GÜNDEM
26 Nisan 2026 Pazar - 14:15 Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.
26 Nisan 2026 Pazar - 14:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" dedi. Anadolu Mektebi Vakfı’nın okuma hareketinin 15’inci yılı sebebiyle düzenlenen ‘Okuma, Eğitim ve Kültür Çalıştay’ kapanış toplantısı, Başkent Öğretmenevi Hitit Salonu’nda düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Tanıtım sunumuyla başlayan program, kürsü konuşmaları ile devam etti. "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetler, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir" Gönüllü bir hareket olarak 2012 yılında temelleri atılan oluşumun, bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve uluslararası arenada binlerce gence rehberlik ettiğini belirten Yılmaz, "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetleri, ortaokuldan lise düzeyine uzanan programları ve her yıl yüzlerce panelde binlerce gencin söz aldığı üretken yapısıyla, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir. Mustafa Kutlu okumalarında 368 panelde bin 385 konuşmacının, Tarık Buğra okumalarında 259 panelde bin 50 konuşmacının, Cengiz Aytmatov okumalarında ise 154 panelde 615 konuşmacının yer alması, bu yapının ulaştığı boyutları ve yaygınlığı ortaya koymaktadır" diye konuştu. Cevdet Yılmaz, öğrencilerin seçkin yazarların eserleri üzerinden derinlikli bir okuma ve düşünme sürecine dahil olduğunu, edindikleri birikimi yazı ve sunumlarla ifade ederek entelektüel üretime katıldıklarını belirtti. Bu sayede gençlerin köklü bir edebiyat ve fikir mirasıyla buluştuğunu vurgulayan Yılmaz, Anadolu Mektebi’nin okuyan, düşünen ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştiren önemli bir eğitim ortamı sunduğunu dile getirdi. Gençlerin, Yunus Emre’den Cengiz Aytmatov’a, Necip Fazıl’dan Cemil Meriç’e uzanan köklü bir fikir ve edebiyat mirasıyla derinlikli bir temas kurduğunu ve düşünce dünyalarını besleyen güçlü bir istikamet kazandıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu yönüyle Anadolu Mektebi, gençlerimizi okuyan, düşünen, yazan ve söz söyleyen bireyler olarak yetiştiren gerçek bir mektep hüviyeti taşımaktadır. Bu sistemli okuma disiplini, gençlerimizin zihinsel kapasitesini artırırken onlara güçlü bir şahsiyet kazandırmaktadır. Kendi kültürel havzasından beslenen evlatlarımız, edindikleri bu birikimle yarının Türkiye’sini inşa edecek bir öz güvene kavuşmaktadır. Zira bu öz güvenin ve fikri derinliğin kaynağı, asırlık birikimimizi bugüne taşıyan dilimiz ve edebiyatımızdır. Türk edebiyatı, milli şuurun inşasında ve canlı tutulmasında en güçlü dayanaklarımızdan biridir. Asırlar boyunca milletimizin hafızasını, değerlerini ve istikametini kelimelerle yoğurarak bugüne taşımıştır. Bu eserlerle kurulan bağ, gençlerimizin aidiyet duygusunu perçinlemekte ve onları köklerinden kopmadan geleceğe hazırlamaktadır. Bu zeminde yetişen nesiller, tarihine vakıf, sorumluluk duygusu yüksek ve milletinin istikbaline yön verme iddiası taşıyan vakur bir duruş sergilemektedirler" açıklamasında bulundu. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan Maarif Model ile Türkçenin öğretimini; dil bilinci, düşünme becerisi ve milli-kültürel kimliğin inşası açısından stratejik bir alan olarak ele alındığını vurguladı. Cevdet Yılmaz, eğitim modelinde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin bir bütün olarak ele alındığını belirterek, okumanın analiz ve yorumlama gibi üst düzey düşünme süreçleriyle geliştirildiğini, yazmanın ise öğrencinin kendi düşüncesini üretip ifade etmesine dayandığını ifade etti. "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Türkiye, son 20 yılı aşkın dönemde yükseköğretim alanında hem erişim hem de kapasite bakımından önemli bir gelişim kaydettiğini söyleyen Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır" Cevdet Yılmaz, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Dijital dönüşüm ve yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Veri, günümüzde ekonomik ve akademik karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmiş; veri analizi ve yapay zeka, tüm disiplinler için temel bir yetkinlik alanı haline gelmiştir." Veri Analizi Okulu’nun katılımcılara yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda analitik düşünme ve problem çözme becerileri kazandırdığını kaydeden Cevdet Yılmaz, programın veriye dayalı karar alma yetkinliği geliştiren yeni nesil bir eğitim modeli sunduğunu söyledi. Yılmaz, kütüphanelerin yalnızca sessiz çalışma alanları değil, gençlerin bir araya geldiği, kültürel ve sanatsal etkileşimin merkezinde yer alan canlı mekanlar olması gerektiğini belirtti. Bu anlayışın önemli bir örneği olarak Millet Kütüphanesi’ni gösteren Yılmaz, kütüphanelerin sosyal ve kültürel hayatın kalbinin attığı yerler haline gelmesinin önemine dikkat çekti. Okuma kültürünün eğitimde temel bir unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, Millet Kütüphanesi’nin bu anlayışın önemli bir örneği olduğunu vurgulayarak, yapılan çalışmaların gençlerin düşünce dünyasını güçlendirmesine katkı sağlamasını temenni etti. Program, toplu bir şekilde hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sonlandı.
