GÜNDEM
10 Mart 2026 Salı - 11:34 Robot süpürgelerde casusluk tehlikesi Akıllı ev teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte güvenlik tartışmaları da büyüyor. İspanya’da bir yazılım mühendisinin yaptığı çalışma sonucu yaklaşık 7 bin robot süpürgenin canlı kamera görüntülerine ve konum bilgilerine erişilebildiğinin ortaya çıkması, "Robot süpürgeler casus mu oldu?" sorusunu gündeme taşıdı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, internet bağlantısı, kamera ve mikrofon barındıran tüm cihazların potansiyel güvenlik riski taşıdığını söyledi. İspanyol bir yazılım mühendisinin tersine mühendislik yöntemi kullanarak geliştirdiği özel yazılım aracılığıyla binlerce robot süpürgenin kamera sistemine erişim sağladığı iddia edildi. Mühendisin iyi niyetli bir şekilde açığı firmaya bildirdiği ve güvenlik açığının kapatıldığı belirtilirken, olay akıllı ev cihazlarının güvenliğini yeniden gündeme getirdi. "Yüzde 100 dijital güvenlik diye bir şey yok" Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, son dönemde evlerde robot süpürge kullanımının hızla arttığını belirterek, özellikle yazılım güncellemesi olmayan ve güvenlik denetimi zayıf cihazların ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Kırık, "Teknoloji gelişti ve evlerde robot süpürgeler yaygınlaştı. Ancak özellikle merdiven altı üretim, yazılımı güncel olmayan ve ağ güvenliği zayıf cihazlar ciddi risk barındırıyor. Dijital ortamda zaten yüzde 100 güvenlik mümkün değilken, bu cihazlara uzaktan müdahale edilmesi ya da güvenlik açıklarının tespit edilmesiyle dışarıdan erişim sağlanabilir. Bu sadece robot süpürgeler için değil, evde kullanılan tüm akıllı cihazlar ve bebek kameraları için de geçerli" dedi. "7 bin evin kamerasına erişim sağlandı" İspanyol yazılım mühendisinin oyun konsolu kumandasıyla robot süpürgeyi kontrol etmeye çalıştığını ve tersine mühendislik yöntemi kullandığını aktaran Kırık, "Geliştirdiği yazılım aracılığıyla yaklaşık 7 bin robot süpürgenin canlı kamera görüntülerine erişim sağladı. Düşünün ki o evlerde insanlar en rahat halleriyle bulunuyor. Ev en mahrem alanımız. Bu durum, akıllı cihazların adeta bir casus gibi çalışabileceğini ortaya koydu" ifadelerini kullandı. Kırık, bir yıl önce bazı robot süpürgelerin uzaktan müdahale ile küfür ve hakaret içerikli sesler çıkardığının ortaya çıktığını hatırlatarak, bunun yazılımsal açıkların ne denli ciddi olabileceğini gösterdiğini söyledi. "Beyaz şapkalı hacker" olarak tanımlanan iyi niyetli güvenlik araştırmacılarının açıkları firmalara bildirdiğini belirten Kırık, "Ancak ya bu kişi iyi niyetli olmasaydı? Özellikle robot süpürgeler yatak odalarında da kullanılabiliyor. Bu da insanların en özel alanlarının bile yetkisiz şekilde izlenebileceği anlamına geliyor" diye konuştu. "Asıl tehlike 4-5 yıl sonra başlayacak" Akıllı ev sistemlerinin hızla yaygınlaştığını vurgulayan Kırık, "Akıllı buzdolapları, televizyonlar, çamaşır makineleri, telefonlar tüm nesneler birbirine bağlanacak. Asıl büyük risk önümüzdeki 4-5 yıl içinde daha da büyüyecek. İçinde kamera, mikrofon, internet ve bulut sistemi olan her teknoloji dış müdahaleye açıktır" dedi. Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Kırık, kullanılmadığı zamanlarda cihaz kameralarının kapatılması ya da devre dışı bırakılması gerektiğini belirterek, "Nasıl ki bilgisayar ve telefon kameralarını bantla kapatıyorsak, benzer önlemler düşünülmeli. Teknoloji kolaylık sağlıyor ama her zaman bir risk barındırır. Ülkelerin de bu ürünleri ithal ederken yazılım denetimlerini ve lisans kontrollerini sıkı şekilde yapması gerekir" şeklinde konuştu. Uzmanlar, temizlik için alınan masum bir robot süpürgenin dahi siber saldırı ya da yazılım açığı nedeniyle 7/24 kayıt yapabilecek bir gözetleme cihazına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
