GÜNDEM
03 Nisan 2026 Cuma - 01:02 Tunceli’de otizm farkındalığı paneli düzenlendi Tunceli’de düzenlenen "Otizmi Anlamak" adlı farkındalık paneli düzenlendi. Tunceli’de otizm farkındalığını artırmak amacıyla "Otizmi Anlamak" konulu panel düzenlendi. Tunceli Valiliği himayesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonunda Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; Vali Yardımcısı Adem Eser, protokol üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, otizmli bireyler ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. Panelde, alanında uzman isimler otizmi çok yönlü ele alarak hem bilimsel hem de toplumsal boyutlarıyla değerlendirdi. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Okan, otizmin bir engel değil, insan doğasının bir zenginliği olduğunu vurguladı. Okan, "Bakanlığımızın 2’nci Ulusal Eylem Planı çerçevesinde, Tunceli’de engelli bireylerimizi sadece hizmet alan değil, toplumun aktif ve üreten özneleri olarak konumlandırıyoruz. 2025 Eylül ayı itibarıyla hayata geçirdiğimiz ’Engelli Dostu Üniversite’ ve ’Engelsiz İş Gücü’ programlarıyla Türkiye’de öncü bir modeli uyguluyoruz. Şimdi ise 6.4 milyon TL bütçeli ’Tunceli Engelsiz Nefes Evi’ projemizle ilimizde ilk kez gündüzlü bakım merkezini kuracağız. Amacımız hem evlatlarımızın gelişimini desteklemek hem de fedakâr ailelerimize, özellikle annelerimize bir nefes aldırmaktır" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 23:26 Evde sıkılan kadınlar kıraathaneye gelip masa oyunlarıyla stres atıyor Isparta’da kıraathane kültürüne yeni bir boyut kazandıran bir kadın, 22 yıllık evliliğini sonlandırdıktan sonra yaklaşık 4 yıl önce eşinden kendisine kalan kıraathaneyi işletmeye başladı. Bu kıraathanede erkeklerin yanı sıra artık kadınlar da yer alıyor. Bazı kadınlar eşlerinden izin alarak tek başına, bazıları ise eşiyle birlikte gelerek masa oyunları oynuyor, sohbet ediyor ve sosyal hayata katılıyor. Emre Mahallesi’ndeki kıraathane, farklı konseptiyle hem kadınların hem de erkeklerin bir arada vakit geçirdiği samimi bir ortama dönüşürken, mahallede de dikkat çeken bir sosyal buluşma noktası haline geldi. Yaklaşık 4 yıl önce kıraathaneyi işletmeye başlayan Çetin, kısa sürede alışılmışın dışına çıkarak mekâna farklı bir kimlik kazandırdı. Toplumda uzun yıllardır erkeklere ait bir alan olarak görülen kıraathanede artık kadınlar da yer alıyor. Çetin’in işlettiği mekânda kadınlar, çay ve kahve eşliğinde bir araya gelerek sohbet ediyor, okey ve kağıt oyunları oynayarak günlük streslerini atıyor. Başlangıçta çevreden gelen şaşkın bakışlar ve eleştirilerle karşılaştığını belirten Çetin, zamanla bu önyargıların kırıldığını ifade ediyor. İşini severek yaptığını dile getiren Çetin, kadınların da her alanda var olabileceğini göstermek için sabah akşam mücadele verdiğini söyledi. Kadınların da buluşma noktası oldu Kıraathaneye gelen kadınların bazıları eşlerinden izin alarak arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi tercih ederken, bazıları ise eşlerini evde bırakıp tek başına geliyor. Öte yandan, eşleriyle birlikte gelerek okey masasına oturan ve birbirine oyun arkadaşı olan çiftler de dikkat çekiyor. Kadınların sosyalleşebileceği bir alan oluşturmayı hedeflediğini belirten Çetin, "Burası artık sadece erkeklerin değil, herkesin ortak noktası" anlayışıyla işletmesini sürdürüyor. Kahvehaneyi devraldı hayata tutundu Kıraathanenin işletmecisi Gülşen Çetin, "3 sene önce başladım. Ayrıldığım eşimle birlikte oğlum açmıştı burayı. Sonra hepsi bırakıp gidince üzerime kaldı, ihale de bu şekilde oldu. Şu anda ben işletiyorum, 4. seneye girmek üzereyim. Halimden gayet memnunum. Sonuçta bu bir ekmek parası, ne iş yaptığın çok da önemli değil bence. Beni burada görünce gelmek istemeyenler de oldu. Erkekler bazen daha küfürlü konuştukları için benden