GÜNDEM
Bakan Bayraktar’dan CHP Genel Başkanı Özel’e cevap 29 Nisan 2026 Çarşamba - 00:47:48 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel’in bugün Grup Toplantıları esnasında bakanlığımızı ve madencilik sektörümüzü ilgilendiren konularla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalarını gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Gerçeklerden kopuk bu iddialarınızın hangisini düzeltelim. Zira her cümleniz ayrı bir çarpıtma, her iddianız ayrı bir istismar konusu. 2002 öncesi verilen maden ruhsatı sayısı iddia ettiğiniz gibi bin 186 değil, 52 bin 686’dır. Hükümetlerimiz dönemi ve önceki dönemlerde verilen ruhsatlardan şu an 13 bin 157’si yürürlüktedir. Üstelik fiilen madencilik faaliyetine konu alan, ülkemiz yüzölçümünün sadece yüzde 0,18’i düzeyindedir. İlgili Holding’in ise 12 arama, 184 işletme ruhsatı yürürlüktedir; ancak tüm izin süreçleri tamamlanmış ve fiilen üretim yapılabilen ruhsat sayısı 92’dir. Bu şirketle ilgili bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı yaptırımlar ve aldığı tedbirler de kamuoyunun malumudur" ifadelerine yer verdi. Bakan Bayraktar CHP’li belediyeler üzerinden Özel’i eleştirdiği paylaşımında, "Gerçekler bu kadar açıkken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu çabaların tek bir izahı vardır: Siyasi manipülasyon. Çünkü sizler, kendi yönetiminizdeki CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına cevap veremezken; iftirayı, çarpıtmayı ve karalamayı siyaset zannediyorsunuz. Gabar’da petrol bulunmasını ‘hikaye’ diyerek küçümseyen, Karadeniz gazını ‘yok sayan’, Mavi Vatan vizyonuna ‘masal’ diyen, Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal edilmesini savunan bir anlayışın bugün bize ders vermeye kalkması ibretliktir. Türkiye’nin stratejik kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşımın derdi ne emekçidir ne de ülke menfaati. Biz ise dün olduğu gibi bugün de işçimizin, emekçimizin hakkını korumaya, ülkemizin kaynaklarını milletimizin menfaatine kullanmaya ve gerçekleri her platformda ifade etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
28 Nisan 2026 Salı - 22:48 "Demografik Gelecek Zirvesi ’26" çalıştayı başladı İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde "Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" çalıştayı başladı. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen çalıştaya, Malatya Valisi Seddar Yavuz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, farklı üniversitelerden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Bir milli güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız" Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, doğurganlık hızındaki düşüşün oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Akpolat, "Dünyada olduğu gibi ülkemizde de derin bir demografik krizin eşiğinde bulunuyoruz. Bir ülkenin nüfusunu sürdürebilmesi için gerekli olan yenilenme eşiği 2,1 olarak tanımlanmaktadır. Oysa ülkemizde doğurganlık hızı 1,48’e inmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği şekliyle bu durum, bu gidişat bir varoluşsal tehdit, bir felaket hatta bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Genç nüfus avantajımızı kaybediyoruz. Nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Tedbir almak için zamanımız daralıyor ve bu sürece seyirci kalma lüksümüz yok" dedi. Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay da çözümün merkezine aileyi koyarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Ailenin korunması ve güçlendirilmesiyle ilgili mücadelenin politikalarımızın merkezinde olacağını düşünüyorum. 2026-2035 dönemi ’Aile ve Nüfus 10 yılı’ ilan edildi. Böyle bir konuda en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu yıllar öncesinden işaret etmiş olmasıdır. Daha dünkü farklı bir alandaki konuşmasında bile yine bu konuyu konuşmasıdır. Dolayısıyla, değerli çalıştay katılımcılarının ortaya koyacakları sonuçlar en üst düzeyde takip edilecektir." "En önemli çözüm önerisi kreştir" Malatya Valisi Seddar Yavuz ise konunun sadece istatistiksel değil, yapısal ve pratik çözümler gerektirdiğini belirterek çeşitli önerilerde bulundu. Yavuz, "Çözüm önerilerinden en önemlisi kreştir. Türkiye’nin çok acil bir şekilde 0-3 yaş için kreş mekanizmasını bir araya getirmesi lazım. Diğer taraftan çalışan annelerin, minimum 3 yıl, belki 5 yıl maaşının direkt devlet tarafından karşılanmak suretiyle ücretli izinli sayılması gündeme getirilebilir. Bu tür radikal tedbirler almazsak özellikle eğitimli ve çalışan insanların çocuk sahibi olmasının önünü açamayız" şeklinde konuştu. Sponsorlara plaket takdim edildi Program kapsamında çalıştaya destek veren sponsor kurumlara da plaket takdim edildi. Plaketler, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ve Malatya Valisi Seddar Yavuz tarafından Çamlıca Restaurant adına Rıdvan Budak’a; Ramada Altın Kayısı Oteli, Hayat Hastanesi ve Park Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdal Göçmez adına Sertaç Göçmez’e verildi. Plaket takdimlerinin ardından çalıştay oturumları başladı. "Rakamlarla Türkiye" başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam yürüttü. TÜİK Demografik İstatistikler Daire Başkanı Metin Aytaç "Türkiye Cumhuriyeti’nin Nüfus Yapısı ve Demografik Dönüşüm" ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç ise "Türkiye Cumhuriyeti’nde Nüfus Politikaları ve Nüfus Dinamikleri" başlıklı sunum gerçekleştirdi. İkinci oturumunun konusu "Doğurganlık Çöküşünün Nedenleri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan üstlendi. Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Baydur "Sosyolojik ve Kültürel Dönüşüm", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Prof. Dr. Mücahit Eğri "Göç, Kentleşme ve Mekânsal Sınırlılıklar", Yıldız Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Murat Anıl Mercan "İktisadi Gelişmeler", Karadeniz Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Sedat Bostan "Biyolojik, Tıbbi ve Çevresel Faktörler", Başkent Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Akın ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri, İş ve Yaşam Uyumsuzluğu" konusunda sunum gerçekleştirdi. Üçüncü oturumun konusu ise "Doğurganlık Çöküşünün Muhtemel Etkileri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevziye Çetinkaya yaptı. Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Hatice Şahin "Sağlık Sektörüne Etkileri", Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan "İktisadi ve Çalışma Hayatına Etkileri", TÜSEB Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsünden Prof. Dr. Mehmet Enes Gökler "Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Örnekleri" konularında sunumlarını yaptı. 28-30 Nisan tarihlerinde "Demografik Gelecek Zirvesi ’26" kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın ilk gününde, Türkiye’nin demografik yapısı ve doğurganlık oranlarındaki düşüş ele alındı. Olası risklere yönelik önlemler çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirildi. Tıp, sosyoloji, eğitim, ekonomi ve sosyal politika alanlarından politika yapıcıların, akademisyenlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla devam eden çalıştay 30 Nisan’da sona erecek.
İçişleri Bakanı Çiftçi: "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız"
20 Mart 2026 Cuma - 09:30 İçişleri Bakanı Çiftçi: "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, "İçişleri Bakanlığı olarak; emniyet teşkilatımız, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında İçişleri Bakanlığı olarak bayram boyunca da tüm birimlerle görev başında olduklarını söyleyen Çiftçi, yola çıkacak olanlara da dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu. "Hiçbir bayram sevincinin yarım kalmaması en büyük niyazımızdır" Ramazan ayını rahmet, bereket ve sabır mevsimi olarak nitelendiren ve bir bayrama daha ulaşmanın huzurunu yaşadığını ifade eden Çiftçi, "Bayramlar; sevinci paylaşmanın, gönül köprüleri kurmanın, aile bağlarını güçlendirmenin en kıymetli zamanlarıdır. Bizim geleneğimizde bayramların en güzel taraflarından biri de sıla-i rahimdir. Zira bayram; vuslattır, vefadır; hasreti sevince dönüştürmenin vesilesidir. Anne baba duası almak, sevdiklerine kavuşmak, hasret gidermek için ülkemizin dört bir yanından milyonlarca kardeşimiz bu bayramda yollara düşüyor. Her bayram olduğu gibi bu bayramda da bizlere düşen en önemli sorumluluklardan biri yollarda dikkatli olmak ve birbirimizin hakkını gözetmektir. Trafikte sabır göstermek, kurallara riayet etmek, hayatı koruyan bir hassasiyettir. Her bir vatandaşımızın sevdiklerine sağlık ve huzur içinde kavuşması, hiçbir bayram sevincinin yarım kalmaması en büyük niyazımızdır" ifadelerini kullandı. "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" Bayram boyunca İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin görevde olacağını belirten Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak; emniyet teşkilatımız, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız. Aziz milletimizin bayramı huzur ve güven içinde geçirmesi için gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz. Cenab-ı Hak’tan bu mübarek bayramın; aziz milletimize birlik ve dirlik, hanelerimize huzur ve bereket getirmesini, tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum" dedi. "Ramazan Bayramınız mübarek olsun" Tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutlayan Çiftçi şu ifadelere yer verdi: "Başta aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz olmak üzere; yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum. Rabbim, bizleri daha nice bayramlara sağlık, huzur ve kardeşlik içinde ulaştırsın. Allah devletimizi pâyidar, milletimizi bahtiyar eylesin. Ramazan Bayramınız mübarek olsun."
