SAĞLIK - 24 Nisan 2026 Cuma 15:36

Uzman Diyetisyen Demirci: "Mevsim geçişlerinde bedeninizi dinç tutun"

A
A
A
Uzman Diyetisyen Demirci: "Mevsim geçişlerinde bedeninizi dinç tutun"

SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, mevsim geçişlerinde bedeni dinç tutmanın günlük yaşamı sürdürmede çok önemli rolü olduğunu söyledi.


Uzm. Diyetisyen Demirci, "Havaların değişmesiyle birlikte sabahları uyanmakta zorlanıyor, gün içinde kendinizi sürekli halsiz hissediyorsanız bunun nedeni doğanın kabuk değiştirdiği bu dönemlerde insan metabolizmasının da bir adaptasyon sürecine girmesidir" dedi.


Isı, nem ve basınç değişimlerine ayak uydurmaya çalışan bedenimizin, bu süreci genellikle fiziksel ve zihinsel bir yorgunluk hissiyle dışa vurduğunu kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, bu geçiş döneminin günlük yaşam kalitesinden ödün vermeden, doğru beslenme tercihleri ile enerjik bir şekilde atlatılabileceğini belirtti.


Vücut direncini artırmak için yapılması gerekenler


Uzm. Diyetisyen Demirci, mevsim geçişlerinde vücut direncinizi artıracak ve enerjinizi geri kazandıracak temel beslenme adımlarını şöyle sıraladı:


"Hücrelerimizin enerji üretebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Havaların serinlemeye veya ısınmaya başladığı dönemlerde su içme alışkanlığımız genellikle sekteye uğrar. Oysa hafif düzeyde bir susuzluk bile anında baş ağrısı, odaklanma problemi ve kronik yorgunluk olarak kendini gösterir. Günlük su tüketiminizi kilonuz başına 30 ml olacak şekilde hesaplayarak su içmeyi bir rutine dönüştürün. Çalışma masanızda, başucunuzda, arabanızda veya çantanızda her zaman kişisel bir su mataranız bulundurun. Sade suyun tadını sevmiyorsanız, kalorisiz ve doğal yöntemlerle aroma kazandırarak içimini kolaylaştırabilirsiniz. Suyunuzun içine taze nane yaprakları, limon, salatalık dilimleri, çubuk tarçın veya zencefil ekleyebilirsiniz. Mevsim meyvelerini (Çilek, elma, yaban mersini) doğrayarak, suyunuzda bekleterek hem görsel olarak cazip hem de lezzetli bir içecek elde edebilirsiniz. Kendimizi yorgun hissettiğimizde hemen canlanmak için elimiz genelde çikolatalara, şerbetli tatlılara ya da beyaz unlu poğaçalara, açmalara gider. Ancak bu yiyecekler saman alevi gibidir; kan şekerinizi bir anda fırlatıp size sahte bir enerji verir, ama hemen ardından hızla düşürerek sizi eskisinden bile daha bitkin, uykulu ve aç bırakır. Bu ani yorgunlukların önüne geçmek için kendinizi enerji verecek besinlerle destekleyin. Gün içinde tatlılar yerine sizi uzun süre tok tutacak besinleri seçin. Kahvaltıda yumurta, peynir, tam buğday ekmeği ya da yulaf; diğer öğünlerde ise nohut, mercimek gibi ev yemekleri tercih ederseniz, enerjiniz gün boyu kesintisiz devam eder."


Bağırsak sağlığı önemli


Yediğimiz yemekleri vücudumuzun kullanabileceği enerjiye çevirmek için B vitaminlerine ihtiyacımız olduğunu hatırlatan Uzm. Diyetisyen Demirci, şu bilgileri paylaştı:


"Magnezyum kaslarımızın ve sinirlerimizin ilacı gibidir. Havalar değişirken ortaya çıkan kas ağrılarını ve ‘kolumu kaldıracak halim yok’ hissini yenmek için ıspanak, pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin. Gün içinde atıştırmalık olarak ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi kavrulmamış çiğ kuruyemişler tüketmek de bedeninize çok iyi gelecektir."


Bağırsaklarımızın ikinci beynimiz olduğunu ve hastalıklara karşı savaşan savunma hücrelerimiz ile kendimizi iyi hissettiren mutluluk hormonlarımızın burada yer aldığını hatırlatan Uzm. Diyetisyen Demirci, "Bağırsaklarınız ne kadar sağlıklıysa, siz de o kadar enerjik ve mutlu olursunuz. Ev yapımı yoğurt ve ev turşusu gibi doğal gıdaları sofranıza eklemek, mevsim geçişlerinin getirdiği o gergin ve halsiz ruh halini üzerinizden atmanın en lezzetli yoludur" diye konuştu.


