SAĞLIK - 09 Nisan 2026 Perşembe 11:58

Uzm. Dr Zeynep Erdoğan: "Menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır"

A
A
A
Uzm. Dr Zeynep Erdoğan: "Menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır"

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Göktürk Erdoğan, menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu söyledi.


Uzm. Dr. Erdoğan, "Menenjit, beynimizi ve omuriliğimizi saran koruyucu zarların (Meninksler)iltihaplanmasıdır. Bu iltihaba genellikle virüsler veya bakteriler neden olur" dedi.


Neden acil bir durumdur


Menenjitin, özellikle bakteriyel türlerinin, çok hızlı ilerleyerek, saatler içinde hayati tehlike oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erdoğan, erken teşhis ve tedavi yapılmadığında karşılaşılabilecek sonuçlar hakkında açıklamalarda bulunarak, "İşitme kaybı, öğrenme güçlükleri, beyin hasarı gibi kalıcı etkiler bırakabilir" dedi.


Kritik belirtileri


Belirtilerin yaşa göre değişebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Erdoğan, "Çocuğunuzda şu bir kaç belirti varsa hemen bir doktora başvurun. sürekli, tiz sesli ağlama: Susturulamayan, huzursuz bir ağlama hali. vücutta kaskatı kesilme veya tam tersi aşırı gevşeklik: Kas tonusunda değişiklikler. fışkırır tarzda kusma: Basit bir mide bulantısından daha şiddetli. bıngıldakta şişkinlik: Başın tepesindeki yumuşak bölgenin dışa doğru çıkıntı yapması. beslenmeyi reddetme ve aşırı uyku hali: Uyandırmakta zorluk çekme. deri döküntüleri: Özellikle basınca solmayan kırmızı-mor lekeler" şeklinde konuştu.


Daha büyük çocuklar ve gençlerdeki belirtilere değinen Uzm. Dr Zeynep Erdoğan, "Şiddetli baş ağrısı ve yüksek ateş: Genellikle ani başlar. ense sertliği: Çocuğun çenesini göğsüne değdirememesi. ışığa karşı aşırı hassasiyet (Fotofobi): Işıklı ortamlarda rahatsız olma. zihin karışıklığı, kafa karışıklığı veya aşırı sinirlilik. Eklem ve kas ağrıları" ifadelerine yer verdi.


Cam bardak testi


Uzm. Dr. Erdoğan, menenjit hastalığı şüphesinde uygulanan cam bardak testi ile ilgili şunları söyledi:


"Çocuğunuzun vücudunda küçük kırmızı noktalar veya morarmalar fark ederseniz, hemen şeffaf bir cam bardağı lekenin üzerine bastırın. Şayet;camın altından rengi solar veya kaybolur ise normal döküntüdür. Menenjit şüphesinde bardakla bastırmanıza rağmen leke olduğu gibi duruyorsa, bu damar dışına sızan bir kanamanın işaretidir. Bu durumda vakit kaybetmeden acil servise başvurun."


Menenjitten korunma yolları


Menenjitten korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu bildiren Uzm. Dr. Erdoğan, korunma yolları ile ilgili şunları söyledi:


"Ulusal aşı takvimi: Sağlık Bakanlığı’nın takvimindeki aşılar (Pnömokok, Hib vb. gibi) bazı menenjit türlerine karşı koruma sağlar. Meningokok Aşıları: Bu aşılar rutin takvimde yer almaz, ancak menenjitin en tehlikeli türlerinden birine karşı korur. Doktorunuzla bu aşıyı mutlaka görüşün ve ne zaman yapılması gerektiğini planlayın. Sık sık ellerinizi yıkayın, ortak eşya kullanımından kaçının, öksürük ve hapşırık hijyeni, Ağzı ve burnu mendille kapatmak veya dirsek içini kullanmak.


kalabalık ve havasız ortamlardan kaçınmak."


"Şüphelenirseniz, hemen harekete geçin"


