GÜNDEM
Bakan Uraloğlu: "Antalya Havalimanı’ndaki trafik akışını daha etkin, verimli ve koordineli şekilde yöneteceğiz" 17 Mayıs 2026 Pazar - 16:01:58 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya Havalimanı’nın hava trafik kontrol sistemi olan ’Advanced ATC Tower’ ile hizmet vermeye başlayacağını belirterek, "Antalya Havalimanı’ndaki trafik akışını daha etkin, verimli ve koordineli şekilde yöneteceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya Havalimanı’nın 18 Mayıs itibarıyla ileri seviye hava trafik kontrol sistemi olan ’Advanced ATC Tower’ ile hizmet vermeye başlayacağını bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Devlet Hava Meydanları İşletmesi ile EUROCONTROL Network Manager arasında yürütülen yoğun çalışmalar sonucunda Antalya Havalimanı’mız, Avrupa hava trafik ağına Advanced ATC Tower konseptiyle entegre edilen ilk Türk havalimanı olacak" ifadelerini kullandı. Gerçek zamanlı bilgi aktarımı Advanced ATC Tower sisteminin hava trafik kontrol kulesinde üretilen operasyonel bilgilerin EUROCONTROL sistemine gerçek zamanlı aktarılmasını sağladığını ifade eden Uraloğlu, "Pushback, taksi süreci, pist kullanımı, kalkış sırası ve gerçekleşen kalkış zamanı gibi kritik operasyonel verileri doğrudan Avrupa hava trafik ağına aktarabileceğiz. Böylece yalnızca uçuş planı verilerine bağlı kalmadan gerçek operasyonel veriler üzerinden dinamik trafik yönetimi sağlanacak" açıklamasında bulundu. Sistem kapsamında EUROCONTROL ile B2B (Şirketten Şirkete) bağlantısı üzerinden ATC-DPI (Hava Trafik Kontrol - Kalkış Planlama Bilgisi) mesajlarının gönderileceğini kaydeden Uraloğlu, söz konusu teknik entegrasyon altyapısının iki kurumun sistemleri arasında insan müdahalesine ihtiyaç duyulmadan güvenli ve otomatik bilgi alışverişi yapılmasına imkan sağlayacağını söyledi. "Antalya Havalimanı’ndaki trafik akışını daha etkin, verimli ve koordineli şekilde yöneteceğiz" ATC-DPI mesajlarının uçakların kalkış operasyonlarına ilişkin güncel bilgilerin EUROCONTROL Network Manager sistemine aktarılmasını sağlayacağını belirten Uraloğlu, "Bu sistem sayesinde uçuşların Avrupa hava trafik ağı içerisindeki operasyonel yönetimi daha doğru, dinamik ve gerçek zamanlı veriler üzerinden gerçekleştirilecek. Özellikle yoğun yaz sezonunda Antalya Havalimanı’ndaki trafik akışını daha etkin, verimli ve koordineli şekilde yöneteceğiz" şeklinde konuştu. Advanced ATC Tower uygulamasının klasik uçuş planı temelli yapıdan gerçek operasyonel veriye dayalı dinamik hava trafik yönetimine geçiş açısından önemli bir dönüşüm olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, sistemin uçuş gecikmelerinin daha etkin yönetilmesine, trafik akış yönetiminin iyileştirilmesine ve havayolları ile hava trafik kontrol birimleri arasındaki operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Antalya hava trafik yönetiminde Avrupa’nın öne çıkan merkezlerinden biri olacak Avrupa’nın en yoğun turizm ve charter operasyonlarından birine sahip olan Antalya Havalimanı’nın yürütülen çalışmalar sonucunda Avrupa’daki en büyük ve en yoğun Advanced ATC Tower operasyonlarından birini gerçekleştiren meydanlardan biri haline gelmesinin beklediklerini ifade eden Uraloğlu, Antalya’nın hava trafik yönetiminde Avrupa’nın öne çıkan merkezlerinden biri olacağını söyledi. Yerli ve milli dijital altyapı kesintisiz bilgi akışını sağlayacak Bakan Uraloğlu, DHMİ ve TÜBİTAK iş birliğiyle geliştirilen yerli ve milli EFS/DCL (Elektronik Uçuş Stripi/ Dijital Hava Trafik Kontrolörü Kalkış Müsaadesi) altyapısının Advanced ATC Tower sistemi sayesinde EUROCONTROL sistemleriyle daha ileri seviyede entegre edildiğini belirtti. EFS/DCL altyapısının bugün itibarıyla Türkiye genelinde 35 havalimanında aktif olarak kullanıldığını kaydeden Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "EFS sistemi hava trafik kontrolörlerinin uçuşlara ilişkin operasyonel bilgileri dijital