GENEL - 03 Temmuz 2023 Pazartesi 12:04

Gaziantep Valisi Kemal Çeber göreve başladı

A
A
A
Gaziantep Valisi Kemal Çeber göreve başladı

Gaziantep Valiliğine atanan Kemal Çeber görevine resmen başladı.

Gaziantep Valiliğine atanan Kemal Çeber görevine resmen başladı.


Rize Valiliğinden Gaziantep’e atanan Kemal Çeber düzenlenen törenle resmen görevine başladı.


Gaziantep Valisi Kemal Çeber, “İnşallah kısa zamanda her şeyi normale döndüreceğiz, devletimizin ve ilimizin vaatlerini yerine getireceğiz. Son hemşerimiz huzurlu, güvenli, sağlıklı yuvasına, kalıcı konutuna yerleşene kadar bu iş bitti diyemeyiz. O güne kadar tüm gücümüzle tüm hemşerilerimizin yanında olacağız ve son hemşerimizi de o afetin izinden tamamen kurtarana kadar işimiz bitti demeyeceğiz. Biz bunu yapacak güce, kudrete, imkana sahibiz” dedi.


Bir önceki görev yeri olan Rize’de 5 yıl hizmet ettiğini anlatan ve kadim şehir Gaziantep’te göreve başladığını belirten Gaziantep Valisi Kemal Çeber, “Çok özel bir ilden başka çok özel bir ile geldiğimi biliyorum. Bana bu iki güzide ilde görev yapmayı nasip eden Allaha sonsuz hamd ediyorum. Bizi bu göreve layık gören Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya Beye şükranlarımı, teşekkürlerimi sunuyorum. Artık kadim bir şehirdeyim Evliya Çelebi’nin değimiyle Şehr-i Ayıntab-ı Cihan dünyanın gözbebeği şehri Gaziantep’teyim sizlerle beraber Gaziantepli hemşerilerime hizmet etmeye gayret edeceğim” dedi.



“Her şeyi normale döndüreceğiz, devletimizin ve ilimizin vaatlerini yerine getireceğiz”