10 Mart 2026 Salı - 11:30 Efeler’de minikler Sakal-ı Şerif’i ziyaret etti Aydın’ın Efeler ilçesinde İlçe Müftülüğü’ne bağlı Mevlana 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nda düzenlenen programda minik öğrenciler, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) ait mukaddes emanetlerden biri olan Sakal-ı Şerif’i ziyaret etti. Manevi atmosferin yoğun şekilde hissedildiği programda duygusal anlar yaşandı. Efeler İlçe Müftülüğü’ne bağlı Mevlana 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nda kurs öğreticisi Zeynep İşbilici rehberliğinde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler hem yardımlaşma bilincini öğrendi hem de manevi bir buluşmaya tanıklık etti. Değerler eğitimi kapsamında paylaşma ve yardımlaşma bilincini pekiştirmek amacıyla düzenlenen çalışmada minik öğrenciler, harçlıklarından ve evlerinden getirdikleri malzemelerle ihtiyaç sahibi aileler için yardım kolileri hazırladı. Kurs öğreticileri, küçük yaşlarda infak ve yardımlaşma kültürünün kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, yardım kolilerinin bizzat çocuklar tarafından hazırlanmasının onların sorumluluk bilincini geliştirdiğini ifade etti. Hazırlanan kolilerin ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak üzere hazır hale getirildiği belirtildi. Programın en anlamlı bölümünü ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek Sakal-ı Şerif’inin ziyarete açılması oluşturdu. Sakal-ı Şerif ziyareti sırasında kurs görevlileri tarafından salavatlar getirildi ve dualar edildi. Minik öğrenciler, küçük yaşta kutsal emaneti görmenin heyecanını yaşarken programda duygu dolu anlar yaşandı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duaların ardından program sona erdi.
Pes etmeyen bir kadının zaferi
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:53 Pes etmeyen bir kadının zaferi Kocaeli’de 54 yaşındaki Melahat Kelleveziroğlu, yakalandığı meme kanseri sonrası hayata küsmek yerine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin "Anne Şehir Sağlıklı Yaşam" projesiyle yeniden ayağa kalktı. Merkezde bulduğu huzuru ve sevgiyi kelimelere döken, mutluluğu her halinden okunan Kelleveziroğlu, "Burası benim ikinci hayatım oldu" diyerek tüm kadınlara umut aşıladı. Kocaeli’de yaşayan 54 yaşındaki 3 çocuk annesi ve 2 torun sahibi Melahat Kelleveziroğlu, 2023 yılında meme kanseri teşhisi almasıyla hayatının en zorlu sınavlarından birine başladı. Tedavi sürecinde fiziksel ve psikolojik olarak büyük sarsıntılar yaşayan, ameliyat ve kemoterapi sonrası sol kolunu kullanamaz hale gelen Kelleveziroğlu, eşi ve çocuklarının desteğiyle tutunduğu hayata Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki "Anne Şehir Merkezi Begonya" ile yepyeni bir sayfa açtı. "Hastalığım beni psikolojik olarak çok etkiledi" 7 ay önce merkezle tanışan ve burada spor, fizyoterapi, psikolojik danışmanlık ve el sanatları eğitimi alan Kelleveziroğlu, yaşadığı değişim sürecini anlattı. Kelleveziroğlu, "2023 yılında bu hastalığa yakalandım. Tabii ister istemez psikolojik olarak çok etkilendim. Ameliyat oldum, kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Buraya başvurmamın sebebi de sol kolumu kullanamayışımdı. Spora gelip kolumu kullanmak istedim. Bu bana çok iyi geldi. Bu rahatsızlık, 3 aydan 3 aya yaptırdığım rutin kontrollerde temiz çıkıyor. Tabii ki kemoterapinin vücudumda bırakmış olduğu enkazlar var, onlarla mücadele ediyorum. O rahatsızlıklar da inşallah geçecek" dedi. "İkinci hayatımı burada yaşıyor gibiyim" Merkeze bir arkadaşının tavsiyesiyle geldiğini belirten Kelleveziroğlu, samimi atmosferin kendisini iyileştirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Arayış içindeydim, rahatsızlığımdan dolayı bir şeyler yapmak istedim. Spora yazıldım, el sanatlarına yazıldım, psikolog ve fizyoterapistle görüştüm. Burası bana çok iyi geldi. İkinci hayatımı sanki burada yaşıyor gibi geldi bana. Evde kendimi dinlemek istemedim. İyi ki de gelmişim. Burada ’merhaba’ deyişleri bile o kadar içten ki... Çok samimiler. Buradaki dostluklar, arkadaşlıklar çok güzel. Buraya geleceğim zaman günleri sayıyorum, akşamdan hazırlığımı yapıyorum. Burada çok mutluyum. Arkadaşlarım da benden çok enerji aldıklarını söylüyorlar. ’Sen hasta değilsin, bizi sen iyileştiriyorsun’ diyorlar. Çevremde de öyleyim. Kadınlar evde kendilerini