TEKNOLOJİ - 30 Ekim 2025 Perşembe 10:00

TBD Uluslararası Laboratuvar Tıbbı Zirvesi Erzurum 2025 Atatürk Üniversitesinde başladı

A
A
A
TBD Uluslararası Laboratuvar Tıbbı Zirvesi Erzurum 2025 Atatürk Üniversitesinde başladı

Atatürk Üniversitesi, bilim dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren TBD Uluslararası Laboratuvar Tıbbı Zirvesi Erzurum 2025’e ev sahipliği yapıyor. Türk Biyokimya Derneği (TBD) tarafından düzenlenen ve Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirve, 28-31 Ekim 2025 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonunda başladı.


Kafkas Yöresi Halk Oyunları ile başlayan programın açılışına Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra; Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Türk Biyokimya Derneği (TBD) Başkanı Prof. Dr. Doğan Yücel, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri öğretim üyesi ve aynı zamanda Etkinlik Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kızıltunç ile Rektör Danışmanı Prof. Dr. Erol Akpınar, çok sayıda bilim insanı ve öğrenci katıldı.


Bu yıl 50. kuruluş yıldönümünü kutlayan Türk Biyokimya Derneğinin en kapsamlı uluslararası etkinliklerinden biri olan zirve; IFCC (International Federation of Clinical Chemistry and Laboratory Medicine) ve EFLM (European Federation of Clinical Chemistry and Laboratory Medicine) tarafından da destekleniyor. Etkinlikte, başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden gelen bilim insanları, klinisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler bir araya geliyor.


Rektör Hacımüftüoğlu: "Bilim, Merak ve Merhametle Buluştuğunda Sınır Tanımaz"


Programın açılışında bir konuşma gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bilimin birleştirici gücüne vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Hepinizi Atatürk Üniversitesi ve Türk Biyokimya Derneğinin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Tıbbi Biyokimya Kongresi’nde büyük bir onur ve mutlulukla selamlıyorum. Aynı çatı altında bir araya gelmiş bu kadar özverili bilim insanını görmek, biyomedikal bilimin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendiriyor. Biyokimya, yaşamın dili olarak tanımlanır. Her molekül, her keşif, merakın ve insanlığın ortak idealleri uğruna verilen emeğin hikâyesini taşır. Bu yılki temamız olan ‘Molekülden Laboratuvara, Laboratuvardan Tedaviye’, bizlere çalışmalarımızın laboratuvarda sona ermediğini, her bir buluşun bir hastanın yaşamına dokunma gücüne sahip olduğunu hatırlatıyor."


Rektör Hacımüftüoğlu, konuşmasında ayrıca Erzurum’un bilimsel buluşmalara ev sahipliği yapmak için eşsiz bir şehir olduğunu belirterek: "Erzurum, yüzyıllardır fikirlerin ve öğrenmenin kesiştiği bir noktadır. Bugün, bilimin ortak dili ve paylaşılan bir amaç etrafında yeniden buluşuyoruz. Dileriz ki sadece oturumlarda değil, şehrimizin sıcak atmosferinde de ilham bulursunuz." ifadelerini kullandı.


Bilimsel Paylaşımın Kalbi Erzurum’da Atıyor


Zirvede, uluslararası düzeyde katılım sağlayan bilim insanları tarafından gerçekleştirilecek konferanslar, sempozyumlar ve çalıştaylarla laboratuvar tıbbının güncel gelişmeleri ele alınıyor. IFCC ve EFLM temsilcilerinin yanı sıra Türk Cumhuriyetlerinden ve ülkemizden çok sayıda konuşmacının yer aldığı programda, tıbbi biyokimya alanında yenilikçi uygulamalar, moleküler tanı teknolojileri, yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve klinik laboratuvar yönetimi konuları tartışılacak.


Etkinlik kapsamında genç araştırmacılar için kayıt ve konaklama bursları sağlanırken, sunulan bildiri özetleri de Turkish Journal of Biochemistry dergisinde yayımlanacak.


50. Yılda Bilimsel Bir Buluşma Noktası: Erzurum


Bu yıl aynı zamanda Türk Biyokimya Derneği’nin 50. yılı olması dolayısıyla ayrı bir anlam taşıyan zirve, alanında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Katılımcılar, hem bilimsel hem de sosyal etkinliklerle dolu bu dört günlük program süresince bilgi paylaşımında bulunacak, yeni iş birlikleri için fırsatlar oluşturacak.


Atatürk Üniversitesi, düzenlenen bu tür uluslararası organizasyonlarla bilimin evrensel dilini desteklemeye, araştırma ve inovasyon kültürünü güçlendirmeye devam ediyor.



TBD Uluslararası Laboratuvar Tıbbı Zirvesi Erzurum 2025 Atatürk Üniversitesinde başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.