Yıkıcı depremin izlerini silmek ve tüm vatandaşların güvenli bir ortamda sağlıklı bir şekilde kalıcı konutlarına kavuşana kadar çalışacaklarını aktaran Vali Çeber, “6 Şubat’ta büyük bir afet yaşadık. Hepimiz acısını içimizde hissettik ve bu deprem afetinden en çok etkilenen illerden biriside Gaziantep oldu. Özellikle Nurdağı ve İslahiye ilçelerimiz afetten çokça etkilendi. Bir kısmınız biliyordur bende o süreçte Ramazan ayının da içerisinde olduğu 36 günlük bir periyotta Nurdağı’nda hizmet etmeye gayret ettim. Oradaki hemşerilerimizle hemhal olduk acılarını paylaştık dertlerini gidermeye gayret ettik, yakından olayları gözlemledik, bu boyutuyla ilimizdeki duruma o zamanki tecrübelerimizle hakim olduğunu söyleyebiliriz. Devletimizin, milletimizin ve ilimizin ne kadar güçlü olduğunu afet sırasında herkese gösterdik. Üzerinden çok zaman geçmedi afetin olduğu günden benim geldiğim güne kadar çok önemli faaliyetlerin yapılıp gelişmeler sağlandığını takip ettim. Bizim bulunduğumuz dönemde de burada görevde olan arkadaşlarımızla güzel hizmet etmeye çalıştık ve ben ayrıldıktan sonraki 2 ayda da geldiğim ilk gün sayın bakanımızla bayramın ilk günü Nurdağı ve İslahiye’yi gezdiğimizde gördüm ki yine çok önemli yol kat edilmiş. Elhamdülillah ki böyle bir devletiz böyle bir iliz böyle bir milletiz. İnşallah kısa zamanda her şeyi normale döndüreceğiz, devletimizin ve ilimizin vaatlerini yerine getireceğiz. Son hemşerimiz huzurlu, güvenli, sağlıklı yuvasına, kalıcı konutuna yerleşene kadar bu iş bitti diyemeyiz. O güne kadar tüm gücümüzle tüm hemşerilerimizin yanında olacağız ve son hemşerimizi de o afetin izinden tamamen kurtarana kadar işimiz bitti demeyeceğiz. Biz bunu yapacak güce, kudrete imkana sahibiz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Göktaş: "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor’’ dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) iş birliğiyle İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen I. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı, 16-17 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi. Konferans, bugün yapılan oturumların ardından Sütlüce Kampüsü’ndeki kapanış programıyla sona erdi. "Türkiye’de ve Özbekistan’da Ailenin Güçlendirilmesi Temelli Devlet Politikaları" temasıyla düzenlenen konferansın kapanış toplantısına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Züleyha Mahkamova, Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanı Sharipov Kongratbay Avezimbetovich, KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, Özbek Kadın Hakları Koruma Derneği Başkanı Ozoda İslomova ile çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı. Konuşmalardan önce ilkokul öğrencilerinden oluşan dans ekibi, Türk kültürüne ait yöresel dansları sergiledi. "Temennimiz buradaki bilgi ve öneriler, Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün" İstanbul’da pek çok ülkenin geleceğini ilgilendiren bir başlık etrafında buluştuklarını aktaran Bakan Göktaş, "İki gün süren 1. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı’nda akademinin birikimini, sahadan gelen tecrübeyi ve kurumlarımızın çözüm önerilerini aynı masada buluşturduk. Konferans boyunca aile yapısındaki değişimi, evlilik ve ebeveynliği destekleyen mekanizmaları, kuşaklar arası dayanışmayı ve sahada etkisi kanıtlanmış iyi uygulamaları değerlendirdik. Demografi ve nüfus eğilimlerinden sosyal hizmet modellerine, dijital risklerden aile içi iletişime kadar geniş bir çerçevede ele aldık. Temennimiz odur ki burada ortaya çıkan bilgi ve öneriler Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün. Sahada karşılığı olan ortak projeler, aileyi güçlendiren somut adımları çoğaltsın’’ şeklinde konuştu. "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi, artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Ailenin kimliğin, aidiyetin, merhametin, sorumluluğun, dayanışmanın ilk öğretildiği yer olduğuna da dikkat çeken Bakan Göktaş, "Çağımızda aile çok katmanlı bir baskı altında. Bu noktada meseleye iki pencereden bakmak zorundayız. Birincisi, demografik dönüşüm penceresidir. Yıllarca ülkemizde aile planlanması adı altında doğurganlık hızının azaltılması için çalışmalar yürütüldü. Bugün yaşadığımız düşük doğurganlık oranları, bu yaklaşımın birikmiş bir sonucudur. Türkiye’de doğurganlık hızının 2024’te 1,48’e düşmesi, nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor. Birçok Avrupa ülkesi düşük doğurganlık düzeyine 200 yılda inerken, Türkiye bu noktaya 60 yıl gibi kısa bir sürede geldi. Türkiye, Çin, Arjantin ve Kuveyt’ten sonra doğurganlık hızı en çok düşen dördüncü ülkedir’’ ifadelerini kullandı. İlk evlenme yaşının yükselmesinin, evlilik ve boşanma göstergelerindeki değişimin aileyi güçlendiren ‘önleyici ve destekleyici’ politikaları daha da kritik hale getirdiğini belirten Bakan Göktaş, "İkincisi günlük hayatın kırılganlıkları penceresidir. Aileyi sadece bir değer olarak değil, aynı zamanda sosyal refahı büyüten, birliği ve beraberliği güçlendiren bir sistem olarak ele almak zorundayız. Çünkü artan şehirleşme, uzayan çalışma saatleri, hayatımızı kuşatan dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu durum da bizler için sahaya inen, aileye ulaşan, riskleri erken gören ve aileyi kendi gücüyle ayakta tutan politika tasarımlarını zorunlu kılıyor’’ diye konuştu. "Tüm adımlarımızla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ Aile Eylem Planı’yla aileye erişim ve hizmet kapasitesini büyütürken de iki temel ilkeye dayandıklarını belirten Bakan Göktaş, "Yakınlık, hizmetin ailenin kapısına kadar gidebilmesi demektir. Süreklilik ise bir defalık müdahale yerine aileyle ’hayatın akışı içinde’ yol yürümek demektir. Çocuğu aile yanında desteklemek, ebeveyni güçlendirmek, riskleri erken tespit etmek ve aileye rehberlik etmek bu yaklaşımın omurgasıdır. Sosyal hizmet merkezlerimiz, sosyal risk haritalarımız, mobil SHM, yüz yüze ve online eğitim ve danışmanlık mekanizmalarımız bu ilkelerin sahadaki karşılığıdır. Böylece tüm bu adımlarla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ dedi. Sümeyye Erdoğan Bayraktar da, iki gün boyunca yürütülen tartışmaların ailenin ne kadar kritik ve çok boyutlu bir alan olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.