EĞİTİM - 09 Nisan 2026 Perşembe 11:49

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyet öncesi tıp eğitimi programı, uluslararası akredite programlar arasında

A
A
A
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyet öncesi tıp eğitimi programı, uluslararası akredite programlar arasında

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi (MÖTE) Programı, Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği’ne (TEPDAD) yaptığı başvuru sonucunda altı yıl süreyle tam akreditasyon almaya hak kazandı.


Akreditasyon belgesi, SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende, TEPDAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek tarafından SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı ile Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın ve Fakülte Yönetimine takdim edildi.


SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı törende yaptığı konuşmada, tıp fakültesinin bu başarıya uzun ve titiz bir hazırlık sürecinin ardından ulaştığını belirtti.


Ayrıca üniversitenin farklı akademik birimlerde de önemli akreditasyon başarıları elde ettiğini anımsatan Prof. Dr. Dağlı, kurumsal akreditasyonun yanı sıra Sağlık Bilimleri Fakültesi programlarının tamamı ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı’nın da akredite olduğunu belirterek üniversitenin, ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet gücünü artırma hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.


Bu kazanımın, verilen eğitimin niteliğini belgeleyen güçlü bir gösterge olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dağlı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın’ın şahsında emeği geçen tüm ekibi tebrik etti.


Hiçbir başarının tesadüf olmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Dr. Dağlı, "Elde edilen başarılar, güçlü bir ekip çalışmasının ürünüdür. Kurulduğumuz günden bu yana desteklerini esirgemeyen Onursal Başkanımız Abdulkadir Konukoğlu başta olmak üzere Mütevelli Heyet Başkanımız Zeki Konukoğlu ile SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanımız Adil Sani Konukoğlu’na, Mütevelli Heyet Üyelerimize, Üniversite Yönetimimize, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.


Ekip ruhu ve disiplinli çalışmanın sonucu


SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın da törende yaptığı konuşmada, fakültenin kuruluşundan bu yana akreditasyon hedefi doğrultusunda planlı ve kararlı bir şekilde çalıştıklarını vurguladı.


Zorlu ve uzun soluklu bir sürecin sonunda elde edilen bu başarının büyük bir emek ve özverinin sonucu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akkın, fakültenin bugün geldiği noktanın gurur verici olduğunu söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:


"Fakültemizde sunulan eğitimin dünya kalite standartlarında olduğu resmiyet kazanmıştır. Bu tablo, yalnızca akademik başarının değil; aynı zamanda ekip ruhunun ve disiplinli çalışmanın sonucudur. Önümüzdeki süreçte de eğitim kalitemizi daha ileri taşımak için çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz." Prof. Dr. Akkın, başta Prof. Dr. Akkın, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı ile üniversite yönetimi, akademik ve idari personel ile akreditasyon sürecinde görev alan öğrencilere katkı ve desteklerinden dolayı teşekkür etti.


Sağlık alanındaki teknolojik dönüşüm doğru yönetilmeli


Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek ise akreditasyon sürecinin yalnızca bir değerlendirme olmadığını, aynı zamanda hem öğrenen hem de öğreten yönüyle bir gelişim süreci olduğunu belirtti.


Prof. Dr. Sayek, bir eğitim programının değerlendirilmesi, akredite edilmesi ve sonrasında sürekli iyileştirme çalışmalarının sürdürülmesinin toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti.


Akreditasyonun, nitelikli hekim yetiştirme sürecinde kritik rol üstlendiğini kaydeden Prof. Dr. Sayek, ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülen akreditasyon çalışmaları hakkında da sayısal veriler paylaştı.


"Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Tıp Eğitimi Hedefleri" başlıklı sunumunda, hekimlik mesleğinin özüne değinen ve tıp eğitiminin mevcut durumu, dünyadaki gelişmeler ve Türkiye’nin bu alandaki hedefleri hakkında kapsamlı bilgiler veren Prof. Dr. Sayek, "Hekimlik; yalnızca bilgiye ve teknik beceriye dayanan değil, aynı zamanda vicdan, etik değerler ve insan odaklı bir yaklaşım gerektiren bütüncül bir meslektir. Sir William Osler’in 1903 yılında dile getirdiği, ‘Hekimlik, ticaret değildir; bir sanattır. Bir iş değil, bir görevdir. Bu görevde yüreğimiz aklımızla birlikte çalışmalıdır’ sözü, tıbbın hem bilimsel hem de insani yönünü en yalın haliyle ortaya koymaktadır. Günümüzde tıp, teknolojiyle iç içe ilerleyen bir alan haline gelmiştir. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekir: Hekimler yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren, yön veren ve ihtiyaçlara göre şekillendiren bireyler olmalıdır. Sağlık alanındaki teknolojik dönüşümün doğru yönetilmemesi, ilerleyen süreçte çeşitli riskleri de beraberinde getirebilir" dedi.


