sol kolunu kaybeden Selva Zan’ın yaptığı resim çalışmalarını inceledi. Vali Masatlı’nın çalışmalarını incelediği esnada duygusal anlar yaşayan Zan, 2 gün önce Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde anahtarını teslim olduğu konutu için devlere ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan teşekkürüyle duygusal anlar yaşadı. Merkezle yeniden yaşama tutunan ve Yüksek Teknolojili Protez Ortez Üretim ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde protez kolu yapılan kadının teşekkür ettiği anlarda göz yaşı dökmesi Vali Masatlı ve eşi Esra Masatlı’yı duygulandırdı. Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi’nde bulunan ve Yüksek Teknolojili Protez Ortez Üretim ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde ücretsiz bir şekilde protez kolunun yapıldığını söyleyen Zan,"Depremi Antakya’da Odabaşı Mahallesi’mde yaşadım. Rabbim bir daha yaşatmasın, 4 gün enkazda kaldım. Devletim olmasa ben şuanda yaşamıyordum, rabbim devletimize güç ve kuvvet versin. Beni enkazdan AFAD ve sağlık ekipleri kurtardı, enkaz altında ne açtım ne de susuzdum. Rabbim sanki meleklerini gönderdi. Sol kolumu enkaz altında kaybettim, çok şükür iyim. Bütün Antakya yok olduk, devletimizden Rabbim razı olsun yeniden binalarımızı inşa etti. Yeniden doğduk adeta, Cumhurbaşkanımızdan ve valimizden Rabbim razı olsun. 2 gün önce evim belirlendi, o gece sabaha kadar yatamadım ve Cumhurbaşkanımız ile devletimize dua ettim. Rabbim devletimize güç, kuvvet versin ve ellerinden öpüyorum. Evim için devletimize güvenmiştim. Çamurda, çadırda ve konteynerde her yerde ben yaşarım, devletim yanımda. Bu gün bu şeyler değişecek diye umut ediyordum, değişti. 2 gün önce de evimin çıkması çok güzel oldu. Gittim evimi gezdim, şükürler olsun çok güzel bir ev. Depremden sonra devletimiz bizi yedirdi, içirdi ve sıcacık yatacak yer verdi. Bunları biz unutamayız. Sosyal Girişimcilik Merkezi’ne 3 aydır geliyorum. Burada resim kursu ve kuaförlük kursuna geliyorum, herhangi bir ücret yok ve kolum için protez yapılıyor, hiçbir ücret ödemeyeceğim" dedi.
’Kadın işi değil’ diyenlere inat önce patron, sonra başkan oldu
08 Mart 2026 Pazar - 10:16 ’Kadın işi değil’ diyenlere inat önce patron, sonra başkan oldu Gaziantep’te yaşayan Ayşe Pınar Tümüklü, mobilyacılık mesleğine adım attığında çevresinden "Kadınsın, yapamazsın" ve "Kadından mobilyacı mı olur" söylemlerine aldırmadı, azim ve gayretle yoluna devam ederek hem patron hem de başkan oldu. Orman Endüstri Mühendisi 44 yaşındaki Ayşe Pınar Tümüklü, 16 yıl önce çalıştığı mobilya fabrikası iflas edince kendi iş yerini kurmaya karar verdi. Çevresindekilerin "Mobilyacılık kadın işi değil" ve "Kadından mobilyacı olmaz" diyenlere kulak asmayan Tümüklü, toplumsal ön yargıları yıkarak büyük bir başarıya imza attı. Yıllar içinde edindiği deneyimle kendi işletmesini kuran Tümüklü, hazır mobilya satışı üzerine açtığı ilk atölyesinin yanında üretime de başladı. İşletmesinde zamanla marangozluk becerilerini de geliştiren Tümüklü, kendi işletmesinde kesimden döşemeye kadar tüm işlemleri tek başına yapıyor. Önce patron, sonra başkan oldu Toplumsal önyargılara rağmen hayalini kurduğu mobilyacılık mesleğinde büyük başarılara imza atarak kendi işinin patronu olan Tümüklü, azmi ve kararlılığı sayesinde önce patron, sonra da başkan oldu. Gaziantep Mobilya İhracatçılar Birliği Derneği ve Oğuzeli ilçesine kurulacak Mobilya Kent’in kooperatif başkanlığını da yürüten Tümüklü, kentin önemli odalarından olan Gaziantep Mobilyacılar Odası’nın ilk kadın adayı oldu. Gaziantep’i mobilya üretiminin merkezi yapmayı hedefliyor 12 Şubat’ta yapılan olağan genel kurulda aldığı yüksek oyla odanın 20 yıllık eski yönetimini