Şırnak’ta il protokolü ve vatandaşlar bayramlaştı
20 Mart 2026 Cuma - 12:40 Şırnak’ta il protokolü ve vatandaşlar bayramlaştı Şırnak’ta Ramazan Bayramı dolayısıyla il protokolü ve vatandaşlar bayramlaştı. Kentteki açık salonda düzenlenen programa Vali Birol Ekici, 23 Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Rıfat Dönel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Zafer Tombul, İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Burada konuşan Vali Ekici, herkesin bayramını tebrik ettiğini, bayramların kardeşliğin ön plana çıktığı müstesna günler olduğunu söyledi. Türkiye’nin çevresindeki Müslüman coğrafyasında ramazan ayında bile sofralarında kan ve gözyaşı olduğuna değinen Ekici, ramazan ayının birlik ve beraberlik ayı olduğunu, Şırnak olarak bütün vatandaşları kucaklamaya hazır olduklarını ifade etti. Vali Ekici, devlet olarak yıl boyunca 12 bin muhtaç kişiye yemek verdiklerini belirterek, "Sizler toplumun önde gelen insanlarısınız. Eğer bu bayramda da bizim erişemediğimiz, bizim elinden tutamadığımız, belediye ve valilik olarak elinden tutamadığımız varsa, biz göremeyebiliriz bazen. Benim telefonum hepinizde olduğunu biliyorum. Biz devlet olarak vatandaşlarımızı kucaklamaya hazırız. Onlarında bayramını, evlerini gülüstana döndürmemizin hepimizin boynunun borcu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün buraya geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ise bayramların dayanışma ve kaynaşma ayı olduğunu, belediye olarak çeşitli etkinliklerle bu dayanışma ayına katkıda bulunduklarını ifade etti. Ramazan ayı boyunca 20 bin kişiye iftarda buluştuklarını aktaran Yarka, "Bu mübarek ayda 3 bin yetim ve ihtiyaç sahibi kişiye giyim, 10 bin aileye koli ve 2 bin kart dağıttık. Öğrenci yardımının yanında 10 çocuklu ailelere 56 bin lira nakit desteği başlattık. Belediye olarak her zaman bu tür yardımları yaptık yapmaya da devam edeceğiz. Nice bayramlarda buluşmak üzere. Hepinizin bayramı kutlu olsun" diye konuştu. Şırnak AK Parti Milletvekili Arslan Tatar da vatandaşların bayramını kutladığını ifade etti.