rahatsız olanlar vardı. Ama zamanla bunu aştık. Sadece kadınlardaki ön yargıyı tam olarak kıramadım, buna üzülüyorum. Oysa artık kadın-erkek herkes birlikte geliyor, kimse kötü gözle bakmıyor. Kadın ve erkek her yerde eşittir" dedi. "Kadınlar kendi ayakları üzerinde durmalı" Kadınların ön yargılarını kırıp bu tür ortamlara gelmesini desteklediğini söyleyen Çetin, "Maalesef birçok kadın günümüzde eziliyor, şiddet görüyor ya da çocukları için susmak zorunda kalıyor. Bu yüzden kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini düşünüyorum. Ne iş olursa olsun, kimseye muhtaç olmamalılar. İlk başladığımda bir çayı götürürken bile zorlanıyordum, şekerler ıslanıyordu. Şimdi ise bir tepside 15 çayı rahatlıkla dağıtabiliyorum. Beni gören bazı kadınlar şaşırıyor, ‘Kadın kahveci mi olur?’ diyenler oluyor. Ama ‘Helal olsun’ diyenler daha fazla ve bu beni çok gururlandırıyor. Kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğim, çocuklarıma bakabildiğim ve ekmeğimi kazandığım için gurur duyuyorum. Bu işte kazandıkça daha çok bağlanıyorum. Bazen burada ağladığım da oluyor, kahvenin ortasında güldüğüm de. Müşterilerimden çekinmiyorum çünkü yaklaşık 4 yıldır buradayım, artık hepsi ailem gibi oldu" ifadelerini kullandı. "Kadınlar çıkın gelin, eşlerinizle tartışırsanız elimden geleni yapar barıştırırım" Bu işletmeye gelen bazı kadınların eşlerinden izin alarak geldiğini belirten Çetin, "Bazılarını çocukları ya da yakınları eleştiriyor. Ama biz artık belli bir yaşa gelmiş insanlarız. Erkekler her yere rahatça gidebiliyorken kadınların gitmesine karşı çıkılması doğru değil. Ben 22 yıl boyunca baskı altında yaşadım, bunun bedelini çok ağır ödedim. Bu yüzden tüm kadınlara söylüyorum kimse körü körüne yaşamasın. Kahve kültürü sadece erkeklere ait değil. Kadınlar da artık buraya geliyor. Hatta apartman toplantıları bile burada yapılıyor. Kadınlar evde sıkılıyor; neden gelip burada vakit geçirmesinler? Çayı da uygun fiyata veriyorum. İsteyen eşiyle gelip okey oynayabilir. Kıskançlık yapanlar varsa, eşleriyle birlikte gelsinler, birlikte vakit geçirsinler. Hiçbir sorun olmaz. Tüm Isparta halkına, özellikle kadınlara sesleniyorum evde canınız sıkıldığında çıkın, gelin. Eşinizle tartışırsanız da getirin, elimden geleni yapar, barıştırırım" diye konuştu. "Burada çay, kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz" Eşinden izin alarak kıraathaneye geldiğini söyleyen 50 yaşındaki Ülker Göktaş, "Bugün arkadaşlarla toplanıp bir şeyler yapalım dedik. Ara sıra böyle bir araya geliyoruz. Çay, kahve içiyoruz, sohbet edip dedikodu yapıyoruz. Eşime söyledim, izin aldım. ‘Ben kahveye gidiyorum’ dedim, o da ‘tamam’ dedi. Böyle olunca biraz hava değişikliği oluyor, evde oturmaktan iyidir. Ara sıra gezmek için de güzel oluyor. Akşam yemeğini yaptıktan sonra bulaşıkları yıkayıp buraya geliyorum. Gülşen Hanım’ı da destekliyorum. Sonuçta bir kadının bu işi yapmasını desteklemek gerekir" dedi. "Başta tereddüt ettik ama herkes burayı sahiplendi" İşletme sahibi Gülşen Çetin’in oğlu Samet Sağören, "Biz burayı açalı yaklaşık 4 sene oluyor. Buraya bayağı bir yenilik getirdik. Artık hem kadınlar hem erkekler geliyor, karma bir ortam oluştu. İlk başlarda biraz karamsardım. Ancak zamanla annemin de alıştığını fark ettim. Müşterilerin farklı gözle bakmadığını, annemi bir kardeş ya da abla gibi gördüklerini gördüm. Bu da içimi rahatlattı. Zaten bu işi severek yapıyor. Kadınlar da artık buraya geliyor ve şu an annem çok mutlu" dedi. "Eşiniz nerede diye düşünmek yerine birlikte gelin" Eşiyle birlikte kıraathaneye gelen Buse Sağören, "Biz eşimle evleneli 1 sene olacak. Ben eşimi tek başına bir yere göndermiyorum, hep benimle olsun istiyorum. Kocanızın nerede olduğunu düşünmek yerine siz de eşinize katılın, birlikte gelin, okey oynayın" ifadelerini kullandı.
