GÜNDEM - 08 Kasım 2025 Cumartesi 10:15

Her yaştan insan bu minyatür arabaların ’hastası’ oluyor

A
A
A
Her yaştan insan bu minyatür arabaların ’hastası’ oluyor

Eskişehir’de her yaştan vatandaş kendilerine yeni bir hobi olarak ’minyatür araba koleksiyonculuğu’nu seçerek yüzlerce araba biriktiriyor.


Yeni nesil hobilerden biri olan ’minyatür araba koleksiyonerliği" her yaştan vatandaşın ilgisini topluyor. Küçük yaştaki çocuklardan başlayıp 60 yaşındaki yetişkinlere kadar geniş bir yaş yelpazesine sahip olan bu hobi, her bütçeye uygun olması ile popülerliğini arttırıyor. Ülke ve model olarak ayrılarak hobi sahiplerinin hayallerindeki arabaya minyatür olarak sahip olmalarını sağlıyor. Öte yandan ise vatandaşlar kendi sahip oldukları arabanın minyatür halini bulmak için tezgahlara ve dükkanlara yöneliyorlar.



"Çocuklar da var 60 yaşındaki amcalar da"


Her yaştan vatandaşın bu hobiye başladığını aktaran İsmail Meşedalı, "Çocukların ilgisi, özellikle erkek çocukların ilgisi çok yüksek. Sadece bunu çocuk olarak da düşünmeyelim. Ben 36 yaşında bir insan olarak ben de yapıyorum. Emin olun 60 yaşında gelen amcalar da var. Hani artık nasıl diyeyim yani elinizde aldığınızdaki hissiyat mı diyeyim buna? Yoksa ne bileyim görsel bir doygunluk seviyesi mi diyeyim? Bir şekilde insanlar bir yerden bir taneyle başlayıp devamını sürdürüyor ve hastalık çığırına geliyor yani" dedi.



"50’den alıp örnek veriyorum 1500’e kadar araba var"


Bu hobinin geniş bir ekonomik yelpazeye sahip olduğunu aktaran Meşedalı, 50’den alıp örnek veriyorum 1500’e kadar araba var. Biraz kişinin geliriyle alakalı olan bir durum. Ama her insan başlayabilir. Arabaların kendine ait tarzları var. Japonları sevenler var, Alman grubunu sevenler var. Amerikan klasik sevenler var. Onda da bütün markalar bütçeye göre değişiyor. Premium arabalar var. Regulerler biraz daha çocuklara yönelik uygun fiyatlı. Yani her bütçeden her şekilde başlanabilir" şeklinde konuştu.



"Ama belli bir noktadan sonra da ’hastalık’ konumuna geliyor"


Bu hobinin belli bir süreden sonra ’hastalık’ konumuna geldiğini aktaran Meşedalı, "İnsanlar kendilerine böyle bir uğraş edinmek için çok güzel bir şey. Yani kesinlikle tavsiye ederim. Ama belli bir noktadan sonra da ’hastalık’ konumuna geliyor. Buna dikkat edelim diyorum" ifadelerini kullandı.



"Şahin zaten ülkemizin vazgeçilmezi"


Son olarak vatandaşların hangi araba modellerine meraklı olduğunu anlatan Meşedalı, "Az önce bir tane marka otomobil soran arkadaşım vardı ama ne yazık ki yok. Mesela Broadway soran var, Toros soran var, Şahin zaten ülkemizin vazgeçilmezi. Yani işte çok zor. Özellikle kendini kanıtlamış markalarda, bizim ülkemizde arabalarını üretme ihtimalleri yok. Çünkü dünyaya satıldığı için bir ülke için özel olarak araba üretmezler. Henüz yok. İnşallah çıkar, bekleriz yani" kelimelerini kullandı.



Her yaştan insan bu minyatür arabaların ’hastası’ oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.