dinlemesinler; gelsinler, bir şeyler yapsınlar. Burası gerçekten insanları motive ediyor. Mesela ben sol kolumu kullanamıyorum. El sanatları kursundaki eğitmenime de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Ayrı ayrı iğne iplik tutmam gerekiyor ama tutamıyorum. Eğitmenim, ’Melahat Hanım ben yaparım’ diyor ve o kadar çok mutlu oluyorum ki. Her bir eğitmenin ayrı ayrı yardımcı olmaları çok güzel. El becerilerimi artırıyorum. Ben ne kadar mutluysam çocuklarım, eşim, dostlarım da çok mutlu oluyorlar." "Eşim benim sağ kolum" Hastalıkla mücadele ederken en büyük destekçisinin eşi olduğunu ifade eden Kelleveziroğlu, duygusal anlar yaşayarak eşine olan minnetini de dile getirdi. Melahat Kelleveziroğlu, "Bu merkeze başlamadan önce iyi değildim. Evde sürekli duygusal olarak kötü hissediyordum, saatler geçmiyordu. Geceleri çok zor oluyordu. Gündüz bir şekilde geçiriyordum ama yetmiyordu bana. Ben normalde enerjik bir insandım. Bu hastalık hayatımı kısıtladı ve kötü oldum. ’Bir şeyler yapmak istiyorum ve yapacağım’ dedim. Bazen duygusallaştığım zamanlar oluyor, hocalarıma ve arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum; bana sarılıyorlar, destek oluyorlar. Tedavi sürecime katkı oldu; moral çok önemli bu hastalıklarda. Burada moral buldum, evde aileme, çocuklarıma ve eşime de iyi geldim. Ben mutlu olduğumda onlar da mutlu oluyor. Bazen duygusallaşıyorum. Eşim gözümün içine bakıyor, ne olduğunu soruyor. Onun da kalp rahatsızlığı var ama benim yapamadıklarıma yardım ediyor. Ona da çok teşekkür ediyorum. Eşim ’sağ kolum’ diyebilirim. Çok destekçim, en zor zamanımda beni hiç yalnız bırakmadı." 8 Mart Mesajı: "Kadınlar mücevherdir, kıymetimizi bilelim" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlara seslenen Kelleveziroğlu, sosyalleşmenin önemine dikkat çekerek şu mesajı verdi: "Kadınlar kendilerini eve kapatmasınlar, sosyalleşsinler. Ben dışarıya kendimi attım, ’sosyalleştim’ diyebilirim ve bu bana çok iyi geldi. Kadınlar pırlantadır, mücevherdir. Kendi kıymetimizi bilmemiz lazım. Kendimize değer vermemiz lazım. Bu benim için çok önemli." Kelleveziroğlu, kendisini yeniden hayata bağlayan Anne Şehir Merkezini hayata geçiren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başta olmak üzere, Anne Şehir Merkezi Begonya’daki tüm eğitmenlere ve üye arkadaşlarına teşekkür etti. (HFV-
Düzce’de sağlık kampüsü projesinde yeni aşama
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:48 Düzce’de sağlık kampüsü projesinde yeni aşama Düzce’de eski fidanlık arazisinde yapılması planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleriyle Düzce’nin batısında kurulması planlanan tam teşekküllü sağlık kampüsü projesinde çalışmalar yeni bir aşamaya ulaştı. Aziziye Mahallesi’nde bulunan eski fidanlık arazisi üzerinde inşa edilmesi planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için avan proje tamamlanırken, zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Önümüzdeki aşamalarda mekanik ve elektrik projelerinin hazırlanması, ardından da hastanenin inşaatına başlanması planlanıyor. Konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Başkan Faruk Özlü, "Güzel Düzce’min güzel insanları. Siz her şeyin en güzelini hak ediyorsunuz. Bölgenin en güçlü sağlık tesisi olacak 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi projemizin zemin etüt ve sondaj çalışmaları başladı. Bu büyük yatırımı gerçekleştirmeyi bize nasip eden Allah’a şükür ediyorum. Düzceli hemşehrilerime ve şehrimize hayırlı, uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. 1000 yatak kapasitesine ulaşacak İnşa edilecek yeni hastane ile birlikte Düzce Atatürk Devlet Hastanesi toplam 1000 yatak kapasitesine ulaşacak. Hastane statüsü ise Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne dönüşecek. 139 yoğun bakım yatağı, 15 ameliyathane ve aynı anda 100 hastaya hizmet verebilecek kapasitede bir acil servis ile hizmet verecek. Yeni hastanede kalp merkezi, onkoloji, inme merkezi ve hiperbarik oksijen tedavi ünitesi gibi ileri düzey sağlık hizmetlerinin de sunulması planlanıyor.