ESOB Başkanı Fırat’tan 12 Mart mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 10:54 ESOB Başkanı Fırat’tan 12 Mart mesajı Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Rasim Fırat 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurutuluşunun 108. yıl dönümü nedeniyle bir kutlama mesajı yayımladı. ESOB Başkanı Fırat, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıç noktası, İstiklal mücadelemizin yıkılmaz kalesi Erzurum’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 108’nci yıl dönümünü kutluyoruz. Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bir mihenk taşı olan Erzurum, 6000 yıllık tarihiyle yıkıcı bütün faaliyetlere karşı durmuş; barışın, huzurun, inancın, azmin, ilmin ve irfanın merkezi olmuştur. Tarih boyunca birçok saldırıya maruz kalan Erzurum, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda gösterdiği kahramanlığın rastlantı olmadığını, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadeleyle bir kez daha ortaya koymuştur. Tarihi, şan ve şerefle dolu olan dadaşlarımız; yıllarca çektikleri acılara kurtuluş mücadelesiyle son vermiş ve 12 Mart 1918’de tekrar al bayrağımıza kavuşmuştur. I. Dünya Savaşı sonucunda Ruslar ve Ermenler tarafından işgal edilen Erzurum’da, ağır şartlara mahkûm edilen atalarımız istiklal ve istikballerinden ödün vermemiş, tarihe geçen kahramanlıklarıyla emperyalizm heveslilerini yurdumuzdan def etmiş, Erzurum Kongresi’nde Millî Mücadele’mizin meşalesini yakmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk tohumları şehrimizde atılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yol da yine Erzurum’dan geçmiştir. Anadolu’nun işgalden kurtulmasında büyük rol oynayan kahramanların torunları olarak bizler onların bize emanet ettiği bu serhat şehri en değerli yadigâr gibi korumaya devam edeceğiz. Erzurum’un kurtuluşu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna da bir zemin oluşturmuştur. Aziz Erzurum’umuzun kurtuluş gününde bir kez daha bu vatanı bize aziz kılan, geriye baktığımızda bizlere şerefli bir miras bırakan ve her daim hatıralarıyla onurlandığımız milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’u da, 108’nci yılında minnet ve şükranla yad ediyor, Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Ecdat yadigârı, tarihin emaneti Erzurum; şehitlerimizin toprağa sızmış kanları ve havaya karışmış nefesleriyle bizimdir ve ebediyen bizim kalacaktır. Erzurumlu hemşerilerimizin "Kurtuluş Bayramını" tebrik ediyorum. Bugün 12 Mart, okunduğu her zaman gönlümüzü titreten, ruhumuzu coşturan İstiklal Marşı’mızın millî marş olarak kabulünün 108’nci yıl dönümü. Karanlık günlerin şimal yıldızı gibi ortaya çıkan, sözleriyle milletimize millî benliğini hatırlatan, İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un duasını hatırlatmak istiyorum: "Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın! "Allah bizlere, İstiklal Marşı’nın ilk sözünden aldığımız ilhamla yola devam etmeyi nasip etsin. İstiklal Marşı’ndan yansıyan inanç ve umut ışığı bizleri her zaman aydınlatsın. 12 Mart 1921"de TBMM’de millî marş olarak kabul edilen ve gözyaşlarıyla tekrar tekrar dinlenilen İstiklal Marşı’nı, aynı ruh, aynı heyecan ve aynı ülküyle seslendiriyoruz. Göğsündeki iman ile vatan sevgisini yoğuran ve bize ebediyete namzet bir kahramanlık destanı hediye eden Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla anıyorum."
Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir"
12 Mart 2026 Perşembe - 10:54 Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir" Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan yuvalama, geçmişten bugüne uzanan güçlü bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Şef Tahir Tekin Öztan, eski bayramların ve geleneksel mutfak kültürünün unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Öztan, yuvalamanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren bir sosyalleşme geleneği olduğunu ifade etti. Eski bayramların günler öncesinden başlayan bir heyecanı olduğunu anlatan Öztan, çocukların bayram için yeni ayakkabı ve elbiseler almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Bayram hazırlıklarının mutfaklarda başladığını belirten Öztan, özellikle Gaziantep’te yuvalamanın bayram sofralarının vazgeçilmez yemeklerinden biri olduğunu söyledi. Yuvalamanın oldukça zahmetli ve emek isteyen bir yemek olduğuna dikkat çeken Öztan, bu nedenle hazırlıkların çoğu zaman komşuların bir araya gelmesiyle yapıldığını anlattı. Eskiden pirincin havanda dövüldüğünü, etin hazırlandığını ve yuvalamanın komşularla birlikte yapıldığını aktardı. Yuvalama hazırlanırken sadece yemek yapılmadığını, aynı zamanda insanların sohbet ettiğini ve birbirlerinin halini hatırını sorduğunu vurguladı. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden birinin de lezzetinin yanında insanları bir araya getirmesi olduğunu ifade etti. Yuvalamanın eskiden genellikle yılda bir kez, bayramlarda yapıldığını belirten Öztan, bayram sabahlarının kendine özgü bir atmosferi olduğunu söyledi. Bayram namazından dönen aile büyüklerini evde sade yağ ve nane kokusunun karşıladığını, sofrada şehriyeli pirinç pilavı, sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemeklerinin yer aldığını anlattı. Bütün ailenin aynı sofrada buluştuğunu ve gurbette olan akrabaların da bayram için memlekete geldiğini ifade etti. "Yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir" Eski bayramları anlatan şef Öztan, "Biz aslında çocukluğumuzun bayramlarını anlatıyoruz ki geleceğe bir ışık olsun. Bu hatıralar kayıt altında kalsın istiyoruz. Bazen gençler bu konuya kızabiliyor. ’Eski bayramlar’ denildiğinde bunu gereksiz bulanlar oluyor. Oysa eski bayramları bilmeden yenisini anlamak mümkün değildir. Eskiden bayram heyecanı günler öncesinden başlardı. Küçükler için bayram demek yeni ayakkabı ve yeni elbiseler demekti. Bu heyecan evlerde günler öncesinden hissedilirdi. Mutfaklarda ise annelerimizin bayram hazırlıkları başlardı. Özellikle Gaziantep’te bayram denildiğinde akla ilk gelen yemeklerden biri yuvalamadır. Yuvalama hazırlanırken büyük bir emek verilirdi. Önceden pirinç alınır, havanda dövülerek un haline getirilirdi. Et alınırdı ve bu hazırlıklar çoğu zaman komşularla birlikte yapılırdı. Çünkü yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir. Öyle birkaç saatte hazırlanacak bir yemek değildir. Hem masraflıdır hem de ciddi bir emek ister. Bu yüzden komşular bir araya gelir, birlikte yuvalama hazırlamaya başlarlardı" dedi. "İnsanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi" Yuvalamanın önceden sosyalleşme aracı olduğunu söyleyen şef Öztan, "Yuvalama yapılırken sadece yemek hazırlanmazdı, aynı zamanda sohbet edilirdi. Komşunun hali hatrı sorulur, kimin oğlu askerde, kimin kızı gelin olmuş, kimin bir sıkıntısı var. Bunlar konuşulurdu. Yani insanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden biri de sadece lezzetli olmaları değil, aynı zamanda insanları bir araya getirmeleridir. Yuvalama da bu yemeklerin en güzel örneklerinden biridir. Eskiden yuvalama yılda genellikle bir kez, bayramlarda yapılırdı. Bayram sabahı babamız bayram namazından eve geldiğinde evin içi sade yağ ve nane kokardı. Sofrada yeni yapılmış şehriyeli pirinç pilavı, aslan sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemekleri hazır olurdu. Bütün aile bir araya gelir, aynı sofrada bayram yemeğimizi yerdik. Bayram aynı zamanda akrabaların bir araya geldiği özel bir zamandı. Gurbette okuyan bir talebe varsa