geride bırakarak yeni başkan seçilen Tümüklü, meslektaşları için girdiği bu zorlu yolda Gaziantep’i mobilya üretiminin merkezi yapmayı hedefliyor. Mesleğe ilk adım attığında "Kadından mobilyacı mı olur" diyen erkek meslektaşlarının da desteğiyle başkan olan Tümüklü, yaptığı ihracatla hemcinslerine örnek oluyor. Kendi markasını oluşturan, iç piyasanın yanı sıra 8 ülkeye de ürün ihracatı gerçekleştiren Tümüklü, azmi, çalışkanlığı ve başarılarıyla hemcinslerine de örnek oluyor. "20 yıldır bu sektördeyim" Orman Endüstri Mühendisi olduğunu belirten Tümüklü, "2005 yılında mezun oldum. 2006 yılında da mobilya üretimine dahil oldum. 20 yıldır bu sektördeyim ve 20’nci yılımız inşallah bitiyor. Mobilya üretimi yapıyorum. Orman Endüstri Mühendisi olduğum için sektör alanlarımız mobilya üzerinedir. Ben de bundan dolayı mobilya üretimini seçtim. Mobilya üretiminde çalıştığım ve mobilyacı olduğum için çok mutluyum. Kadın bir mobilyacı olduğum için çok mutluyum. Ben bu işe üretimle başladım. Zaten stajlarımı da Türkiye’nin en iyi firmalarından biri olan mobilya üreticileriyle yaptım. Amacım meslekle ilgili iyi deneyimler sahibi olmaktı. Stajlarda bize öğretilen bilgiler bizim için kıymetli. Öğrenci arkadaşlarımız aslında stajları çok önemsemiyorlar ama staj dönemi insan hayatına yön veren önemli bir basamaktır. Geçmişte büyük bir firmada staj yaptım, mobilya sektörüne ilk adımımı orada attım" dedi. "Kadınları temsil ediyoruz" 2006 yılında Gaziantep’e geldiğini ve 2010 yılında üretime başladığını belirten Tümüklü, "İlk etapta ’kadından mobilyacı mı olur’ diyorlardı. Erkeklerin egemen olduğu bir sektör olduğu için ve kadın olduğumuz için buna benzer söylemler oluyordu. Fakat dünya garip bir dünya, 2006 yılında ’kadından mobilyacı mı olur’ diyen Gaziantep’imizin değerli esnafı şu anda bizi mobilyacılar oda başkanı olarak seçtiler. Hem de Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde kurulan Mobilya Kent projemiz var. Mobilya Kent’in de kooperatif başkanlığını yapıyorum. Tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Zamanla insanlarda bakış açısı tamamıyla değişiyor. Benim imalathanemde çalışan kadınlar var ve kadınların sayısı artacak diye düşünüyorum. Bizler üretici de olsak esnafımızı ve kadınları temsil ediyoruz" şeklinde konuştu. "Üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz" İlk şirketini 2008 yılında kurduğunu belirten Tümüklü, "2010 yılında üretime başladım. 2010 yılından beri üretim yapmaya ve üretmeye devam ediyorum. İlk etapta 2010 yılında bir ülkeyle ihracata başladım. İlk olarak Irak’a ihracat yapıyordum. Şu anda 7-8 ülkeye ihracatımız var. Bir kadın girişimci olarak üretmeyi seviyorum. Kalifiye eleman bulmakta ciddi sıkıntı yaşadığımız için teknolojisi gelişmiş makinelere yatırım yaptık. Şu anda son teknoloji makinelerle üretim yapmaktayız. Üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Ülkemizin üreten kadınlara ihtiyacı var" Kadınları mobilya sektöründe görmek istediğini belirten Ayşe Pınar Tümüklü, "Mobilya sektörü kadınlara hitap ediyor. Kadınlar evin içerisinde de en çok mobilya ile meşgul olduğu için üretimlerde de kadınların artması gerektiğini düşünüyoruz. Gaziantep Mobilyacılar Oda seçiminde başkanlığı kazandım. 20 yıllık mevcut yönetimden sonra bir kadın olarak başkanlığı kazandım. Türkiye’de mobilya sektöründe ilk kadın başkan oldum. Bu da bizim için çok önemli ve gurur verici. Bizler kadınlarımızı bu sektöre davet ediyoruz, çekinmesinler. Kadınlar güçlüler ve kadınlar istedikleri her şeyi yapabilirler. Bizim üreten kadınlara ihtiyacımız var. Ülkemizin de üreten kadınlara ihtiyacı var. Cinsiyet ayrımı yapmıyoruz. Fakat bütün ülkenin üretmesi gerekiyor" diye konuştu.
