GÜNDEM
Çanakkale şehitlerinin sofrası Sarıgöl’de kuruldu 15 Mart 2026 Pazar - 20:34:54 Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yaşayan Orhan Uç, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün Ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla anlamlı bir iftar programı düzenledi. Çanakkale’de savaşan askerlerin zor şartlarda tükettiği bilinen buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafından oluşan iftar sofrası kurularak şehitler dualarla anıldı. Sarıgöl Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan Orhan Uç, Çanakkale şehitlerini anmak amacıyla evinin bahçesinde mahalle sakinleri ve yakınlarına iftar yemeği verdi. Çanakkale’de cephedeki askerlerin tükettiği yemeklerden oluşan menüyü hazırlatan Uç, iftar alanına hazırlattığı afişi de asarak katılımcılarla birlikte oruç açtı. Program kapsamında Çanakkale şehitleri için Kur’an-ı Kerim okutularak dualar edildi. İftar programını düzenleyen Orhan Uç, farklı bir anlam taşıyan iftar vermek istediğini belirterek, "Herkes bilinen iftar yemeklerini veriyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün bu yıl Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle böyle bir program düzenledim. Çanakkale’de şehitlerimiz buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafı ile iftarlarını açtılar. Bu zor şartlar altında Çanakkale Savaşı kazanıldı. Biz de onların yediği yemeklerle iftar sofrası kurarak şehitlerimizi andık. Kur’an-ı Kerim okuttuk. Çanakkale şehitlerimizi Ramazan’ın mübarek ayında saygı ve rahmetle andık." dedi. Mahalle sakinleri ise düzenlenen iftarın çok anlamlı olduğunu belirterek duygu dolu anlar yaşadıklarını ifade etti.
15 Mart 2026 Pazar - 20:17 Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" dedi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Eğitimden savaşa, siyasetten ekonomiye birçok konuda açıklama yapan Akar, her işin başının eğitim olduğunu söyleyerek, "2500 yıllık Büyük Türk Hakanlığı’mız, Orta Asya’dan çıkıyor. Yolda gelirken, İslam ile şerefleniyor. En sonda Cumhuriyetimiz. Bu tarih bizim. Bizim tarihimizde eziklik, hile, hurda, soykırım yok. Bunu gençlerimizin bilmesi lazım. Bu çerçevede de dik durması lazım" dedi. "Gençlerimiz projelerini dosya yapıp, bize versinler" Gençlerin kendilerine gelerek, projeleri anlatmak yerine o projeleri kalıcı olacak şekilde dosya yapıp, kendilerine teslim etmelerinin daha doğru olacağını belirten Akar, "Dilek ve temenniler farklı bir şey. Bir de hayatın doğal akışı var. Dolayısıyla biz hayatın doğal akışı içerisinde yapılması gereken ne ise ona çalışıyoruz. Gençlerimizle muhabbet ederken onlara ‘çalışın, görüşün dosyayı bize iletin’ diyorum. ‘Bizim şu şekilde bir dosyamız var. Bunun için izin almamız lazım. çalışma yapmamız lazım’ diye gelsinler, bizde kapı kapı dolaşalım. Bundan hiçbir şekilde yüksünmeyeceğiz. Dolayısıyla o projenin hayata geçmesi için gayret göstereceğiz. Diğer türlü sohbet oluyor. Çok parlak projeler oluyor ama bunlar ayakları yere basan bir projeye dönüşmediği takdirde uçup gidiyor. Gençler sohbet için geldiklerinde kendilerine, anlatmak yerine bir proje oluşturarak bize teslim etmelerini söylüyorum. Biz bunların hepsini programımıza koyuyoruz ve takibini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Anadolu’nun yıldızı Kayseri’yi, Anadolu’nun güneşi yapacağız" Kayseri’deki çalışmalarıyla şehri daha ileri götürmeye çalıştıklarını ifade eden Akar, "Airbus’un Almanya dışında tek ilk ve tek retrofiti Kayseri’de yapılıyor. Orta Asya’daki Türk kardeşlerimizde uçaklardan alıyorlar. Onlarda aldıktan sonra onların retrofitini de biz yapacağız. Biz bu uçakları Almanya’ya götürerek, retrofiti için 7-10 milyon dolar vermiyoruz ve ihtiyacı olan ülkelerin uçaklarının retrofitini yapmak suretiyle de bir kazanç sağlayacağız. Airbus’ta bizden bunu istiyor. Airbus’ta yetişemiyor. Kayseri’deki işçilik, mühendislik son derece müspet. Arkadaşlarımız harikalar yaratıyorlar. Dolayısıyla bu ve benzer konularda ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun sınırı yok. Şu anda Anadolu’nun yıldızı olan Kayseri’yi Anadolu’nun güneşi yapacağız. Yapmamız lazım. Bunun için çalışacağız" şeklinde konuştu. "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok" Kayseri Milletvekilleri olarak birliğin ve beraberliğin tahkim edilmesi gerektiğini aktaran Akar, "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok. Biz birin ve beraberiz. Kayseri’de bütün milletvekilleri iyi niyetli bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız ve İl Başkanımız şehrin ihtiyaçlarını en iyi şekilde bilen insanlar. Onlarda durumun akışına göre, milletvekilleriyle iletişime geçiyorlar. Bu şekilde hep beraber ilerliyoruz. Birliğimizi, beraberliğimizi tahkim edelim. Niyetimiz hayır, akıbetimiz hayır olsun" diye konuştu. "ERVA müthiş bir iş" Kayseri’de gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak ve spora yönlendirmek amacıyla hayata geçirilen ERVA Spor Okulları’nın harika bir iş olduğunun altını çizen Akar, "Eğitim konusunda proje geliştirmek için arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Bizim ecdadımız nasıl bir eğitim verdi? Günümüzde ülkeler nasıl eğitim veriyor? Biz neler yapmalıyız? Konularında çalışmalar yapılıyor. Sosyal anlamda sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de bir takım sorunlar var. Uyuşturucu, ahlak ve terbiye konularında az da olsa oluşumlar var. ‘Bunlara karşı ne