GÜNDEM
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:27 Sultan Abdülhamid Han’ın elleriyle yaptığı kitaplık Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde 142 yıldır korunuyor Sultan II. Abdülhamid Han’ın kendi elleriyle yaptığı ve Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’ne hediye ettiği ceviz ağacından kitaplık, 142 yıldır muhafaza ediliyor. Zarif işçiliği ve tarihi değeriyle dikkat çeken eser, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Kütüphane Müdürü Salih Şahin, "Abdülhamid Han, bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve diğer İslam dünyasından Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir. Onun çabalarıyla kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur. 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitapları da koleksiyon halinde kütüphanemizde mevcuttur" dedi. Hat ve marangozluk merakı ile bilinen Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’nda bulunan atölyesinde yaptığı ceviz ağacından kitaplık, bugün Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde sergileniyor. Sultan’ın kendi elleriyle hazırladığı eser, zarif işçiliği, süslemeleri ve tarihi değeriyle dikkat çekiyor. Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nin kuruluş sürecinde de önemli bir yere sahip olan kitaplık, kütüphanenin sergi salonunda muhafaza ediliyor. El yapımı döküm camla korunan eser, Osmanlı’da kitaba verilen önemin simgelerinden biri olarak görülüyor. 142 yıldır korunan kitaplık, ‘Abdülhamid Han Dolabı’ olarak da biliniyor. Tarihi eser, hem kütüphaneyi ziyaret edenlerin ilgisini çekiyor hem de Osmanlı kültür mirasının önemli parçalarından biri olarak varlığını sürdürüyor. 1884 yılında hizmete açılan Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi, Osmanlı döneminde modern eğitim hamleleri ve artan kitap ihtiyacı doğrultusunda kuruldu. 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitap koleksiyonlarının da yer aldığı kütüphane, bugün 42 bin 500 esere sahiplik yapıyor. Kütüphanede birçok farklı alanın yanı sıra Osmanlı eğitim müfredatında okutulan kitaplar da yer alıyor. 1133 yıllık el yazması Kütüphanenin en dikkat çeken eserlerinden biri ise M.S. 893 yılında Ebü’l-Ameysel el-A’râbî tarafından yazılan Kitabu’l-Me’sûr fi’l-Lüga. Parşömen üzerine yazılan eser, Türkiye kütüphanelerinde bulunan tarihi bilinen en eski yazma eserlerden biri olma özelliğini taşıyor. 1133 yıllık tarihi el yazması, Arapça dilbilgisinin en erken ve en değerli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Abdülhamid Han’ın kütüphaneye verdiği destek Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Salih Şahin, Sultan Abdülhamit Han’ın kütüphanenin kuruluşunda verdiği desteği anlatarak "Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1884 tarihinde kurulmuştur. Kurulduğundaki adı Kütüphane-i Umumi-i Osmani’, yani Osmanlı Milli Kütüphanesi’ydi. Sultan II. Abdülhamid Han’ın eğitime vermiş olduğu değer ve bu bölgede özellikle Darülfünun, Mülkiye-i Şahane, Hukuk Mektebi ve Tıbbiye-i Şahane gibi üniversitelerin bulunması, yine Sultan Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim reformlarıyla idadilerin, rüşdiyelerin ve sıbyan mekteplerinin açılması burada yeni bir kütüphanenin kurulması ihtiyacını doğurmuştur. Abdülhamid Han da bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve başka birçok ülkeden Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir ve kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur" dedi. "Kütüphanedeki kitaplar portal üzerinden okuyuculara açıktır" Kütüphanede yaklaşık 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitaplarının, koleksiyonlar halinde mevcut olduğunu bildiren Şahin, "Kütüphane yapılırken Sultan Abdülhamid Han buranın yapım aşamasında çok büyük yardımlar ve destekler sağlamıştır. Özellikle burada kullanılması