90 yaşındaki nenesiyle şiddete dikkat için Düzce’yi dolaştı
08 Mart 2026 Pazar - 10:12 90 yaşındaki nenesiyle şiddete dikkat için Düzce’yi dolaştı Düzce’de sosyal medya içerik üreticisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 90 yaşındaki babaannesiyle birlikte kadına yönelik şiddete dikkati çekmek amacıyla trafikte farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Sosyal medyada çektiği videolarla tanınan Muhammed Bişgin, otomobilinin arka camına "Bu 8 Mart milat olsun. Kadına şiddet son bulsun. Sen de 1 kornayla destek ol. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun" yazısı asarak 90 yaşındaki babaannesi Hayriye Bişgin ile trafiğe çıktı. Şehir merkezinde tur atan ikilinin aracındaki yazıyı okuyan diğer sürücüler, korna çalarak kampanyaya destek verdi. Trafiğin durduğu anlarda aracından inen Bişgin, çevredeki kadın sürücülere karanfil hediye ederek günlerini kutladı. Eşini 10 yıl önce kaybeden Hayriye Bişgin, 60 yıllık evlilik hayatı boyunca eşinden hiçbir zaman şiddet görmediğini vurgulayarak, erkeklere kadınlara yönelik şiddete son vermeleri çağrısında bulundu. Son dönemde yaşanan şiddet olaylarına tepki göstermek için böyle bir etkinlik düzenlediklerini dile getiren Muhammed Bişgin, şöyle konuştu: "Kadına şiddetin önüne geçilsin. Ne gerek var? Hepimiz bu dünyada yaşıyoruz. Kadınlara şiddet uygulamayalım. Kadına şiddete karşı dikkat çekelim istedik. Son dönemlerde gerçekten çok fazla arttı. Görüyorsunuz yaşlılarımız yıllarca evli kalmış. Babaannem 90 yaşında. Dedem vefat etti ama nenem hala ilk günkü aşkla dedeme bağlı. Herhangi bir şiddet ya da kötü şeyler olmamış ama günümüzde insanlar hemen şiddete başvuruyorlar."
20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:05 20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor. Ankara’da yaşayan 20 yaşındaki Mezra Coşkun, annesinin tavsiyesiyle yöneldiği kule vinç operatörlüğünde yaklaşık 2 yıldır çalışıyor. Ortalama 110 metre yüksekliğe ulaşan kule vinçlerde görev yapan Coşkun, yüksek risk ve dikkat gerektiren zorlu mesleğini başarıyla sürdürüyor. Çoğunlukla erkeklerin çalıştığı inşaat sektöründe çalışmanın gurur verici olduğunu belirten Coşkun, kendisi gibi diğer kadınların da başarılı olabileceğini belirterek tüm kadınlara cesaret vermek istediğini söyledi. "Annem her zaman arkamda durdu" Annesinin tavsiyesi üzerine kule vinç operatörü olduğunu aktaran Mezra Coşkun, "Yaklaşık 2 yıldır kule vinç operatörüyüm. Bu mesleğe atılmamın en büyük nedenlerinden bir tanesi de annem oldu. Annem zamanında sosyal medyadan bana kule vinç videosu gösterip, tam sana göre iş demişti. O günden sonra hep aklımda kaldı ve bu işi yapmak istediğimi söyledim. Annem her zaman arkamda durdu. Kadının inşaatta ne işi var, boşu boşuna uğraşmayın denilmesine rağmen annem bana yaparsın dedi ve ben de hep yapacağımı söyledim. Kendi çevreme kule vinç operatörü olmak istiyorum dediğimde, ’bana sen daha vincin altından bile geçemezsin’ dediler. Ama şu an ise çok güzel projelerde yer aldım ve bundan da çok gurur duyuyorum" dedi. "20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar" Daha önce 110 metre yüksekliğindeki vinçler de dahil olmak üzere çeşitli kule vinçler kullandığını belirten Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Bu işin avantajlarından biri de insanların seni parmakla göstermesi ve diğer kadınlara cesaret vermesi. Bu durum gerçekten hoşuma gidiyor. İşin zor yönleri ise şantiye ortamında çamura, strese maruz kalmak. Sabah vince çıktıktan sonra bir daha inmiyorum. Çünkü merdivene tırmanıp inmem biraz yorucu oluyor. Genelde sabah 08.00, akşam 17.00 arası kule vincin içerisinde duruyorum. Kullandığım bu vinç 35 metre ama daha önce 110 metre olan vinçte de çalıştım. Vincin çalışma alanına göre de vincin zorlukları değişir. 