ASAYİŞ - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 13:07

Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz"

A
A
A
Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz"

Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde vurulan iğne sonucu şüpheli şekilde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ailesi duruşma sonrası açıklamada bulundu. Acılı anne Rabia Baysal, "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz. Olayı gerçekleştiren hemşiren neden hala görevini yapıyor" dedi.


Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın 8’inci duruşması görüldü. Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, maktulün ailesi, maktul avukatları ve sanıkların avukatı katıldı. Maktulün ailesi, suçluların en ağır cezayı almasını talep etti.



"Hastanenin kapatılmasını istiyorum"


Duruşmanın ardından açıklamada bulunan acılı anne Rabia Baysal, "Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum. 4 yıldır adliye kapılarında gidip geliyorum. Hastanenin kapatılmasını istiyorum. Bu süreçten bir şey anlayabildik. Katilimiz hala dışarıda serbest şekilde dolaşıyor. Olayla ilgili ne hastaneden ne de karşı taraftan kimse gelip özür dilemedi, halimizi sormadı. Tek isteğim, katilin yakalanması ve tutuklanmasıdır. Onu görüp adaletin yerini bulduğunu bilmek istiyorum ki içim rahat etsin. 4 yıla yaklaşan bu süreçte sürekli ertelemeler yaşandı, önce 3 ay, ardından 4 ay denilerek dosya uzatıldı. Artık bu belirsizliğin sona ermesini ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum" dedi.



"Hemşire mesleğine devam ediyor"


Olayı gerçekleştiren hemşirenin tutuklanmasını istediğini söyleyen teyze Nazmiye Tunç, "Olayın ilk günden itibaren nasıl gerçekleştiği ortadayken sürecin neden bu kadar uzadığını anlamıyorum. Tek isteğim, adaletin yerini bulmasıdır. Gerçekler bu kadar açıkken, yapılanın bilinçli olduğu ortadayken ilgili hemşirenin hala dışarıda olmasını kabul edemiyorum. Buna bir anlam veremiyoruz. Bu şekilde devam ederse gerçekten çok üzülmeye devam edeceğiz. Biz adalete güveniyoruz. Adalet arkamızda olduğu sürece böyle bir durumun yaşanmasını istemiyoruz. Buna rağmen neden gereken hassasiyet gösterilmiyor, bunu anlayamıyoruz. Mahkemeye geliyoruz, sürekli erteleme kararları veriliyor. Gerçekten çok zor durumdayız, çok perişanız. Özellikle o kişiyi, o hemşireyi dışarıda görmek bizi daha da yaralıyor. Hala çalışıyor olması ve insanların ona güvenmeye devam etmesi bizi derinden üzüyor. Böyle bir durumda nasıl görevine devam edebildiğini anlamıyoruz. Yetkililerden tek beklentimiz, sorumluların tutuklanması ve adaletin sağlanmasıdır. Bu süreçte bizim de biraz olsun içimizin rahatlatılmasını istiyoruz" diye konuştu.



Duruşma ertelendi


Mahkeme heyeti, olayda yapılan iğnenin tıbben gerekli bir işlem olup olmadığının ve uygulanmaması gerekip gerekmediğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sorulmasına karar verdi. Heyet ayrıca, bu olayda hangi tıbbi işlemlerin yapılması gerektiği ile hastanenin doğru ve uygun müdahalede bulunup bulunmadığının da Adli Tıp tarafından değerlendirilmesini istedi. Söz konusu soruların yanıtlanması için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine hükmeden mahkeme, davayı ileri bir tarihe erteledi.



Olayın geçmişi


Olay, Gaziantep’te bulunan Özel Bossan Hastanesi’nde yaşandı. İddiaya göre, 3 yıl önce trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırılan Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde tedavi altına alındı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, yakınları tarafından düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Ancak hasta, bir hemşire ile yaşadığı tartışmanın ardından kas gevşetici olduğu öne sürülen başka bir hastaya ait bir ilacın enjekte edilmesi sonucu hayatını kaybetti. Önceki duruşmalarda dinlenen tanıklar, Baysal’ın şırınga yapıldıktan sonra hayatını kaybettiğini iddia etmişti.



Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Efeler’de hıdırellez coşkusu Baharın gelişini ve bereketi simgeleyen olan Hıdırellez, Efeler Belediyesi’nin ev sahipliğinde Pınarbaşı Mesire Alanı’nda düzenlenen şenlikle kutlandı. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu ve Aydın Roman Müzisyenler Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, vatandaşların sevincine ortak oldu. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Abdül Aydeniz, Aydın Roman Müzisyenler Derneği Başkanı Fehmi Yener, Kocagür Mahalle Muhtarı Orhan Akrancı ve Ilıcabaşı Mahalle Muhtarı Alim Tarım’ın katıldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Şenliğe katılanların yoğun ilgisi ve sevgi gösterileriyle karşılanan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, hemşehrileriyle tek tek selamlaştı. Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin yaptığı konuşmada, "Emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Gerçekten gülümseyen yüzlere ihtiyacımız var. Zor günlerden geçiriyoruz belki ama bundan sonra çok güzel olacağına inanıyorum. Şair, ‘çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz’ diyor. 6 Mayıs da öyle bir gün. Katılan herkese, gülümseyen, baharı bekleyen, çiçekleri, doğayı seven tüm arkadaşlarıma, tüm hemşerilerine saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. Herkese iyi eğlenceler diliyorum" dedi. 6 Mayıs’ın ruhuna uygun olarak düzenlenen şenlikte; Serdar King, Can Demir, Emircan Özanit ve Dana Kerim gibi sevilen isimler sahne aldı. Hıdırellez Şenliği’nde, her yaştan vatandaş müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında tanıklardan "altın" ve "Rolex" ifadeleri Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Tanık Erhan Kantar iddianamede bahsi geçen Rolex saat alımına ilişkin, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi" ifadelerini kullandı. Tanık Yavuz Can İmirgi ise Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendiğini söylediği dairedeki proje çalışmasına ilişkin, "2 defa bir mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı dosyada tanıkların ifadeleri alınmaya devam edildi. "Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok" Bir döviz bürosundan yapılan işlemle ilgili tanık olarak dinlenen İsmail Hilmi Şanlı, 25 yıldır döviz bürosunda çalıştığını belirterek, yüklü miktarda alım satım işlemlerine ilişkin bilgisi olmadığını söyledi. Şanlı, "Müşteri geldiği zaman altın isteyen olursa başka firmaya yönlendiririz. Yüklü miktarda alım satım olduğundan bilgim yok. Mustafa A. ve Erkan A. bizim işlerin başında durur. Bülent Ç.’yi tanımıyorum, hiç görmedim. Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok. Kasada hiç altın görmedim. Bir kuyumcu dükkanı ile döviz bürosunun ortaklığı var" ifadelerini kullandı. "Zuhal M.’ye 900 bin TL gönderdim" Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek’e araç alımına ilişkin tanık olarak dinlenen Erdem Eylem, 2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey’in kendisinden vekalet çıkarmasını istediğini anlattı. Eylem, "2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey benden vekalet çıkarmamı istedi, araç alış vekaleti çıkardım. Çağrı Bey’in vermiş olduğu 730 bin TL parayı aracı satan kişiye havale yaptım. Bir ay sonra bana aracı devredeceğini söyledi, 16. Notere yönlendirdi. Ben de gidip aracı devrettim. Verilen parayı Çağrı Bey’in hesabına gönderdim. Birkaç gün sonra Zuhal M.’ye para göndermemi istedi. Verdiği hesaba ben de 900 bin TL gönderdim" dedi. Eylem, ifadesinin devamında 2023 yılı mart ayında yaşanan para hareketine ve dükkanların gösterilmesi sürecine ilişkin de beyanda bulundu. Eylem, "2023 Mart ayında da Çağrı Bey, bir bankanın şubesinden para alacağımı söyledi. 