SAĞLIK - 03 Nisan 2026 Cuma 13:06

Ağrı tedavisinde yeni dönem: ultrason rehberliğinde nokta atış tedavisi

A
A
A
Ağrı tedavisinde yeni dönem: ultrason rehberliğinde nokta atış tedavisi

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, ultrason eşliğinde yapılan girişimlerin hem doğruluk oranını artırdığını hem de hasta güvenliğini üst düzeye çıkardığını belirtti.


Kas-iskelet sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde ultrason kullanımı son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Özellikle omuz ve diz problemleri başta olmak üzere tüm eklemler, omurga kaynaklı rahatsızlıklar (boyun ve bel fıtıkları) ile tendon ve ligaman (bağ) ve kas yaralanmaları gibi yumuşak doku kaynaklı ağrılarda ultrason rehberli uygulamalar, tedavi başarısını artıran modern yöntemler arasında öne çıkıyor.


Prof. Dr. Koca, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Ultrason sayesinde tedaviyi doğrudan problemli dokuya uygulayabiliyoruz. Bu da özellikle omuz ve diz başta olmak üzere tüm eklem problemleri, boyun ve bel fıtıkları ile tendon ve ligaman (bağ) ve kas yaralanmalarında tedavi başarısını belirgin şekilde artırıyor" dedi.


Hangi hastalara uygulanıyor


Dr. Koca, "Ultrason rehberli nokta atışı tedaviler, Omuz, diz başta olmak üzere tüm eklem ağrıları, Boyun ve bel fıtıkları, Tendon ve ligaman (bağ) yaralanmaları, Kas yaralanmaları, Spor yaralanmaları, Bel ve boyun kaynaklı yumuşak doku ağrıları, Bursit ve yumuşak doku iltihapları gibi birçok kas-iskelet sistemi probleminde güvenle uygulanabiliyor" şeklinde konuştu.


Hangi hastalarda tercih edilmeyebilir


Her hasta için uygun olmayabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle aktif enfeksiyon bulunan bölgelerde, kontrolsüz kanama bozukluğu olan hastalarda ve bazı ileri sistemik hastalıklarda dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Bu nedenle tedavi öncesi mutlaka hekim değerlendirmesi yapılması gerekiyor.


Radyasyon içermemesi önemli avantaj


Prof. Dr. Koca, ultrasonun en önemli üstünlüklerinden birinin radyasyon içermemesi olduğunu vurgulayarak , "Skopi cihazı kullanılarak yapılan diğer nokta atışı tedavilerinde hastalar az da olsa radyasyona maruz kalabilmektedir. Ultrason ise tamamen radyasyonsuz bir yöntemdir. Bu yönüyle hem hasta hem de hekim açısından çok daha güvenli ve avantajlıdır" ifadelerini kullandı.


İşlem nasıl yapılıyor, ne kadar sürüyor


Dr. Koca, "Ultrason rehberli tedaviler genellikle klinik ortamda, lokal uygulamalar şeklinde gerçekleştiriliyor. İşlem sırasında hedef doku ultrason ile anlık olarak görüntülenerek iğne tam doğru noktaya yönlendiriliyor" ifadelerine yer verdi.


"İşlem çoğu zaman 5-10 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Hastalar genellikle aynı gün günlük yaşamlarına dönebilir. Bu da yöntemin konforunu artıran önemli bir faktördür" diyen Prof. Dr. İrfan Koca, işlem sonrası sürecin de hastaya özel planlandığını belirtti.


Başarıyı artıran ‘görerek tedavi’ yaklaşımı


Ultrason rehberli uygulamaların en önemli farkının "görerek tedavi" olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, sözlerini şöyle tamamladı:


"Artık tedaviyi göz kararı değil, doğrudan görüntü eşliğinde yapıyoruz. Bu da hem hedefe tam ulaşmayı sağlıyor hem de gereksiz doku hasarını önlüyor. Sonuç olarak daha etkili, daha güvenli ve daha hızlı bir iyileşme süreci elde ediyoruz."