Geleceğin kadın kaptanları denizcilik sektörüne katkı için göreve hazırlanıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:46 Geleceğin kadın kaptanları denizcilik sektörüne katkı için göreve hazırlanıyor Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de stajyer kaptanlık yapan kadınlar, denizcilik sektörüne katılacakları günü sabırsızlıkla bekliyor. Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de geleceğin kadın kaptanları yetişiyor. Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde okuyan son sınıf stajyer öğrenciler Nisa Gücük (17), Ceren Erdem (17), Irmak Yıldırım (18) ve Nisa Olgun (17) geleceğin kadın kaptanı olmak için Gestaş’ta feribotlarda farklı görevlerde staj yaparak deneyim kazanıyor. 4 Kadın stajyer 1 yıl boyunca güverte stajyeri olarak görev yapıyor. Araç istifi, gemini rutin bakımları, seyir halindeyken köprü üstü görevleri dümen tutma, gözcülük yapma görevlerinde de bulunuyorlar. Staj sonunda denizcilik sektörüne adım atmak isteyen kadın stajyerler sırasıyla güverteden vardiya zabiti, birinci zabit sonrasında gemi kaptanlığına kadar yükseliyor. ‘Beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir’ Gemide dört tane kadın stajyerin mevcut olduğunu belirten Lapseki-Gelibolu hattında feribot seferi yapan Mesudiye Gemisi Kaptanı İsmail Kula, "Kadın stajyerlerimizin gemide olmasından son derece mutluluk duyuyoruz. Sayılarının her geçen gün artıyor olması da bize umut veriyor. Kadınların bu meslekte var olmaları, sektörün diğer sektörlerin bugüne kadar yararlanmış olduğu cinsiyet çeşitliliğine bağlı performans artışlarından denizcilik sektörünün de faydalanmasına sebep oldu. Kadınların çalışma ortamlarındaki düzenli ve temiz çalışma alışkanlıkları sektöre pozitif olarak yansımalarını görmekteyiz. Onlarla birlikte burada mesleğe iyi bir altyapı oluşturmak için çalışıyoruz. Türk deniz örf adetlerini onlara aşılayarak meslekte iyi bir noktaya gelmelerini hedefliyoruz. Bizim de onlardan beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir. Başta denizci kadınlar olmak üzere tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutlarım" dedi. ‘Uzak yol düşünüyorum’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Nisa Olgun, "Gezmeyi çok seviyorum. Denizi de çok sevdiğim için ikisini birleştirip, bu yüzden denizcilik mesleğini seçtim. Ailem ilk başta bunu onaylamadı. Daha sonrasında benim azmimi görünce herkes tamam dedi. Mesleğe devam etmek istiyorum. Uzak yol düşünüyorum. Staj süresince gemide arabaları istif yapıyoruz. Vardiya tutuyoruz. Denizcilik bana güzel bir hissiyat veriyor. Denizi sevdiğim için mutlu oluyorum" diye konuştu. ‘Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Irmak Yıldırım, "Denizleri ve gemileri küçüklüğümden beri çok merak etmişimdir. Çok farklı yerler gezmeyi de severim. Bu yüzden tercih ettim. Bu mesleği tercih ettiğim için olumsuz eleştiriye maruz kalmadım. Ailem ve çevrem her zaman destek oldular. Güverte düzeni, istifi gibi görevlerde bulunuyoruz aktif ekip çalışmalarında rol alıyoruz. Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor. Fırsat eşitliği verildiğinde kadınların da her zaman büyük işler yapabileceğine inanıyorum kadınlar her istediklerini yapabilirler yeter ki kendilerine inansınlar" şeklinde konuştu. ‘Denizcilik mesleğine ben denizi çok sevdiğim için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için aslında bu mesleği seçtim’ Denizcilik mesleğini denizi çok sevdiği için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için seçtiğini ifade eden Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Ceren Erdem ise, "Herkes destekledi, özellikle de ailem arkamda durdular, bir sıkıntı yaşamadım. Genellikle dümen tutuyorum, geminin boyasını yapıyoruz, garajda araçlarla ilgileniyorum. İlerleyen dönemde planımda ilk üniversite var tabi olursa sonra bu meslek üzerinden devam ederim herhalde diye düşünüyorum" dedi.