7 milyon para aldım, 5 milyonunu Çağrı Bey’in hesabına gönderdim, 2 milyonunu kasaya koydum. Daha sonra 3 tane anahtar verdi, ‘Belediyeden birileri gelecek, 3 tane dükkan var onları göster’ dedi" ifadelerini kullanarak bir şirketten birilerinin geldiğini, kent lokantası yapacaklarını söylediğini ve dükkanlara baktığını söyledi. "554,5 gram altın karşılığı para yatırılması" Kuyumcu dükkanı aracılığıyla başka bir kuyumculuk dükkanı üzerinden altın alım satımı gibi gösterilerek, Muhittin Böcek’in kız arkadaşı M.K.’nın hesabına o günkü altın kuru üzerinden 554,5 gram altın karşılığı para yatırıldığı iddiasına ilişkin tanık İhsan Özkoç dinlendi. Özkoç, "Halil A. müşterimizdir. O gün de altın satmak için dükkanımıza gelmişti. Kasamız müsait olmadığı için başka bir dükkana yönlendirdik. Telefonla arıyoruz, fiyat soruyoruz, ‘550 gram altın var’ diyoruz. Uygunsa yanımızdaki çocukla altını gönderiyoruz. Altını gönderdik, 1 milyon 800 bin TL’ye karşılık geldiğini hatırlıyorum" diyerek Halil A.’nın vermiş olduğu IBAN numarasını belirtilen kuyumcu dükkanına gönderdiğini açıkladı. Saat alımı Rolex saat alımına ilişkin dinlenen tanık Erhan Kantar, Berkan Genç’in şoförü olduğunu ve plaj açıldığında plajda çalışmaya başladığını söyledi. Kantar, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi. Lara’da Rolex mağazasına gidip Berkan Bey’in gönderdiğini söyledim. Kredi kartıyla ödeme yaptım, saati aldım. Daha sonra ‘Saati Ali Altun’a bırak’ dedi. Ben de saati Ali Bey’e bıraktım" ifadelerini kullandı. Kantar, olaydan birkaç gün sonra siyah bir poşet verildiğini de belirterek, "‘Bunu Serkan T. alacak’ dedi. 2 kat sonra geldi, ona poşeti verdim, alıp gitti. İçinde ne olduğunu bilmiyordum. İki hafta sonra Berkan Genç yine siyah poşet verdi, ‘Gelip alacaklar’ dedi. Berkan Bey’in gönderdiğini söyleyerek biri geldi, ona da o poşeti verdim" dedi. "Dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendim" Muhittin Böcek’in evine yapılan tadilata ilişkin konuşan tanık Yavuz Can İmirgi, mimar olduğunu belirterek, bir daire için proje hazırlamasının istendiğini söyledi. İmirgi, "Mimarım, bir daire için proje hazırlamam istendi. Dairenin kime ait olduğunu bilmiyordum. Emniyette verdiğim ifadede dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu öğrendim. Projenin gerçekleşme aşaması 2-3 ay sürdü. 2 defa Kupa Kızı adlı mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım. Daha sonra 2 parça halinde 200 bin TL aldım. Serkan T. teyzemin oğlu olur. Ödemeye dair fatura almadım. Daire sahibiyle proje aşamasında hiç görüşmedim" diye konuştu. "Babamın talimatıyla bankadan para çekerek elden teslim ettim" Ekpa Sitesi’nden Muhittin Böcek’e 3 adet ve diğer belediye çalışanlarına maliyeti karşılığında 2 adet dükkan alınması eylemine ilişkin tanık Elvan Köysüren de beyanda bulundu. Köysüren, "Dükkanlarla ilgili işlerin içinde değilim. Bir dükkanla ilgili para transferim gerçekleşti. Belirtilen tarihlerde babam Sezgin Köysüren’in talimatıyla bankadan para çekerek elden Fırat Akyürek’e teslim ettim" dedi. "Oğlum Kaan evi üzerine aldı" İsmail E. tarafından Muhittin Böcek’e ait olduğu iddia edilen evi üzerine alması istenen tanık Cihangir Karbukan, İsmail E.’yi 20 yıldır tanıdığını ve kendisiyle birçok kez ticaret yaptığını söyledi. Karbukan, "2002 yılından beri Antalya’da bir şirketin sahibiyim. İsmail E.’yi 20 yıldır tanırım, kendisiyle birçok kez ticaret yapmıştık. Ankara’da iş seyahatindeyken, ‘Alacak verecek sıkıntısı olan bir yer var, bir süreliğine üzerine alır mısın?’ dedi. Ben de vaktimin olmadığını, oğlum Kaan Karbukan’a yönlendireceğimi söyledim. Kaan’ı arayıp bilgi verdim. Daha sonra oğlum Kaan üstüne aldı. Bir süre sonra İsmail beni arayarak Tuncay S.’nin evi Kaan’ın üzerinden devralacağını söyledi. Sonra da Tuncay S., Kaan’ın üzerinden evi devraldı" şeklinde konuştu. "Mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi" Tutuksuz yargılanan Özlem Yıldız K.’nın eski çalıştığı iş yerinde mimar olduğunu belirterek, mimari projelerde kendi imzasının kullanılmasına ilişkin tanık Nilay Gizem Altay, beyanda bulundu. Altay, "Özlem Yıldız K. eski çalıştığım iş yerinde mimardı. Eşi belediyede çalıştığı için mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi. Projelerden biri Demir Demir’e aitti, diğerlerini hatırlamıyorum" diye konuştu.