o gelirdi, başka şehirde çalışan varsa o da bayram için memlekete dönerdi. Herkes bir araya gelir, bayram birlikte yaşanırdı" ifadelerini kullandı. "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir" Yuvalamanın Gaziantepliler için önemine dikkat çeken Öztan, "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir. Adeta bizim milli yemeğimiz gibidir. Yuvalama yapılırken önce pirinç dövülerek un haline getirilir. Bunun içine çiğ köftelik et, biraz soğan, karabiber ve tuz eklenir. Bu karışım güzelce yoğrulur. Daha sonra hamurdan çok küçük parçalar alınarak yuvarlanır. Bu yuvarlaklar nohuttan bile küçük olur. Hatta eskiler ’bir kaşığa kırk tane sığacak kadar küçük olacak’ derlerdi. Daha sonra kemikli et ayrı bir yerde pişirilir. Nohut haşlanır. Süzme yoğurt hazırlanır. Köfteler piştikten sonra yoğurt, et ve nohutla buluşturulur. Üzerine de sade yağda kızdırılmış nane eklenir. Böylece yuvalama hazır olur. Yanında mutlaka şehriyeli pirinç pilavı ve aslan sütlaç bulunur. Günümüzde ise fabrikasyon ürünler çoğaldı. Hazır yemekler arttı ve eski tatların bir kısmı kayboldu. Bunun en büyük sebebi de eski bayramların yaşanmıyor olmasıdır. Eskiden bayram denildiğinde insanlar bir araya gelirdi. Şimdi ise çoğu kişi bayram tatilini seyahat planı olarak görüyor" şeklinde konuştu. "Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir" Bayram tatilinin insanların bir araya gelmesi için olduğunu söyleyen Öztan, "Biz ise bu zamanı gezmek için kullanıyoruz. Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir. Yuvalama da böyledir. Ne yazık ki bayramlarımız gibi yuvalamamız da zamanla yozlaşmaya başladı. Ancak yine de umudumuz var. Eğer bizler ve bizim gibi bu kültürü anlatan insanlar her bayram bu gelenekleri hatırlatmaya devam edersek, en azından bu değerler unutulmaz. Belki herkes yapmaz ama en azından hatıralarımızda ve kültürümüzde yaşamaya devam eder" diye konuştu.
Başkan Kahveci: "Kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem veriyoruz"
12 Mart 2026 Perşembe - 10:52 Başkan Kahveci: "Kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem veriyoruz" Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarete Belediye Başkan Yardımcısı Osman Ortaclı ile Su ve Kanalizasyon Müdürü Murat Yenidoğan da katıldı. Görüşmede Kütahya’da tarım ve kırsal kalkınma alanında yürütülen çalışmalar ile IPARD programı kapsamında sağlanan hibe destekleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette konuşan Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, tarım ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilir gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, üreticilerin ve girişimcilerin destek programlarından en verimli şekilde yararlanmasının önemine dikkat çekti. Kahveci, Kütahya’da üretimi güçlendirecek ve kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem verdiklerini ifade etti. TKDK Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan ise kurum tarafından Kütahya’da gerçekleştirilen yatırımlar ve sağlanan hibeler hakkında bilgi verdi. Karaaslan, tarım, hayvancılık ve kırsal ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkı sağlayacak projelerin desteklenmeye devam edeceğini belirtti. Karşılıklı iyi dileklerin paylaşıldığı ziyaret, iş birliği imkanlarının değerlendirilmesi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kayseri’ de kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için buluştu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:52 Kayseri’ de kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için buluştu Kayseri Ticaret Odası (KTO) Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Desteği ile ’2026 Kadın Çiftçiler Yılı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ dolayısıyla ‘Kadın Çiftçiler Gelecek İçin Buluşuyor’ iftar programı düzenlendi. Düzenlenen program, iftar yemeğinin ardından panel ile devam etti. Programa Vali Yardımcısı Erkan Kaçmaz, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, KTO Başkanı Ömer Gülsoy, TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü, TKDK Nevşehir İl Koordinatörü İbrahim