takım tedbirler alınabilir’ diye çalışma yapılıyor. ERVA Spor Okulları müthiş bir çalışma. Valimiz Gökmen Çiçek’in yapmış olduğu harika bir iş. Buna benzer çalışmalar için proje proje gidiyoruz. Türkiye’de nasıl 86 milyonun birliği ve beraberliği varsa, Kayseri özelinde de Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, İl Başkanımız ve Cumhur İttifakımız bir ve beraber olmamız lazım. Bütün projelerin gereğini yapmak için gece gündüz hazırım ve yapacağız" dedi. "Aklıselim değerlendirmek gerekiyor" Türkiye topraklarına düşmeden NATO tarafından havada imha edilen 3 füze hakkında konuşan Akar, "İran tarafı bize füze atmadığını hem Cumhurbaşkanımıza hem de Dışişleri Bakanımıza beyan ettiler. Ülkemiz sınırlarına yönelen ve havada imha edilen 3 füzenin kime ait olduğuyla alakalı araştırmalar devam ediyor. Bizim bu konuda hemen karara varıp, hemen karşı bir duruşa geçmememiz en akıllı iş olur. Aklıselim bir şekilde olayı değerlendirmek lazım ki şu anda yapılanda budur. Cumhurbaşkanımız da Dışişleri Bakanımız da açıklamalarını gayet dikkatli, tutarlı ve sabırlı bir şekilde yapıyorlar. Bunlara karşı da bizim kendi imkanlarımız, kendi ihtiyaçlarımız neyse bunları kullanıyoruz" şeklinde konuştu. "İncirlik Üssü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin" İncirlik Üssü’nün Türkiye’ye ait olduğunu söyleyen Akar, "İncirlik Üssü, tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin malıdır. İncirlik Üssü’nde yetkili olan Türkiye. Oradaki komutan Türk. İranlı dostlarımızın, İncirlik Üssü’nün, Amerikan Üssü ya da NATO Üssü diye yanlış bir hesap yapmamaları lazım. İncirlik Üssü konusunda dikkatli olunması lazım. Yanlış bir iş yapılmaması lazım" diye konuştu. "Barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye’nin barıştan yana olduğunu belirten Hulusi Akar, "Burada bir savaşa gitme hali var. Hazırlıklar, intikaller, yığınaklar yapılıyor. Şimdi herkes lojistiğini ona göre hazırlamaya çalışıyor. Buna göre yerini ve pozisyonunu almaya çalışıyor. Bu gerekli ama biz yine de bunun önlenmesi bakımından hareketle Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz. Ülkelerin uluslararası ilişkiler çerçevesinde, uluslararası hukuka uymalarını istiyoruz. Biz de buna uygun hareket ediyoruz. Bu konuda Türkiye gerçekten son derece şanlı, şerefli, tarihine ve kültürüne uygun bir şekilde bir pozisyon güdüyor. Bunu da bizim hep beraber desteklememiz lazım" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu en çok güvenebilecekleri ülkenin Türkiye olduğunu gördü" Akar Orta Doğu gündemiyle ilgili olarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Orta Doğu’daki sürecin nasıl olacağı konusunda değişik ve birbirinden uzak konular var. En ekstremi ‘haritalar değişecek’ diyenler var. ‘Orta Doğu ülkeleri bu gelişmelerden nasibini aldı’ diyenler var. Çünkü güzel ve parlak günler vardı. Bütün herkes tatilde Orta Doğu’ya gidiyordu. Sermaye oraya gidiyordu. Şimdi ise kaçış başladı. Dünyanın değişmeyen yasaları var. Birincisi milli birlik ve beraberlik. İkincisi ise kendi kendine yeterlilik. Dostlar ve müttefikler de çok önemli. Dünya da tek başına kimse yaşayamaz. Mutlaka ittifakların olması lazım. Bizim bu olaylardan sonra dostlarımızın, kardeşlerimizin kendilerinin dayanabileceği, en çok güvenebileceği dostlarının Türk’ler olduğunu, Türkiye olduğunu gördüklerini zannediyorum. Görmelerini temenni ediyorum. Çünkü biz her zaman birliğimizi ve beraberliğimizi, ciddiyetimizi, samimiyetimizi sürdürdük."
15 Mart 2026 Pazar - 20:10 AKİB Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar’dan iş dünyasına birlik çağrısı Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, Avrupa’da ve Kayseri’de faaliyet gösteren iş insanlarına önemli bir çağrıda bulunarak, "Avrupa’da ve memleketimiz Kayseri’de bulunan tüm iş insanlarımızı AKİB etrafında toplanmaya davet ediyorum" dedi. AKİB Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, Avrupa’da ve Kayseri’de faaliyet gösteren iş insanlarına önemli bir çağrıda bulundu. Hızar, Avrupa’daki Kayserili iş insanlarının ekonomik gücünü daha görünür kılmak ve ortak bir ticari ağ oluşturmak amacıyla iş dünyasını AKİB çatısı altında birleşmeye davet etti. Ali Hızar yaptığı açıklamada, Avrupa’ya yıllar önce işçi olarak giden Türklerin bugün birçok ülkede güçlü bir işveren ve yatırımcı konumuna geldiğini belirterek, şunları söyledi: "Avrupa’da ve memleketimiz Kayseri’de bulunan tüm iş insanlarımızı AKİB etrafında toplanmaya davet ediyorum. Ticari kimliğimizi, girişimcilik ruhumuzu ve ekonomik gücümüzü birlikte hareket ederek tüm dünyaya gösterebiliriz." Avrupa’daki Türk diasporasının ekonomik potansiyeline dikkat çeken Hızar, özellikle Kayserili iş insanlarının dayanışma içinde olması gerektiğini vurguladı. AKİB’in Avrupa’daki en güçlü iş dünyası ağlarından biri olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Hızar, "Bir zamanlar işçi olarak geldiğimiz ülkelerde bugün binlerce işletmeye sahip işverenler haline geldik. Avrupa’nın en güçlü diasporalarından birini oluşturuyoruz. AKİB çatısı altında oluşturacağımız güçlü bir network ile hem ticaretimizi büyütebilir hem de iş dünyasında sesimizi daha gür duyurabiliriz" dedi. Hızar, Avrupa ile Kayseri arasında kurulacak güçlü ticari bağların hem yatırım hem de istihdam açısından önemli fırsatlar doğuracağını belirterek, tüm iş insanlarını ortak projeler ve ticari iş birlikleri için AKİB platformunda buluşmaya davet etti.
