GÜNDEM - 17 Şubat 2026 Salı 16:59

Şehitkamil’den gönüllere dokunan ‘Vefa Hizmeti’

A
A
A
Şehitkamil’den gönüllere dokunan ‘Vefa Hizmeti’

Şehitkamil Belediyesi tarafından yürütülen "Vefa Hizmeti" kapsamında, Ramazan Ayı öncesinde vatandaşların evlerinde temizlik, kişisel bakım ve sağlık hizmetleri gerçekleştirildi. Belkız ve Gazikent mahallelerinde yaşayan Zengin ve Ceylan aileleri, sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti dile getirdi.


Ramazan Ayı öncesinde gerçekleştirilen Vefa Hizmeti çalışmalarıyla yaşlı, engelli ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların hem evleri temizleniyor hem de kişisel bakım ve temel sağlık kontrolleri yapılıyor. Şehitkamil Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdüğü hizmetler, ihtiyaç sahiplerinin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.


"Onlar yapmasaydı perişan olurdum"


Belkız Mahallesi’nde ikamet eden 65 yaşındaki Fatma Zengin, karaciğer nakli sonrası yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle günlük işlerini yapmakta zorlandığını belirtti. Nakil sonrası kullandığı ilaçların böbreklerine zarar verdiğini, böbrek yetmezliği, tansiyon ve şeker hastalığıyla mücadele ettiğini ifade eden Zengin, Vefa Hizmeti ekibinin düzenli olarak evine gelerek temizlik yaptığını söyledi. Zengin, "Vefa Hizmeti ekibine çok teşekkür ederim. Belediye Başkanımıza teşekkür ederim. Ben karaciğer nakli oldum, ilaçlar böbreklerimi vurdu. Böbrek yetmezliğim var. Tansiyon ve şeker hastasıyım. Çok hastaydım, hiçbir iş yapamıyordum. Gelip evimi siliyorlar, süpürüyorlar, tozunu alıyorlar. Camlarımı, kapımı siliyorlar, balkonlarımı yıkıyorlar. Allah razı olsun. Onlar yapmasaydı perişan olurdum" dedi.


"Evimizi temizlemekte zorlanıyorduk"


Gazikent Mahallesi’nde yaşayan, doğuştan yürüme engelli olan ve dört çocuk babası Talip Ceylan da hem kendisinin hem de eşinin engelli olması nedeniyle ev işlerinde büyük zorluk yaşadıklarını kaydetti. Belediyeye başvurmalarının ardından düzenli aralıklarla destek almaya başladıklarını ifade eden Ceylan, verilen hizmetlerin hayatlarını kolaylaştırdığını vurguladı. Ceylan, "Yürüme engelliyim, çocukluktan beri. Eşim de yürüme engelli. Durumumuzdan dolayı evimizi temizlemekte zorlanıyorduk. Belediyeyi aradım, sağ olsunlar yönlendirdiler. Belirli aralıklarla gelip kapıları, pencereleri, yerleri temizliyorlar. Berber arkadaş gelip tıraşımı yapıyor. Sağlık ekipleri de geliyor; tansiyonumuzu, şekerimizi ölçüyor, durumumuza bakıyor. Sağlık hizmeti de çok güzel" diye konuştu.