Uzmanlar, ultrason rehberli tedavilerin önümüzdeki yıllarda kas-iskelet sistemi hastalıklarının yönetiminde standart uygulamalar arasında yerini daha da güçlendireceğini belirtiyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun OMÜ’de "Ustalara Saygı Anadolu Rock Konseri" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde, OMÜ Modern Müzik Topluluğu ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen "Ustalara Saygı Anadolu Rock Konseri", Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi. Akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği konserde, Anadolu rock müziğinin unutulmaz eserleri sahneye taşındı. Programda "Tamirci Çırağı", "Gülpembe", "Sevdim Seni Bir Kere", "Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş", "Islak Islak", "Aşkın Mapushane", "Endamın Yeter", "Elfida", "Anma Arkadaş", "Çöpçüler", "Rüzgar", "Mavi Duvar", "Dert Olur", "Anlıyorsun Değil Mi", "Kara Sevda", "Gibi Gibi", "Kar Yağıyor Bugün Ankara’da", "Sevenler Ağlarmış", "Yollarda Bulurum Seni", "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa", "Aldırma Gönül", "Yaralı Gönül", "Her Şeyi Yak", "Resimdeki Gözyaşları", "Arap Saçı", "Bu Son Olsun" ve "Estarabim" gibi sevilen eserler seslendirildi. Konserde sahneye çıkan ekipte vokal ve elektro gitarda Baran Vural, elektro gitarda Erdem Gümrükçü, bas gitarda Sami Ünal, klavyede Yusuf Kağan Terzi ve bateride Melih Kuzçalı yer aldı. Performanslarıyla dinleyicilerden büyük beğeni toplayan grup, salonu dolduran izleyicilere müzik dolu bir gece yaşattı. Etkinlik, Anadolu rock müziğinin önemli eserlerini yeni nesille buluştururken, katılımcılara nostaljik ve coşkulu anlar yaşattı. Konser, uzun süre alkışlanan performansların ardından sona erdi.
Bursa Nilüfer’de Ataol Behramoğlu ile şiir ve müzik dolu gece Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Dizelerin İzinde" söyleşilerinin konuğu, Türk şiirinin usta kalemi Ataol Behramoğlu oldu. Turgay Fişekçi’nin moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlik, sanatseverlere şiir ve müzikle iç içe bir gece yaşattı. Nilüfer Belediyesi’nin edebiyat dünyasının önemli isimlerini ağırladığı "Dizelerin İzinde" programı, Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Usta şair Ataol Behramoğlu’nun konuk olduğu etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Emre Karagöz ile çok sayıda sanatsever katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanatın birleştirici gücüne dikkat çekti. Usta şairin dizelerine kulak vermekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Haluk Çetin’in müziğiyle zenginleşen bu buluşma, bizlere sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda vicdan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor" dedi. Başkan Şadi Özdemir’in konuşması sırasında Behramoğlu’nun "Bir Gün Mutlaka" ve "Sevginin Önünde" şiirlerinden okuduğu bölümler salondan büyük alkış aldı. Behramoğlu’ndan hayata ve şiire dair mesajlar Sanatseverlerin ilgisi eşliğinde sahneye çıkan Ataol Behramoğlu da, Konstantin Simonov’un İkinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı ünlü "Bekle Beni" şiirinin çeviri sürecinden bahsederek sözlerine başladı. Hayatta felsefe, şiirin önemini vurgulayan şair, duygu ve dildeki derinleşmenin şiirin temel şartı olduğunu belirtti. Ailesinden ve kendi hayat hikayesinden kesitler paylaşan Behramoğlu, katılımcılara, "Bir şey yapacaksınız hemen başlayın, ertelemeyin" tavsiyesinde bulundu. Usta şair, konuşması esnasında "Sonbahar Ezgisi" şiirini katılımcılar için okudu. "Hayattan gelen organik şiir" Söyleşinin moderatörü yazar Turgay Fişekçi ise Türk şiirinin tarihî evrimini anlatarak Ataol Behramoğlu’nun edebiyatımızdaki yerine değindi. Behramoğlu’nun şiirini "hayattan gelen organik şiir" olarak tanımlayan Fişekçi; şairin gençlik yıllarındaki toplumsal bilincine, 12 Mart ve 11 Eylül darbesi dönemlerinde yaşadığı zorluklara, hapis ve sürgün yıllarına dikkat çekti. Fişekçi, Behramoğlu’nun hapiste kızı için yazdığı "Kızıma Mektuplar" eserini Türk şiirinin en lirik baba-çocuk şiirleri arasında göstererek, "Ataol Behramoğlu, sadece şiiriyle değil, insanlığıyla da 60-70 yıldır bu ülkenin kültür hayatının anıt kişiliklerinden biri olmuştur" ifadelerini kullandı. Behramoğlu şiirleri seslendirildi Söyleşi bölümünün ardından müzik ve şiir akşamı geçildi. Haluk Çetin’in müzikleri eşliğinde, Nilüfer Kent Tiyatrosu oyuncular Ayşe Güreşçi ve Gökhan Kum sahne alarak Ataol Behramoğlu’nun sevilen şiirlerini seslendirdi. Etkinliğin kapanışında ise izleyicileri bir sürpriz karşıladı. Ataol Behramoğlu’nun eşi Hülya Behramoğlu sahneye çıkarak, Haluk Çetin ile birlikte şairin unutulmaz şiiri "Aşk İki Kişiliktir" şiirini okudu.
Bursa Bursa’da diyabetli öğrencilere sensör desteği Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor. Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu sensörler yalnızca 2-18 yaş aralığındaki hastalar için karşılanırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuş olacak. Projeye, 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasında başvurular alınacak. Projeden yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.