15 Mart 2026 Pazar - 20:05 Samsun Kafkas Çerkes Vakfı’ndan iftar Samsun’da faaliyetlerini sürdüren Samsun Kafkas Çerkes Vakfı tarafından düzenlenen iftar programı, siyaset, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Erol Olçok Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirilen programda davetliler, girişte geleneksel Çerkes kıyafetleri giyen görevliler tarafından karşılandı. Çerkes kültürünün zarafetini yansıtan karşılama, katılımcılar tarafından ilgi gördü. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duaların ardından akşam ezanının okunmasıyla davetliler hep birlikte oruçlarını açtı. Programın açılış konuşmasını yapan Samsun Kafkas Çerkes Vakfı Başkanı Nurettin Güner, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendiren önemli bir zaman dilimi olduğunu belirterek, bu anlamlı akşamda bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Çerkes kültürünün temelinde saygı, dayanışma ve birlik değerlerinin bulunduğunu ifade eden Güner, bu değerleri yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. Vakfın yalnızca bir kültür kurumu olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın da önemli adreslerinden biri olduğunu vurgulayan Güner, gençlerin kültürel mirasla buluşması, Çerkes dilinin ve geleneklerinin yaşatılması adına çeşitli projeler yürüttüklerini kaydetti. Güner, programın sponsoru olan firma sahibi Resul Aydemir’e katkılarından dolayı plaket takdim etti. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz ise yaptığı konuşmada, Ramazan ayının toplumsal birlik ve beraberliği güçlendiren önemli bir dönem olduğunu ifade ederek, Samsun Kafkas Çerkes Vakfı’nın kültürel mirasın yaşatılması adına önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini söyledi ve vakıf yönetimini tebrik etti. AK Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz da Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunun toplumun tüm kesimlerini bir araya getirdiğini belirterek, sivil toplum kuruluşlarının bu tür organizasyonlarla toplumsal kaynaşmaya önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından davetlilerin bol bol sohbet ettiği program, çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Programa AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, CHP İl Başkanı Mehmet Özdağ, Saadet Partisi İl Başkanı Salih Şen, Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Muzaffer Candemir, MHP İl Başkan yardımcıları, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Havza Belediye Başkanı Murat İkiz, Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen ve Basın Sözcüsü Suat Çakır, Samsun Ticaret Borsası Başkanı Sinan Çakır, Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Melih Perçin, Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Nihat Soğuk, Samsun Büyükşehir Belediyesi bürokratları, siyasi partilerin ilçe temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, çeşitli kurumlardan üst düzey yöneticiler, akademisyenler, iş insanları, basın mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.
Kocasinan’da ’Gönül Kazanı’ Ramazan’da da kaynamaya devam ediyor
08 Mart 2026 Pazar - 11:35 Kocasinan’da ’Gönül Kazanı’ Ramazan’da da kaynamaya devam ediyor Kocasinan Belediyesi; 5 yıl önce başlattığı ve Ramazan ayında da devam ettirdiği ‘Gönül Kazan’ projesi ile 65 yaş üstü ve engelli olup da yemek yapabilecek durumu olmayan 229 vatandaşın evine günde 4 çeşit sıcak yemek ulaştırıyor. Yaptığı örnek çalışmalarla büyüklerin hem gönlünü hem de hayır duasını alan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Başımızın tacı kıymetli büyüklerimizin hayır dualarıyla mutluluk buluyor, gönüllere dokunuyoruz. Her zaman onların yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Vatandaşların yüzünü güldüren ve mutlu eden projeler ürettiklerini belirten Başkan Çolakbayrakdar, özellikle sosyal belediyecilik alanında yapılan hizmetlerle 7’den 70’e herkesin gönlüne dokunduklarını söyledi. Türkiye’ye örnek olan birçok projeye öncülük ettiklerinin altını çizen Başkan Çolakbayrakdar; "Kocasinan Belediyesi olarak hayatın her alanında vatandaşlarımıza hizmetler sunuyoruz. Hemşehrilerimin hayatlarını daha da kolaylaştırmak ve daha da yüzlerini gülümsetmek için elimizden geldiğince yoğun gayret sarf ediyoruz. Bir yandan rutin belediyecilik faaliyetlerini en iyi şekilde yerine getirirken, diğer yandan sosyal belediyeciliği en üst seviyeye çıkardık. Vatandaşlarımıza en iyisini sunmak ve sorunlarına çözüm üretebilmek için elimizden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz. İşimizi en iyi şekilde, en ince detayına kadar yaparak Kocasinan’a, Kayseri’ye değer katıyoruz. Bu doğrultuda ‘Dost Eli’ dediğimiz Kocasinan Gönüllüsü Projesi ile ihtiyaç sahibi ailelerin ihtiyaçlarını karşılıyor ve yüreklerine dokunuyoruz. Özellikle genç-yaşlı, kadın-erkek olmak üzere 7’den 70’e herkese ulaşmaya ve herkesin kendi özelinde ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. İlçede engelli olup da yemek yapamayan ve yalnız yaşayan ihtiyaç sahibi 65 yaş üzeri 229 kişiye haftanın yedi günü bir öğünlük sıcak yemeklerini ikram ediyoruz. Bütün amacımız, şehrimizde yaşayan vatandaşlarımızın gönüllerine dokunacak hizmetler üretebilmektir" ifadelerini kullandı. Hayata geçirdiği sosyal projelerle insan hayatına doğrudan ya da dolaylı olarak yüreklere dokunan Başkan Çolakbayrakdar, "Örnek yatırımlarımızla Kocasinan’ı her zaman bir adım öne çıkarmak için çalışıyoruz" diyerek sözlerini noktaladı. Kocasinan’ın kadim büyükleri ise Kocasinan Belediyesi ekiplerinin haftanın yedi günü sıcak yemek getirdiğini belirterek, "Başkanımızdan Allah bin kere razı olsun. Özellikle Ramazan ayında da orucumuzu bu yemeklerle açmamıza vesile oluyor. İşi gücü rast gitsin. İyi ki var. Biz çok memnunuz. Haftanın yedi günü sıcak yemek evimize geliyor. Bundan büyük bir hizmet olamaz. Ne kadar teşekkür etsek azdır" şeklinde konuştu. Öte yandan, Kocasinan Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürlüğü ekipleri, ilçede yalnız yaşayan, ihtiyaç sahibi 65 yaş üstü ve engelli olup da yemek yapabilecek durumu olmayan 229 kişiye haftanın yedi günü 4 çeşit sıcak yemek servisi yapıyor. Kocasinan Belediyesi yemekhanesinde, gıda mühendisleri kontrolünde hijyenik bir ortamda hazırlanan ve özenle paketlenen yemekler, belediye ekipleri tarafından vatandaşların evlerine götürülüp sıcağı sıcağına teslim ediliyor. Haftanın 7 günü yapılan servis ile ilçedeki 229 vatandaşın günde bir öğün sıcak yemek ihtiyacı karşılanıyor.
Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür"
08 Mart 2026 Pazar - 11:35 Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" dedi. Bakan Göktaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla resmi sosyal medya hesaplarından videolu paylaşım yaptı. Göktaş, kadını hayatın özü, ailenin temeli ve toplumun gücü olduğunu belirtti ve kadın güçlüyse toplumun, toplum güçlüyse Türkiye’nin güçlü olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Göktaş, ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ ile kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturduklarını bildirdi. "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Bakan Göktaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür. Toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kadınların hayatın her alanında daha etkin bir şekilde var olmaları için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kadın istihdamını artıran projeleri hayata geçiriyor; kadın kooperatiflerini yaygınlaştırıyor, kadın girişimcilerimizi destekleyerek işlerini büyütmelerini sağlıyoruz. Sosyal hizmet modellerimizi kadın odaklı bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Bu yıl yenilikçiliği, rekabetçiliği ve verimliliği esas alan bir kalkınma anlayışıyla ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ vizyonumuzu ortaya koyuyoruz. Kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturuyoruz. Hedefimiz; kadınların emeğini ve cesaretini Türkiye Yüzyılı’nın üretim gücüne dönüştürmektir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, hayatımıza değer katan tüm kadınlara şükranlarımı sunuyorum."
Hayat kurtaran ellerden 8 Mart mesajı
08 Mart 2026 Pazar - 11:34 Hayat kurtaran ellerden 8 Mart mesajı Artvin’de HOPAK’ın kadın gönüllüleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hem arama kurtarma çalışmalarındaki deneyimlerini anlattı hem de kadınlara mesaj verdi. Artvin’in Hopa ilçesinde faaliyet gösteren Hopa Arama Kurtarma (HOPAK) ekibinin kadın gönüllüleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mikrofon başına geçerek hem yaşadıkları operasyonları anlattı hem de kadınlara mesaj verdi. Zorlu arazi şartlarında ve afet durumlarında görev alan HOPAK’ın kadın üyeleri, arama kurtarma çalışmalarında aktif rol alarak hayat kurtarmanın cinsiyeti olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Kimi zaman sarp yamaçlarda halat başında, kimi zaman sel sularının ortasında, kimi zaman da enkaz altında bir cana ulaşmak için mücadele eden gönüllü kadınlar, görevlerini büyük bir özveriyle sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında konuşan HOPAK’ın kadın gönüllüleri, arama kurtarma faaliyetlerinde karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların üstesinden nasıl geldiklerini anlattı. Katıldıkları operasyonlarda hem fiziksel hem de duygusal açıdan yoğun anlar yaşadıklarını ifade eden ekip üyeleri, buna rağmen insan hayatına dokunmanın kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Toplumsal kalıpları yıkarak arama kurtarma gibi zorlu bir alanda görev yaptıklarını dile getiren gönüllüler, kadınların her alanda başarılı olabileceğini gösterdiklerini vurguladı. Kadın gönüllüler, konuşmalarının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, kadınların hayatın her alanında daha güçlü ve görünür olması temennisinde bulundu.