"Unutmayın bedenimiz bizim en kıymetli hazinemizdir ve onu ne kadar doğru besler ve iyi bakarsak, yaşam kalitemiz de o kadar iyi olur" diyen Uzm. Diyetisyen Demirci, sözlerini şöyle sonlandırdı:


"Yapacağınız küçük ama kalıcı değişikliklerle havaların değişimini yorgun değil, canlı ve enerjik bir şekilde karşılayabilirsiniz. Sağlıklı ve zinde günler için doğru adımlar uygulayın."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Ağrı’da TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi açıldı Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ağrı’da son 23 yılda eğitime 1 milyar 687 milyon lira yatırım yapıldığını belirterek, eğitim altyapısının önemli ölçüde güçlendirildiğini söyledi. Bolat, meslek liselerinin üretim ve sanayiyle bütünleşerek Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağladığını vurguladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından yaptırılan TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin açılış törenine Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanı sıra TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ağrı Valisi Önder Bozkurt, AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci, il protokolü, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Bakan Bolat, Ağrı’da eğitim alanında önemli bir kapasite artışı sağlandığını ifade ederek, "İlimize son 23 yılda toplam 1 milyar 687 milyon liralık yatırım kazandırıldı. Bu süreçte 7 bin 47 derslik, 8 bin 745 öğretmen ve 1.029 okul ve kurumla eğitim altyapısı güçlendirildi. Okul öncesinde 5 yaş net okullaşma oranı yüzde 82,6’ya ulaştı" dedi. Eğitimde erişim ve hizmet kapasitesinin yükseldiğini belirten Bolat, ilköğretimde derslik başına 18, ortaöğretimde 26 öğrenci düştüğünü; öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ise ilkokulda 16, ortaöğretimde 19 olduğunu kaydetti. Mesleki eğitimin önemine dikkati çeken Bolat, meslek liselerinin yalnızca eğitim kurumu değil, aynı zamanda üretim ve sanayi ekosisteminin bir parçası haline geldiğini söyledi. Bu kapsamda meslek liselerinin döner sermaye gelirlerinin 2019’da 356 milyon liradan 2024’te 7,1 milyar liraya yükseldiğini belirten Bolat, Ağrı’daki meslek liselerinin de 2024 yılında 53 milyon 130 bin lira ciroya ulaştığını ifade etti. Bolat, meslek liselerinde verilen uygulama ağırlıklı eğitimin öğrencileri iş hayatına hazırladığını vurgulayarak, sanayi ile kurulan iş birliklerinin nitelikli iş gücü yetiştirilmesinde kritik rol oynadığını dile getirdi. Konuşmaların ardından Bakan Bolat ve beraberindekiler okulun açılış kurdelesini kesti. Heyet, daha sonra sınıfları ve üretim alanlarını gezerek öğrencilerle bir araya geldi. Bakan Bolat, öğrencilere kitap hediye etti.
İstanbul Hasret bitiyor Formula 1 geliyor: Başkan Bingöl’den "Hazırız" mesajı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin 2027 yılından itibaren yeniden takvime dahil edileceği açıklandı. Organizasyonun 2027-2031 yılları arasında Türkiye’de düzenleneceği bildirilirken, yarışlara İstanbul Park’la ev sahipliği yapacak olan Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, "Tuzla Belediyesi olarak ulaşım, altyapı ve tüm ihtiyaçlarda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen Formula 1 Türkiye Grand Prix Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin motor sporlarındaki yerinin güçlenerek devam edeceğini belirtti. Erdoğan, "Bir motor sporları ülkesi olan Türkiye’nin Formula 1 ile ortaklığının önümüzdeki yıllarda güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. İstanbul Park, 2027-2031 yılları arasında tam 5 dönem boyunca göz dolduran, heyecanlı, seyir zevki yüksek yarışlara ev sahipliği yapacaktır" ifadelerini kullandı. "Tuzla Belediyesi olarak ulaşım, altyapı ve tüm ihtiyaçlarda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız" Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl de Formula 1 yarışlarının yeniden Türkiye’de