Vali Çiçek: "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu"
20 Mart 2026 Cuma - 09:30 Vali Çiçek: "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu" Kayseri protokolü bayram namazını Hunat Camii’nde kılarak, vatandaşlarla bayramlaştı. Sona eren Ramazan ayı hakkında konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu" dedi. Ramazan Bayramı nedeniyle vatandaşlar kentteki camileri doldurdu. Hunat Camii’ne erken saatte gelen vatandaşlar saf tutarak, bayram namazını idrak etti. Hunat Camii’ndeki bayram namazına, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Enerji ve Tıbbi Kaynaklar eski Bakanı Taner Yıldız, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın ve protokol üyeleri katıldı. Namaz çıkışı açıklamalarda bulunan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Tüm hemşehrilerimiz başta olmak üzere bütün İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Bununla birlikte insanlığın kurtuluşuna vesile olması için de Allah’tan niyaz ediyorum. Ülkemizin etrafındaki kan ve gözyaşını göz ardı edemeyiz. Her yıl on binlerce insanın kanı akıyor, akıtılıyor. ‘Parçala böl, yutması kolay olsun’ mantığı içerisinde kilometrelerce öteden gelenler, bizleri adeta parçalıyor. Uyanık olmamız, diri, iri, bir olmamız lazım. 2 milyar İslam aleminin uyanması ve ayağa kalkması lazım. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimizden hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Hayatta olanlara sağlıklı günler diliyorum. Bayramların birliğimizin, beraberliğimizin ve dayanışmamızın vesilesi olmasını temenni ediyorum" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, Ramazan ayının Kayseri’de görev yaptığı 4 yıllık süre içerisinde asayiş olaylarında en çok düşüşün yaşadığı ay olduğunu söyleyerek, "Kayseri’de çok farklı bir Ramazan ayı geçirdik. Kayseri’nin Valisi olarak 4 yıldır buradayım ve bu Ramazan ayının çocukluğumuzdaki özlenen Ramazan aylarına doğru gittiğimizi bana hatırlattığını söyleyebilirim. Çünkü gittiğimiz teravihlerde çocuklarımızla dolduğu, iftarların ve sahurların davetlerle süslendiği, asayiş olaylarının özellikle 4 yıllık görev süremizde en dibe indiği bir ay oldu. Ramazan ayı Kayseri’de hep farklı oluyor ama bu yıl benim izlenimim başka bir şekilde geçti. Kayseri’de milli ve dini bayramlar hep farklı geçiyor. Dolayısıyla yine Hunat Camii’ndeyiz. Şehirde protokol ve halk kucaklaşmış bir şekilde bayramlaştık. Şimdi ise çocukları sevindirme zamanı. Ziyaretlere gitme zamanı. Kayserili hemşehrilerimizin Ramazan bayramını tebrik ediyorum. Dünya mazlumlarının da çektiği çilelerin bitmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy ise, "Kayserili hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. İnşallah bu bayram tüm İslam aleminin uyanışına vesile olur. Amerika ve İsrail’i buradan lanetliyorum. Gazze’de gözyaşının olmadığı, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulacağına olan inancımı yenilemek istiyorum" şeklinde konuştu. Namaz sonrasında AK Parti Gençlik Kolları tarafından kurulan stantta namazdan çıkan vatandaşlara ikramda bulunulurken, protokol üyeleri de vatandaşlarla bayramlaştı.
Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:28 Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleğini bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusun sayısını kısa sürede 100’e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisi olarak çalıştı. 6 Şubat depremlerinden önce hem mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi işini kuran Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa adım atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunun doğumunun gerçekleştiğini, ahırdaki hayvan sayısını 100’e çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi iş yerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı Kırsalda Bereket Hayvancılığı Destek Programı’na katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak, kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedeflediğini anlatan Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor
20 Mart 2026 Cuma - 09:22 Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor Hatay’ın Defne ilçesinde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek ’Kadir’ ismini verdiği 7 yıllık kedisini depremde kaybetti ve 44 gün sonra bulabildi. Otogarın maskotu olan ‘Kadir’ ve ’Paşa’ adlı iki kediye gözü gibi bakan Mengüllüoğlu takdir topluyor. Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi’nde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, 37 yıldır otobüs terminalinde yazıhanede çalışarak geçimini sağlıyor. Mengülloğlu, yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş halde bulduğu kediyi sahiplenerek 7 yıldır bakıyor. Otogarın maskotu olan ve depremde kaybolan kedi, Mengüllüoğlu’nun ‘Kadir’ diye seslenmesiyle 44 gün sonra bulundu. Yeşilçam yıldızlarından Kadir İnanır’dan esinlenerek kediye ‘Kadir’ ismini veren Mengüllüoğlu, ‘Paşa’ ismini verdiği kediyle beraber iki kedinin bakımını yapıyor. Mengüllüoğlu, otogarda vatandaşların da sevdiği kedilere olan merhametiyle takdir topluyor. "Deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek yıllardan beri baktığını kediye ‘Kadir’ ismini koyan yazıhane sahibi Ahmet Mengüllüoğlu, "Ben 37 yıldan beri otogarda çalışıyorum. Ben genelde hayvanseverim ve kediyi yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş şekilde gördüm. Yanıma almaya karar verdim. Kedi 7 yıldan beri benim yanımdaydı ama deprem olunca kayboldu. Kedi depremden sonra 44 gün kayıptı ve ben de tesadüf olarak otogarın dışında gördüm. Onu gördüğümde seslenince kendisi beni tanıdı ve hemen yanıma geldi. Kediye ‘Kadir’ ismini koyma sebebim; deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" dedi. "İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" Otobüs terminalinde yıllardır iki kediyi beslediğini ifade eden Mengüllüoğlu, "Depremden önce çok heyecanlı, yerinde durmayan bir kediydi ama depremden sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Depremden sonra hiç yerinden kalkmaz, hep uyur ve yemeğini yer. Deprem onu psikolojik açıdan bozmuş durumda. Bizde onunla ilgilenmeye başlayınca az çok kendine geliyor. Çevredekiler Otobüs Terminali’nde kediyi görünce çok şaşırıyorlar. Genelde bana kediye Kadir ismini neden koyduğumu soruyorlar. Hayvansever olduğum için beni takdir ediyorlar. Kediyi 7 yıldan beri hiç yanımdan ayırmam. Diğer kedimin ismini de ‘Paşa’ koydum. Depremden annesi depremde otogarda küçük odada yaşıyordu ve bu odanın içinde doğurdu. Depremden bu yana bu odada yaşamaktaydı, ben de annesinin yerine bakıyorum. Paşa, yerinde durmayan şımarık bir kedi. Depremin simgesi olarak bu odada yaşamaya devam ediyor. İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" ifadelerini kullandı.
Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı
20 Mart 2026 Cuma - 09:15 Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Efir köyünde yaşayan 106 yaşındaki Dudu Candan, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık ederek adeta yaşayan bir tarih olarak dikkat çekiyor. 1920 yılında dünyaya gelen Candan, VI. Mehmed döneminde doğdu. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve 2. Dünya Savaşı’nı gören Candan, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm cumhurbaşkanlarına da tanıklık etti. Asırlık ömrünü Simav’daki köyünde sürdüren Dudu Candan, uzun yaşamın sırrını ise sade bir yaşam tarzına bağlıyor. Az yemek yediğini belirten Candan, "Sofradan doymadan kalkıyorum. Yoğurt ve yeşilliği bolca tüketiyorum. Doğal besleniyorum" ifadelerini kullandı. 51 yıl önce eşini kaybettiğini anlatan Candan, hayatını evladıyla birlikte sürdürdüğünü belirterek, "Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ekipleri 15 günde bir gelip temizlik yapıyor, çamaşırlarımı yıkıyor. 65 yaş aylığım da geliyor. Allah devletimize zeval vermesin" dedi. Efir Köyü Muhtarı Salim Koç ise Dudu Candan’ı düzenli olarak ziyaret ettiklerini belirterek, "Her ay mutlaka ziyaret ederim. Yaşlılık aylığını da ben teslim ediyorum. Bir ihtiyacı olup olmadığını sorarım. Dudu Teyzemiz bizim için çok kıymetli" diye konuştu. 3 çocuk ve 11 torun sahibi olan Dudu Candan’ın torununun torununu da gördüğü öğrenilirken, Efir Köyü’nün en yaşlı sakini olarak biliniyor.