20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar. İnananların da tepkileri çok fazla oluyor. Bu durum hoşuma gidiyor ama inanmamaları az da olsa üzücü oluyor" diye konuştu. "Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" Coşkun, iş hayatında kadınların daha fazla yer almasını istediğini ifade ederek, "Erkeklerin ele aldığı işlerde kadınları görmekten o kadar memnun oluyoruz ki, bu tarz yerlerde kadınları daha çok görmek istiyoruz. Bu yüzden kadınlara desteğim sonsuzdur. Hayallerinizi peşinden koşun, önyargılara takılmayın. Çünkü biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
Atakum’da ‘Kadınım Haklarımı Biliyorum’ yarışmasıyla kadın haklarına dikkat çekildi
08 Mart 2026 Pazar - 09:59 Atakum’da ‘Kadınım Haklarımı Biliyorum’ yarışmasıyla kadın haklarına dikkat çekildi Samsun’un Atakum Belediyesi, tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen ‘Kadınım Haklarımı Biliyorum’ yarışmasıyla kadın haklarına dikkat çekildi. Atakum Belediyesi ve Atakum Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 8 Mart etkinlikleri kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezinde, ‘Kadınım Haklarımı Biliyorum’ yarışması gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu yarışmada, katılımcılar üçer kişilik gruplar halinde yarıştı. Kadın haklarına dikkat çekmek ve bu konuda kadınları bilinçlendirmek için düzenlenen organizasyonun jüri üyeleri Atakum Belediyesi Kadın, Çocuk ve Cinsiyet Eşitliği Komisyon üyeleri Hava Kocakaya, Vildan Kumbasar, Kurum Avukatı Kamile Karakçı, CHP Parti Meclis Üyesi Nazan Güneysu, Samsun Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Av. Hale Günaydın ve Av. Ayşe Mine Durmaz’dan oluştu. Kadın haklarının tarihçesinden güncel konulara geniş içeriğiyle dikkat çeken yarışmada katılımcılar bilgilerini sergilerken, heyecanlı anlar yaşadı. Çekişmeli geçen etaplar sonucunda yarışmanın şampiyonları belirlendi. Kadınlara yönelik eğitim, ekonomik, sağlık gibi alanlarda projeler hayata geçiren Heykeltraş Füsun Yalçın, özel olarak hazırladığı plaketleri finalistlere takdim etti. Şampiyon olan grubun üyeleri 5 bin TL hediye çeki ile ödüllendirilirken, 2 ve 3. grup yarışmacıları Çakırlar Korusu Tesisi’nin manzarasında kahvaltı kazandı. CHP Parti Meclis Üyesi Nazan Güneysu, organizasyonun önemine değindiği konuşmasında kadına şiddet olaylarına tepki gösterdi. Güneysu, "Bizler el ele tutunmak zorundayız. Omuzlarımızdan ip geçmeyecek kadar birbirimize yapışmak zorundayız ki kimse bizi yıkmasın. Biz çok güçlüyüz" İfadelerini kullandı. Samsun Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Av. Hale Günaydın ise, "Organizasyonu düzenleyenlere çok teşekkür ediyoruz. Sorular hazırlanırken, hukukçu olarak endişeliydik ama sorular çok güzel hazırlanmış. Yarışmacılar da bazı sorular zor olduğu halde, doğru cevaplandırdı" dedi.