düzenlenecek olmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, "2027 yılından itibaren ülkemizde gerçekleştirilecek Formula 1 yarışlarının, İstanbul Park’ta ve Tuzla’mızın ev sahipliğinde düzenlenecek olmasının gururunu yaşıyoruz. Tuzla Belediyesi olarak ulaşım, altyapı ve tüm ihtiyaçlarda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Hayırlı olsun" dedi. Formula 1 10’uncu kez Tuzla’da Motor sporlarının en prestijli organizasyonlarından biri olan Formula 1 kapsamında Türkiye Grand Prix’si, 2027 takviminde yer alacak. Tuzla’daki İstanbul Park, daha önce 2005-2011 ile 2020-2021 yılları arasında düzenlenen yarışların ardından 2027’de 10. kez Formula 1’e ev sahipliği yapacak. İlk kez 2005 yılında takvime giren Türkiye Grand Prix’si, 2011’e kadar aralıksız gerçekleştirildi. 2020’deki yarışlar pandemi nedeniyle seyircisiz, 2021’de ise sınırlı kapasiteyle düzenlendi. En başarılı pilot Massa, son şampiyon Hamilton Türkiye Grand Prix’sinde bugüne kadar en başarılı isim, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında üst üste üç kez kazanan Brezilyalı pilot Felipe Massa oldu. Lewis Hamilton ise İstanbul’da iki kez zafere ulaşırken, 2020 yılında kazandığı yarışla kariyerinin 7. dünya şampiyonluğunu ilan etti. İstanbul Park’ta düzenlenen ilk yarışı ise 2005 yılında Kimi Raikkonen kazandı. 155 bin seyirci kapasitesi bulunuyor Toplam 5,3 kilometre uzunluğundaki Tuzla İstanbul Park Pisti, 14 virajı ve teknik yapısıyla sürücüler açısından zorlu parkurlar arasında gösteriliyor. Pist, 2,21 milyon metrekarelik alan üzerine kurulu olup 155 bin seyirci kapasitesine sahip bulunuyor. 8. viraj ile ün kazandı Pistin en dikkat çekici bölümlerinden biri olarak öne çıkan 8. viraj (Turn 8), yaklaşık 640 metre uzunluğu ve dört tepe noktasıyla Formula 1’in en zorlu virajlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu viraj aynı zamanda İstanbul Park’ın dünya çapında ün kazanmasında önemli rol oynuyor.
İstanbul Emine Erdoğan, TOGEM-DER’in geleneksel "Cemre Çarşısı"nın açılışına katıldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Türkiye olarak, aile meselesini küresel gündeme de taşıyan ve farkındalık oluşturan bir ülkeyiz. Türkiye’de Aile Yılı, 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan ettik" dedi. Emine Erdoğan, Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneğinin (TOGEM-DER) bu yıl ‘iyilik, sürdürülebilirlik ve dayanışma’ temasıyla organize ettiği 4. Cemre Çarşısı’nın açılışına katıldı. TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Mihrimah Belma Sekmen’in ev sahipliğindeki çarşının açılışına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile eşi Özlem Kacır, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın eşi Nuran Fidan, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, bazı belediye başkanları, hayır çarşısının sponsorları, iş insanları, yapımcılar, yönetmenler, şefler, sinema ve dizi oyuncuları, şarkıcılar, gazeteciler, modacılar ve sosyal medya içerik üreticileri de katıldı. Beyoğlu’ndaki bir otelin fuaye alanında kurulan çarşının açılışında konuşan Erdoğan, Cemre Çarşısı’nın iyiliğin cemre olup hayatın manevi toprağına düştüğü hayırlı bir platform olduğunu belirtti. Emine Erdoğan, dünyanın merhamet damarlarının kuruduğu bu çağda, vicdanlara bahar gelmesine ziyadesiyle ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, kötülüğün sıradanlaşmasına verilecek en güçlü cevabın hayır ve hasenatın çoğalması olduğunu dile getirdi. Erdoğan, "Sezai Karakoç’un "Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz. İşte o zaman iyilik, hayatı güzelleştirip anlam katmanın simyası olur. Eğer arkamızda bir ayak izi bırakacaksak bu iz, insanlık için atılmış adımlardan arda kalan, kalbe dokunan izler olmalıdır. Çok şükür bizim topraklarımız böyle izlerle dopdolu. Nitekim bizler, hayatın anlamını ve varlık sebebimizi iyilik yapmak için vesileler aramada, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve tüm canlılara el uzatmakta buluyoruz. Malumunuz, merhametin bizde uzun bir tarihi ve geleneği vardır" dedi. "Ne mutlu ki bu ruh, bugün de Cemre Çarşısı’ndan yükseliyor" Osmanlı’da kurulan vakıf sayısının 26 bini geçtiğini söyleyen Erdoğan, ecdadın kurduğu medeniyetin nasıl da insan odaklı olduğunun en önemli göstergesi olduğuna dikkati çekerek, "Vakıfların mahiyetine baktığımızda insanla beraber içine doğayı da alan bütüncül bir medeniyet tasavvuru görüyoruz. Dayanışmanın toplumsal yaşamın bel kemiği olduğunu ve iyiliğin gündelik bir yaşam pratiği haline geldiğini anlıyoruz. Ne mutlu ki bu ruh, bugün de Cemre Çarşısı’ndan yükseliyor. Bu safın en güzel yanıysa kimseyi ayırmadan, iyiliği ortak bir vicdan dili haline getirmesidir. Hazreti Mevlana’nın da dediği gibi ’Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez" ifadelerini kullandı. "Aile, insanlığın karşı karşıya olduğu pek çok sorunun çözüm merkezidir" Emine Erdoğan, "Çağımıza baktığımızda savaşlarla yorulmuş bir dünya, tüketim alışkanlıklarıyla yok edilen doğal kaynaklar, vicdandan uzaklaşan bir insanlık görüyoruz. O zaman bize bir panzehir lazım. Cemre Çarşısı’nın bu seneki teması olan ’Aile, İyilik ve Sürdürülebilirlik’, aslında bize çözümün ne kadar yakınımızda, tabiri caizse elimizin tam altında olduğunu söylüyor. Zira aile, insanlığın karşı karşıya olduğu pek çok sorunun çözüm merkezidir. Çünkü eğitimden değer aktarımına kadar, hayatın tüm temel süreçleri aile çatısı altında şekillenir. Çocuktaki cevheri işleyen, davranış kalıplarını oluşturan, benlik duygusunu inşa eden ailedir. İnsanlığa sevgiyle bağlı, doğayla bağ kuran ve israfın karşısında bilinçle duran nesiller ancak anne babanın verebileceği bir vicdan eğitimiyle yetişir" şeklinde konuştu. "2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" ilan ettik" Emine Erdoğan, modern dünyada aile bağlarının zayıfladığı ve aile kurumunu zedeleyen birçok risk olduğuna dikkati çekerek, bu sebeple geçen yılı "Türkiye’de Aile Yılı", 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" ilan ettiklerini vurguladı. Erdoğan, "Türkiye olarak, aile meselesini küresel gündeme de taşıyan ve farkındalık oluşturan bir ülkeyiz. Fakat bu, hepimizin ortak gayreti olmalı, hepimiz kendimizi bu mücadelenin en önemli paydaşı olarak görmeliyiz. Bunun için, toplumumuzun kurucu kodlarına, bilhassa hamiyet kültürüne sımsıkı sarılmalıyız. Bizi biz yapan değerlerimizin hiçbir şekilde, ’Bir zamanlar’ diye başlayan cümlelere hapsolmasına izin vermemeliyiz. Çünkü o cümleler, kökleri beslenmediği ve ihmal edildiği için bugüne aktarılamamış değerlere yakılan ağıtlardır" diye konuştu. Erdoğan, Cemre Çarşısı’nın, söyleşi programları, çocuklara yönelik kültür-sanat faaliyetleri ve mutfak atölyeleri gibi birçok etkinlikle herkes için bir ilham kaynağı olacağını ifade ederek, organizasyonda emeği geçenleri gönülden kutladı. Açılış töreni, aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Törenin ardından çarşıyı gezen Emine Erdoğan, stant görevlileriyle sohbet ederek, geliri derneğin sosyal yardım faaliyetleri ve projelerinde kullanılacak ürünlerden alışveriş yaptı. Erdoğan, tekstilden ev aksesuarına, gıdadan el sanatlarına kadar 80’i aşkın markanın stant kurduğu çarşıda, firmaların sürdürülebilir moda, sıfır atık ve geri dönüşüm faaliyetlerini önceleyen çalışmalarını inceledi. Tüm stantları ziyaretinin ardından çarşıdaki workshop atölyelerine katılan Erdoğan, mutfak atölyesine geçerek Şef Claudio Chinali ile birlikte peynirli makarna yaptı. Erdoğan daha sonra, kendi himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye’nin kültürel, coğrafi ve yerel zenginliklerini koruyarak dünyaya tanıtmayı, yerel üreticiyi desteklemeyi ve Anadolu’nun bereketini dijital platformlara taşıyarak ekonomik kalkınmayı hedefleyen seferberlik projesi ‘Anadoludakiler’ standını ziyaret etti.