EĞİTİM - 13 Ocak 2026 Salı 08:20

Giresun’da yoğun kar yağışı nedeniyle bazı okullarda eğitime 1 gün ara verildi

A
A
A
Giresun’da yoğun kar yağışı nedeniyle bazı okullarda eğitime 1 gün ara verildi

Giresun genelinde etkili olan yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle bazı ilçe ve okullarda 13 Ocak Salı günü eğitim-öğretime 1 gün ara verildi.


Giresun Valiliği’nden yapılan açıklamada, öğrencilerin güvenliği göz önünde bulundurularak il genelinde bazı ilçelerde ve okullarda eğitime ara verilmesinin uygun görüldüğü bildirildi.


Buna göre, Merkez ilçede Sayca İlkokulu, Sayca İmam Hatip Ortaokulu, Çaldağ Şehit Üsteğmen Adnan Bahat İlkokulu ve Ortaokulu, Şehit Zafer Korkut İlkokulu ve Ortaokulu, Duroğlu İmam Hatip Ortaokulu, Okçu İlkokulu, Kayadibi İlkokulu ve Ortaokulu, Ülper Köyü İlkokulu ve Ülper Şehit Ümit Kılıç Ortaokulu’nda eğitime 1 gün ara verildi. Merkeze taşımalı eğitim kapsamında gelen öğrencilerin ise izinli sayılacağı belirtildi.


Alucra, Dereli, Doğankent ve Güce ilçelerinde tüm okullarda eğitim-öğretime 1 gün ara verildi.


Bulancak ilçesinde Aydındere, Kovanlık, Beldeli ile Tandır, Bayındır ve İmalı köylerindeki okullarda eğitime ara verilirken, Karaağaç ve Cindi köylerinden taşımalı eğitimle gelen öğrencilerin izinli sayılacağı bildirildi.


Görele ilçesinde belde ve köy okullarında eğitime ara verilirken, ilçe merkezine taşımalı eğitim kapsamında gelen öğrenciler izinli sayılacak.


Keşap ve Piraziz ilçelerinde belde ve köy okullarında eğitim-öğretime ara verilirken, ilçe merkezlerine taşımalı gelen öğrenciler izinli olacak.


Yağlıdere ilçesinde ise Üçtepe Beldesi ve Sınır köyündeki okullarda eğitim-öğretime 1 gün ara verildi.