Emekli Sema öğretmen aşevinde engelli ve kimsesizlere "anne" oldu
08 Mart 2026 Pazar - 09:58 Emekli Sema öğretmen aşevinde engelli ve kimsesizlere "anne" oldu Konya’da aşevinde gönüllü çalışmaya başlayan emekli öğretmen Sema Aydın, engelli ve kimsesiz vatandaşlar için her gün yemek hazırlıyor. Türkiye’nin farklı illerinde yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra Konya’da emekli olan Sema Aydın (56), emekliliğinin ardından kendisini ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye adadı. Konya’daki Gül Mutfağı’nda gönüllü olarak çalışan Aydın, özellikle engelli ve kimsesiz vatandaşlar için sabahın erken saatlerinden itibaren yemek hazırlıyor. Aşevine gelenleri kendi evladı gibi gördüğünü belirten Aydın, birçok kişinin kendisine ’anne’ diye hitap ettiğini söyledi. Aydın, elinden geldiği kadar ihtiyaç sahiplerine yemek hazırlamaya devam edeceğini ifade etti. "Ben onlara ellerimi yaka yaka yemek pişiriyorum" Emekli olmadan önce öğrencilerine annelik yaptığını belirten emekli öğretmen Sema Aydın, "Öğretiyordum, bilgilerini veriyordum. Onları sayıp seviyordum. Kimseyi azarlayıp cezalandırmadım şimdiye kadar. Şimdiki halimde işte burada gariplere yemek veriyoruz, iftar hazırlıyorum. Şu an Konya Gül Mutfağı’nda çalışıyorum. Bunların hepsi kendi çocuklarım gibi 60-70 yaşında olabilir ama bana ’anne’ diyorlar. Çünkü ben bunların hepsinin annesiyim. Seviyorum, sayıyorum onların ekmeğini, aşını elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum. Tek onlar iyi olsun yeter. Çünkü bu bizim özel görevimiz. 60-70 yaşında olabilirler ama ben onların annesiyim. Ben onlara ellerimi yaka yaka yemek pişiriyorum. Onları çok seviyorum" dedi. "Ömrümün sonuna kadar hizmet edeceğim" Her birinin özel olduğunu, dertleri olduğunda kendisine anlattıklarını söyleyen Sema Aydın, "Sema anne bana biraz fazla ekmek ver, öteki geliyor anne ben doymadım bir daha ver diyor, ben de veriyorum. Bunlar hasta oldukları için doyma gücü yok. Veriyorum sınır yok yani. Herkes sahip çıksınlar bunlara. Bunlar bizim evlatlarımız. Hepsi bizim kardeşlerimiz. Ben onları çok seviyorum. Onlara çok özel hizmet yapıyorum ki Allah katında iyi olsun. Allah bizi daim kılsın inşallah. Verenlerden Allah razı olsun. Veriyorlar, dağıtıyoruz. Ayakkabıymış, elbiseymiş, yemekmiş, aşmış, harçlığı olmayana kendi cebimden harçlık da veriyorum. En azından bir iki dolmuş parası etsin. Evine ulaşsın. Gerçekten gururla işliyorum yani böyle. Rabbime çok şükür, bu canı almadıktan sonra bunlara ömrümün sonuna kadar hizmet edeceğim" diye konuştu.
