ÇEVRE - 14 Mart 2026 Cumartesi 10:08

Türkiye’de en düşük rakımda sadece Gümüşhane’de görülüyor

A
A
A
Türkiye’de en düşük rakımda sadece Gümüşhane’de görülüyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), Gümüşhane’nin sarp ve geçit vermez kayalıklarında yaşam mücadelesi veren çengel boynuzlu yaban keçilerinin (Şamua) büyüleyici görüntülerini kamuoyuyla paylaştı.


"Sarp Kayalıkların Ustaları" başlığıyla servis edilen video, Gümüşhane Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü görevlisi Yusuf Özkan tarafından dronla kayda alındı.



Türkiye’nin en düşük rakımlı yaşam alanı


Uzmanlar, Gümüşhane’yi diğer illerden ayıran en önemli özelliklerden birisinin normal şartlarda çok yüksek rakımlarda yaşamaya alışkın olan çengel boynuzlu dağ keçilerinin, Türkiye’de yalnızca bu bölgede bu kadar düşük rakımlara inerek yaşamını sürdürebilmesi olduğunu belirtti.


Bakanlık tarafından yapılan paylaşımda, görüntülerin "belgesel tadında" olduğu vurgulanırken, yaban hayatının korunması ve izlenmesi konusundaki kararlılık dile getirildi.


Görüntülerde keçilerin sarp kayalıklar üzerindeki rahat hareketleri ve doğal ortamlarındaki huzurlu halleri detaylıca görülüyor. Gümüşhane’nin yaban hayatı envanteri açısından kritik önem taşıyan bu tür, Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından titizlikle korunuyor.


Gümüşhane’nin turizm potansiyeline katkı sunması beklenen bu tür görüntüler, şehrin doğa fotoğrafçıları ve yaban hayatı meraklıları için bir cazibe merkezi olduğunu bir kez daha hatırlattı. Koruma altındaki bu türlerin yaşam alanlarının bozulmaması için yetkililer denetimlerini aralıksız sürdürüyor.