Kars Valisi Polat, iftarını sınırda Mehmetçik ile açtı
08 Mart 2026 Pazar - 11:33 Kars Valisi Polat, iftarını sınırda Mehmetçik ile açtı Kars Valisi Ziya Polat, Ramazan ayının manevi atmosferinde sınır hattında görev yapan kahraman Mehmetçikler ile iftar sofrasında bir araya geldi. Vali Polat, Kars’ın stratejik noktalarından biri olan Şehit Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Koçak Hudut Karakolu’nu ziyaret ederek, vatan nöbeti tutan askerlerle birlikte orucunu açtı. Ziyaret kapsamında karakolda görev yapan askerlerle yakından ilgilenen Vali Polat, Mehmetçiklerle sohbet ederek görevleri hakkında bilgi aldı. Sınır güvenliğinin sağlanması adına gece gündüz demeden fedakarca görev yapan askerlerin Ramazan ayını tebrik eden Polat, devletin ve milletin her zaman Mehmetçiğin yanında olduğunu vurguladı. Vali Polat, Türkiye’nin huzur ve güvenliğinin sınır boylarında görev yapan kahraman askerlerin özverili çalışmaları sayesinde sağlandığını belirtti. Polat, "Sizler vatanımızın sınırlarını koruyan yılmaz bekçilerisiniz. Milletimizin duaları sizlerle. Bu mübarek Ramazan akşamında sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük onur duyuyorum" dedi. Programda askerlerle aynı sofrada iftar açan Vali Polat, Mehmetçiklere görevlerinde kolaylıklar dileyerek onların taleplerini de dinledi. İftar programının ardından karakolda incelemelerde bulunan Vali Polat, görevli personelden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaret, hatıra fotoğraflarının çekilmesi ve Mehmetçiklere hayırlı görevler dilenmesiyle sona erdi.
Alevlere meydan okuyan bir kadının öyküsü
08 Mart 2026 Pazar - 11:26 Alevlere meydan okuyan bir kadının öyküsü İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde 9 ay önce göreve başlayan İrem Gül Altundaş, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Küçük yaşta mahallesinde çıkan yangında alevlerle mücadele eden itfaiyecilerden etkilenen Altundaş, bugün aynı üniformayla kentin güvenliği için zorlu görevlerde yer alıyor. Cesareti ve kararlılığıyla dikkat çeken genç nefer, kadınların zorlu mesleklerdeki varlığına da güçlü bir örnek oluşturuyor. İzmir’de yaşayan 24 yaşındaki İrem Gül Altundaş bundan 9 ay önce Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda göreve başlayarak çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Erkeklerin egemen olduğu bir meslekte görev yapan genç itfaiyeci, özverili çalışması ve kararlılığıyla dikkat çekiyor. Küçük yaşta mahallesinde çıkan bir yangında itfaiye ekiplerinin mücadelesine tanık olan Altundaş, o günü dün gibi hatırlıyor. Alevlerle savaşan, insanların yardımına koşan itfaiyecileri gördükten sonra bu mesleğe gönül veren genç kadın, yıllar sonra hayalini kurduğunu üniformayla hayat kurtarmaya başladı. Zorlu sınavları geçerek göreve başladı Hayalinin peşinden giderek lise eğitimini itfaiye bölümünde tamamlayan Altundaş, üç yıllık eğitimin ardından staj yaptı. Dokuz aylık staj sürecinin mesleğe olan bağlılığını pekiştirdiğini belirten Altundaş, itfaiyecilikten vazgeçmeyeceğini o dönemde anladığını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin memur alım ilanını görür görmez başvurduğunu aktaran genç itfaiyeci, girdiği sınavlarda önemli başarılar elde ettikten sonra zorlu eğitimleri tamamlayarak göreve başladı. Altundaş, göreve başladığı günü hayatının en mutlu anlarından biri olarak tanımladı. Halen Narlıdere İtfaiye Grubu’nda görev yapan ve İzmir’de çalışmaktan büyük gurur duyduğunu dile getiren Altundaş, her sabah işine aynı heyecanla başladığını söyledi. "Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" İtfaiyeciliğin yalnızca koruyucu elbiseyi giyip sahaya çıkmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Altundaş, mesleğin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğine dikkat çekti. Göreve çıktıkları her olayda farklı ve zorlu şartlarla karşılaşabileceklerini belirten Altundaş, "Gittiğimiz vakalarda her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ekipmanımızı doğru kullanmalı, insanlarla doğru iletişim kurmalıyız. Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" dedi. "İyi ki vazgeçmedim" İtfaiyeciliği seçtiği dönemde çevresinden sık sık "Yapabilir misin" sorusunu duyduğunu anlatan Altundaş, zaman zaman zorlandığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. İrem Gül Altundaş, "İlk başladığım gün kendime ‘İrem, zor bir meslek, eminsin değil mi?’ diye sordum. Ama bugün ‘İyi ki vazgeçmemişim’ diyorum. Her sabah büyük bir mutlulukla görevime geliyorum" ifadelerini kullandı. Görev yaptığı ekipte tek kadın olduğunu belirten genç itfaiyeci, bugüne kadar herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadığını da sözlerine ekledi. "Bizi cinsiyetimizle değil, yaptığımız işle değerlendiriyorlar" diyen Altundaş, kadınların her alanda var olabileceğini vurguladı. Altundaş, "Hangi meslek olursa olsun kadınların her şeyin üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Tüm kadınlara sesleniyorum; ne olursa olsun yılmayın. Kendimizin en iyi versiyonu için çalışmaya devam edelim" diye konuştu.