Türkiye’nin tıp eğitimi alanında önemli bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Sayek, bu sürecin başarılı olabilmesi için planlı, bilimsel ve sürdürülebilir adımlarla ilerlenmesi gerektiğinin altını çizdi.


Sunuculuğunu Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Hüseyin Hatımoğulları’nın yaptığı törene, SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, TEPDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası Akreditasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu, Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. İbrahim Halil Türkbeyler, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile Başhekimi Prof. Dr. Yusuf Ünal Sarıkabadayı, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.



SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyet öncesi tıp eğitimi programı, uluslararası akredite programlar arasında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: "Vergi sistemimizde ciddi bir sorun var" Hizmet-İŞ Sendikası Kayseri Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu’na katılan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan; "Verginin adil olması gerekiyor. Bizim vergi sistemimizde ne yazık ki ciddi bir sorun var" dedi. Kadir Has Kongre Merkezi’nde yapılan Hizmet - İŞ Sendikası Kayseri Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu; divan heyetinin oluşturulmasıyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden genel kurula katılan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan üyelere seslendi. Vergi sisteminde adaletsizlik olduğunu savunan Başkan Arslan; "HAK-İŞ olarak Kayseri’de bir miting gerçekleştirmiştik, bu mitingin amacı şuydu; emeklilik sistemi başta olmak üzere vergi sistemimizi ve başka sorunlarımızı gündeme getirerek kamuoyu oluşturmak adına Kayseri, Gaziantep, Kocaeli gibi illerde büyük mitinglere imza atmıştık. Vergi bir vatandaşlık borcudur, vergi vermekten asla şikayetçi değiliz. Vergimizi verirsek devlet oluruz, vergi varsa bir devlet vardır. Biz vergi vermekten şikayetçi değiliz. Ama çok kazananın az verdiği, az kazananın çok vergi verdiği bir sisteme itiraz ediyoruz. Verginin adil olması gerekiyor. Bizim vergi sistemimizde ne yazık ki ciddi bir sorun var. Bu sorunların çözümü için HAK-İş ciddi çalışmalar yaptı. En son Maliye Bakanımız ile yaptığımız görüşmelerde bu hususun bir kere daha altını çizdik ve bunun değişmesini istedik. 2002 yılında bir asgari ücretli 17 ay çalıştıktan sonra yüzde 20 dilime giriyordu, yani 1 yıl yüzde 15’ten çalışmaya devam ediyordu. Vergi dilimlerindeki makas bayağı bir genişti. Bugün asgari ücretliden vergi alınmış olsa 5 ay sonra yüzde 20 dilime giriyor. Asgari ücretten yüksek alan vatandaşlarımız ki kamuda çalışanlarımız da öyle 4. aydan itibaren yüzde 20 dilime giriyor. Ocak ayında 100 TL’miz bu sistem içerisinde Aralık ayına gelindiği zaman 75 TL’ye düşüyor. Ücretimiz aşağı çekiliyor. Çünkü vergi dilimlerindeki makas çok kısa. Büyük bir haksızlık yaşıyoruz. Verginin bütün yükünü çalışanlara, ücretlilere yıkmak adil değil" dedi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının da değişmesi gerektiğini söyleyen Genel Başkan Mahmut Arslan; "Türkiye’deki 17 milyon 500 bin emekçinin yaklaşık yüze 60 civarı asgari ücretle çalışıyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının değişmesini uzun yıllardır istiyoruz. Asgari ücretin tespit edilmesi için gereken kriterler sadece TÜİK’in kriteri. Asgari ücreti hükümet, işçi ve işveren olarak üçlü bir yapı var onlar belirliyor. Kamuda çalışan asgari ücretlinin sayısı, istatistiklere girecek kadar bile yok. O zaman niye hükümet Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda var? Çünkü mevzuatımıza göre 50 civarında düzenleme asgari ücrete endeksli. Bir kanunla asgari ücretle olan düzenlemeleri ayırırız, asgari ücret sadece asgari ücret olsun ve özel sektörle sendikalar yapsın istiyoruz. Sendikaların olmadığı, işçilerin olmadığı asgari ücret arızalı bir asgari ücret oldu. Onun için hükümetimize bir kez daha çağrı yapıyorum; asgari ücret belirleneli 5. aya giriyoruz, hala