amacıyla yapmış olduğu kitap dolabını kendi eliyle yapmış, dolabın camı, kilit sistemi ve diğer aksamları tamamen orijinaldir. Hiç değişen parçası yoktur. Kitap dolabının malzemesi ceviz ağacından olup, camı da el yapımı ve dökümdür. Kitapların sağlıklı olarak günümüze kadar gelmesinde Sultan Abdülhamid Han’ın yaptırmış olduğu bu dolabın çok büyük bir katkısı vardır. Kütüphanemizde dini, edebi, felsefi, tıbbi, coğrafi ve beşeri bilimlere ait birçok kitap vardır. Toplam sayısı 42 bin 500’dür. Özellikle Osmanlı eğitim müfredatında okutulan tüm kitaplar, yani sıbyan mektepleri, rüştiyeler, idadiler, Darülfünun, Hukuk Mektebi, Tıbbiye-i Şahane, Mülkiye-i Şahane gibi okullarda okutulan tüm kitaplar kütüphanemizde mevcuttur ve bu kitaplar portal üzerinden okuyucuya açıktır" dedi. "Hem yerli hem yabancı ziyaretçiler çok ilgileniyorlar" Kütüphaneye olan yoğun ilgiden memnun olduklarını vurgulayan Şahin, "Ziyaretçiler kütüphanemizi gezdiklerinde onlara hem kitaplarla ilgili hem de özellikle Abdülhamid Han’ın yapmış olduğu dolapla ilgili bilgiler veriyoruz. Çok ilgileniyorlar. Hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor ve çok ilgileniyorlar. Kütüphanenin kuruluşu Sultan Abdülhamid Han tarafından gerçekleştirildiği için bu kütüphane burada 142 yıldır hizmet vermektedir. Diğer kütüphanelerle mukayese ettiğimizde kütüphanemizin tarihinin daha eski ve daha mükemmel bir geçmişe sahip olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu. "Başkanlığımıza bağlı restorasyon ünitesi dünya çapında bir restorasyon ünitesidir" Kütüphanedeki kitapların Kitap Şifahanesi tarafından restore edildiğini belirten Şahin, "Kitapların belgelemeleri ve diğer teknik unsurları tarafımızdan tespit edilerek Kitap Şifahanesi’ne sevk ediliyor. Orada kitaplar uzmanlar ve restoratörler tarafından tamir edilerek, tekrar kütüphanemize geliyor. Özellikle başkanlığımıza bağlı restorasyon ünitesi dünya çapında bir restorasyon ünitesidir ve bir benzerinin başka bir yerde olmadığını düşünüyoruz. Hem çalışanlar hem de teknik açıdan donanımlı bir restorasyon ünitesidir. Daha önceki yıllarda kitaplar ahşap dolaplarda muhafaza ediliyordu. Yeni nesil dolap sistemiyle özellikle iklimlendirilmiş ortamlarda, güneş ışınlarına ve dış etkenlere karşı daha korunaklı bir şekilde korunmakta ve muhafaza edilmektedir. Geleceğe bunları daha emin bir şekilde taşımak için de tüm çabamızla çalışmalarımıza devam etmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Osmanlı dönemi müfredatıyla ilgili, okutulan kitaplarla ilgili bilgiler vermekteyiz" Kütüphanenin birinci ziyaretçilerinin üniversite öğrencileri olduğunu dile getiren Şahin, "Üniversitelerde akademik çalışma yapan hocalarımız, öğrencilerimiz ve ortaöğrenimden de çok sayıda sürekli ziyaretçilerimiz gelmektedir. Onlara hem Osmanlı dönemi müfredatıyla ilgili, okutulan kitaplarla ilgili bilgiler vermekteyiz hem de tarihi bir görünüm ve misyona sahip olan kütüphanemizi gezdirmekteyiz. Özellikle kütüphanemizde açmış olduğumuz tematik sergiler çok büyük ilgi görüyor. Şu anda ‘Sancak Mushafları’ sergisi devam etmektedir. Bunu yerli ve yabancı birçok ziyaretçi gelip ilgiyle gezerek, takip ediyor. İstanbul’un merkezi ve ilim merkezi bir konumda bulunan kütüphanemize tüm İstanbulluları, özellikle eğitimle ilgisi olan, okumayla ve kitapla ilgisi olan kitapseverlerimizi bekliyoruz" dedi. Yazma eserlere portal üzerinden ulaşılabiliyor Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bünyesinde bulunan 639 bin 784 yazma ve nadir esere internetten de erişilebiliyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu internet sitesinden yapılan üyelikle kuruma ait katalog ve veri tabanı görüntülenebiliyor.