Türkiye’de en düşük rakımda sadece Gümüşhane’de görülüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Aksaray’da teravih namazına gelen çocukların ayakkabılarına harçlık konuldu Aksaray’ın Eskil ilçesinde teravih namazına gelen çocuklara anlamlı bir sürpriz hazırlandı. İkizce Camisinde gerçekleştirilen etkinlikte camiye gelen çocukların ayakkabılarına harçlık bırakıldı. Teravih namazı sırasında cami girişinde bulunan ayakkabıları tek tek kontrol eden AK Parti Gençlik Kolları üyeleri, çocukların ayakkabılarına küçük harçlıklar bıraktı. Namazın ardından ayakkabılarını giymek için dışarı çıkan çocuklar, ayakkabılarında buldukları harçlıkla büyük sevinç yaşadı. Ramazan ayının manevi atmosferini çocuklara daha yakından hissettirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte cami cemaatine de çeşitli ikramlar dağıtıldı. Ak Parti Eskil Gençlik Kolları Başkanı Veyis Atlar, "Geçen sene ilkini gerçekleştirdiğimiz bu sene de devam ettirerek geleneksel hale getirmeyi arzu ettiğimiz, teravih namazını eda etmek için camiye gelen çocuklarımızın ayakkabılarına harçlık bırakarak onlara güzel bir sürpriz hazırladık. Çocuklarımız namazdan çıktıktan sonra onları tebrik ederek, namazın önemini vurguladık" dedi. Cami cemaatinden Adem Öksün, güzel bir etkinlik olduğunu belirterek, "Çocuklarımızın ayakkabılarına harçlık bırakarak onlara güzel bir sürpriz hazırlamışlar, teşekkür ediyorum" diye konuştu. Namaz kılmaya gelen çocuklar ise "Camiden çıkınca ayakkabımın içinde para buldum çok mutlu oldum" dedi.
Ankara Görme kaybı yaşarken ders çalıştı, şimdi doktorlarıyla meslektaş olmayı hedefliyor Hastanede tedavi gördüğü sırada görme kaybına rağmen ders çalışan MS hastası Ege Ünal, şimdi kendisini tedavi eden doktorlarla meslektaş olmanın hayalini kuruyor. Lise yıllarında görme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran Ege Ünal’a Multiple Skleroz (MS) tanısı konuldu. O yıllarda hastanede yatarken görme kaybına rağmen test çözmeye ve ders çalışmaya devam eden Ünal, tıp fakültesini kazandı. Şu anda 2’nci sınıf öğrencisi olan Ünal, nöroloji alanına ilgi duyduğunu belirterek hastalığıyla ilgili farkındalık oluşturmayı ve MS’in sanıldığı kadar umutsuz bir hastalık olmadığını insanlara anlatmayı hedeflediğini söyledi. Akademik hayatının yanı sıra okulunun müzik grubunda gitar çalan Ünal, tedavi gördüğü hastanede de konserler verdi. Ünal, ileride kendisini tedavi eden doktorlarla meslektaş olmanın hayalini kuruyor. "Gözüm görmezken bile hastanede yatarken ders çalışmaya çalışıyordum" Tıp fakültesini kazanmasında hastanede yaşadığı sürecin çok büyük bir etkisi olduğunu dile getiren Ünal, "Hastanede yattığım dönemlerde özellikle etrafımdaki o doktor figürlerini gördükçe benim hep motivasyonum arttı. Ben ilk hastaneye yattığımda 11’inci sınıftaydım ve çok fazla stresim vardı. Aynı zamanda üniversite sınavını çok kafaya takan bir insandım. Gözüm görmezken bile hastanede yatarken ders çalışmaya çalışıyordum. Test çözmeye, deneme çözmeye çalışıyordum ve bu motivasyonumda tabii ki doktorları görmem çok beni etkilemişti" diye konuştu. "Hastalığım üzerinde çalışmak her zaman benim için bir hayal oldu" Ünal, nöroloji bölümünde uzmanlaşmak istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Ben tıpı yazarken hep diyordum. Ben nöroloji istiyorum diye. Çünkü hastalığım üzerinde çalışmak her zaman benim için bir hayal oldu. Hastalığımla ilgili insanları bilgilendirmek, hatta insanları tedavi edebilmek benim için çok büyük bir gurur kaynağı olur gerçekten. Şu an 2’nci sınıftayım. Henüz kesinlikle şu olacağım diyemiyorum. Fakat başladığımdan beri nörolojiye her zaman ilgim oldu." Aynı zamanda sosyal yaşantısından da hiç kopmadığını ifade eden Ünal, "Tedavi gördüğüm hastanede defalarca konser verdim. Birinci sınıftan itibaren okulumuzun müzik grubuna katıldım ve hep sosyal gönüllülük projelerimizde, çocuk hastanesinde, tıp bayramlarında hastanemizde sahnelerimiz oldu, konserlerimiz oldu" ifadelerini kullandı. "İşin dışarıdan göründüğü kadar umutsuz olmadığını onlara anlatabilmek benim için bir ideal