Sertaç, protokol üyeleri ve 260 kooperatif üyesi kadın çiftçi katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Kadın elinin değdiği yerde bereket vardır ama en önemlisi disiplin vardır. Kadınlarımızın titizliği, işine gösterdiği sadakat ve o disiplinli çalışma ruhu; sadece bir aileyi değil, koca bir şehri, koca bir ülkeyi kalkındıracak güçtedir. Bugün Kayseri tarımda, üretimde Türkiye’nin parlayan yıldızıysa; bu başarının sessiz ama en güçlü kahramanları sizlersiniz. Tarlada izi olanın harmanda yüzü olurmuş. Sizlerin hem tarlada izi var, hem de bu şehrin geleceğinde çok büyük emeği var. Kayseri Ticaret Odası olarak bizler; kadın emeğinin güçlenmesini sadece sosyal bir sorumluluk değil, en temel stratejik önceliğimiz olarak görüyoruz. Kadın üretimde ne kadar görünür olursa, ekonomimiz de o kadar güçlü olur. Bakınız, Avrupa Birliği de bugün tarım ve kırsal kalkınmanın merkezine kadınları koyuyor. Biz de Odamız bünyesindeki 1996’dan beri faaliyet gösteren AB Bilgi Merkezimiz aracılığıyla yürüttüğümüz çalışmalarla; kadın girişimcilerimizin ve kadın çiftçilerimizin bilgiye, iyi uygulamalara ve destek mekanizmalarına erişimini artırmayı hedefliyoruz. Buradan özellikle altını çizmek isterim ki; IPARD Programı ve TKDK destekleri, kırsalda üretim yapan siz değerli kadınlarımız için devasa birer fırsat kapısıdır. Bugün burada gerçekleştireceğimiz sunum, bu desteklerden nasıl faydalanacağınız konusunda sizlere ışık tutacak. Kayserili kadın girişimcimiz dünyadaki iyi uygulamaları bilsin, en modern teknikleri kullansın ve hak ettiği desteği sonuna kadar alsın. Siz yeter ki üretin, siz yeter ki o disiplinli elinizi topraktan, tezgâhtan çekmeyin; biz sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz" İfadelerini kullandı. "Kadın elinin değdiği, kadın emeğinin değdiği her şey kutsaldır" Vali Yardımcısı Erkan Kaçmaz da, kadın çiftçilere desteklerinin devam edeceğini belirterek, "Kadın elinin değdiği, kadın emeğinin değdiği her şey kutsaldır. Bu hususta hepimizin malumu sayın valimizin himayelerinde kadın emeğinin taçlanması, bereketlenmesi, artması adına tüm Türkiye’ye örnek olan kadın kooperatiflerinin koordine edilmesi, desteklenmesi, her türlü imkanı seferber edilmesi adına canla başla bir rol model, bir Kayseri modeli ortaya koymaya da çalışıyoruz. 41 kadın kooperatifimiz olana kadar 200 milyondan fazla ciro elde ederek 600’den fazla kadınımıza istihdam sağlayan bir yapıya dönüşmüş durumda çok kısa bir sürede. Bu da önümüzdeki günlerde artarak bereketlenerek devam ediyor. Tabi bunun en önemli sebebi de kadınlarımızın emeği ve gayretidir. Tüm kadınlarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi. "32 tane coğrafi işaret ürünümüz var, daha önce 26 taneydi" İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise, "Kayseri’miz tarımsal üretimde ton bakımından Türkiye’de 5’inci sırada. 2022 yılında 11’inci sıradaydı. Şu anda 5’inci sıraya geldi. Yani üretilen ürünlerin toplam miktarında 15’inci sırada yer alıyor. Toplam işlenen tarım alanının, yani Türk toprağa düşen tohum alanı miktarında da Türkiye’de şu anda yine 5’inci sırada. 2022 yılında 10’uncu sırada yer alıyordu. Bu da bizim en önemli gurur tablomuz. Kayseri’mizin Türkiye’de ilk 10 içerisinde 24 tane ürünü var. Bunlardan 4 tanesi de 1’inci sırada. Aspir üretiminde 1’inci sırada, çavdarda 1’inci, çerezlik kabak 1’inci, kimyon 1’inci, çerezlik ayçiçeği 2’nci, patates üretimi 2’inci bu şekilde devam ediyor. 24 ürün de Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer alıyor. Tabi coğrafi işaret ürünlerimiz var. 32 tane coğrafi işaret ürünümüz var, daha önce 26 taneydi. Kayseri’de hayvan varlığına baktığımızda Tükiye’ de ilk 10 içerisindeyiz. Büyükbaşta 9. Sırada, küçükbaşta 14. Sırada, Mandada 4. Sırada, kanatlı hayvanda 9. Sıradayız" diye konuştu. "Tarımda üretimin bel kemiği kadın emeğidir" TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü da, "Bugün burada aslında hepimizin çok iyi bildiği bir gerçeği bir kez daha vurguluyoruz: Tarımda üretimin bel kemiği kadın emeğidir. Kayseri’de tarlada, serada, üretimde ve