ortamda takip etmesini sağlıyor. DCL ise kalkış müsaadesi süreçlerinin dijital ortamda yürütülmesine imkan tanıyor. Bu sistem sayesinde Advanced ATC Tower uygulaması için gerekli operasyonel bilgi akışı da kesintisiz şekilde sağlanıyor." "Havalimanlarımızı milli yazılımla donatmaya devam ediyoruz" Türkiye’nin sivil havacılıkta milli yazılım ve donanımlarla önemli bir teknolojik atılım gerçekleştirdiğini belirten Uraloğlu, kısa süre içerisinde tüm havalimanlarında EFS kurulum ve eğitimlerinin tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Uraloğlu, "Havalimanlarımızı milli yazılımla donatmaya devam ediyoruz. Böylece Türkiye’nin hava trafik yönetimi altyapısının Avrupa hava trafik ağı ile gerçek zamanlı ve operasyon bazlı entegrasyonu önemli ölçüde güçlenecek" ifadelerini kullandı. İki havalimanında daha sertifikasyon çalışmaları devam ediyor Ankara Esenboğa ve İzmir Adnan Menderes havalimanlarında da Advanced ATC Tower sertifikasyon çalışmalarının devam ettiğini belirten Uraloğlu, söz konusu havalimanlarının da 2026 yılı içerisinde sertifikalarını alarak hizmet vermeye başlamalarının hedeflendiğini kaydetti.
Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor
20 Mart 2026 Cuma - 09:22 Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor Hatay’ın Defne ilçesinde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek ’Kadir’ ismini verdiği 7 yıllık kedisini depremde kaybetti ve 44 gün sonra bulabildi. Otogarın maskotu olan ‘Kadir’ ve ’Paşa’ adlı iki kediye gözü gibi bakan Mengüllüoğlu takdir topluyor. Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi’nde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, 37 yıldır otobüs terminalinde yazıhanede çalışarak geçimini sağlıyor. Mengülloğlu, yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş halde bulduğu kediyi sahiplenerek 7 yıldır bakıyor. Otogarın maskotu olan ve depremde kaybolan kedi, Mengüllüoğlu’nun ‘Kadir’ diye seslenmesiyle 44 gün sonra bulundu. Yeşilçam yıldızlarından Kadir İnanır’dan esinlenerek kediye ‘Kadir’ ismini veren Mengüllüoğlu, ‘Paşa’ ismini verdiği kediyle beraber iki kedinin bakımını yapıyor. Mengüllüoğlu, otogarda vatandaşların da sevdiği kedilere olan merhametiyle takdir topluyor. "Deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek yıllardan beri baktığını kediye ‘Kadir’ ismini koyan yazıhane sahibi Ahmet Mengüllüoğlu, "Ben 37 yıldan beri otogarda çalışıyorum. Ben genelde hayvanseverim ve kediyi yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş şekilde gördüm. Yanıma almaya karar verdim. Kedi 7 yıldan beri benim yanımdaydı ama deprem olunca kayboldu. Kedi depremden sonra 44 gün kayıptı ve ben de tesadüf olarak otogarın dışında gördüm. Onu gördüğümde seslenince kendisi beni tanıdı ve hemen yanıma geldi. Kediye ‘Kadir’ ismini koyma sebebim; deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" dedi. "İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" Otobüs terminalinde yıllardır iki kediyi beslediğini ifade eden Mengüllüoğlu, "Depremden önce çok heyecanlı, yerinde durmayan bir kediydi ama depremden sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Depremden sonra hiç yerinden kalkmaz, hep uyur ve yemeğini yer. Deprem onu psikolojik açıdan bozmuş durumda. Bizde onunla ilgilenmeye başlayınca az çok kendine geliyor. Çevredekiler Otobüs Terminali’nde kediyi görünce çok şaşırıyorlar. Genelde bana kediye Kadir ismini neden koyduğumu soruyorlar. Hayvansever olduğum için beni takdir ediyorlar. Kediyi 7 yıldan beri hiç yanımdan ayırmam. Diğer kedimin ismini de ‘Paşa’ koydum. Depremden annesi depremde otogarda küçük odada yaşıyordu ve bu odanın içinde doğurdu. Depremden bu yana bu odada yaşamaktaydı, ben de annesinin yerine bakıyorum. Paşa, yerinde durmayan şımarık bir kedi. Depremin simgesi olarak bu odada yaşamaya devam ediyor. İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" ifadelerini kullandı.
Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı
20 Mart 2026 Cuma - 09:15 Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Efir köyünde yaşayan 106 yaşındaki Dudu Candan, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık ederek adeta yaşayan bir tarih olarak dikkat çekiyor. 1920 yılında dünyaya gelen Candan, VI. Mehmed döneminde doğdu. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve 2. Dünya Savaşı’nı gören Candan, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm cumhurbaşkanlarına da tanıklık etti. Asırlık ömrünü Simav’daki köyünde sürdüren Dudu Candan, uzun yaşamın sırrını ise sade bir yaşam tarzına bağlıyor. Az yemek yediğini belirten Candan, "Sofradan doymadan kalkıyorum. Yoğurt ve yeşilliği bolca tüketiyorum. Doğal besleniyorum" ifadelerini kullandı. 51 yıl önce eşini kaybettiğini anlatan Candan, hayatını evladıyla birlikte sürdürdüğünü belirterek, "Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ekipleri 15 günde bir gelip temizlik yapıyor, çamaşırlarımı yıkıyor. 65 yaş aylığım da geliyor. Allah devletimize zeval vermesin" dedi. Efir Köyü Muhtarı Salim Koç ise Dudu Candan’ı düzenli olarak ziyaret ettiklerini belirterek, "Her ay mutlaka ziyaret ederim. Yaşlılık aylığını da ben teslim ediyorum. Bir ihtiyacı olup olmadığını sorarım. Dudu Teyzemiz bizim için çok kıymetli" diye konuştu. 3 çocuk ve 11 torun sahibi olan Dudu Candan’ın torununun torununu da gördüğü öğrenilirken, Efir Köyü’nün en yaşlı sakini olarak biliniyor.
Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer’den Ramazan Bayramı mesajı
20 Mart 2026 Cuma - 09:12 Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer’den Ramazan Bayramı mesajı Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Tanfer mesajında şu ifadeleri kullandı: ’’Milletimizin yaşamında önemli yeri bulunan bayramlarımız, mutlulukların paylaşıldığı, birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk duygularının güçlendirildiği, dargınlık ve kırgınlıkların unutulduğu, insanların kaynaşmasına ve huzurlu yaşamın tesisine vesile olan müstesna günlerdir. Dayanışma gibi yüce bir duygunun tezahür ettiği bu kutsal günlerde, bizleri bir arada tutan değerlerimizi yaşatmak, birlik ve beraberliğimizi korumak, huzur ve barış ortamını sürdürmek, kardeşlik duygularımızı geliştirmek için daha çok çaba göstermeliyiz. Her bayram olduğu gibi, bu bayramda da kırgınlıkları, küskünlükleri ve dargınlıkları bir kenara bırakarak, gönül kapılarımızı ardına kadar açık tutalım. Yaşamımızı zenginleştiren ve renklendiren bayramları, insanların birbirine yakınlaşması, kaynaşması, üzüntülerin yerini sevincin alması, kardeşlik ve dostluk bağlarının canlanması, birliğimizin daha da güçlenmesi için önemli birer fırsat olarak değerlendirelim. Kimsesizlerimizi unutmayıp, büyüklerimizin gönüllerini alalım, yüreklerinden kopup gelen hayır dualarına mazhar olalım. Hep birlikte can olalım, canan olalım, bayramla huzur bulalım ve huzuru yaşatalım. Bu duygu ve düşüncelerle, Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Ramazan Bayramı’nın Erzurumlu hemşerilerim başta olmak üzere, ülkemiz, İslam âlemi ve insanlık için, dostluk ve barışa, sevgi ve kardeşliğe vesile olması temenni ediyor, milletçe geçireceğimiz sağlık, mutluluk ve huzur içerisinde nice bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.’’
Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:11 Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleği bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusunun sayısı kısa sürede 100’ e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisliği yaparak geçimini sağladı. Depremde önce hem ziraat mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi iş yerini açan Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa ilk adımını atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan Angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunu doğumu gerçekleşirken ahırdaki hayvan sayısını 100 çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi işyerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı kırsalda bereket hayvancılığı destek programına katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve kırsalda bereket hayvancılığı destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedefleyen Halil Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı. (RMZ-VK-