Bursa’da 66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor
08 Mart 2026 Pazar - 11:26 Bursa’da 66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor Bursa’da 66 yaşındaki esnaf Enver Koç, Ramazan ayında hem orucunu tutuyor hem de 10 kilometre uzaklıktaki evine akşam trafiğine yakalanmamak için koşarak gidiyor. Normal zamanlarda da yolunu iki kat uzatarak spor yapan Koç, Ramazan’da iftara yetişebilmek için yaklaşık 45 dakika boyunca aralıksız koşuyor. Bursa’nın merkezindeki tarihi çarşıda esnaflık yapan Enver Koç, 2006 yılında geçirdiği rahatsızlığın ardından hayatında köklü bir değişikliğe gitti. Günde 2 paket sigara içerken sağlık sorunları yaşayan Koç, sigarayı bırakıp fizik tedavi sürecine başladı. Tedavisinin ardından sağlıklı yaşama yönelen Koç, sporu hayatının merkezine aldı. Sabah saat 09.00’da açtığı dükkânında gün boyu çalışan Koç, akşam saatlerinde kepengi kapattıktan sonra spor kıyafetlerini giyip yola koyuluyor. Evi ile iş yeri arası yaklaşık 10 kilometre olmasına rağmen çoğu zaman güzergâhını uzatarak 20 kilometreye kadar çıkaran Koç, özellikle Ramazan ayında ise yoğun akşam trafiğine takılmamak ve iftara zamanında yetişebilmek için mesafeyi koşarak kat ediyor. Yaklaşık 45 dakikalık tempolu koşunun ardından evine ulaşan Koç, iftarını ailesiyle birlikte açıyor. Ramazan ayında oruçlu olmasına rağmen antrenmanlarını aksatmayan 66 yaşındaki esnaf, disiplinli yaşam tarzıyla çevresindekilere örnek oluyor. Koşarak hem trafikten kaçan hem de sağlıklı yaşamını sürdüren Koç, sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. "Evime koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum" Akşam trafiğine katılmamak için iftara koşarak yetiştiğini söyleyen Enver Koç, "Uzun yıllardan beri sigarayı bıraktıktan sonra antrenmanlara başladım, aşağı yukarı yaklaşık her akşam 15-20 kilometre iş yerimi kapattıktan sonra evime kadar koşuyorum. Oruç tutmakta koşmakta bence mutluluk hormonu sağlıyor ve ben bunların ikisini de yapıyorum. Vücudun bunlara ihtiyacı var, insanlar spor yapmadığı için sağlıksız bir şekilde geziyorlar. Ben her akşam sporu kendime meslek gibi edindim. Buradan iş yerimi kapattıktan sonra koşarak bütün yarışlara katılıyorum. Belgrat’ta, Yunanistan, Bulgaristan, Slovenya, Paris’te, neredeyse dünyanın her yerinde koştum. Evime arabayla gitmeye kalksam arabayla 1 buçuk saatte anca giderim. Şuan oruçlu olduğum için iftara yetişmek istiyorum, 45 dakikada koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum. Oruç olduğumda da zorlanmıyorum, birçok koşuma da oruçlu katıldım. Çevredeki insanlarda benim bu alışkanlığımı çok takdir ediyorlar. Şekerim çıkmıştı daha önce sonrasında spora yapmaya başladığımda şekerimde düştü, sağlığım tekrar yerine geldi" şeklinde konuştu.
Enkazdan atölyeye bir hayat mücadelesi: İki çocuk annesi mobilyaya şekil veriyor
08 Mart 2026 Pazar - 11:22 Enkazdan atölyeye bir hayat mücadelesi: İki çocuk annesi mobilyaya şekil veriyor Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerde, Bingöl’den Gaziantep İslahiye’ye ilk koşan gönüllülerden biri olan Nevin Baysan, bugün hem bir anne hem bir kahraman hem de başarılı bir iş kadını olarak memleketinde iz bırakıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından iki çocuğunu geride bırakarak, bir AFAD gönüllüsü olarak Gaziantep İslahiye’ye giden Nevin Baysan, günlerce enkaz başında yaşam mücadelesi veren vatandaşlara el uzattı. Kayıp izi süren ve umudun tükendiği anlarda dahi sahada umut veren Baysan, bir annenin şefkatini arama kurtarma disipliniyle birleştirerek onlarca hayata dokundu. Nevin Baysan’ın hayatındaki tek zorlu sınav afet sahaları değildi. Eşi Ahmet Baysan’ın önce Almanya, ardından İstanbul’daki iş hayatı sürecinde geçirdiği sakatlık, aileyi yeni bir kararın eşiğine getirdi. Nevin Baysan, eşine sunduğu "Kendi toprağımızda, Bingöl’de üretelim" teklifiyle büyük bir risk aldı. İstanbul’un karmaşasından dönüp Bingöl’de mobilya sektörüne girme kararı alan Baysan, eşinin de desteğiyle kolları sıvadı. Gerekli makineleri temin ederek işinin başına geçen Nevin Baysan, bugün mobilya tasarım dükkanında hem imalat hem de yönetim süreçlerini bizzat yürütüyor. Özellikle mobilya gibi erkek egemenliğinin yoğun olduğu bir sektörde bir kadının varlığını ve başarısını kanıtlayan Baysan, Bingöl’deki kadın girişimciler için de büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Afet bölgelerinde enkazlara girerek "yaşamlarda derin izler bırakan" Nevin Baysan, şimdi ise atölyesinde ahşaba şekil vererek "mobilyada kendi izini bırakıyor." Kendi memleketinde üretim yapmanın ve istihdam sağlamanın gururunu yaşayan Baysan, disiplini ve azmiyle hem çocuklarına hem de çevresine örnek olmaya devam ediyor. Sabah çocuklarını okula gönderdikten sonra atölyenin yolunu tuttuğunu aktaran Nevin Baysan,"Eşim 33 yıldır bu işi yapıyor. Ona bakınca çok heveslendim ben de yapmak istiyorum diye eşime belirttim. Bir kadın olarak neden yapmayayım ben bu işi sonuçta mobilyayı kullanan kadınlar isteyen kadınlar projesini çizen kadınlar, genellikle hep mobilya üzerinde erkekler çalışıyor. Neden bir kadın olarak neden ben bu işi yapamayayım karar verdim eşim sağ olsun destek verdi. Atölyemi kurdum makineleri öğrenmeye başladım. Hem çocuklarımla ilgilenebiliyorum hem evle ilgilenebiliyorum hem burayı yürütebiliyorum, kadın isterse başaramayacağı şeyler yoktur. Yeter ki bir hedefleri olsun benim de bir hedefim vardı hep benim istediğim bir mobilya dükkanı kurmak. Ölçüme gittiğimiz zaman karşılarında kadın görünce müşterilerimiz daha çok seviniyor çünkü birbirimizin dillerinden anlıyoruz. Aynı zamanda ben bir AFAD gönüllüsüyüm Kahramanmaraş depreminde çok yerde görev aldım. Bir kadın olarak hem evime hem çocuklarıma hem de işime yetişiyorum. AFAD gönüllüsü olarak devletime de faydam olsun diye çok çalışıyorum" dedi.
