GÜNDEM - 11 Kasım 2025 Salı 16:35

Orman şehidi Eyüp Dereli adına oluşturulan alana 15 bin fidan dikildi

A
A
A
Orman şehidi Eyüp Dereli adına oluşturulan alana 15 bin fidan dikildi

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkıp Afyonkarahisar’a sıçrayan orman yangınında şehit olan dozer operatörü Eyüp Dereli adına oluşturulan alana 15 bin fidan dikilirken, düzenlenen törene şehidin kardeşi Faik Dereli ile çocuğu Batuhan Dereli de katıldı.


Tepebaşı ilçesinin Eğriöz Mahallesi’nde düzenlenen fidan dikim törenine, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katılım gösterdi. Etkinlikte hazır bulunan isimler arasında Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Veli Altıntaş ve Tepebaşı Kaymakamı Sadettin Yücel yer aldı. Düzenlenen törende protokol üyeleri, vatandaşlar ve öğrenciler hep birlikte 15 bin tane karaçam fidanını özenle toprak ile buluşturdu. Öte yandan ise Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkan orman yangınında şehit düşen Eyüp Dereli’nin bazı aile yakınları da törene katılım gösterdi. Şehit Dereli’nin çocuğu Batuhan Dereli ve ikiz kardeşi Faik Dereli bu anlamlı hatıra ormanı hakkında konuştu.



"Eyüp Dereli’nin aziz hatırasını yaşatacaktır"


Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Veli Altuntaş, fidan dikim töreninde, "Yaşamımızın kaynağı, suyun, havanın, toprağın sigortasıdır. Bizler, bu topraklarda görev yapan ormancılar olarak her diktiğimiz fidanın bir nefes, bir umut, bir gelecek olduğunun bilincindeyiz. Bugün burada toprakla buluşturacağımız her fidan, hem doğamıza can verecek hem de görevini yaparken şehit olan mesai arkadaşımız Eyüp Dereli’nin aziz hatırasını yaşatacaktır" dedi.



"Bu güzel etkinliğin gereklilik olduğunu kabul etmemiz gerekecek"


Tepebaşı Kaymakamı Sadettin Yücel ise törende yaptığı konuşmada, "Umulur ki bugün burada, adına ormanlık oluşturmak üzere planlarını birazdan toprağına ve can suyuna kavuşturacağımız alanda da belki o canlar, burada toprağıyla buluşturacağımız canlar dolayısıyla aramızda olacak. Ya buraya gelecek, belki de burayla ilgilenecek, bilmiyoruz. Ama en azından biz bunun böyle olabileceğini düşünerek, tahmin ederek, dileyerek bu güzel etkinliğin anlam ötesi bir gereklilik olduğunu da galiba kabul etmemiz gerekecek" ifadelerini kullandı.


Protokol konuşmalarının ardından vatandaşlar ile birlikte şehidin adına fidan ekim işlemleri başladı.



"Ben de şu anda babam gibi kendimi mutlu hissediyorum"


Şehir Eyüp Dereli’nin çocuğu Batuhan Dereli ise yapılan hatıra ormanı için, "Şu anda mutlu hissediyorum kendimi çünkü bu hem vatanımız için, vatanımızda daha fazla oksijen kaynağı olacak hem de bu, yani hem Eskişehir hem de tüm dünya ülkeleri için hepimize armağan olacak. Babam olsaydı eğer şu anda burada, kendini mutlu hissederdi. Ben de şu anda babam gibi kendimi mutlu hissediyorum. Benim hayalim, ileride babam gibi iyi bir dozer operatörü olmak. Babam önceden de bazen, tatil olduğunda, canım evde sıkıldığında kendi isteğimle onun yanına giderdim. Bazen çalışırdık, bazen eğlenceli aktiviteler yapardık, dışarıda gezerdik. En sevdiğimiz aktivite dışarı çıkıp bisiklet sürmekti. Babamın canı sıkıldığı zaman her zaman Orman Genel Müdürlüğü’ne giderdik, orada bizi eğlendirirdi. Babam voleybolu çok severdi, çok fazla oynardı. Hatta ormanın turnuvalarına katılmıştı. Çok mutlu oldum ve duygulandım. İlk fidanları da burada ailemle beraber dikmiş olduk" kelimelerini kullandı.



"Bir kardeşten de öte, canımdan bir parçaydı"


Şehit düşen ikizi adına yapılan hatıra ormanı hakkında konuşan kardeş Faik Dereli ise, "Bu hatıra ormanının yapılmasında emeği geçen herkese, gerek Orman Müdürlüğü’ne gerekse burada katkı sunan tüm arkadaşlara Allah razı olsun. Gerçekten çok güzel ve anlamlı bir yer olmuş. Herkesten Allah razı olsun. Bu süreç bizim için oldukça acılı bir süreçti. Tabiri caizse "ateş düştüğü yeri yakar" derler ya, biz tam olarak bunu yaşıyoruz. Kolay bir dönem geçirmedik ve muhtemelen bundan sonra da kolay olmayacak. Sonuçta o benim ikiz kardeşimdi Bir kardeşten de öte, canımdan bir parçaydı. Bu nedenle yaşadığımız süreç çok farklı ilerliyor. Sürekli bir boşluk içindeyiz, kendimizi hep eksik ve yarım hissediyoruz. Muhtemelen bundan sonra da hep öyle hissedeceğiz. Çünkü artık hayatımızda hiçbir şey eskisi gibi olamayacak. Ben de onun adına buradayım, onun adına söylüyorum. Allah herkesten razı olsun" dedi.



Orman şehidi Eyüp Dereli adına oluşturulan alana 15 bin fidan dikildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."