KÜLTÜR SANAT - 17 Mart 2026 Salı 12:12

Değirmen taşının dilinden anlayan son usta

A
A
A
Değirmen taşının dilinden anlayan son usta

Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Bir dönem altın çağını yaşayan taş ustalığının bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Karaman, çırak bulamadığı için mesleğin kendisiyle birlikte bitebileceğini ifade etti.


Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, babasından ve atalarından öğrendiği taş ustalığını yıllardır sürdürüyor. Bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak bilinen Karaman, gurbete gitmeden yıllarca emeğiyle "ekmeğini taştan çıkaran" ustalardan biri olarak dikkat çekiyor.


Taş ustalığının geçmişte bölgede oldukça yaygın bir meslek olduğunu belirten Karaman, bugün ise bu işi yapan kimsenin kalmadığını söyledi. Mesleğin yok olma noktasına geldiğini dile getiren Karaman, "Dışarıda bir gurbet hayatım olmadı. Bu taş işçiliği babadan, atadan kalma bir meslek. Biz de devralıp devam ettirdik. Ama artık bu taş işçiliği bitme noktasına geldi. Halkın hala buna ihtiyacı var ama bu işi yapan kimse kalmadı" dedi.



"Taş ne hızlı, ne yavaş, sadece sabırla işlenmeli"


Mesleğin en önemli özelliğinin sabır olduğunu vurgulayan Karaman, değirmen taşının işlenmesinin büyük bir ustalık istediğini belirterek, "Bu işin en büyük inceliği sabırdır. Taşa hızlı vurursan kırılır, çok yavaş vurursan iş ilerlemez. Onun için sabırla, yavaş yavaş çalışmak gerekir. Taşın dili vardır, onu dinlemek gerekir. Değirmen taşı da her taştan yapılmaz. Taş tek parça ve çatlak olmaması gerekir. Taşın yiv dediğimiz çatlağı olmayacak, tek parça olacak. Suya dayanıklı olacak. Bizim yöredeki taşlar bu özellikleri taşıdığı için çok tercih edilir. Yapıldıktan sonra da değirmen çalıştıkça taş yavaş yavaş aşınarak görevini tamamlar. Eskiden değirmenler çok işlek olduğu için en fazla 20 yıl dayanırken, şimdi çok çalışmadığı için 50-100 yıl da dayanabilir" diye konuştu.



Mesleğin en büyük sorunu, çırak yetişmemesi


Bugün ise mesleğin en büyük sorununun çırak bulamamak olduğunu belirten Karaman, gençlerin bu işe ilgi göstermediğini belirterek, "Bugünkü gençlik bu işe pek önem vermiyor. Parasıyla da olsa bir çırak bulamıyorum. Hatta kendi çocuklarımdan bile bu işi öğrenmek isteyen olmadı. Benden sonra ne olur ben de bilmiyorum. Belki birileri görür, merak eder de devam ettirir diye umut ediyorum" ifadelerini kullandı.


Bölgede değirmen taşı yapan tek usta olduğunu söyleyen Karaman, mesleğin kendisiyle birlikte yok olmasından endişe ettiğini sözlerine ekledi.