Şehitkamil’den gönüllere dokunan ‘Vefa Hizmeti’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Göktaş: "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor’’ dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) iş birliğiyle İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen I. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı, 16-17 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi. Konferans, bugün yapılan oturumların ardından Sütlüce Kampüsü’ndeki kapanış programıyla sona erdi. "Türkiye’de ve Özbekistan’da Ailenin Güçlendirilmesi Temelli Devlet Politikaları" temasıyla düzenlenen konferansın kapanış toplantısına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Züleyha Mahkamova, Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanı Sharipov Kongratbay Avezimbetovich, KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, Özbek Kadın Hakları Koruma Derneği Başkanı Ozoda İslomova ile çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı. Konuşmalardan önce ilkokul öğrencilerinden oluşan dans ekibi, Türk kültürüne ait yöresel dansları sergiledi. "Temennimiz buradaki bilgi ve öneriler, Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün" İstanbul’da pek çok ülkenin geleceğini ilgilendiren bir başlık etrafında buluştuklarını aktaran Bakan Göktaş, "İki gün süren 1. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı’nda akademinin birikimini, sahadan gelen tecrübeyi ve kurumlarımızın çözüm önerilerini aynı masada buluşturduk. Konferans boyunca aile yapısındaki değişimi, evlilik ve ebeveynliği destekleyen mekanizmaları, kuşaklar arası dayanışmayı ve sahada etkisi kanıtlanmış iyi uygulamaları değerlendirdik. Demografi ve nüfus eğilimlerinden sosyal hizmet modellerine, dijital risklerden aile içi iletişime kadar geniş bir çerçevede ele aldık. Temennimiz odur ki burada ortaya çıkan bilgi ve öneriler Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün. Sahada karşılığı olan ortak projeler, aileyi güçlendiren somut adımları çoğaltsın’’ şeklinde konuştu. "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi, artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Ailenin kimliğin, aidiyetin, merhametin, sorumluluğun, dayanışmanın ilk öğretildiği yer olduğuna da dikkat çeken Bakan Göktaş, "Çağımızda aile çok katmanlı bir baskı altında. Bu noktada meseleye iki pencereden bakmak zorundayız. Birincisi, demografik dönüşüm penceresidir. Yıllarca ülkemizde aile planlanması adı altında doğurganlık hızının azaltılması için çalışmalar yürütüldü. Bugün yaşadığımız düşük doğurganlık oranları, bu yaklaşımın birikmiş bir sonucudur. Türkiye’de doğurganlık hızının 2024’te 1,48’e düşmesi, nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor. Birçok Avrupa ülkesi düşük doğurganlık düzeyine 200 yılda inerken, Türkiye bu noktaya 60 yıl gibi kısa bir sürede geldi. Türkiye, Çin, Arjantin ve Kuveyt’ten sonra doğurganlık hızı en çok düşen dördüncü ülkedir’’ ifadelerini kullandı. İlk evlenme yaşının yükselmesinin, evlilik ve boşanma göstergelerindeki değişimin aileyi güçlendiren ‘önleyici ve destekleyici’ politikaları daha da kritik hale getirdiğini belirten Bakan Göktaş, "İkincisi günlük hayatın kırılganlıkları penceresidir. Aileyi sadece bir değer olarak değil, aynı zamanda sosyal refahı büyüten, birliği ve beraberliği güçlendiren bir sistem olarak ele almak zorundayız. Çünkü artan şehirleşme, uzayan çalışma saatleri, hayatımızı kuşatan dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu durum da bizler için sahaya inen, aileye ulaşan, riskleri erken gören ve aileyi kendi gücüyle ayakta tutan politika tasarımlarını zorunlu kılıyor’’ diye konuştu. "Tüm adımlarımızla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ Aile Eylem Planı’yla aileye erişim ve hizmet kapasitesini büyütürken de iki temel ilkeye dayandıklarını belirten Bakan Göktaş, "Yakınlık, hizmetin ailenin kapısına kadar gidebilmesi demektir. Süreklilik ise bir defalık müdahale yerine aileyle ’hayatın akışı içinde’ yol yürümek demektir. Çocuğu aile yanında desteklemek, ebeveyni güçlendirmek, riskleri erken tespit etmek ve aileye rehberlik etmek bu yaklaşımın omurgasıdır. Sosyal hizmet merkezlerimiz, sosyal risk haritalarımız, mobil SHM, yüz yüze ve online eğitim ve danışmanlık mekanizmalarımız bu ilkelerin sahadaki karşılığıdır. Böylece tüm bu adımlarla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ dedi. Sümeyye Erdoğan Bayraktar da, iki gün boyunca yürütülen tartışmaların ailenin ne kadar kritik ve çok boyutlu bir alan olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.