pazarlamada kadınlarımız var; Alın teri var, sabır var, emek var. Bizler her zaman söylüyoruz: Sanayide kadın eli, ticarette kadın eli, tarımda kadın eli. Kadınların emeğiyle Türkiye’nin üretim gücü her geçen gün daha da büyüyor. Bugün kadınlarımızın fedakârlıkları sayesinde tarımsal üretim ve hayvancılık güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde devam ediyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulu olarak sahada çok net görüyoruz ki kadınlar üretmek istiyor, büyümek istiyor ve birlikte güçlenmek istiyor. Kooperatiflerimiz de bu noktada kadın emeğinin değer kazanmasında ve üretimin daha güçlü hale gelmesinde çok kıymetli bir rol üstleniyor. Öte yandan Avrupa Birliği de kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını öncelikli alanlardan biri olarak görüyor. Bugün burada paylaşılacak destek mekanizmalarının özellikle kadın çiftçilerimiz için önemli fırsatlar sunacağına inanıyorum. Bizler de Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınların üretimde daha görünür olması, daha fazla değer üretmesi ve ekonomiye daha güçlü katılması için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak
12 Mart 2026 Perşembe - 10:50 Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak Bayrama sayılı günler kala Gaziantep’in tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. UNESCO tarafından dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescillenen ve 108 tescilli lezzetiyle Türkiye’de en fazla coğrafi işaretli ürüne sahip şehirler arasında yer alan Gaziantep’in eşsiz lezzetleri bayramlarda damakları tatlandırıyor. Antep kurabiyesi için mesai başladı Gaziantep’in eşsiz lezzetlerinden olan ve kentte özellikle Ramazan bayramlarına özel olarak hazırlanan coğrafi işaret tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. Osmanlı döneminden bu yana Gaziantep’te bayram için üretilen fıstıklı kurabiye, hafifliği, doğallığı ve sindirim kolaylığıyla Ramazan Bayramı’nda şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Kurabiyeye yoğun talep var 2019 yılında coğrafi işaretle tescillenen ve Ramazan Bayramı’nda da misafirlere ikram edilecek olan Antep fıstıklı kurabiye siparişlerini almaya başlayan işletmeler, sahur saatinde başladıkları mesailerini günü ilk ışıklarına kadar sürdürüyor. Ustalar yoğun mesai harcıyor Gaziantep’i dünyanın en önemli mutfak duraklarından biri haline getiren lezzetlerden birisi olan, sade ve Antep fıstıklı olarak üretilen, aynı zamanda "Bayram Kurabiyesi" olarak da bilinen kurabiye yapımı için ustalar, yoğun mesai harcıyor. Sadeyağ, irmik, un, şeker ve fıstık ile yapılan Antep kurabiyesi, bayramlarda hem göze hem de mideye hitap ediyor. Bayramın yaklaşmasıyla Antep fıstıklı kurabiye siparişlerinin de arttığını belirten katmer ve simit işletmecisi Furkan Yıldırım, "Bizim için Ramazan Bayramı mutluluk ayı diyebiliriz. Ramazan’ın bereketli bir ay olması bize de bol kazanç olarak yansıyor" dedi. "Kurabiye bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" Kurabiyenin çok hafif ve ağızda dağılmasıyla yemesi keyif veren bir lezzet olduğunu belirten Yıldırım, "Gaziantep gastronomi şehridir. Gaziantep’in birçok lezzeti var ve Gaziantep’te sadece bayrama has olan lezzetler de var. Bu lezzetlerden bir tanesi de fıstıklı Antep kurabiyesidir. Kurabiye ve diğer pasta çeşitleri bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" şeklinde konuştu. "Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir" Bayram yaklaştıkça siparişlerin arttığını belirten Yıldırım, "Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı ve Ramazan Bayramı yaklaştıkça bizimde tatlı telaşımız başladı. Şu an da yoğun bir şekilde başta fıstıklı Antep kurabiyesi olmak üzere diğer pasta çeşitlerinin siparişini almaktayız. Vatandaşlarımız şimdiden siparişlerini veriyorlar. Siparişler geldikçe bizim de yoğunluğumuz artıyor ve vatandaşlarımızın verdiği siparişleri gününde teslim etmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir. Bu lezzetin bayram sofraların da yer alması için bayram sabahına kadar yoğun bir şekilde çalışacağız" diye konuştu.