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:20 Atatürk Üniversitesi projeleri, ulusal ve uluslararası desteklerle güçlenmeye devam ediyor Atatürk Üniversitesi bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalar, ulusal ve uluslararası desteklerle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisinin destekleriyle hazırlanan önemli bir araştırma projesi, TÜBİTAK-ARDEB 3501 programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Doç. Dr. İsmail Seçkin Çardaklı yürütücülüğünde hazırlanan "Atık Midye Kabuğundan Elde Edilen Kitosan ile Kaplanmış Kalsiyum Bazlı Biyoseramiklerin (BCP ve CaSiO) Kontrollü Bozunma ve İlaç Salım Profillerinin İncelenmesi" başlıklı proje; sürdürülebilirlik, biyomalzeme geliştirme ve sağlık teknolojileri alanında dikkat çeken yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Projede, Doç. Dr. Afife Büşra Uğur Kaplan ve Doç. Dr. Ahmet Emre Paksoy araştırmacı olarak yer alırken, Prof. Dr. Gülşen Tozsin danışmanlık görevini üstleniyor. Söz konusu çalışma, biyolojik atık niteliğindeki midye kabuklarının hem organik hem de inorganik bileşenlerinin birlikte değerlendirilmesini hedefleyerek, çevre dostu ve yüksek katma değerli hibrit biyomalzemelerin geliştirilmesini amaçlıyor. Proje kapsamında elde edilecek biyoseramik yapıların, kontrollü ilaç salım sistemleri ve ortopedik uygulamalarda kullanılabilirliği detaylı olarak incelenecek. Bu yönüyle çalışma, hem sağlık alanında yenilikçi çözümler sunması hem de atıkların ekonomiye kazandırılması açısından büyük önem taşıyor. Atatürk Üniversitesinin araştırma ve inovasyon odaklı vizyonunun bir göstergesi olan bu başarı, üniversitenin bilimsel üretkenliğini ve proje geliştirme kapasitesini bir kez daha ortaya koydu. TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan proje, aynı zamanda disiplinlerarası iş birliğinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu ile Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu ise Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun tebriklerini iletmek üzere başarılı bilim insanını ziyaret ederek, bilimsel çalışmaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bölgemizde ateşin sönmesini arzu ediyoruz"
20 Mart 2026 Cuma - 09:33 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bölgemizde ateşin sönmesini arzu ediyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bu ateşin bir an önce sönmesini, bir su dökülmesini arzu ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak hep savaşlardan, çatışmalardan hiç kimseye bir fayda ve yarar olmadığını söylüyoruz" dedi. Bayram namazını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Beştepe Millet Camisi’nde kılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, cami çıkışında basın mensuplarına konuştu. Yılmaz, konuşmasına başlamadan önce Türk milletinin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. "Kudüs’ün de bayramı çok daha farklı şekilde karşıladığı günleri Cenab-ı Allah bizlere gösterir" Geride bırakılan ramazan ayında yapılan tüm ibadetlerin Cenab-ı Allah’tan kabul etmesini dileyen Yılmaz, "Ramazan’ın feyzi ve bereketi tüm ömrümüze yayılsın. Bunlar müstesna günler. Akrabalarla, komşularla kaynaştığımız, büyükleri hatırladığımız ve küçükleri sevindirdiğimiz günler. Bu bayramın da birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize güç vermesini temenni ediyorum. Bayramdan dolayı sevinçliyiz, neşeliyiz ama bir taraftan da maalesef bölgemizde yaşanan savaş ve zulümlerin gölgesinde bayramı yine buruk karşılıyoruz. Özellikle Mescid-i Aksa’ya yönelik engellemeler, Gazze ve Batı Şeria’da yaşananlar, Lübnan’da 1 milyondan fazla insanın yerinden yurdundan edilmiş olması hepimizi üzen, bayrama buruk girmemize sebep olan hadiseler. İnşallah bunların da ortadan kalktığı, Kudüs’ün de bayramı çok daha farklı şekilde karşıladığı günleri Cenab-ı Allah bizlere gösterir. Bunu yapanlar, Kudüs’ün ruhuna ve Hz. İbrahim’in mirasına da ihanet etmektedirler" ifadelerini kullandı. "Bölgemizde ateşin sönmesini arzu ediyoruz" Türkiye’nin komşusu İran’a yapılan saldırılar sonucu bir savaş olduğunu aktaran Yılmaz, "Bir taraftan da bütün bölgeye yayılma riski olduğunu görüyoruz. Bölgemizde bu ateşin bir an önce sönmesini, bir su dökülmesini arzu ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak hep savaşlardan, çatışmalardan hiç kimseye bir fayda ve yarar olmadığını söylüyoruz. Adil bir barış ise herkesin faydasınadır. Diplomasinin alternatifi kan, gözyaşı ve yıkım. Dolayısıyla bir an önce bu savaşın da sona ermesini, diplomasiye dönülmesini çağrı olarak yineliyorum. Türkiye Cumhuriyeti olarak da bu konularda her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde ve bütün kurumlarımız bu yönde çaba sarf etmeye devam ediyoruz" dedi. "Bölgemizde yaşananlar terörsüz Türkiye’nin ne kadar anlamlı bir süreç olduğunu göstermiştir diye inanıyorum" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bölgemiz yangın yeriyken çok şükür Türkiye bir istikrar adası konumunda. Bu iç huzurumuzun kıymetini çok iyi bilmemiz lazım. Bu çerçevede de iç cephemizi güçlendirmemiz, huzurumuzu ve kardeşliğimizi pekiştirmemiz adına terörsüz Türkiye’nin de çok kıymetli olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. Özellikle son dönemde bölgemizde yaşananlar terörsüz Türkiye’nin ne kadar anlamlı bir süreç olduğunu hepimize göstermiştir diye inanıyorum. İnşallah terörün gündemden kalktığı, kalkınmanın, demokrasinin güçlendiği günlere de hep birlikte yürüyeceğiz."
Elazığ’da Ramazan Bayramı namazında camiler doldu taştı
20 Mart 2026 Cuma - 09:32 Elazığ’da Ramazan Bayramı namazında camiler doldu taştı Ramazan Bayramı sabahı Elazığ’da 7’den 70’e tüm vatandaşlar camilere akın etti. Başta İzzet Paşa Camisi olmak üzere kent genelindeki camiler sabahın ilk saatlerinde cemaatle dolup taştı. Tüm yurtta olduğu gibi Elazığ’da da Ramazan Bayramı’nın ilk gününde vatandaşlar sabahın erken saatlerinde camilere gitti. Başta İzzet Paşa Camisi olmak üzere kent genelindeki camiler her yaştan vatandaşın katılımıyla doldu taştı. Kılınan bayram namazının ardından eller semaya açıldı. Hutbede Ramazan ayının ve bayramın fazileti ele alındı. Yoğun katılımla gerçekleşen bayram namazına il protokolü de iştirak etti. Namaza Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alparslan Doğan, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Elazığlıların bayramını kutlayan Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, "Yüce mevlam, hem milletimizi hem İslam coğrafyasını hem de tüm mazlumları koruyup kollasın diye dua ediyoruz. Bu vesileyle tekrar Elazığlı hemşehrilerimin bayramını tebrik ediyorum. Tedbirlerimizi aldık. Hem emniyet hem jandarma açısından gerekli tüm tedbirlerimizi aldık. 100’e ekibimizle toplamda 900 civarında personel, emniyet ve jandarmada görevine devam etmektedir. İnşallah hiçbir sorun olmadan bayramı hep birlikte yaşayacağız" dedi. Ramazan Bayram’nın tüm İslam alemine huzur getirmesi temennisinde bulunan Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, "Ramazanı uğurlayıp onun hüznünü yaşarken, bayramın sevincini de yaşıyoruz. Tüm Elazığlı hemşehrilerimin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Müslümanların birliğine ve beraberliğine vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Tüm hemşehrilerimin mutluluk içinde bayram şekeri tadında bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum" şeklinde konuştu. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu ise "Kırgınlıkları ve dargınlıkları gidereceğimiz, kardeşliği ve dostluğu pekiştireceğimiz mübarek bir bayram sabahına kavuşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Sağlık, sıhhat ve afiyet içinde bu sabaha kavuşturan Rabbimize hamdolsun. Bu vesileyle tüm hemşehrilerimin ve İslam coğrafyasının bayramını tebrik ediyorum" diye konuştu.
700 yıllık Orhan Camii’nde bayram coşkusu
20 Mart 2026 Cuma - 09:30 700 yıllık Orhan Camii’nde bayram coşkusu Kocaeli’de 14’üncü yüzyılda inşa edilen ve Türkiye’de kılıçla hutbe geleneğinin yaşatıldığı nadir camilerden Orhan Camii’nde, vatandaşlar bayram namazında saf tuttu. Ramazan Bayramı namazını eda etmek isteyen vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren camilere akın etti. Kent genelinde camiler dolup taşarken, özellikle tarihi Orhan Camii doldu. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da Orhan Camii’nde vatandaşlarla birlikte saf tutarak bayram namazını eda etti. Yaklaşık 700 yıldır ayakta olan camide vatandaşlar saf tutarak bayram namazını eda etti. Tarihi camiyi dolduran cemaat huzur içinde ibadetlerini eda ederken, birçok vatandaş ellerini semaya açarak dua etti. Tarihi atmosferiyle Orhan Camii’nde bayram sabahı manevi anlara sahne oldu. "Rabbim gerçek bayramlar nasip etsin" Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın tüm İslam aleminin, milletin ve hemşehrilerinin bayramını tebrik ederek, "Rabbim gerçek bayramlar nasip etsin İslam alemine diye niyaz ediyorum. Kardeşlerimizin barış, huzur ve kardeşlik içinde olacağı gerçek bayramlar inşallah bu milletin evlatları aracılığıyla nasip olur. Zamanında bu milletin evlatları bu dünyaya barış, kardeşlik ve huzur götürdüler. Onların olduğu yerde bütün dinlerin mensupları, her renkten insan huzur ve kardeşlik içinde yaşadı. Bu milletin evlatları bunu başardı. Yola çıkacaklara bir kez daha dikkatli olun diyorum. Bayramı bir acıya döndürmesinler; ne sevdikleri için ne de başkaları için lütfen dikkatli olsunlar. Böyle günlerde yoksulları, yetimleri unutmasınlar" diye konuştu.
İçişleri Bakanı Çiftçi: "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız"
20 Mart 2026 Cuma - 09:30 İçişleri Bakanı Çiftçi: "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, "İçişleri Bakanlığı olarak; emniyet teşkilatımız, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında İçişleri Bakanlığı olarak bayram boyunca da tüm birimlerle görev başında olduklarını söyleyen Çiftçi, yola çıkacak olanlara da dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu. "Hiçbir bayram sevincinin yarım kalmaması en büyük niyazımızdır" Ramazan ayını rahmet, bereket ve sabır mevsimi olarak nitelendiren ve bir bayrama daha ulaşmanın huzurunu yaşadığını ifade eden Çiftçi, "Bayramlar; sevinci paylaşmanın, gönül köprüleri kurmanın, aile bağlarını güçlendirmenin en kıymetli zamanlarıdır. Bizim geleneğimizde bayramların en güzel taraflarından biri de sıla-i rahimdir. Zira bayram; vuslattır, vefadır; hasreti sevince dönüştürmenin vesilesidir. Anne baba duası almak, sevdiklerine kavuşmak, hasret gidermek için ülkemizin dört bir yanından milyonlarca kardeşimiz bu bayramda yollara düşüyor. Her bayram olduğu gibi bu bayramda da bizlere düşen en önemli sorumluluklardan biri yollarda dikkatli olmak ve birbirimizin hakkını gözetmektir. Trafikte sabır göstermek, kurallara riayet etmek, hayatı koruyan bir hassasiyettir. Her bir vatandaşımızın sevdiklerine sağlık ve huzur içinde kavuşması, hiçbir bayram sevincinin yarım kalmaması en büyük niyazımızdır" ifadelerini kullandı. "Tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız" Bayram boyunca İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin görevde olacağını belirten Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak; emniyet teşkilatımız, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve tüm birimlerimizle birlikte bayram süresince milletimizin huzuru ve güvenliği için görev başındayız. Aziz milletimizin bayramı huzur ve güven içinde geçirmesi için gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz. Cenab-ı Hak’tan bu mübarek bayramın; aziz milletimize birlik ve dirlik, hanelerimize huzur ve bereket getirmesini, tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum" dedi. "Ramazan Bayramınız mübarek olsun" Tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutlayan Çiftçi şu ifadelere yer verdi: "Başta aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz olmak üzere; yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum. Rabbim, bizleri daha nice bayramlara sağlık, huzur ve kardeşlik içinde ulaştırsın. Allah devletimizi pâyidar, milletimizi bahtiyar eylesin. Ramazan Bayramınız mübarek olsun."
Vali Çiçek: "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu"
20 Mart 2026 Cuma - 09:30 Vali Çiçek: "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu" Kayseri protokolü bayram namazını Hunat Camii’nde kılarak, vatandaşlarla bayramlaştı. Sona eren Ramazan ayı hakkında konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "4 yıllık görev süremde asayiş olaylarının en dibe indiği bir ay oldu" dedi. Ramazan Bayramı nedeniyle vatandaşlar kentteki camileri doldurdu. Hunat Camii’ne erken saatte gelen vatandaşlar saf tutarak, bayram namazını idrak etti. Hunat Camii’ndeki bayram namazına, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Enerji ve Tıbbi Kaynaklar eski Bakanı Taner Yıldız, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın ve protokol üyeleri katıldı. Namaz çıkışı açıklamalarda bulunan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Tüm hemşehrilerimiz başta olmak üzere bütün İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Bununla birlikte insanlığın kurtuluşuna vesile olması için de Allah’tan niyaz ediyorum. Ülkemizin etrafındaki kan ve gözyaşını göz ardı edemeyiz. Her yıl on binlerce insanın kanı akıyor, akıtılıyor. ‘Parçala böl, yutması kolay olsun’ mantığı içerisinde kilometrelerce öteden gelenler, bizleri adeta parçalıyor. Uyanık olmamız, diri, iri, bir olmamız lazım. 2 milyar İslam aleminin uyanması ve ayağa kalkması lazım. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimizden hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Hayatta olanlara sağlıklı günler diliyorum. Bayramların birliğimizin, beraberliğimizin ve dayanışmamızın vesilesi olmasını temenni ediyorum" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, Ramazan ayının Kayseri’de görev yaptığı 4 yıllık süre içerisinde asayiş olaylarında en çok düşüşün yaşadığı ay olduğunu söyleyerek, "Kayseri’de çok farklı bir Ramazan ayı geçirdik. Kayseri’nin Valisi olarak 4 yıldır buradayım ve bu Ramazan ayının çocukluğumuzdaki özlenen Ramazan aylarına doğru gittiğimizi bana hatırlattığını söyleyebilirim. Çünkü gittiğimiz teravihlerde çocuklarımızla dolduğu, iftarların ve sahurların davetlerle süslendiği, asayiş olaylarının özellikle 4 yıllık görev süremizde en dibe indiği bir ay oldu. Ramazan ayı Kayseri’de hep farklı oluyor ama bu yıl benim izlenimim başka bir şekilde geçti. Kayseri’de milli ve dini bayramlar hep farklı geçiyor. Dolayısıyla yine Hunat Camii’ndeyiz. Şehirde protokol ve halk kucaklaşmış bir şekilde bayramlaştık. Şimdi ise çocukları sevindirme zamanı. Ziyaretlere gitme zamanı. Kayserili hemşehrilerimizin Ramazan bayramını tebrik ediyorum. Dünya mazlumlarının da çektiği çilelerin bitmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy ise, "Kayserili hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. İnşallah bu bayram tüm İslam aleminin uyanışına vesile olur. Amerika ve İsrail’i buradan lanetliyorum. Gazze’de gözyaşının olmadığı, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulacağına olan inancımı yenilemek istiyorum" şeklinde konuştu. Namaz sonrasında AK Parti Gençlik Kolları tarafından kurulan stantta namazdan çıkan vatandaşlara ikramda bulunulurken, protokol üyeleri de vatandaşlarla bayramlaştı.
Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:28 Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleğini bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusun sayısını kısa sürede 100’e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisi olarak çalıştı. 6 Şubat depremlerinden önce hem mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi işini kuran Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa adım atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunun doğumunun gerçekleştiğini, ahırdaki hayvan sayısını 100’e çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi iş yerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı Kırsalda Bereket Hayvancılığı Destek Programı’na katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak, kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedeflediğini anlatan Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor
20 Mart 2026 Cuma - 09:22 Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor Hatay’ın Defne ilçesinde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek ’Kadir’ ismini verdiği 7 yıllık kedisini depremde kaybetti ve 44 gün sonra bulabildi. Otogarın maskotu olan ‘Kadir’ ve ’Paşa’ adlı iki kediye gözü gibi bakan Mengüllüoğlu takdir topluyor. Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi’nde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, 37 yıldır otobüs terminalinde yazıhanede çalışarak geçimini sağlıyor. Mengülloğlu, yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş halde bulduğu kediyi sahiplenerek 7 yıldır bakıyor. Otogarın maskotu olan ve depremde kaybolan kedi, Mengüllüoğlu’nun ‘Kadir’ diye seslenmesiyle 44 gün sonra bulundu. Yeşilçam yıldızlarından Kadir İnanır’dan esinlenerek kediye ‘Kadir’ ismini veren Mengüllüoğlu, ‘Paşa’ ismini verdiği kediyle beraber iki kedinin bakımını yapıyor. Mengüllüoğlu, otogarda vatandaşların da sevdiği kedilere olan merhametiyle takdir topluyor. "Deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek yıllardan beri baktığını kediye ‘Kadir’ ismini koyan yazıhane sahibi Ahmet Mengüllüoğlu, "Ben 37 yıldan beri otogarda çalışıyorum. Ben genelde hayvanseverim ve kediyi yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş şekilde gördüm. Yanıma almaya karar verdim. Kedi 7 yıldan beri benim yanımdaydı ama deprem olunca kayboldu. Kedi depremden sonra 44 gün kayıptı ve ben de tesadüf olarak otogarın dışında gördüm. Onu gördüğümde seslenince kendisi beni tanıdı ve hemen yanıma geldi. Kediye ‘Kadir’ ismini koyma sebebim; deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" dedi. "İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" Otobüs terminalinde yıllardır iki kediyi beslediğini ifade eden Mengüllüoğlu, "Depremden önce çok heyecanlı, yerinde durmayan bir kediydi ama depremden sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Depremden sonra hiç yerinden kalkmaz, hep uyur ve yemeğini yer. Deprem onu psikolojik açıdan bozmuş durumda. Bizde onunla ilgilenmeye başlayınca az çok kendine geliyor. Çevredekiler Otobüs Terminali’nde kediyi görünce çok şaşırıyorlar. Genelde bana kediye Kadir ismini neden koyduğumu soruyorlar. Hayvansever olduğum için beni takdir ediyorlar. Kediyi 7 yıldan beri hiç yanımdan ayırmam. Diğer kedimin ismini de ‘Paşa’ koydum. Depremden annesi depremde otogarda küçük odada yaşıyordu ve bu odanın içinde doğurdu. Depremden bu yana bu odada yaşamaktaydı, ben de annesinin yerine bakıyorum. Paşa, yerinde durmayan şımarık bir kedi. Depremin simgesi olarak bu odada yaşamaya devam ediyor. İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" ifadelerini kullandı.