Asgari Ücret Tespit Komisyonu ile ilgili bir adım atılmadı. Maalesef bizim bütün çağrımıza rağmen asgari ücret önümüzdeki yıl da muhtemelen hükümet ile işveren arasında belirlenecek. Bu Türkiye’ye yakışmıyor. Ülkemizi seviyoruz, ülkemizin kriz yaşamasını istemiyoruz. Ama bu ülkenin çocukları olarak adil ve hakkaniyetli bir sistemin hem vergi, hem emeklilik hem de asgari ücret konusunda hakkaniyetli bir çözümü mutlaka başarmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Belediyeler olarak aynı anlayışla çalışmaların devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da; "Hem siyasi hem gönül bağı itibariyle HAK-İŞ’i, Hizmet-İŞ’i bir sendika olmaktan öte gören bir anlayış içerisinde sürecin baştan beri takipçisi ve az çok da emeği olan bir anlayışla aynı felsefenin insanları olarak seviyoruz. Sendikamızın kıymetli başkanına diyorum ki; ne olur eğitim ve felsefemizi asla göz ardı etmeyelim, hep beraber yol alalım. Bunun dışında gerisi hep halledilir. O açıdan ücret politikasıyla değil anlayış sahibi olarak el ele vereceğiz" diye konuştu. Konuşmaların ardından mevcut Başkan Yavuz Navruz’un tek liste ile girdiği genel kurulda oylama işlemi başladı.
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Gerçekten bu istiklal madalyasının Trabzon’umuza da fevkalade yakıştığını bir kere daha ifade etmek istiyorum" Ankara’da Trabzon Günleri Açılış Programında konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Gerçekten bu istiklal madalyasının Trabzon’umuza da fevkalade yakıştığını bir kere daha ifade etmek istiyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri Açılış Programına katıldı. Burada konuşan Kurtulmuş, Trabzon günlerinin başlangıcını 1. TBMM Binası’nda gerçekleştirmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, "Geçtiğimiz sene ağustos ayıydı zannediyorum. Meclisin şeref salonundaki törenle Trabzon’un hak etmiş olduğu istiklal madalyası, ne hikmetse biraz da bu kadar gecikerek, Trabzon’a tevdi edildi. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Gerçekten bu istiklal madalyasının Trabzon’umuza da fevkalade yakıştığını bir kere daha ifade etmek istiyorum. İstiklal madalyası hiç şüphesiz sadece bir şehri onurlandırmak değil o mücadeleleriyle istiklal harbimizin kazanılmasında büyük emekleri olan Trabzon’daki balıkçılar locası, muhterem zatlarını, kahraman büyüklerimizi, kadın, erkek, genç, yaşlı hep beraber en zor şartlarda mühimmat taşıyarak Anadolu’nun kurtuluşu mücadelesine verdikleri destansı kahramanlığı hatırlamaktır. Bir semboldür. Sadece bir madalyadan ibaret değildir. Bir hatırlama bir anma bir yad etme ve aslında o günlerdeki milli ruhu bugüne taşımanın kararlılığıdır" diye konuştu. "İstiyoruz ki horonlarımızla coşalım, türkülerimizle yürekleri buluşturalım" Tüm Ankaralıları, bugünden itibaren 12 Nisan’a kadar sürecek olan ve Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen Ankara Trabzon Günleri’ne katılmaya; Trabzon’un tarihini, kültürünü, misafirperverliğini ve lezzetlerini birlikte yaşamaya davet eden Bakan Uraloğlu, şöyle konuştu: "Elbette bol bol futbolu ve Trabzonspor’u konuşacağız. Bu dört gün boyunca Trabzon’un kadim ruhunu, yiğitliğini ve vefasını Başkent’in göbeğinde yeniden hissettireceğimiz bir buluşma gerçekleştireceğiz. Ankara Trabzon Günleri, şehrimizin tarihini, kültürünü ve enfes lezzetlerini tanıtmakla kalmayacak; horon ve kolbastı gösterileriyle coşacak, konserlerle, defilelerle, sergilerle ve yöresel ürün stantlarımızla da Başkent’i; Trabzon’un ve Karadeniz’in eşsiz renkleri, sesleri ve kokularıyla donatacağız. Bu etkinlik, Trabzon ile Ankara arasında sadece gönül köprüleri değil, kültür köprüleri, ekonomi köprüleri ve gelecek köprüleri de kuracak. İstiyoruz ki horonlarımızla coşalım, türkülerimizle yürekleri buluşturalım, Trabzon’un engin misafirperverliğiyle Ankara’yı kucaklayalım. Buradan tüm Ankaralıları ve Başkent’te yaşayan herkesi; tekrardan Ankara Trabzon Günleri’ne, bu muhteşem buluşmaya, bu vefa ve hasret şölenine katılmaya davet ediyorum." Program plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.