Uzm. Dr. Erdoğan, "Ateş, ense sertliği, fışkırır tarzda kusma veya deri döküntüsü vb. belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hiç beklemeden en yakın acil servisine başvurun. Erken müdahale hayat kurtarır ve kalıcı hasarları önler" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Elektrik şirketi bıktırınca tepkisini otomobilinin camına astığı özel tasarımlı afişle gösterdi Kocaeli genelinde vatandaşların SEDAŞ ile ilgili yaşadığı mağduriyetler şikayet platformlarında binleri aşarken, tepkiler yollara da yansıdı. Bir vatandaş, otomobilinin camına astığı özel tasarımlı afişle kuruma olan tepkisini trafikte gösterdi. Kocaeli’nin birçok ilçesinde haberli veya habersiz şekilde gerçekleştirilen, bazen tüm günü bulan elektrik arızaları ve altyapı çalışmaları hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Evden çalışanlar, esnaf ve beyaz eşyası bozulan vatandaşlar duruma tepki gösteriyor. Türkiye’nin en çok kullanılan şikayet platformundan seslerini duyurmaya çalışan vatandaşlar, binlerce kayıt oluşturdu. Tüketicilerin platforma yansıyan en büyük şikayetleri arasında; kesintiler nedeniyle elektronik cihazların ve kombilerin yanması, çağrı merkezi 186’ya ulaşılamaması ve muhatap bulunamaması yer alıyor. "Bir insanın hayatı bu kadar riske atılamaz" Şikayetlerde vatandaşlar, "Yaklaşık 1,5 yıldır, özellikle gece 00.00’dan sonra, 2 ila 6 saat, bazı zamanlarda ise 8 saate kadar uzayan sık elektrik kesintileri yaşıyoruz. Evimizde solunum cihazına (Auto cpap) bağlı bir hastamız bulunuyor ve bu kesintiler sırasında cihaz defalarca kapandı. Bir insanın hayatı bu kadar riske atılamaz", "Uzun süren bu kesinti nedeniyle evde günlük işlerimizi yapamaz hale geldik ve ciddi şekilde mağdur oluyoruz", "Hava soğuk olduğu için evdeki çocuklar üşüyor ve temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Bu kadar uzun süreli bir kesintinin, özellikle soğuk havada ve çocukların olduğu bir evde ciddi mağduriyet oluşturduğunu belirtmek istiyorum", "Sürekli yaşanan voltaj dalgalanması yüzünden cihazlarımız bozuldu" diyerek Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye (SEDAŞ) yönelik tepkilerini dile getiriyor. Trafikte ilginç protesto Kesintilere yönelik tepkiler sanal ortamdan sokağa da ulaştı. Trafikte seyreden bir otomobilin sürücüsü, kurumu protesto etmek için ilginç bir yönteme başvurdu. Sürücü, kendi hazırladığı ve üzerini çizdiği "SEDAŞ" amblemini aracının arka camına yapıştırdı.
Ankara Bakan Güler: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Güler, NATO’nun askeri bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıktığını belirtti. Bakan Güler, "Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış, kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu yüksek askeri kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır" ifadelerini kullandı. "NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından belirleyici olacaktır" Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma sanayii üretimine yatırım yaptıklarını aktaran Güler, "ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayii üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır" şeklinde konuştu. "NATO, dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak kendini açıkça kanıtlamıştır" Türkiye’nin uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlendiğini ve sahada belirleyici katkılar sunduğunu dile getiren Güler, "NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken tüm kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO’nun neden halen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır" açıklamasında bulundu. "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz" Bakan Güler artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek "İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" diye konuştu. Yaşanan süreçte NATO’nun kritik öneminin devam ettiğini dile getiren Bakan Güler, bunun yanı sıra toplumların direnç kapasitesini, kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kıldığını aktardı. "Uluslararası güvenlik yapıları küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır" Güler, "NATO dahil olmak üzere uluslararası güvenlik yapıları makul dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askeri kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askeri gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi. "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir" Türk Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayiinin güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla milli dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almaya bunu bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi müşterek harekat kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskun mahal özel harekat ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekat hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir." "Türkiye, İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" Türkiye’nin İttifak’ın tamamında güvenlik üreten riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıktığına dikkati çeken Güler, "İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askeri eğitim tatbikat harekat ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" dedi. "3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz" Bakan Güler, konvansiyonel kapasitelerini artırmaya da devam ettiklerinin altını çizerek, "Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekat bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. 3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır" Bu yıl NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılacağını hatırlatan Güler, "Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askeri ve diplomatik güç ve en önemlisi Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir" açıklamasında bulundu. "Bekamızın korunması, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir" Bakan Güler, Türkiye’nin bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da müttefikleriyle entegre şekilde çalışacağını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye olarak bekamızın korunması egemenlik haklarımıza saygı uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem milli menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını da devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
Denizli DENİB Başkan Adayı Uğurlu; "Daha güçlü bir Denizli ihracatı için çalışacağız" Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkan Adayı Osman Uğurlu, genel kurul öncesi yaptığı açıklamada, Denizli ihracatının mevcut gücünü daha ileriye taşımak için güçlü bir vizyon ve kararlılıkla yola çıktıklarını ifade etti. Denizli’nin bugün 4,7 milyar doları aşan ihracat hacmi, 183 ülkeye ulaşan dış ticaret ağı ve aktif 1.700 ihracatçısıyla Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Uğurlu, "Ülkemiz ihracatında 9. sırada yer alan bu güçlü yapıyı daha da ileri taşımak, katma değerli üretimi artırmak ve ihracatçılarımızın rekabet gücünü ivmelendirmek en temel önceliğimizdir." dedi. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, rekabet koşullarının giderek zorlaştığı bir dönemden geçildiğini belirten Uğurlu, yeni dönemde de ortak akıl ve istişare kültürünü esas alan bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini söyledi. Uğurlu, "İhracatçılarımızın ihtiyaçlarına hızlı, etkin ve çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirecek; değişen dünya ticaretine uyum sağlayan, yenilikçi ve proaktif bir yapı oluşturacağız." dedi. Önümüzdeki 4 yıllık döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Osman Uğurlu, "İhracatçılarımız için sürdürülebilir büyüme fırsatları oluşturmak, yeni pazarlara erişimi artırmak ve mevcut pazarlarda derinleşmek temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Dijitalleşme, e-ihracat, yeşil dönüşüm ve markalaşma alanlarında hayata geçireceğimiz yeni projelerle, firmalarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliklerini daha da güçlendireceklerini belirten Uğurlu, sektör bazlı stratejiler geliştirerek ihracatçıların karşılaştığı sorunlara kalıcı çözümler üretmeyi hedeflediklerini ifade etti. Denizli ihracatının en büyük gücünün birlik ve beraberlik olduğuna dikkat çeken Uğurlu, "Bu yolculukta en büyük gücümüz, ihracatçılarımızın desteği ve güvenidir. Hep birlikte daha güçlü bir Denizli ihracatı için çalışacağız" dedi. Osman Uğurlu, tüm ihracatçıları Genel Kurul’a davet ederek, "10 Nisan saat 11:00 itibarıyla DENİB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek Genel Kurulumuzda sizleri aramızda görmekten büyük memnuniyet duyacağız. Hep birlikte yeni döneme güçlü bir başlangıç yapacağımıza inanıyorum" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.