Garson olarak girdiği iş yerinde kebapçılığı öğrenen Zeynep, depremin ardından açtıkları iş yerinde ızgara başında mesai yapıyor
08 Mart 2026 Pazar - 09:58 Garson olarak girdiği iş yerinde kebapçılığı öğrenen Zeynep, depremin ardından açtıkları iş yerinde ızgara başında mesai yapıyor Hatay’da garson olarak başladığı kebapçıda kendine yemek yaparak mesleği öğrenen 18 yaşındaki Zeynep Aslı Konu, depremden sonra açtığı kebapçıda annesi Emine Erdenk’le birlikte gece saatlerinde ızgara başında mesai yaparak yaşam mücadelesi veriyor. Antakya ilçesi Güldüren Mahallesi’nde yaşayan 50 yaşındaki anne Emine Erdenk ve 18 yaşındaki kızı Zeynep Aslı Konu, asrın felaketinin ardından adeta hayata yeniden başladılar. Depremin ardından yaşam mücadelesi vererek para kazanmak için kebapçı açan anne ve kızı, iş yerlerini 3 yıldır çalıştırıyorlar. Kebapçılıkla ilk olarak 13 yaşında garson olarak tanışan Zeynep Aslı Konu, kendine yemek yaparak ızgara başında kendini geliştirdi. Akşam saat 5’ten sabah 5’e kadar çalışan ve 3 yıldır aynı tempoyla ızgara başında mücadele eden depremin yıkamadığı anne ve kızın başarısı taktir topluyor. "Anne kız olarak 4 yıldır bu işi yaparak ekmek paramızı kazanıyoruz" 13 yaşında garson olarak kebapçıda çalışmaya başlayan ve kendine yemek yapa yapa usta olan Zeynep Aslı Konu, depremin ardından açtığı iş yerinde 3 yılı geride bıraktığını ve kendi işletmesinde annesiyle birlikte çalıştığını belirterek "Kebapçı mesleğine 13 yaşında başladım ve hala devam ediyorum. İlk başlarda çırak olarak başladım, sonra işyeri açarak usta oldum. Şimdi kendimi usta olarak görüyorum. İlk başlarda garson olarak başladım. Kendime yemek yapa yapa öğrendim ve şimdi ise çok şükür ustalığı öğrendim. Yabancı biriyle çalışmaktansa annemle çalışmak daha güzel oluyor. Annemle yemekler yapıyoruz, sohbetler ediyoruz ve birbirimize kebap yapıyoruz. Ben genelde ocakbaşında çalışıyorum. Annem ise masalara bakıp müşterilerle ilgileniyor. Müşteriler anne kız olduğumuz için bizi çok seviyorlar. Bizi beğenip sürekli buraya geliyorlar. Annemle birlikte kebapçı mesleğini 3 yıldır yapıyoruz. Garsonluk yapıyordum, masalara bakıyordum. Kendime yemek yapmaya başladım ve bu işi öğrenmeye heves ettim. Bu işi sevdim, kendime işyeri açtım ve usta oldum. Anne kız olarak 4 yıldır bu işi yaparak ekmek paramızı kazanıyoruz. Gece çalışmak benim için çok daha iyi oluyor. Çünkü sabah uyanmak zor oluyor. Bundan sonraki hedefim ise işyerimi büyüterek kendime özel bir işyeri kurmak istiyorum" dedi. "Kızımla kendi işimde çalışmak ve kimseye muhtaç olmamak çok güzel bir duygu oluyor" Depremden sonra kızının açtığı kebapçıda evladına çıraklık yapmaya başladığını söyleyen anne Emine Erdenk, kebapçılığı severek yaptıklarını belirterek "Deprem 04.17’de meydana geldi. Depremden sağ kurtulduk, 3 ay çadırda yaşadıktan sonra Güldüren Mahallesi’nde bulunan konteyner kentte yerleştik. Bu mahallede kendimize bir işyeri kurduk ve çalışıyoruz. Depremden 3 ay sonra başladık, ben ve kızım yaklaşık 3 yıldır kebapçı işletiyoruz. Akşam 5’ten sabah 5’e kadar çalışıyoruz. Benim kızım 13 yaşında kebapçı mesleğini öğrendi ve şimdi usta olarak çalışıyor. Kızımla kendi işimde çalışmak ve kimseye muhtaç olmamak çok güzel bir duygu oluyor. İlk başlarda anne kız olarak bir ustanın yanında öğrendik. Kızım kebapçı ustası oldu, bende çırağı olarak çalışıyorum. Depremde önce bu işi düşünmedim. Depremden sonra kimseye muhtaç olmamak için bu işi öğrendik. Kendimize güvendik ve çalışmaya devam ettik. Bu işi seve seve yapıyorum. Anne, kız olarak çalışmamıza müşteriler çok memnun kalıyor. Müşteriler yemeklere kadın eli değdiğinde daha çok seviyorlar" ifadelerini kullandı.