Manisa’nın tescilli lezzeti sahur sofralarının vazgeçilmezi
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:45 Manisa’nın tescilli lezzeti sahur sofralarının vazgeçilmezi Osmanlı’dan günümüze taşınan gastronomi mirasıyla dikkat çeken Manisa’da, Ramazan ayında coğrafi işaretle tescillenen Manisa Taban Simidi ve asırlık lezzet nohut ekmeği, sahur sofralarının değişmezi haline geldi. Türkiye’nin önemli gastronomi illeri arasında yer alan Manisa’da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2018 yılında coğrafi işaretle tescillenen Manisa Taban Simidi ve asırlık lezzet nohut ekmeği sahur sofralarını zenginleştiriyor. Manisa’nın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan taban simidini diğer simitlerden ayıran en büyük özellik, üretiminde endüstriyel maya yerine tamamen doğal "nohut mayası" kullanılması. Kırılan nohutların sıcak suyla bekletilerek elde edilen doğal fermente yöntemiyle hazırlanan hamur, mideyi yormaması ve uzun süre tok tutması nedeniyle sahur vaktinde tercih listesinin başında yer alıyor. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel yöntemlerle hazırlanan hamurlar, hiçbir katkı maddesi içermeden meşe odunu ateşinde taş fırınlarda pişirilerek kendine has kehribar rengine ve aromasına kavuşuyor. Ustalarından öğrendiği asırlık geleneği 1970’li yıllarda Manisa’ya taşıyan ve sonrasında yaptığı girişimlerle Taban Simidine coğrafi tescil alan İsmail Gültekin, Ramazan ayı boyunca mesaisini iftar sonrasından sahur vaktine kadar kaydırdı. "Manisa’da ‘gece simidi’ kavramını başlattık" İşletme sahibi ve taban simidinin coğrafi işaret tescil sürecindeki öncü isimlerden biri olan emektar usta İsmail Gültekin, bu geleneği yaşatmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, "1975’ten beri ben bu taban simidini üretmeye devam ediyorum. Benim eski fırınımda 30 çocuk simit satardı. Darbe zamanlarında ‘Bu simitleri kim satıyor? Burada ne yapıyorsunuz?’ diye sorduklarında ben de onlara çocukların evlerine ekmek götürdüklerini belirterek fırınımı kapatmadım. Manisa’da grevler varken gece ekmek çıkaran fırın yokken geceleri taban simidi çıkararak Manisalıları ‘Gece simidi’ kavramına alıştırdık. Manisalılar da gece simidini çok sevdi ve biz de devam ettiriyoruz" dedi. Taban simidinde önemli olan faktörün nohut mayası olduğuna dikkat çeken Gültekin, "Maya çok önemli. Mayasında özellik var, ustalık var. Bilgi isteyen bir iş. Mekanlarımız kara fırındır. İş kara fırında değil belki ama bizim tavsiyemiz bu simidi kara fırında pişirilmesi" diye konuştu. "Manisa Mesir Macunu bizden 7 ay sonra coğrafi işareti aldı" Taban simidinin Manisa için önemli bir lezzet olduğunu belirten Gültekin, "Dünyanın en güzel simidi bu. Ben başka simit tanımam. Bizim coğrafi işaretimiz de var. Bize de bir güven veriyor. Biz müracaat ettikten sonra 8 yıl Ankara’ya gittik geldik. Kolay verilmiyor coğrafi işaret. Şimdi odalar birliği tarafından coğrafi işaret veriliyor. Ankara’da uğraşmaya gerek yok. Manisa Mesir Macunu bizden 7 ay sonra coğrafi işareti aldı. Biz tavsiye ettik müracaat ettiler. Onlara hemen verdiler coğrafi işareti. Tabi Mesir Macunu coğrafi işareti hak ediyor. Tabi sürekli gelip kontrol ediliyoruz. Doğru mu yanlış mı yapıyoruz diye Ankara’dan heyet gelip kontrol ediyor" dedi.
Eşref Ziya Sultangazi’de ezgileriyle gönüllere dokundu
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:44 Eşref Ziya Sultangazi’de ezgileriyle gönüllere dokundu Sultangazi Belediyesinin Ramazan etkinlikleri hız kesmeden sürmeye devam ediyor. Sanatçı Eşref Ziya, milli ve manevi duygulara hitap eden parçalarıyla Sultangazililere muhteşem bir konser verdi. Sultangazi Belediyesi’nin, Ramazan’ın manevi coşkusunu hep birlikte yaşamak amacıyla düzenlediği konser vatandaşlardan büyük beğeni topladı. Sultangazi Belediyesi Ramazan’ın coşkusunu gönüllerde hissettirmeye devam ediyor. Işıklandırılan ve maneviyatı hissettiren meydanlar ve sokaklar vatandaşa görsel bir şölen yaşatıyor. Bunun yanı sıra ilk günden beri kurulu olan etkinlik çadırında coşku bir an