Rektör Özölçer’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı
08 Mart 2026 Pazar - 11:22 Rektör Özölçer’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Kadın; insanoğlunu dünyaya getiren, onu üstün emekle yetiştiren ve eğiten; aynı zamanda ülkesinin kalkınmasına ve geleceğin şekillenmesine değer katan, azmi ve aklıyla insanlığın yarınlarına umut ve ilham kaynağı olan en değerli varlıktır. Toplumsal hayatın müstesna bir bireyi olan kadın, bilgi ve üretkenliğiyle dünyayı aydınlatır, gayretiyle geleceği değer katar. Eğitimden bilime, spordan sağlığa kadar hayatın her alanında kazandığı başarılar, toplumun ilerlemesinin dayanç kaynağıdır. Sabrı ve fedakârlığıyla nesillerin yetişmesinde büyük rol üstlenen kadınlar; sevgiyi, nezaketi ve merhameti öğreten, toplumun vicdanını ayakta tutan yegâne güçtür. Türk-İslam geleneğinde kadın, her zaman saygı ve hürmetle yüceltilmiş; kültürümüzde kadına şiddet hiçbir zaman tasvip edilmemiştir. Öyle ki milletimiz, iki cihan serveri Peygamber Efendimizin ‘Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi olan değer verir’ sözünü her daim kendine şiar dinmiştir. Kadim Türk kültüründe kadın, ‘evin temel direği’ olarak anılmış; sevgisi, vefası, adaleti, ilgisi ve cesaretiyle toplumun ve medeniyetimizin taşıyıcı gücü olmuştur. Nitekim tarihimizdeki İlk Türk kadın hekim Safiye Ali’nin insanlığa umut olma azmi, ilk Türk kadın kimyager Remziye Hisar’ın bilime sunduğu katkılar, ilk Türk kadın mühendis Sabiha Gürayman’ın kararlılığı ve ilk Türk kadın savaş fotoğrafçısı Semiha Es’in cesareti, kadınların her alanda ortaya koydukları başarıların ve azmin en güzel örnekleridir. Bugün de gerek ülkemizde gerek dünyanın her bir yerinde kadınlar; hukuk, ekonomi, sanat, siyaset ve sosyal yaşamın her alanında topluma yön veren, geleceği inşa eden güç olmaya devam etmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle kadınlara verilen değerin farkındalığında ve ayrımcılığın kati olarak karşısında olma şuuru içinde ülkemizin istiklali ve istikbali için gözünü kırpmadan canlarını feda eden aziz şehit ve kahraman gazilerimizin kıymetli anneleri, eşleri, evlatları ve kardeşleri başta olmak üzere; Üniversitemizin gelişimine mutena katkılar sunan kadın akademisyenlerimiz, personelimiz ve öğrencilerimiz ile ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en kalbî duygularımla kutluyor; kendilerine sıhhat, mutluluk ve başarılar diliyorum."
Enkazdan atölyeye bir hayat mücadelesi: İki çocuk annesi mobilyaya şekil veriyor
08 Mart 2026 Pazar - 11:21 Enkazdan atölyeye bir hayat mücadelesi: İki çocuk annesi mobilyaya şekil veriyor Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerde, Bingöl’den Gaziantep İslahiye’ye ilk koşan gönüllülerden biri olan Nevin Baysan, bugün hem bir anne hem bir kahraman hem de başarılı bir iş kadını olarak memleketinde iz bırakıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından iki çocuğunu geride bırakarak, bir AFAD gönüllüsü olarak Gaziantep İslahiye’ye giden Nevin Baysan, günlerce enkaz başında yaşam mücadelesi veren vatandaşlara el uzattı. Kayıp izi süren ve umudun tükendiği anlarda dahi sahada umut veren Baysan, bir annenin şefkatini arama kurtarma disipliniyle birleştirerek onlarca hayata dokundu. Nevin Baysan’ın hayatındaki tek zorlu sınav afet sahaları değildi. Eşi Ahmet Baysan’ın önce Almanya, ardından İstanbul’daki iş hayatı sürecinde geçirdiği sakatlık, aileyi yeni bir kararın eşiğine getirdi. Nevin Baysan, eşine sunduğu "Kendi toprağımızda, Bingöl’de üretelim" teklifiyle büyük bir risk aldı. İstanbul’un karmaşasından dönüp Bingöl’de mobilya sektörüne girme kararı alan Baysan, eşinin de desteğiyle kolları sıvadı. Gerekli makineleri temin ederek işinin başına geçen Nevin Baysan, bugün mobilya tasarım dükkanında hem imalat hem de yönetim süreçlerini bizzat yürütüyor. Özellikle mobilya gibi erkek egemenliğinin yoğun olduğu bir sektörde bir kadının varlığını ve başarısını kanıtlayan Baysan, Bingöl’deki kadın girişimciler için de büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Afet bölgelerinde enkazlara girerek "yaşamlarda derin izler bırakan" Nevin Baysan, şimdi ise atölyesinde ahşaba şekil vererek "mobilyada kendi izini bırakıyor." Kendi memleketinde üretim yapmanın ve istihdam sağlamanın gururunu yaşayan Baysan, disiplini ve azmiyle hem çocuklarına hem de çevresine örnek olmaya devam ediyor. Sabah çocuklarını okula gönderdikten sonra atölyenin yolunu tuttuğunu aktaran Nevin