SAĞLIK - 03 Haziran 2025 Salı 12:23

Bu belirtiler kalp krizi ile karıştırılabilir

A
A
A
Bu belirtiler kalp krizi ile karıştırılabilir

Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, "Hipertansiyon, panik atak ve kalp krizi birbirine benzer belirtilerle karşımıza çıksa da, sonuçları birbirinden çok farklı olabilir. Kesin tanı için mutlaka uzman kontrolü şarttır" dedi.


Dr. Akyüz, hipertansiyonun çoğu zaman sessizce ilerlediğini hem de panik atak ile kalp krizinin benzer belirtiler gösterebileceğini belirterek, halk arasında sık yapılan yanlışlara dikkat çekti. Hipertansiyonun toplumda yaygın olarak yalnızca baş ağrısıyla ilişkilendirildiğini belirten Dr. Akyüz, bu algının doğru olmadığını vurgulayarak, "Pek çok kişi, ‘başım ağrımıyor ki, tansiyonum yüksek olamaz’ şeklinde düşünüyor. Oysa hipertansiyon uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Sessiz bir tehlikedir. Bu nedenle, tansiyonun düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir." şeklinde konuştu. Haftada en az bir ya da iki kez tansiyon ölçümü yapılmasını öneren Akyüz, 130 ve 80 üzerindeki değerlerde mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti.



Panik atak ve kalp krizi sıklıkla karıştırılıyor


Panik atak ve kalp krizinin benzer şikâyetlerle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Akyüz, her iki durumda da hastaların göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtilerle acil servise başvurduğunu ancak aradaki farkın yalnızca uzman değerlendirmesiyle anlaşılabileceğini söyledi. Akyüz, "Panik atak; genellikle stres, anksiyete ya da kişinin psikolojik yapısıyla bağlantılı olarak gelişir. Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi gibi semptomlar kalp krizine çok benzer. Ancak panik atakta yapılan EKG ve kan testlerinde kalp krizine dair herhangi bir bulguya rastlanmaz" ifadelerini kullandı.



Kalp krizi belirtileri geçici değil


Kalp krizinin belirtilerinin panik ataktan farklı olarak kalıcı ve ilerleyici olduğunu hatırlatan Dr. Akyüz, bu farkın hayati olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:


"Panik atakta hastanın sakinleştirilmesiyle belirtiler hafifler, bazen tamamen geçer. Ancak kalp krizinde göğüs ağrısı geçici değildir, genellikle giderek şiddetlenir ve başka belirtilerle birlikte seyreder. Kalp krizinde evde beklemek çok ciddi risk taşır, zaman kaybı hayati sonuçlar doğurabilir."



Ne zaman hastaneye başvurmalı?


Dr. Akyüz, göğüs ağrısı yaşayan, çarpıntı hisseden ya da nefes darlığı şikâyeti olan kişilerin bu belirtileri hafife almadan bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini belirtti. Özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Akyüz, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.