GÜNDEM
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:38 Terme’de emeğe vefa Samsun’un Terme Belediye Meclisi, Mart ayında hayatını kaybeden Ambartepe eski Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi Kemal Akbulut’un adı, uzun yıllar hizmet ettiği Ambartepe Mahallesi’ndeki en büyük caddeye verildi. Mecliste, Ambartepe Mahallesi’ndeki Terme Caddesi’nin adının "Kemal Akbulut Caddesi" olarak değiştirilmesi teklifini meclis onayına sunan Başkan Kul, vefa duygusunun önemine dikkat çekerek, "İstiyoruz ki onun yıllarca adım adım arşınladığı, hizmet aşkıyla yürüdüğü o yollarda adı kıyamete kadar yaşasın. Evlatlarımız o caddeden geçerken, Terme için çarpan koca bir yüreğin hikâyesini hatırlasın" dedi. Başkan Şenol Kul, Kemal Akbulut ile olan yol arkadaşlığını ve Terme için kurdukları hayalleri anlattı. Akbulut’un sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda halkın gönlünde yer etmiş bir dava insanı olduğunu belirten Başkan Kul, "Kemal Başkan; Ambartepe’nin sarp yollarında, Örencik’in sisli tepelerinde, Kesikkaya hattında bizim atan nabzımız, gören gözümüz, işiten kulağımızdı. O köylerde hemşehrilerimizin derdiyle dertlenirken kurduğumuz hayaller, bugün bizim için kutsal bir emanettir" diye konuştu. Terme Belediye Meclisi’nde yapılan oylamada ilgili madde, tüm grupların desteğiyle oy birliğiyle kabul edildi. Kararın ardından meclis üyelerine hitaben duygusal bir teşekkür konuşması yapan Başkan Kul, "Sana söz veriyorum koca yürekli başkanım, o tepelerde birlikte kurduğumuz hiçbir hayali yarım bırakmayacağız. Senin o samimi duruşun bu meclisin ruhunda yaşamaya devam edecek" şeklinde konuştu. Kul, konuşmasını Kemal Akbulut’un ailesine ve tüm Terme halkına bir kez daha başsağlığı dileyerek tamamladı. Meclis salonunda hüzün ve gururun bir arada yaşandığı oturum, merhum başkan için edilen dualarla sona erdi.
Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor
12 Mart 2026 Perşembe - 10:00 Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor Osmangazi Belediyesi’nin kentin tarihi ve kültürel mirasını çocukların hayal gücüyle buluşturduğu "Masal Rotası" ile Osmangazi’nin köklü geçmişi yeniden keşfedilirken, çocuklar dinledikleri hikayelerden yola çıkarak yeni masallar, karakterler ve anlatılar oluşturuyor. Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Masal Rotası Atölyesi ile kentin tarihi mekanları, çocukların gözünden yeniden yorumlanıyor. Proje kapsamında oluşturulan rota ile çocuklar, Osmangazi’nin farklı noktalarında yer alan tarihi yapıları ziyaret ederek bu mekanların geçmişini öğreniyor. Bunun yanı sıra katılımcılar gözlem yaparak ve duydukları hikayelerden ilham alarak kendi anlatılarını oluşturuyor. Masal Rotası Atölyesi, yalnızca tarihi mekanları tanıtmayı değil; aynı zamanda bu mekanların taşıdığı kültürel hafızayı çocukların hayal dünyasıyla zenginleştirmeyi hedefliyor. Atölye kapsamında rotanın durağı olan Kedili Tekke’yi ziyaret ederek, tarihi mekanı yakından inceleme fırsatı bulan çocuklar, dinledikleri hikayelerden de yola çıkarak yeni karakterler ve masallar üretti. Böylelikle çocuklar, bilmekle becerilerini geliştirerek, kentin kültürel mirasıyla hayal güçlerini bütünleştirdi. Etkinlik hakkında bilgiler veren Masal Rotası Atölyesi Eğitmeni Duygu Deniz Bilgin, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Birçok mekandan oluşan bir proje, o yüzden ismi masal rotası. Osmangazi’deki tarihi mekanlarla ilgili bir rota oluşturmaya çalışıyoruz. Buranın yapısını, dokusunu dönüştürmek değil, burayla hikayeyi dönüştürmek, burayla ilgili hikayeyi geliştirmek ve bilinirliğini sağlamak amacımız. En önemlisi de çocuklarla bir arada bulunarak ortak üretim yapabilmek. İlk projemiz de Kediler Tekkesi oldu. Burayı izledik, gözlemledik, hikayeler dinledik. Dinlediğimiz hikayelerden bize ne kaldı ve bu kalan şeylerle ilgili yeni karakterler, yeni bir durum göstermeye çalışıyoruz." Atölyeye katılan çocuklar ise çok büyük keyif aldıklarını dile getirerek, aynı zamanda kitaplar okuyarak ve yazılar yazarak oldukça eğlendiklerini kaydetti.
Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:56 Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı Hatay’da 61 yaşındaki engelli kızı Durdunaz Sözalan’a gözü gibi bakan 80 yaşındaki Nazmiye Sözalan’ın evine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan ve ömrünü kızına adayan Sözalan’ın elini öpen Vali Masatlı ile anne ve kızının sohbetleriyse yürekleri ısıttı. Yayladağı ilçesi Kulaç Mahallesi’nde yaşayan 80 yaşındaki anne Nazmiye Sözalan’ın 61 yaşındaki kızı Durdunaz Sözalan, doğuştan bedensel engelli olarak doğdu. Ayağa kalkamayan ve ömrünü yatağa bağımlı geçiren bedensel engelli Durdunaz’ı hayata tutunduran ise annesi oldu. İlerleyen yaşına rağmen evladının her şeyiyle ilgilenen anne Nazmiye adeta ömrünü kızı Durdunaz’a adadı. Engelli kızının bakımlarını ve ihtiyaçlarını yapan anne kızına umut olurken, bir yandan bağ, bahçe ve ev işlerini yapmaya devam ediyor. Engelli kızına olan merhametiyle takdir toplayan anne ve kızın, evlerine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Fedakar anne Vali Masatlı’yı elinde çiçekle evin kapısında karşıladı. Topluma örnek olan annenin elini öpen Vali Masatlı’nın Nazmiye Sözalan ile Durdunaz Sözalan arasındaki sohbetse yürekleri ısıttı. "Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" 61 yaşındaki kızıyla birlikte kaldığı evi Hatay Valisi Masatlı’nın ziyaret ettiğini ifade eden Nazmiye Sözalan, "Ben ve kızım uzun zamandır birlikte yaşıyoruz. Ben 80 yaşındayım kızım ise 61 yaşında oldu. Kızıma baktığım için memnunum ve rahatım. Kızımla birlikte iyi veya kötü bir şekilde zaman geçiyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın iyiliklerini ve güzelliklerini düşünürüm. Hepsinden de Allah razı olsun. Allah elden ayaktan düşürmesin. Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" dedi. Valiliğin kendisine hediye ettiği tekerlekli sandalyeyle dışarı çıkma fırsatı bulduğunu söyleyen Durdunaz Sözalan, "Ben 61 yaşındayım annemde 80 yaşında oldu. Günlerimiz iyi geçiyor ve iyi gelip geçiyor. Annemle birlikte mutlu ve güzel yaşıyoruz, üzülmüyoruz. Annemi üzmüyorum. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın gelmesi bizi çok mutlu etti. Valiliğin verdiği tekerlekli sandalyeye binip annem dışarıya götürüyor. Tekerlekli sandalye olduğumdan beri daha rahat geziyorum" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:29 Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını söyledi. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu ile Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu tarafından, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi iş birliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen, Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayının açılış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Düzce Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çeven, çalıştayın temel amacının yapay zeka, sensör ağları ve robotik teknolojilerinin afet yönetiminde nasıl etkin ve hayat kurtarıcı çözümler üretebileceğini bilimsel bir zeminde tartışmak olduğunu belirtti. "Yapay zeka artık hayatın her alanında yer alıyor" Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını belirterek üniversitelerde bu alanda yapılan çalışmaların önemine değindi. Düzce Üniversitesi’nin öğrenci projeleri, Teknofest başarıları ve bilimsel çalışmalar açısından önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Nedim Sözbir, öğrencilerin azmi ve akademisyenlerin desteğiyle elde edilen bu başarıların üniversitenin bilimsel üretkenliğini güçlendirdiğini söyledi. Sözbir, çalıştayın afet yönetimi ve erken uyarı teknolojileri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. "Deprem riskini azaltmanın yolu bilim ve hazırlıktan geçiyor" Programın panel oturumunda; Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aslan’ın yönetiminde gerçekleştirilen panelin ilk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, "Afet erken uyarı sistemlerinin afet önlem alma ve kayıpların azaltılmasına etkileri" başlıklı sunumunda Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, ülkemizin büyük depremler açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzce ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle tarihi olarak önemli depremler yaşadığını belirten Barış, depremlerin yerinin büyük ölçüde bilinebildiğini ancak zamanının öngörülmesinin halen mümkün olmadığını söyledi. "Erken uyarı sistemleri toplum sağlığını korur" Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Karadağ, afet erken uyarı sistemlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Erken uyarı sistemlerinin yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmadığını; yaralanmaların, bulaşıcı hastalıkların ve çevresel sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağladığını ifade eden Karadağ, toplumun afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması için sağlık sektörünün erken uyarı sistemlerine entegre edilmesi, düzenli tatbikatların yapılması ve sağlık ile medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Erken uyarı sistemi tahmin değil, saniyeler kazandıran bir mekanizmadır" Sentez Yer ve Yapı Mühendislik CTO’su Dr. Süleyman Tunç ise Marmara deprem erken uyarı altyapısını teknik yönleriyle ele aldı. Deprem erken uyarı sistemlerinin bir tahmin mekanizması olmadığını belirten Dr. Tunç, deprem dalgaları arasındaki zaman farkından yararlanarak saniyeler kazandıran bir sistem olduğunu vurguladı. "Marmara depremine karşı hazırlıklı olmak zorundayız" Panelin son konuşmacısı EDİS Afet ve Deprem Sistemleri CEO’su Ali Emre Erişen ise Marmara bölgesinde beklenen büyük depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekti. Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken uyarı sistemleri ve teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını belirten Erişen, EDİS sisteminin çalışma prensiplerini katılımcılarla paylaştı. Açılış programının ardından "Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı", Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen oturumlarla devam etti. Çalıştay kapsamında farklı çalışma masalarında bir araya gelen akademisyenler, uzmanlar, kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları görevlileri ve öğrenciler; afet yönetimi, erken uyarı teknolojileri, yapay zeka etik ve hukuki çerçevesi, lojistik süreçler, eğitim ve sağlık, bilgi güvenliği ve toplumsal farkındalık gibi başlıkları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi.
Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:28 Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İstiklal Marşı’nın milletimizin bağımsızlık iradesini, ortak değerlerini ve tarihî hafızasını en güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü" mesajı şöyle: "Milletimizin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşı, millet olarak topyekûn verdiğimiz kurtuluş savaşı mücadelemizin en zor şartlarında kaleme alınmış; milletimizin imanını, azmini ve kararlılığını yansıtan müstesna bir eser olarak 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından millî marş olarak kabul edilmiştir. Türk edebiyatı ve düşünce hayatının önemli isimlerinden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, güçlü şahsiyeti, ahlaki duruşu ve milletine duyduğu derin bağlılıkla yalnızca büyük bir şair değil; aynı zamanda örnek bir aydın ve mütefekkir olarak tarihimizde seçkin bir yere sahiptir. Onun kaleme aldığı İstiklal Marşı; iman, vatan sevgisi, fedakârlık ve özgürlük ideallerini güçlü bir şekilde dile getiren; milletimizin millî ve manevi değerlerini yansıtan eşsiz bir eserdir. Kayseri Üniversitesi olarak millî ve manevi değerlerimizin korunması, tarihî hafızamızın güçlendirilmesi ve bu değerlerin genç nesillere doğru biçimde aktarılması yönünde önemli bir sorumluluk taşıdığımızın bilincindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde başta milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere, istiklalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak"
12 Mart 2026 Perşembe - 09:25 Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla andı. Büyükkılıç, "İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin ebedî belgesidir. İstiklal şairimiz Ersoy’un ‘Asım’ın Nesli’ ideali, gençlerimizle yaşayacak" dedi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin istiklal ve istikbal uğruna verdiği mücadelenin önemine dikkat çekti. İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılı Başkan Büyükkılıç mesajında, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık azmini, inancını ve kararlılığını en güçlü şekilde yansıttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, İstiklal Marşımızı yaşayarak kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Bu eşsiz eser, milletimizin tarih boyunca gösterdiği fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biridir." "Milletimizin Ruhunu Yansıtan Bir Eser" Başkan Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferleri değil, aynı zamanda milletin içinde bulunduğu ruh halini ve inancını da satırlara taşıdığını belirtti. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı’nın, o günden bugüne Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’mız, milli birlik ve beraberliğimizin adeta bir belgesidir. O zor günlerde milletimize umut ve motivasyon kaynağı olan bu eser, bugün de özgürlük ve bağımsızlık tutkumuzun en güçlü ifadesi olmaya devam etmektedir." "Asım’ın Nesli İdeali" Mehmet Akif Ersoy’un Türk gençliğini "Asım’ın Nesli" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, bu idealin karakterli, ahlaklı ve erdemli bir gençlik anlayışını ifade ettiğini belirtti. Büyükkılıç, Türkiye’nin geleceğinin, gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı şekilde yetişmesiyle daha güçlü olacağını vurguladı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Mesajının sonunda İstiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirten Başkan Büyükkılıç, şu ifadeleri kullandı: "İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."
Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes
12 Mart 2026 Perşembe - 09:16 Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özlem Ataoğlu, Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Özlem Ataoğlu, 8–14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Kronik solunum hastalıklarında nefes darlığı, hava yolu temizliğinde yetersizlik, hava akımında kısıtlanma ve kas fonksiyonlarında bozulma gibi sorunların sık görüldüğünü ifade eden Özlem Ataoğlu, bu durumun hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük aktivite düzeyini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Ciddi kronik solunum hastalığı olan bireylerde tıbbi tedavinin uygun şekilde yapılsa bile nefes darlığı ve diğer solunum şikayetlerinin devam edebildiğine dikkat çeken Ataoğlu, "Egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikte hastaların yaşam kalitesi de düşebilmektedir. Bu durum zamanla hastanın tedaviye uyumunu da olumsuz etkileyebilmektedir" dedi. Pulmoner rehabilitasyon nedir? Pulmoner rehabilitasyonun bu noktada önemli bir destekleyici yaklaşım olduğunu belirten Ataoğlu, "Pulmoner rehabilitasyon; hastaların tıbbi tedavilerini desteklemek, fonksiyonel kapasitelerini artırmak ve psikososyal durumlarını iyileştirmek amacıyla hazırlanan kapsamlı bir programdır. Alanında uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür" ifadelerini kullandı. Pulmoner rehabilitasyon programlarının egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi ve sağlık davranışı değişikliğini içeren farklı bileşenlerden oluştuğunu kaydeden Dr. Ataoğlu, programın temel hedefleri arasında hastalığa bağlı semptomların azaltılması, kaygı ve depresyonun azaltılması, hastalığın alevlenme sıklığının ve hastane yatışlarının düşürülmesi ile hastaların günlük yaşama katılımının artırılmasının yer aldığını söyledi. Pulmoner rehabilitasyonun özellikle KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası süreçler, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu ve obezite ile ilişkili akciğer hastalıklarında başarıyla uygulanabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, bu hizmetlerin göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde verildiğini ifade etti. "En temel bileşeni egzersiz eğitimi" Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu dile getiren Öğr. Üyesi Dr. Ataoğlu, "Bu eğitim; yürüyüş gibi dayanıklılık egzersizlerini, kol ve bacak kaslarını güçlendiren egzersizleri ve solunum egzersizlerini kapsamaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre beslenme desteği, hasta eğitimi ve psikososyal destek de programa eklenebilmektedir" dedi. Düzenli uygulanan pulmoner rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığını vurgulayan Ataoğlu, kas kuvveti ve dayanıklılığı artan hastaların daha uzun mesafeler yürüyebildiğini ve kendilerini daha enerjik hissettiklerini belirtti. Gelişen uzaktan sağlık hizmetleri sayesinde tele-pulmoner rehabilitasyon programlarının da uygulanabildiğini söyleyen Dr. Özlem Ataoğlu, "Uygun hastalar bulundukları yerden bu programlara katılabilmekte, böylece hizmete erişim ve süreklilik artmaktadır" dedi. Uzun süreli solunum hastalığı nedeniyle nefes darlığı, çabuk yorulma ve günlük işlerde zorlanma yaşayan bireylerin pulmoner rehabilitasyon programlarından yararlanabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, konu hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların aile hekimlerine başvurabileceğini ifade etti.
Kent Konseyi Başkanı Tanfer: "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır"
12 Mart 2026 Perşembe - 09:03 Kent Konseyi Başkanı Tanfer: "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. Yıl Dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Tanfer, "12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır" İfadesini kullandı. Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, mesajında, şu ifadelere yer verdi: "Erzurum, Birinci Dünya Savaşı’nda büyük acılar yaşayıp, ihanetlerle sırtından hançerlendi. 16 Şubat 1916 Rus işgalinin ardından, Rus kuvvetlerinden destek alan Ermeni çetecilerince gerçekleştirilen Müslüman katliamı, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Anadolu topraklarını bize vatan yapan büyük ecdadımıza her daim şükran borçluyuz. Erzurum, Vatanın, birliği ve dirliği yanında, şartsız yer almıştır. 12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır. Bunun için 12 Mart, sadece Erzurum için değil, Türkiye için de çok önemli bir günün yıldönümüdür. 12 Mart 1918’de zemherinin bahara döndüğü bu günlerde, düşmanın amansız kuşatması altında koca bir ülkenin tek vücut olduğu günlerden biridir. Erzurum, Türk milli varlığının istinat ettiği tarihi bir şehir olması hasebiyle, milletin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen, fitne ve fesat peşinde koşan kesimlere daima karşı çıkmıştır. Vatanın, birliği ve dirliği yanında, şartsız yer almıştır. 12 Mart 1918, Türk’ün geleceği üzerine yeni bir milli istikamet açmak için verilen hürriyet ve istiklâl mücadelesidir. 12 Mart, bugünkü demokratik Türkiye’mizin temel taşıdır. Bunun için 12 Mart, sadece Erzurum için değil, Türkiye için de çok önemli bir günün yıldönümüdür. Doğu’nun sınır taşının düşmanından, esaretinden kurtulmasının yıl dönümüdür. Tarihe adını gururla yazdıran büyük Komutan Kazım Karabekirler, elinde satırı, yüreğinde vatan aşkıyla şahlanan Nene Hatunlar, Mehmetler, Ayşeler ve nice kadınlar, çocuklarıyla ve topyekûn bir milletin verdiği savaşın, Erzurum’da şahlanmasının, esaret bağlarından kurtulan Erzurum’un özgürlüğüne kavuşmasının 105’nci seneyi devriyesini gururla kutluyoruz. 12 Mart 1918’de milli şahlanışın yaşandığı kadim şehri Erzurum’umuzda sadece bir yıl sonra Erzurum Kongresi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Başkanlığında toplanmış ve tarihe ‘Vatan bir bütündür, asla parçalanamaz’ hükmü kaydı düşülmüştür. Erzurum Kongresi ile milli direnişin sembolü olan bu kadim memleket, nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna öncülük etmiş, bağımsızlığımızın vücut bulduğu sağlam bir zemine dönüşmüştür. 12 Mart’a yine çok özel bir anlam kazandıran hususlardan birisi ise, bu günün aynı zamanda İstiklal Marşımızın kabul günü oluşudur. Bu vesile ile İstiklal Marşımızın 108’nci kabul ediliş yıldönümünü kutluyor, milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’u da, minnet ve şükranla yad ediyor, Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanlarını, canlarından aziz bilen şehitlerimizi de saygı ve rahmetle anıyoruz."
Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu
12 Mart 2026 Perşembe - 08:14 Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu Türk Kızılay Alaşehir Şubesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda kurulan iftar çadırı, her akşam yüzlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturuyor. Ramazan boyunca yaklaşık 12 bin kişiye iftar yemeği verilmesi planlanan organizasyon, Alaşehir’de birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Alaşehir’de kurulan Kızılay iftar çadırı, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak isteyen vatandaşların yoğun ilgisiyle dolup taşıyor. Her akşam yüzlerce kişinin katıldığı iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruç açmanın mutluluğunu yaşıyor. Toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği iftar programı, hem yardımlaşma hem de kaynaşma açısından önemli bir ortam oluşturuyor. Kızılay gönüllüleri ise iftar saatine kadar hummalı bir hazırlık yaparak yemeklerin dağıtımını gerçekleştiriyor. Düzenlenen iftar programına Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, AK Parti Alaşehir İlçe Başkanı Fedayi Kozan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kurum amirleri katıldı. Protokol üyeleri vatandaşlarla aynı sofrada iftar yaparak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı. Programda vatandaşlarla yakından ilgilenen protokol üyeleri, iftar öncesi ve sonrasında vatandaşlarla sohbet etti. Kaymakam Güngör yemek dağıttı İftar programına katılan Kaymakam Alper Faruk Güngör, Kızılay gönüllü yeleğini giyerek vatandaşlara yemek dağıttı. Vatandaşlara kendi elleriyle yemek ikram eden Güngör, daha sonra vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. Vatandaşlar da Kaymakam Güngör’ün iftar programına katılarak yemek dağıtmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Türk Kızılayı Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak ise Ramazan ayının birlik ve beraberlik açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Ramazan ayı bolluk, bereket, mağfiret, birlik ve beraberlik ayıdır. Manevi duyguların en üst seviyeye ulaştığı bu mübarek ayda insanlar birbirine daha fazla yakınlaşır. Dargınlıklar unutulur, kardeşlik duyguları pekişir." dedi. Ramazan ayının aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Yamak, ihtiyaç sahibi vatandaşların gözetildiği bu ayın toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti. Yamak, Kızılay olarak Ramazan boyunca iftar sofraları kurarak vatandaşlarla bu manevi atmosferi paylaşmaya devam edeceklerini söyledi. İftar programı, Alaşehir Müftüsü Mehmet Ali Dilek’in yaptığı dualarla vatandaşların oruçlarını açmasıyla başladı. Program, yemek sonrası yapılan dua ile sona erdi.
Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler
12 Mart 2026 Perşembe - 08:14 Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’daki park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şehir merkezindeki düzensiz parkların trafiği kilitlediğini söyledi. Köse, trafik düzeninin yeniden gözden geçirilmesi ve şehir planlamasında yeni adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da özellikle şehir merkezinde yaşanan park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şehirde birçok noktada üç sıra park uygulamasının trafiği ciddi şekilde etkilediğini belirten Köse, mevcut düzenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Karaköy bölgesinde araçların üç sıra halinde park ettiğini ifade eden Köse, benzer bir durumun Doğu Caddesi’nde de yaşandığını belirtti. Köse, "Doğu Caddesi’nde Halil Yurtseven’den Gediz Tıp Merkezi’ne kadar olan bölümde üç sıra park yapılıyor. Bu durum trafiğin akışını ciddi şekilde zorlaştırıyor" dedi. Şehirde trafik düzeninin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köse, bazı güzergahlarda eski sisteme dönülmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Köse, "Trafik eski haline dönebilir. Ortada refüj olan, gidiş ve gelişin ayrı olduğu bir sistem yeniden düşünülebilir" ifadelerini kullandı. Mimar Sinan Bulvarı’nda da trafik düzenlemesi yapılabileceğini belirten Köse, bu güzergahın halen Bursa-İzmir sürat yolu gibi kullanıldığını belirterek kavşak noktalarına trafik ışığı konulmasının değerlendirilebileceğini söyledi. Şehir merkezinin yeniden planlanabileceğine dikkat çeken Köse, ticari hareketliliğin farklı bir noktaya kaydırılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti. Köse, "Çarşı merkezi başka bir bölgeye kaydırılabilir. İzmir’deki Konak Caddesi ve Çankaya Caddesi benzeri bir düzenleme yapılabilir" diye konuştu. Manisa’nın gelecekteki şehirleşmesine ilişkin de dikkat çeken bir öneri dile getiren Köse, geniş bir planlamayla yeni yaşam alanları oluşturulabileceğini ifade etti. Köse, "Yaklaşık 30 bin dönüm arazi ile Manisa’nın tamamını üç katlı bahçeli evlerden oluşan yeni yaşam alanlarına taşıyabilmek mümkün. Bu da Muradiye Orman Fidanlığı büyüklüğünde yaklaşık 30 ayrı alan demek" dedi. Köse, şehir planlamasında uzun vadeli ve bütüncül çözümlerin ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.