Değirmen taşının dilinden anlayan son usta

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Şehitkamil’de Kadir Gecesi’ne özel program Şehitkamil Belediyesi, mübarek Kadir Gecesi’nde düzenlediği özel programla vatandaşlara manevi bir atmosfer yaşattı. Hacı Nazire Eruslu Camisi’nde gerçekleşen etkinlik, dünyaca ünlü Mısırlı Kur’an-ı Kerim kârîsi Mahmoud El-Shahat Anwar’ın muhteşem tilavetiyle taçlandı. Programda, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz başta olmak üzere çok sayıda vatandaş bir araya geldi. Katılımcılar, aynı safta oturmanın ve Kur’an tilavetini dinlemenin manevi huzurunu derinden hissetti. Binlerce kişi, programı televizyon kanalları ve sosyal medya üzerinden takip ederek Kadir Gecesi’nin bereketine ortak oldu. Mahmoud El-Shahat Anwar, güçlü sesi ve derin kıraatiyle dinleyenleri adeta mest etti. Gecede, Kur’an-ı Kerim’in yüce mesajları eşliğinde dualar edildi, kalplerin birliği ve maneviyatın önemi bir kez daha vurgulandı. Öte yandan teravih namazı öncesi ve sonrasında Şehitkamil Belediyesi tarafından vatandaşlara tesbih, lokum ve pamuk şekeri ve çeşitli ikramlıklar dağıtıldı. "Mübarek gecede bir aradaydık" Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, program sonrası yaptığı açıklamada, "Kadir Gecesi, ruhumuzu arındırdığımız, dualarımızın kabulünü dilediğimiz çok özel bir zaman. Bu mübarek gecede hemşehrilerimizle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadık. Rabbim, yapılan duaları kabul etsin ve birliğimizi daim kılsın" diye konuştu. Katılımcılar, hem camideki manevi atmosferi yaşamanın hem de televizyon ve sosyal medya aracılığıyla etkinliğe ortak olmanın mutluluğunu paylaştı.
Manisa Manisa’da Ramazan boyunca gönül sofralarıyla rekor hizmet Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında Ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik yürüttüğü sıcak yemek ve iftar programlarıyla dikkat çekti. Kent genelinde 10 bin kişiye her gün sıcak yemek ulaştırılırken, düzenlenen iftar organizasyonlarıyla toplam 125 bin vatandaş aynı sofrada buluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi aşevinde, gıda mühendislerinin denetiminde hijyenik şartlarda hazırlanan yemekler, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından ihtiyaç sahiplerinin evlerine kadar ulaştırılıyor. Bu sayede evinde yemek yapma imkânı bulunmayan vatandaşların sofraları Ramazan bereketiyle doluyor. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek, "Hiçbir vatandaşımızın sofrası boş kalmasın, kimse kendini yalnız hissetmesin diye gece gündüz çalışıyoruz. Aşevimizde büyük bir titizlikle hazırlanan sıcak yemekleri her gün 10 bin hemşehrimize ulaştırıyoruz. Önceliğimiz insan, önceliğimiz Manisalıların huzuru ve mutluluğudur. Dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz" dedi. Ramazan ayının manevi atmosferini tüm kente yaymayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, sıcak yemek hizmetinin yanı sıra 17 ilçede kurduğu iftar sofralarıyla da binlerce vatandaşı bir araya getirdi. Düzenli program dahilinde gerçekleştirilen dağıtımlar ve organizasyonlarla Ramazan’ın paylaşma ruhu Manisa’nın dört bir yanında yaşatıldı. Çalışmalar hakkında bilgi veren Gıda Mühendisi Ekin Günay ise aşevinde hazırlanan yemeklerin özenle paketlenerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını belirterek, "Ramazan ayı süresince 10 bin vatandaşımıza sıcak yemek hizmeti sunuyoruz. Amacımız, paylaşma kültürünü güçlendirerek sofralara bereket taşımak" ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Ramazan boyunca sürdürdüğü çalışmalar, sosyal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olarak kent genelinde takdir topladı.