Yetkililer, diğer ilçelerde eğitim-öğretimin normal şekilde devam edeceğini bildirdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 15 yaş altına sosyal medya düzenlemesi geliyor: TÜRGEV’in "Zorbalığı Engelle" projesi öne çıktı TÜRGEV’in 2019’dan bu yana sahada ve dijital alanda yürüttüğü "Zorbalığı Engelle" Projesi 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesi Meclis gündemindeyken; çocukların dijital güvenliği, aile yapısının korunması ve zorbalıkla mücadelede öne çıkan çalışmalar arasında dikkat çekiyor. Ailenin korunması ve çocukların sağlıklı gelişiminin toplumsal bir sorumluluk olarak öne çıktığı günümüzde, çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumaya yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin hazırlıklar sürüyor. Bu çerçevede, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) tarafından 2019 yılından bu yana sahada ve dijital alanda yürütülen "Zorbalığı Engelle" Projesi yeniden gündeme geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya kullanımını da kapsayan torba yasa teklifinin ay sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ilgili komisyona sevk edileceğini açıklaması, çocukların dijital güvenliğinin toplumun ortak meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Çocukların dijital güvenliği Meclis gündeminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından değerlendirmelerde bulunan Bakan Göktaş, yapılacak düzenlemenin temel amacının çocukları ve gençleri dijital mecralarda karşı karşıya kaldıkları zararlı içeriklerden korumak ve sosyal medya platformlarına bu konuda daha güçlü sorumluluklar yüklemek olduğunu vurguladı. Göktaş, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarında hesap açmasının engellenmesini, zararlı içeriklere karşı etkili denetim ve filtreleme mekanizmalarının zorunlu hale getirilmesini hedeflediklerini belirterek, bu adımın çocukların ruhsal, ahlaki ve zihinsel gelişimini korumaya yönelik bir güvenlik kalkanı niteliği taşıdığını ifade etti. Sosyal medyanın kontrolsüz kullanımının çocuklarda kaygı, içe kapanma, davranış bozuklukları ve değer erozyonuna yol açabildiğine dikkat çeken Göktaş, bazı suç ve istismar ağlarının da dijital platformlar üzerinden çocuklara ulaşabildiğini dile getirdi. TÜRGEV’den uzun soluklu zorbalıkla mücadele Gündeme gelen düzenleme, TÜRGEV tarafından 2019 yılında başlatılan ve uzun süredir kararlılıkla sürdürülen "Zorbalığı Engelle" Projesi’ni de yeniden öne çıkardı. "Akran Zorbalığını Önleme ve Müdahale Programı" kapsamında yürütülen proje, çocuklar ve gençlerin dijital ortamlarda maruz kaldıkları zorbalık, şiddet ve nefret diline karşı bilinç kazanmalarını hedefliyor. TÜRGEV Eğitim Hizmetleri Departmanı bünyesinde, Eğitim Politikaları ve Planlama Müdürlüğü ile Psikolojik Danışmanlık Merkezi (PDM) Koordinatörlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; akran zorbalığı ve siber zorbalık, dijital ortamlarda karşılaşılan riskler ile koruyucu ve önleyici psikososyal yaklaşımlar başlıklarında kapsamlı saha faaliyetleri gerçekleştirildi. Sahada 2 bin 515 kişiye doğrudan ulaşıldı Proje kapsamında bugüne kadar bin 813 öğrenciye yönelik yüz yüze psiko-eğitim programları düzenlenirken, 625 kişiye kamuya açık seminerler verildi. Ayrıca 77 eğitimci, yönetici ve uzmana yönelik akran zorbalığını önleme ve müdahale eğitimleri gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla sahada toplam 2 bin 515 kişiye doğrudan ulaşıldı. Dijital alanda milyonlara ulaşan farkındalık "Zorbalığı Engelle" Projesi kapsamında hazırlanan "Zorbalık Şimdi Çevrim İçi" tanıtım filmi 2,5 milyon, animasyon tanıtım filmi ise 2,4 milyon kez izlendi. Toplamda 4,9 milyon video görüntülenmesine ulaşan proje, sosyal medya platformlarında 30 bine yakın takipçiyle çocuklara, gençlere ve ailelere yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürdü. Proje bünyesinde ayrıca çevrim içi zorbalık rehberi, 5 modüllük e-öğrenme programı, yönlendirici chatbot sistemi ve "Büyüyenlerin Hikâyeleri" adlı 9 bölümlük öğrenci podcast serisi de hayata geçirildi. Toplumsal ve manevi değerlerle örtüşen saha deneyimi Uzmanlar, çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemelerinin yalnızca yasal tedbirlerle sınırlı kalmaması; aileyi, eğitimi, manevi değerleri ve toplumsal sorumluluk bilincini merkeze alan uzun soluklu çalışmalarla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu çerçevede, TÜRGEV’in 2019’dan bu yana sürdürdüğü "Zorbalığı Engelle" Projesi, çocukların dijital dünyada karşılaştıkları risklere karşı sahadan elde edilen deneyim ve somut verilerle kamu politikalarına katkı sunan örnek çalışmalar arasında gösteriliyor.