Aydın protokolü bayramlaştı
20 Mart 2026 Cuma - 12:24 Aydın protokolü bayramlaştı Aydın’da Ramazan Bayramı resmi bayramlaşma töreni Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Aydın Valiliği tarafından kurum amirleri ve siyasi parti temsilcileri başta olmak üzere Aydın protokolünün katılımıyla bayramlaşma töreni düzenlendi. Aydın Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen bayramlaşma programına yoğun bir katılım olurken, protokol üyeleri ile bir araya gelen Vali Canbolat, katılımcılar ile tek tek tokalaşarak bayramlarını kutladı. Bayramların birleştirici gücüne dikkat çeken Vali Canbolat; "Milli ve manevi duyguların en üst seviyede hissedildiği, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği Ramazan Bayramı’na ulaşmanın huzuru içerisindeyiz. Bayramlar, sevgi, saygı, hoşgörü ve dayanışmanın pekiştiği, dargınlıkların unutulduğu, gönüllerin bir olduğu müstesna zamanlardır. Ramazan Bayramı’nın getirdiği manevi atmosferi en güzel şekilde değerlendirerek, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı daha da güçlendirmeli, paylaşmanın ve dayanışmanın mutluluğunu hep birlikte yaşamalıyız. Özellikle yaşlı, hasta, kimsesiz ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızı hatırlamak, onların gönüllerine dokunmak bayramın anlamını daha da derinleştirecektir. Bu mübarek günler vesilesiyle aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. Gerçekleştirilen bayramlaşma törenine Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın yanı sıra Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Polat Bora Mersin ile siyasi parti temsilcileri ve kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
İstanbul Valisi Gül, Darülaceze sakinleriyle bayramlaştı
20 Mart 2026 Cuma - 12:06 İstanbul Valisi Gül, Darülaceze sakinleriyle bayramlaştı İstanbul Valisi Davut Gül, Ramazan Bayramı dolayısıyla Darülaceze’yi ziyaret ederek, huzurevi sakinleriyle bir araya geldi. Bayramlaşma programında yaptığı konuşmada birlik ve beraberlik vurgusu yapan Gül, "Her bayramda olduğu gibi Darülaceze’de üç kuşak bir araya geldik. Başta Darülaceze Başkanı Esra Hanım olmak üzere tüm Darülaceze ekibine teşekkür ederim. Biz ülke olarak büyük bir aileyiz. Darülaceze ailesi olarak da Ramazan’da ve bayramlarda bir araya geldik. Bayramı paylaşarak, dostluklarla, kardeşliğimizi artırarak devam ediyoruz" dedi. Ramazan Bayramı’nın ilk günü Darülaceze’yi ziyaret eden İstanbul Valisi Davut Gül, huzurevi sakinleriyle bayramlaştı. Ziyarette konuşma gerçekleştiren Gül, "Her bayramda olduğu gibi Darülaceze’de üç kuşak bir araya geldik. Başta Darülaceze Başkanı Esra Hanım olmak üzere tüm Darülaceze ekibine teşekkür ederim. Biz ülke olarak büyük bir aileyiz. Darülaceze ailesi olarak da Ramazan’da ve bayramlarda bir araya geldik. Bayramı dolu dolu yaşadık. Bayramı paylaşarak, dostluklarla, kardeşliğimizi artırarak devam ediyoruz. Çocuklarımıza destek olan tüm çalışanlarımıza teşekkür ederiz. Tıpkı kendi evlatları gibi ilgileniyorlar. Nerede yaşadığımız önemli değil, önemli olan kardeşliği ve bağı hissetmektir. Herkes bayram yaparken, bayramlarda Darülaceze gibi kurumlar hizmet vermeye devam ediyor. Bu kurumlarda çalışanların hem bayramını tebrik eder hem de teşekkür ederim. Sizlerin fedakarlığı burada yaşayan sakinlerin daha huzurlu ve mutlu yaşamlarının en önemli teminatı oluyor. Cumhurbaşkanımız, bakanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim. Herkesin bayramını kutluyorum" ifadelerini kullandı. "Bayram ziyaretleri denilince aile ziyaretlerinden sonraki ilk mekan Darülaceze olmuştur" Programda konuşan Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam ise bayramların dayanışma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini belirterek, "Mübarek Ramazan Bayramı’na eriştiğimiz, bu sevinçle uyandığımız bereketli günde sizlerle Darülaceze çatısında buluşmaktan büyük mutluluk ve onur duyuyorum. Bize her zaman destek olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bayram mesajlarını ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın bayram mesajlarını iletiyorum. Bayramlar gönül köprülerinin kurulduğu, küskünlüklerin son bulduğu zamanlardır. Darülaceze’de ise bayramın anlamı çok derindir. Bayram ziyaretleri denilince aile ziyaretlerinden sonraki ilk mekan Darülaceze olmuştur. Kıymetli vatandaşlarımıza bu teveccühü için şükranlarımızı sunuyoruz. Köklü medeniyetimizde yer alan merhamet, büyüğe saygı, küçüğe sevgi Darülaceze’nin 130 yıllık geleneğinde yaşatıldı ve yaşatılmaya devam ediyor. Bayram sabahında büyüklerimizin yanında olan valimize, kaymakamımıza, değerli konuklara teşekkür ediyorum. Bayramımız mübarek olsun" dedi.