Madırlı’dan TİM Başkanı Gültepe’ye nezaket ziyareti
12 Mart 2026 Perşembe - 10:50 Madırlı’dan TİM Başkanı Gültepe’ye nezaket ziyareti Doğu Anadolu İhracatçı Birliği (DAİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve DAİB Başkan Adayı, Erzurumlu iş insanı Ömer Madırlı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’ye nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatın gelişimine büyük önem verdiklerini belirterek sanayinin planlı bir şekilde Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade etti. Gültepe, "Küresel koşulların ihracatımızın önüne yeni engeller çıkardığı bir dönemde, en azından rekabetçiliğimizi destekleyecek önlemleri mutlaka alabilmeliyiz. Bölgenin üretim ve ihracatını Türkiye ekonomisinde sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin lokomotifi olarak görüyoruz. Arzu ettiğimiz oranlarda olmasa da 2025 yılında ihracatımızı artırdık. Artırmaya da devam edeceğiz." dedi. DAİB Yönetim Kurulu Üyesi ve DAİB Başkan Adayı Ömer Madırlı ise TİM Başkanı Mustafa Gültepe’ye sıcak misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Madırlı, "DAİB Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ethem Tanrıver Başkanlığı’nda Ülkemizin ihracatının gelişimi, bölgemizin üretim gücünün artırılması ve ihracatçılarımızın beklentilerinin karşılanması için her geçen yıl daha fazla çaba gösterdik. Kararlılıkla göstermeye devam edeceğiz. DAİB olarak Doğu Anadolu’nun sahip olduğu potansiyelin daha güçlü şekilde değerlendirilmesi ve ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha etkin rol alması için yapılacak çalışmaları önemli görüyoruz. Birlikte ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Kütahya Valisi Musa Işın, jandarma ve emniyet personeli ile iftarda buluştu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:49 Kütahya Valisi Musa Işın, jandarma ve emniyet personeli ile iftarda buluştu Kütahya Valiliği tarafından düzenlenen iftar programında, Musa Işın, jandarma ve emniyet personeliyle aynı sofrayı paylaşarak orucunu açtı. Programda konuşan Vali Işın, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren bir zaman dilimi olduğunu ifade ederek, "Birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin daim olmasını diliyorum. Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin. Ramazan ayının feyzini, bereketini ve rahmetini ülkemize, milletimize ve siz kıymetli kardeşlerimize nasip etsin" dedi. Kütahya’nın huzurlu ve güvenli bir şehir olduğuna dikkat çeken Vali Işın, bu huzurun sağlanmasında emniyet ve jandarma teşkilatının büyük emeği bulunduğunu vurguladı. Işın, "Bugün burada sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Halkımızın emniyetini ve kamu düzenini sağlamak için gösterdiğiniz çabalar, şehrimizin güvenliği açısından çok değerli" ifadelerini kullandı. Vali Işın, düzenli olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantılarına da değinerek ilin genel güvenlik durumunun iyi seviyede olduğunu belirtti ve emeği geçen tüm personeli tebrik etti. Konuşmasının sonunda güvenlik güçlerinin ailelerine de selamlarını ileten Vali Işın, "Ailelerinize selam ve hürmetlerimi iletiyorum. Çocuklarınızla ve sevdiklerinizle sağlık, huzur ve esenlik içerisinde nice Ramazanlara ve bayramlara erişmenizi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. İftar programı, yapılan duanın ardından sona erdi.