olsun durulmuyor. Çadırda dernekler, ilahiler ve söyleşiler, çocuklar ve kadınlar için aktiviteler, Karagöz ve Hacivat oyunları da bulunuyor. Öte yandan Sultangazi’de ikamet eden yazarlar hem kitaplarını tanıtıyor hem de insanların okuma isteğini artırıyor. Vatandaşlarla bir araya gelen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, etkinlik çadırı içerisinde insanların Ramazan sevincine ortak oldu. Alanı gezen Dursun sonrasında her gün "İyilik Kumbarası" etkinliği adıyla düzenlenen ve çocukları iyilik yapmaya teşvik ederek bisiklet kazandıran programda çocuklara bisiklet hediye ederek yüzlerini güldürdü. Bisiklet dağıtım töreni sonrası ise sanatçı Eşref Ziya sahnede yerini alarak dinleyicilerine unutulmaz bir müzik ve ilahi ziyafeti yaşattı. Vatandaşlar konserde duygulu anlar yaşarken bir yandan da müziğin ritmine eşlik etti. Etkinlik çadırı alanında Ramazan’ın bu sene bir başka olduğunu ifade eden Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Bu sene Ramazan bir başka güzel. Ramazan ilahilerle başladı. Çocukların dillerinde, okullarda, meydanlarda ilahilerle başladı ve bu ilahilerle de çok güzel bir şekilde devam ediyor. Sultangazi’de ezgilerle, söyleşilerle bu görmüş olduğunuz meydanda buluşuyoruz. Burası bizim etkinlik alanımız. 26 tane sivil toplum kuruluşunu da buraya açtık. Bir yandan da çocuklara yönelik, kadınlara yönelik çeşitli gösterilerimiz var. El emekleriyle göz nuruyla oluşturdukları birçok etkinlikle onları memnun etmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 1 saat süren çocuk oyunlarımız var. Sonrasında küçük bir ara verdikten sonra da her gün bir başka söyleşide ve ezgide binleri buluşturmaya gayret ediyoruz" dedi. Ramazan’ı gönüllere ve gözlere nakşetmeye çalıştık Ramazan’ın bu sene öteki senelerden farklı olarak ayrı bir organizasyonla değer kazandığını vurgulayan Dursun, "İstedik ki bu Ramazan Sultangazi’de her yer ışıl ışıl olsun, pırıl pırıl olsun ve caddelerden, sokaklardan geçenler, meydanlarda bulunanlar Ramazan’ı her haliyle hissetsinler istedik. Biz de hem şehrin iki giriş noktasında, meydanlarımızda ve 26 tane cadde ve sokağımızda bu görmüş olduğunuz ışıklandırmalara benzer şekilde Ramazan’ı gönüllere ve gözlere nakşetmeye çalıştık" şeklinde konuştu. İhtiyacı olan kardeşlerimize her türlü yardımı ulaştırmaya çalışıyoruz Sözlerine Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek devam eden Abdurrahman Dursun, "Sultangazi’nin her noktasında ihtiyacı olan kardeşlerimize her türlü yardımı ulaştırmaya çalışıyoruz. Engellilerimizin, yaşlılarımızın olduğu bölgeler var. Onlara her gün iftar sofralarını biz açıyoruz ve evlerine kadar götürüyoruz. Sultangazi sadece burada değil Balkanlarda, Rumeli coğrafyasında da bu sene çok daha güçlü bir şekilde bulunuyor. Bir tırımızı da oraya gönderdik ve çok daha güçlü bir şekilde destek oluyoruz" ifadelerini kullandı. Her daim meydanlarda, sokaklarda bizi desteklediler Sultangazi’de yaşayan halkın her zaman destek içerisinde olduğunu dile getiren Dursun, "Sultangazililer her gün burada on binlere ulaşıyor. Onlara gönülden teşekkür ediyorum. Her daim bizi desteklediler. Sadece seçim dönemlerinde değil, her daim meydanlarda, sokaklarda, caddelerde bizi desteklediler. Biz de onlar için gayretle çalıştık. Bundan sonra da bu destekleriyle Sultangazi’yi çok daha güzel, konforlu ve yaşanılabilir bir hale getirmeye devam edeceğiz" dedi. Düzenlenen etkinlik hakkında memnuniyetini dile getiren Fatih Eroğlu isimli vatandaş, "Bu organizasyonu yapan Sultangazi Belediye Başkanımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Böyle bir organizasyonu yaptığı için kendisine teşekkür ediyorum. Böyle birlik ve beraberlik içerisinde kaynaşmamızı sağlayan bu ortamı oluşturduğu için belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Allah vatanımıza milletimize zeval vermesin" dedi. Suphi Şeyhmüslüm isimli bir vatandaş ise Ramazan’ın atmosferinden bahsederek, "Güzel bir atmosfer oldu. Hem bizim için hem de tüm İslam alemi için güzel bir ortam oluştu" şeklinde konuştu.