İzmir Asansör yönetmeliği değişti, kabin daraldı: ALS hastası doktor evine hapsoldu İzmir’de 35 yıldır ALS hastalığı ile mücadele eden emekli göz doktoru, kendi gibi engelli birçok kişi gibi asansör yönetmeliğindeki değişiklik sonrası evine hapsoldu. Güvenlik gerekçesiyle eski tip asansörlere "iç kapı" zorunluluğu getirilmesi kabin kullanım alanını daraltınca, hastanın yaşam destek üniteli tekerlekli sandalyesi asansöre sığmaz hale geldi. Türkiye genelinde son yıllarda asansör kazalarının önüne geçilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından asansör yönetmeliğinde yapılan güncellemeler, güvenlik standartlarını yükseltirken, eski binalarda yaşayan engelli bireyler için beklenmedik mağduriyetleri de beraberinde getirdi. İzmir’de yaşayan 65 yaşındaki emekli göz doktoru Alper Kaya, 2023 yılında yürürlüğe giren ve eski tip asansörlere iç güvenlik kapısı takılmasını zorunlu kılan düzenleme nedeniyle dış dünyayla bağlantısının kesildiğini belirtti. Henüz 30 yaşındayken kas erimesine ve güç kaybına neden olan Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalanan Dr. Alper Kaya, hastalığın ilk evrelerinde baston yardımıyla yürüyebilirken, zamanla kas yetilerini tamamen kaybederek tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldi. 2000’li yılların başında İzmir’de satın aldığı apartman dairesine yerleşen Kaya, o dönemde binanın mevcut asansörünü kullanarak sosyal hayatına devam edebiliyordu. Güvenlik standardı arttı, yaşam alanı daraldı Hastalığının ilerlemesiyle birlikte, solunum desteği ve özel pozisyonlama sağlayan, dünya standartlarında üretilmiş tam donanımlı bir tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan Kaya, apartmandaki eski tip asansörün genişliğinin yeterli olması sayesinde sorunsuz bir şekilde evinden çıkabiliyordu. Ancak 2023 yılında asansör periyodik kontrollerine ilişkin yönetmelikte yapılan değişiklikler, Kaya’nın hayatını zorlaştırdı. Eski binalardaki asansörlerde kabin içi kapı bulunmaması "kırmızı etiket" (güvensiz) sebebi sayılınca, apartman yönetimi yönetmelik gereği asansöre iç kapı sistemi entegre ettirdi. Eski binalardaki asansör kuyularının dar olması nedeniyle, kabin içine eklenen katlanır kapı mekanizması, asansörün kullanım alanını önemli ölçüde daralttı. Santimetrelerle ölçülen bu daralma, Kaya’nın büyük ebatlı medikal tekerlekli sandalyesinin asansöre sığmasını imkansız hale getirdi. Önce yürüme kabiliyetini, sonra özgürlüğünü kaybetti Emekli Göz Doktoru Alper Kaya, ALS hastalığının aniden ortaya çıkan bir rahatsızlık olmadığını, yavaş yavaş kas güçsüzlüğüyle ilerlediğini belirterek, yaşadığı apartmana ilk taşındığında bastonla ve hatta zaman zaman desteksiz yürüyebildiğini anlattı. Hastalığı ilerledikçe yürüme kabiliyetini kaybettiğini, önce tekerlekli sandalye sonra ise akülü sandalye kullanmaya başladığını dile getiren Kaya, "O dönemde ellerimi kullanabildiğim için akülü sandalyemle apartmanın asansörüne tek başıma girip çıkabiliyor, evimden dışarıya özgürce gidebiliyordum. Apartman eski, 90’lı yıllarda yapılmış ve asansörü küçük olmasına rağmen bu şekilde ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum" dedi. Zamanla ellerini kullanamaz hale geldiğini ve bu süreçte 2023 yılında yürürlüğe giren asansör yönetmeliği gereği güvenlik amacıyla asansörlere iç kapı takılmasının zorunlu kılındığını ifade eden Kaya, kontrol mühendislerinin asansörü kapattığını ve iç kapı takılmak zorunda kalındığını söyledi. Yapılan işlem sonrası asansörün tekrar çalışmaya başladığını ancak kendisi için durumun imkansız hale geldiğini vurgulayan Kaya, "Daha önce rahatça girip kapatabildiğim asansörde, artık iç kapı nedeniyle kapı kapanmıyor ve bu yüzden asansör çalışmıyor. Sonuç olarak evimden dışarı çıkamaz hale geldim. Çevremdeki diğer tekerlekli sandalye kullanıcılarının da benzer şekilde bu asansörleri kullanamadığını fark ettik" ifadelerini kullandı. Yetkililere ’esnek çözüm’ çağrısı Yaşanan sorunun sadece kendisine özgü olmadığını, eski apartmanlarda yaşayan pek çok engelli bireyin aynı mağduriyeti yaşadığını ve konuyu hasta topluluklarıyla paylaştığında çok sayıda şikayet aldığını belirten Kaya, eski binalarda asansör boşluğu ve yapı ölçüleri belli olduğu için genişletmenin mümkün olmadığına dikkat çekti. Yönetmelikteki iç kapı zorunluluğunun ciddi bir erişim sorunu oluşturduğunun altını çizen Kaya, "Bu noktada, eski binalar için daha esnek ve modern çözümler geliştirilebilir. Uzaktan kumanda sistemleri, özel düğmeler veya farklı teknik uygulamalar gibi çözümler mümkündür. Bu konuda bürokratların ve teknokratların bir çalışma yapmasını arzu ediyorum, çünkü gerçekten çok sayıda mağdur insan var" şeklinde konuştu.