İstanbul İstanbul’da tarihi eser kaçakçılığı yapan şahıslar hakkında 5 yıla kadar hapis istemi İstanbul’da bir araca yapılan operasyonda 8 bin 582 adet tarihi eser ele geçirilirken, yakalanan 4 şüpheliden biri tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olaya karıştığı tespit edilen 4 şüpheli hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İstanbul’da tarihi eser kaçakçılığı yaptığı tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında tarihi eser kaçakçılığı yaptığı tespit edilen 4 şüpheli, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlar İle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından takip edildi. İhbar üzerine başlatılan operasyonda, Jandarma ekipleri Sancaktepe’de park halindeki bir araca operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonda, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen talimat ile araç içerisinde bulunan 4 şüpheli üzerinde ve araçta arama yapıldı. Araç içerisinde 8 bin 582 adet tarihi eser obje bulundu Arama sonucunda torbaların içerisinde 8 bin 63 adet bakır, bronz ve gümüş Bizans, Orta Çağ, Avrupa, Roma İmparatorluğu ve İslami döneme ait sikkeler, 44 adet bronz döküm geyik, karaca ve keçi başlı figürler (1 adedi köpek), 25 adet bronz, demir, bakır alaşımlı insan figürleri, mini büstler, asker figürleri ve liturjik figürler, 17 adet bronz, kurşun ve demir pandatifler, figür siluetleri, insan hayvan figürleri, 23 adet pandantfiler, parmak parçası (heykeleden parça), haç kolye, litürjik ve alegorik formlarda muhtelif figürler, 57 adet bronz ve bakır muhtelif hayvan figürleri, 118 adet bazıları kırık olan gümüş, bakır ve bronz yarı değerli taşlı aplikli, mühür yüzükleri ve kadın erkek yüzükleri, 235 adet muhtelif cins renkli, desenli, ortası delik taş ve cam imali boncuk çeşitleri, pişmiş toprak mavi sırlı boncuklardan bir grubunun tespit halinde ipe dizili olduğu, (insan figürlü formlardan 1 adedinin plastik döküm olduğu ve yeni üretilmiş malzemeden olduğu) toplamda 8 bin 582 adet obje ele geçirildi. Suçlamaları kabul etmediler Şüpheli Atilla Köleoğlu ifadesinde, "Ben göl kenarında poşet çuval içinde bir şey buldum. Ne olduğunu anlamadım. Aldım eve götürdüm. Ne olduğunu anlamak için oğlumun evine getirdim. Sonra oğluma söyledim. Bunların ne olduğunu öğrenelim dedi. Bilirkişi bir şahsın bunların bize ne olduğunu söylemesi için anlaştık. Dün oğlumun evinin orada buluştuk. Buraya Ali Sekmen ve Adnan Karabüber isimli şahıslar geldi. Ben bu şahısları tanımam. Bilirkişi geldi. O şahsı da tanımam. O sırada jandarmalar baskın yaptı. Ben bunların tarihi eser olduğunu bilmiyordum. Bilseydim yetkililere teslim ederdim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. "Benim bu işte bulunmamın sebebi meraktır" Şüpheli Adnan Karabüber ifadesinde, "Ben Ali Sekmen isimli şahsı Antalya ilinden cami imamı olması sebebiyle tanırım. Kendisi emekli oldu. Bildiğim kadarıyla inşaat işi yapar. Ali ve Atilla Köleoğlu isimli şahısları tanımam. Ali Köleoğlu beni yaklaşık 3 gün önce arayarak ’Adnan abi benim elimde bir şeyler var, ne yapacağımı bilmiyorum, bana yardımcı olur musun’ dedi. Bende beni neden arıyorsun demedim. Bir bakalım dedim ve dün buluşmak için anlaştık. Dün Ali Sekmen ile buluşup bu eşyalara bakıp Antalya’ya geri dönecektik. Ali bunları bilmez, anlamaz, tamamen beni tanıdığı için buradadır. Anlaştığımız saatte Atilla ve Ali Köleoğlu, ben ve Ali Sekmen Sancaktepe’de bir pastaneye gittik. Birol diye bir şahıs geldi. Birol’u ben davet ettim. Amacım Ali’lerin bulduğu eşyaya Birol’un bakmasıydı. Birol ile Atilla arabaya gidip tarihi eserlere bakarken jandarma geldi ve bizi aldılar. Benim bu işte bulunmamın sebebi meraktır. Ben tarihi eser kaçakçılığı yapmam. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Serbest bırakılmamı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. İncelemelerde 8 bin 582 adet objenin arkeolejik ve etnografik nitelikli tarihi eser statüsünde olduğu ve sadece bir adedinin plastik döküm olduğu ve yeni üretilmiş malzemeden olduğu tespit edildi. Ele geçirilen tarihi eser parçalar müze müdürlüğüne teslim edildi. Şüpheliler hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame tamamlandı. 4 şüpheli hakkında, "Haber verme sorumluluğuna ve kültür varlığı ticaretine aykırı hareket etme" suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.