Başkan Özlü’den 8 Mart mesajı
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:42 Başkan Özlü’den 8 Mart mesajı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Gelişme ve kalkınmanın en önemli aktörleri kadınlardır" dedi. Başkan Faruk Özlü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle mesaj yayımladı. Özlü, mesajında Türk kadınının ekonomi, bilim, hukuk, sanat, siyaset, spor ve daha birçok alanda kendisini en iyi şekilde temsil ettiğini söyledi. Faruk Özlü, mesajında "Kadına saygı, tarihimizin, sosyal hayatımızın, gelenek ve göreneklerimizin de temel dinamiğidir. Tarihimiz boyunca mücadeleleri ve başarılarıyla örnek olan tüm kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Gelişme ve kalkınmanın en önemli aktörleri kadınlardır. Düzce Belediyesi olarak başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha ileriye taşımakta kararlıyız ve desteklerimizi bugün olduğu gibi bundan sonrada göstermeye devam edeceğiz. Kadınların toplum içerisinde güçlerini ortaya koymaları sadece kendileri için değil hem aileleri hem de yaşadıkları topluma sağladıkları değer çarpanıyla birlikte milletinin yaşam düzeyinin de artmasına katkı vermektedir. Onları sadece bir günde anmamalı, her zaman saygı ve sevgiyle hak ettikleri değeri vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki; kadına yapılan yatırım, geleceğe yapılan en önemli yatırımların başında gelmektedir. Bu duygu ve düşünceler ile günümüzde kadınlarımıza karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarını kınayarak bir daha yaşanmaması temennilerimi dile getirirken, başta şehit anneleri olmak üzere; her şeyin en güzeline layık olan Türk kadınlarının Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" ifadelerinde bulundu.
40 binden fazla Mukaddes Emanet’e gönüllü bakım
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:41 40 binden fazla Mukaddes Emanet’e gönüllü bakım İstanbul’da yaşayan Özer Celep, 2008 yılından bu yana Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ait olan Mukaddes Emanetlerin bakım ve restorasyonunu gönüllü olarak gerçekleştiriyor. Celep’in Kağıthane’deki çalışma ofisinde bugüne kadar 40 binden fazla Mukaddes Emanet ücretsiz olarak restore edildi. Onlarca güvenlik kamerasının kayıt altında tuttuğu atölyede yapılan çalışmalar sırasında ortaya çıkan manevi atmosferin ziyaret edenleri derinden etkiliyor. Mukaddes emanetlerin restorasyonunun yapıldığı yerde, Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ait olduğu kabul edilen Sakal-ı Şerif ve Saç-ı Şerif, Ravza-i Şerifi’nin örtüsü, Kabe örtülerinden parçalar, Kadem-i Şerif örnekleri ve farklı kutsal emanetler de muhafaza ediliyor. Celep, kendisine getirilen emanetleri eski muhafazalarından çıkararak bakım ve onarımlarını yaptıktan sonra bal mumunu yeniliyor ve yeni muhafazalara yerleştirerek gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor. "Manevi bir emirle başlayan hizmet" Mukaddes emanetlerin restorasyonunu gerçekleştiren Özer Celep, çalışmanın manevi bir hikâyeyle başladığını belirterek, "Kutsal emanetlerin restorasyonunun yapıldığı bir yerdeyiz şu an. 2008 yılında başlayan bir süreç. Daha öncesinde hayaller, hikâyeler vardı ama manevi bir emirle, görülen bir rüyanın tezahürüyle diyelim bu iş başladı. Sonrasında da buraya kadar gelmesi o rüyanın gerçek olduğuna dair bir alamet oldu. Sakal-ı Şerif’i sana verdim gibi farklı kişiler üzerinden ve kendi şahsım üzerinden görülen bir rüya sonrası bu hizmetler başladı. Aslında bu emanetlerin hizmetiyle alakalı bir çalışma ve bunun bir müjdesi olduğunu düşünüyorum" dedi. "Amacımız bu emanetleri bizden sonraki nesillere ulaştırmak" Celep, yapılan restorasyon çalışmalarının temel amacının mukaddes emanetleri gelecek nesillere ulaştırmak olduğunu ifade ederek, "Restorasyon çalışmalarında bizzat emanetin bakımının yapılması, muhafazasının değişmesi, sandığının ve bohçasının yenilenmesi gibi işlemler yapılıyor. Asıl amaç bizden sonraki nesillere Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bereketine ulaşmaya bir köprü olmak. Bu emanetlerin belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor. İki, üç ya da beş yıllık periyotlarla gözlemleyerek en geç beş yılda bir bakım yapılması verimli oluyor. Elinde böyle bir emanet olan kişiler için bakım ve restorasyon yapmak bizim uğraşımız. Buraya vakfedilmiş emanetleri görmek isteyen çok kişi oluyor ancak bizim asıl çalışmamız restorasyon olduğu için ziyaretlere her zaman imkan sağlayamıyoruz" diye konuştu.
