İnsanoğlunun bilinen en eski süs eşyalarından olan Oltu Taşı, Erzurum’un Oltu ilçesinde, yöre insanının emeği ile yeraltından bin bir güçlükle çıkarılıyor.
Taşın saklanması ve şekil verilmesi de ayrı bir özen ve emek gerektiriyor. Her usta bir heykeltıraş titizliğinde çalışıp, yumuşak Oltu Taşı’nı çifte su verilmiş bıçakla yontup zımparalayarak şekil verir. Tebeşir tozu ve zeytinyağı ile cilalanan taşlar, kolyeden küpeye, sigaralıktan yüzüğe pek çok süs eşyasına dönüşüverir. Özellikle erkeklerin elinden düşürmedikleri Oltu Taşı’ndan tesbihler tüm ihtişamlarıyla "ben de varım" der gibidir.
Oltu Taşı’nın tarihi Bronz Çağı’na dek uzanıyor
Fosilleşmiş reçine ya da fosilleşmiş ağaç gövdelerinden oluşan Oltu Taşı, yumuşak bir linyit türüdür. Hakim renk siyahtır, ancak nadiren de olsa gri yeşilimsi renkli olanları da vardır. Oltu Taşı’nın tarihi Bronz Çağı’na dek uzanıyor. Zengin Romalılar’ın mücevherlerini ve değerli süs eşyalarını süsler. Geçmişte tesbihler, kutsal emanet sandıkları ve heykeller yapılır bu siyah taştan. Yazılı kaynaklara göre, 17. yüzyılda Oltu Taşı’nın tozu doktorlar tarafından ilaç niyetine kullanılır. En ihtişamlı günlerini Viktorya Dönemi’nde (1837-1901) yaşar. Kocası Prens Albert’in yasını tutan İngiltere Kraliçesi Viktorya’nın hayatının sonuna dek Oltu Taşı’ndan mücevherler takması bir moda başlatır. O dönemde gücü yeten herkes, bu taştan yapılma yüzük, broş ve kolyeler taşımaya başlar.
Hava ile temas edince sertleşiyor
Oltu Taşı cevheri çok ince, zaman zaman kaybolan yani kırılmış damarlar halinde bulunduğundan çok fazla çıkarılamaz. Topraktan çıktığında çok yumuşak olmasına rağmen hava ile temas ettiğinde hemen sertleşir. Bu yüzden de galeriden çıkıp cilalanana kadar mutlaka nemli ortamda saklanır. Büyük emekle çıkarılan bu maden küçük atölyelere gönderilir. Atölyelerde, tasarlanan süs eşyalarına göre sınıflandırılan maden, el çarkı ile işlenir. Bu işlem yürek ister, sevgi ister ve her şeyden öte derin bir sabır ister. İşin püf noktası ise taşın yumuşak ve nemli kalmasının sağlanmasıdır. Bu yüzden işlenecek kadar maden, su içinde bırakılarak korunur. Geri kalanı ise yeniden toprağa gömülerek saklanıyor.
Tespihle ünü arttı
Oltu Taşı’ndan en çok yapılan ve en çok tanınan ürün hiç şüphesiz tesbihlerdir. Ünü Türkiye dışına da yayılan Oltu Taşı tespihler, elde çekildikçe daha çok parlayıp güzelleşir. 33’lük olanına ’tek sayı1, 99’luk olanına uç sayı1 adı verilen tespihler gümüş işlemesine göre kuka (yuvarlak), kızılcık, mercimek, kesme gibi isimler alır. dolayı Oltu Taşının işlenmesi kolay, işlendikçe hava ile temas ederek sertleşen, kullandıkça parlayan bir cevherdir. Genellikle siyah, bazen koyu kahverengi, nadiren gri ve yeşilimsi renklerde bulunur. Hava gazında alev çıkarak yanar ve geriye bir miktar kül bırakır. Yanma esnasında aniden soğutulursa camlaşır ve kalıp haline gelir. Sürtünme ile elektriklenir ve hafif cisimleri çeker.