Baysan, "Eşim 33 yıldır bu işi yapıyor. Ona bakınca çok heveslendim ben de yapmak istiyorum diye eşime belirttim. Bir kadın olarak neden yapmayayım ben bu işi sonuçta mobilyayı kullanan kadınlar isteyen kadınlar projesini çizen kadınlar, genellikle hep mobilya üzerinde erkekler çalışıyor. Neden bir kadın olarak neden ben bu işi yapamayayım karar verdim eşim sağ olsun destek verdi. Atölyemi kurdum makineleri öğrenmeye başladım. Hem çocuklarımla ilgilenebiliyorum hem evle ilgilenebiliyorum hem burayı yürütebiliyorum, kadın isterse başaramayacağı şeyler yoktur. Yeter ki bir hedefleri olsun benim de bir hedefim vardı hep benim istediğim bir mobilya dükkanı kurmak. Ölçüme gittiğimiz zaman karşılarında kadın görünce müşterilerimiz daha çok seviniyor çünkü birbirimizin dillerinden anlıyoruz. Aynı zamanda ben bir AFAD gönüllüsüyüm Kahramanmaraş depreminde çok yerde görev aldım. Bir kadın olarak hem evime hem çocuklarıma hem de işime yetişiyorum. AFAD gönüllüsü olarak devletime de faydam olsun diye çok çalışıyorum" dedi.
Kağıthane’de ‘Gençlik Uyanıyor Duada Buluşuyor’ projesi ile camiye gelen çocuklara ödül dağıtıldı
08 Mart 2026 Pazar - 11:19 Kağıthane’de ‘Gençlik Uyanıyor Duada Buluşuyor’ projesi ile camiye gelen çocuklara ödül dağıtıldı Kağıthane Belediyesi’nin hayata geçirdiği "Gençlik Uyanıyor, Ailecek Duada Buluşuyor" projesi kapsamında 10 hafta boyunca sabah namazı buluşmalarına katılan yüzlerce genç, düzenlenen törenle ödüllendirildi. Proje ile gençlerin camiye olan ilgisi ve manevi değerlerle bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Kağıthane Belediyesi’nin İlçe Müftülüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle gerçekleştirdiği "Gençlik Uyanıyor, Ailecek Duada Buluşuyor" programı büyük ilgi gördü. 10 hafta boyunca sabah namazında camide buluşan çocuklara düzenlenen törenle ödüller verildi. Yahya Kemal Spor Kompleksi’nde gerçekleştirilen ödül programı, Çeliktepe Merkez Camii İmam Hatibi Hafız Mürsel Çakmak’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programa katılan yüzlerce çocuk ve genç, aileleriyle birlikte törenin coşkusunu yaşadı. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin’in ev sahipliğinde gerçekleşen törene; Kağıthane Müftüsü Necmettin Kayar, Kağıthane Milli Eğitim Müdürü Mustafa Hoşyiğit, Diyanet İşleri Başkanlığı Gençlik Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Mehmet İzci, AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Erkan Yıldırım ve Kağıthane Kaymakamı Yüksel Kara’nın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. "Anne babalara ve çocuklarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum" Ödül töreninde gençlere hitap eden Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, "Çocuklarımızın aşkıyla beraber annelerimizin ellerinde tutmasıyla babalarımızın çocuklarıyla beraber sabah namazına buluşmasıyla birlikte çok bereketli programlar oldu her birinizin emeğine sağlık diyorum. Anne babalara ve çocuklarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Güzel programın düzenlenmesinde Eğitime Destek Platformu başkanımızla, yönetimiyle, gençlerimiz ve hocalarımızla her sabah sahada oldular, çocuklarımızla birlikte oldular, her sabah namazını vakit daha girmeden geceleri belki uykusuz geçirerek camide buluşmuş oldular. Çocuklarımızı daha küçükken hem şuurlandırmış olduk, hem de rabbimizin bizlere emirlerini yerine getirebilmek ailelerimizle beraber sabah namazlarında camilerde buluşmuş olduk" ifadelerini kullandı. Gençlere özel hediye seti Program kapsamında 10 hafta boyunca düzenli olarak sabah namazı buluşmalarına katılan gençlere, Kağıthane Belediyesi tarafından hazırlanan "Gençlik Seti" hediye edildi. Set içerisinde; sırt çantası, akıllı saat, futbol topu, dereceli termos, raket ve pinpon topu, kupa bardak, cep hoparlörü ve çikolata yer aldı. "Çok güzel bir etkinlikti devam etmesini isterim" Etkinliğin kendisi için verimli geçtiğini ifade eden Muhammed Yaşar Ön, " Çok güzel bir histi buradan belediye başkanımıza teşekkür ederim hepsinden Allah razı olsun ödüllerimiz de çok güzel kulaklık, akıllı saat. Çok güzel bir etkinlikti devam etmesini isterim" diye konuştu. 10 hafta boyunca camide sabah namazı kılarak ödüllendirildiği için çok mutlu olduğunu belirten Ravza Ön, "Ben programı çok sevdim 2’inci senem oldu bu programda. Hem manevi yönden geliştirdiği hem de maddi hediyeler verildiği için insanları namaza alıştırıyorlar ben çok beğendim devamını gelmesini istiyorum" dedi.