GÜNDEM - 10 Temmuz 2025 Perşembe 10:14

Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar

A
A
A
Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yılın 5 ayı boyunca meşeyi birçok işlemden geçirerek odun kömürü üreten üreticiler, ağacı yakarak elde ettikleri odun kömürü için gece gündüz başında nöbet tutuyor.


Yaz mevsiminde vatandaşlar mangal keyfi yaparken, Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindeki bir tesiste çalışan üreticiler her yıl nisan ve eylül ayları arasında odun kömürü üretimi yapıyor. Oldukça zahmetli olan odun kömürü üretimi, meşe ağaçlarının 4-5 kez işlenmesi ile yapılıyor. Yılda 40 tona yakın üretim yaptıklarını belirten emekçiler, gece gündüz demeden ateş başında ter döküyor.



"Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz"


Yılın 5 ayı üretimde olduklarını söyleyen 61 yaşındaki Nevzat Altıntaş, "Odunu dışarıdan getiriyoruz, burada kömür yapıyoruz. 3-4 kuyu var; 2 kuyu dışarıda, 2 kuyuda topraklama yapıyoruz. Onlarla birlikte ayda yaklaşık 35-40 ton kömür üretiliyor. Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz. Burada eziyetten başka bir şey yok. Kazanan da zaten tüccar, biz burada bir şey kazanamıyoruz. El emeğimizi 40 liraya veriyoruz ama hiçbir şey kazanamıyoruz. Dışarıdakiler fiyatlarımızı düşürüyor. Bazen aracılar gelip bizden 40 liraya alıyor, 60 liraya satıyor. Sadece pazar günleri Eskişehir’e gidiyoruz, geri kalan zamanlarda buradayız. Erzak için Seyitgazi’ye gidiyoruz. Buradan Eskişehir’e kömür götürdüğümüzde, oradan erzak tedarik ediyoruz. Burada biraz su sıkıntımız var, onun dışında pek sorunumuz yok. Nisanda geliyoruz, eylül ayına kadar burada kalıyoruz. Bir hayli zor oluyor. İş yaparken toz duman içinde kalıyoruz ama buna da alıştık" dedi.



"15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz"


Kömürün üretim sürecini anlatan 60 yaşındaki Sakıp Şen ise şunları söyledi:


"Meşe odunu kamyonla, tırla geliyor. Yaklaşık 25 ton odun geliyor. Bunu 4-5 sefer elimizden geçiriyoruz. Ayırıyoruz, diziyoruz, kesiyoruz, samanlıyoruz, topraklıyoruz ve yakıyoruz. 15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz. 15 gün sonra soğutuyoruz, sonra yavaş yavaş kuyuları açıyoruz. Kuyuların sistemi, eski sisteme göre daha iyi. 5 veya 6 ton odundan 1 ton kömür elde ediliyor. Yani koyduğun odunun hepsi kömür olmuyor. Hava şartları iyi giderse 5’de 1, kötü giderse 6’da 1 kömür çıkıyor. Adam bulamıyoruz. Adam bulsak beş ayda burada 100 ton kömür çıkarırız ama biz ancak yarısını, yani ortalama 50 ton kömür çıkarabiliyoruz. Millet, piknik alanlarında bunun keyfini sürüyor. Bir de fiyatlar pahalı diyor. Geliyorlar, 50 lira yüksek geliyor. Marketten aldığın kömür belli, 2 kilosu zaten 100 küsur lira, 160 lira. Kömür değil o. Marketten her gün alıyorsun. Bak, biz burada uğraşıyoruz, 24 saat bekliyoruz. Bunun yağmuru var, fırtınası var ama sefasını onlar çekiyor. Onlar yakıyor, sadece ’pıtır pıtır’ yelpazeliyor. Yüzde 50’si mangal yakmayı bile bilmiyor. Alıyorlar gidiyorlar, ’Yakıyoruz’ diyorlar, habire yakıyorlar. O yakanlar bizim için iyi müşteri. Bilen adam bizim için iyi müşteri değil. O güzel yakıyor, 10 kilo kömürü 2 ayda yakıyor. Öbürü 15 günde yakıyor. O, bizim için çok güzel müşteri. Ben onları gözlerinden öpüyorum."



Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.