Emniyet teşkilatı iftarda buluştu: "Samsun’un huzuru için 7/24 görev başındayız"
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:26 Emniyet teşkilatı iftarda buluştu: "Samsun’un huzuru için 7/24 görev başındayız" Samsun Valisi Orhan Tavlı, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen iftar programında emniyet teşkilatı mensuplarıyla bir araya gelerek, "Samsun’un huzuru için suç ve suçlularla mücadelede 7 gün 24 saat görev yapıyoruz" dedi. Samsun İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen iftar programı, emniyet teşkilatı mensuplarını bir araya getirdi. Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın yanı sıra Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bakçepınar ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş katıldı. Programda konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek emniyet teşkilatının gece gündüz demeden vatandaşın huzuru için görev yaptığını söyledi. Tavlı, emniyet mensuplarına hitaben yaptığı konuşmada, "Hep birlikte Karadeniz’in, Kuzey Anadolu’nun merkezi ve Kuzeyin üretim merkezi olan 19 Mayıs ve İstiklal Şehri Samsun’umuzun huzuru için mücadele ediyoruz, çalışıyoruz. Hep birlikte suç ve suçlularla mücadelede üstlendiğimiz görevlerle sizlerle beraber 7/24 mesai mefhumu gözetmeden çalışıyoruz. Vatandaşımızın huzurunu, can ve mal emniyetini sağlamak üzere görev ifa ediyoruz. Sizler görev başındayken çok kıymetli ailelerinizin de aklı sizlerle birlikte oluyor. Ben hem sizlere teşekkür ederken hem de sizlerin çok kıymetli ailelerine selam ve hürmetlerimi sunuyorum. Küçük yavrularımızın gözlerinden öpüyorum. Allah hepinizden razı olsun. Aziz milletimizin güven ve sevgisinden güç alıyorsunuz. Hakka, hukuka, vicdana ve ahlaka, milli ve manevi değerlerimize uygun şekilde üstün bir vazife anlayışıyla görevinizi yapıyorsunuz. Vatandaşımızın canına, malına, namusuna, özgürlüğüne ve güvenliğine kasteden bütün şer odaklarıyla mücadele ediyor, hukuk kapsamında gerekeni yapıyorsunuz. Sizleri can-ı gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Emniyet mensuplarının görevlerini büyük bir fedakârlıkla yerine getirdiğini vurgulayan Tavlı, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak için tüm güvenlik birimlerinin koordineli şekilde çalıştığını belirtti. Yaklaşık üç yıldır Samsun’da görev yaptığını hatırlatan Tavlı, "Vezirköprü’den Terme’ye, Havza’dan Yakakent’e, Ladik’ten Kavak’a kadar her alanda görev yapan trafik ekiplerimizden narkotik birimlerimize, terörle mücadele ekiplerimizden asayiş biriminde görev yapan arkadaşlarımıza, siber suçlarla mücadele eden ekiplerimize ve istihbarat birimlerimize kadar tüm teşkilatımız büyük bir özveriyle çalışıyor. Türkiye Yüzyılı’nda Samsun’u hem huzurun hem de refahın yüzyılıyla buluşturuyorsunuz. Güvenlik olmadan tarım olmaz, güvenlik olmadan turizm olmaz, güvenlik olmadan sanayi olmaz. Her alanda güvenlik varsa huzur var, huzur varsa refah var. Bu nedenle güvenliği Samsun için refahın temel şartı olarak görüyoruz. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, altyapıdan üstyapıya kadar yapılan her çalışmada kolluk birimlerimizin desteği bulunuyor. Gücümüzü sizlerden alıyoruz" diye konuştu. Samsun’un güvenliğinin kentin gelişimi açısından kritik olduğunu ifade eden Tavlı, güvenliğin olmadığı yerde tarımın, turizmin ve sanayinin gelişemeyeceğini dile getirdi. Tavlı, "2023’ten bu yana yaptığımız her çalışmada Samsun’un güvenliğine öncelik verdik. Belki kamuoyunda sanayi ve teknoloji yatırımları daha çok konuşuluyor ancak bizim mesaimizin önemli bir kısmını güvenlik konusu oluşturuyor. Kurum ve kuruluşların kaynaklarını, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımızın ve milletvekillerimizin desteğiyle güvenlik birimlerimizin hizmetine sunduk. Suç ve suçlularla mücadelede suçların aydınlatılmasından önleyici hizmetlere kadar önemli bir noktaya geldik. Önleyici hizmetler sahada çok görünmez ancak vatandaşın huzuruna etkisini biz yakından biliyoruz. Önlediğiniz suçlar istatistiklere yansımaz fakat vatandaşlarımızın memnuniyetini sahada birebir görüyoruz. 2023 ve 2024 yıllarına kıyasla Samsun’da suçla mücadelede aydınlatma oranları dahil birçok veride önemli başarılar elde edildi. İlçelerden gelen teşkilat mensuplarımıza da selamlarımı iletiyorum. En küçük birimde görev yapan personelden amirlerimize kadar herkesin bu başarıda emeği var. Allah hepinizden razı olsun" şeklinde konuştu. Konuşmasında şehit ve gazileri de anan Samsun Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan günümüzdeki terörle mücadele operasyonlarına kadar vatan için can veren tüm şehitleri rahmetle andıklarını sözlerine ekledi.