oldu" Ünal, hastalığıyla alakalı araştırma yapmak istediğini ve insanları bilgilendirmek istediğine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "Hastalığımın başından beri kendime hep benim gibi bu durumla karşılaşan gençleri, benim ailem gibi bu durumla karşı karşıya kalan ve bu konuda çok gerilmiş olan aileleri rahatlatmak, bilgilendirmek ve işin dışarıdan göründüğü kadar hiçbir zaman umutsuz olmadığını onlara anlatabilmek benim için her zaman bir ideal oldu. Hangi alanda çalışırsam çalışayım, benim gibi bu durumla karşı karşıya kalan herkesi bilgilendirmek, hepsine bir örnek olmak benim için gerçekten çok önemli bir durum haline geldi. Ben ne doktoru olursam olayım, MS benim için her zaman kırmızı bir çizgi olacak ve ben o konuda her zaman insanları bilgilendirmek ve yönlendirmek amacıyla elimden geleni yapacağım." Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde çocuk nöroloji eğitim ve idari sorumlusu olan Prof. Dr. Ayşegül Neşe Çıtak Kurt, ise MS’in genç yetişkin hastalığı olduğunu dile getirerek, en sık 20 ve 40 yaş aralığında görüldüğünü ifade etti. Genç hastaların tanı aldıktan sonra kaygılı ve endişeli bir süreç yaşadıklarını anlatan Kurt, "Tanı netleştikten sonra tedavi ile ilgili planlarımız, atak tedavisi, koruyucu tedaviler, planlarımızı aileyle paylaşıyoruz. Bu konuda da aslında erken tanı ile birlikte uygun tedavi seçimi ile hastamızın normal yaşantısına devam edeceğini, düzenli kontroller ve ilacını aksatmama şartıyla mümkün olduğunu onlara anlatıyoruz" şeklinde konuştu. "Hasta hekim ilişkisi bizim için iki meslektaşa dönüştü" Kurt, Ünal’ın düzenli kontrollerle ve uygun tedaviyle hayatını normal bir şekilde sürdürdüğünü aktardı. Ünal’ın meslektaşı olacağı için mutluluk duyduğunu belirten Kurt, "Derse gidiyorum merdivenlerden hızlı hızlı çıkarken arkamdan bir ses duydum ve döndüm. Ege’ydi seslenen ama bir anda şaşırdım. Ege yani poliklinikte karşılaşıyoruz hani tıp fakültesinde ne iş olabilir diye. ‘Hocam ben artık hastanızım ama aynı zamanda da öğrenciniz oldum’ dedi. O an yaşadığım mutluluğu size hiçbir şekilde tarif edemem ve artık hasta hekim ilişkisi bizim için iki meslektaşa dönüşmüştü. Kendisinin hikayesini anlatırken farkındalık oluşturmak, benzer aileler ve gençler için motivasyon oluşturmayı her zaman kendisine bir görev edindi" diye konuştu.
Muğla Köyceğiz Atatürk Ortaokulu’nda Afet Tatbikatı gerçekleştirildi Muğla’nın Köyceğiz Atatürk Ortaokulu Afet Hazırlık Kulübü tarafından, öğrencilerin afet anında doğru ve hızlı hareket edebilme becerilerini geliştirmek amacıyla kapsamlı bir afet tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikat, UMKE ekipleri ile arama kurtarma ekiplerinin ortak çalışmasıyla yürütüldü. Tatbikat senaryosuna göre çalan sirenle birlikte öğrenciler ve öğretmenler hızlı ve düzenli bir şekilde okul bahçesindeki toplanma alanına çıktı. Yapılan yoklama sırasında beş öğrencinin eksik olduğu tespit edildi. Bunun üzerine arama kurtarma ekipleri vakit kaybetmeden okul binasında arama çalışmalarına başladı. Ekiplerin gerçekleştirdiği arama çalışmaları sonucunda yaralı olduğu varsayılan beş öğrenci okul içerisinde farklı noktalarda bulundu. Arama kurtarma ekipleri öğrencileri uygun taşıma tekniklerini kullanarak güvenli bir şekilde binadan çıkardı ve sağlık ekiplerine teslim etti. Öğrenciler daha sonra ambulansa taşınarak tatbikat senaryosu başarıyla tamamlandı. Gerçekleştirilen tatbikat sayesinde öğrenciler afet anında yapılması gerekenler konusunda uygulamalı deneyim kazanırken, arama kurtarma ekiplerinin çalışma süreci de yakından gözlemlendi. Köyceğiz Atatürk Ortaokulu Afet Hazırlık Kulübü danışman öğretmenleri Matematik Öğretmeni İbrahim Doğan, Türkçe Öğretmeni Oğuzhan Ünlü ve Türkçe öğretmeni Emre Köktaş, afet bilincinin küçük yaşlarda kazandırılmasının önemine dikkat çekerek bu tür çalışmaların öğrencilerin farkındalığını artırdığını ifade etti. Okul yönetimi, tatbikata katkı sağlayan UMKE ekiplerine ve arama kurtarma ekiplerine teşekkür ederek, afetlere hazırlık konusunda bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirtti.